Ölümden Değil, Bulaştırmaktan Korkarım

HIV pozitif olmasına rağmen, hayat kadını olarak mesleğini sürdüren C. anlatıyor. C., yurtdışında büyümüş, iyi eğitimli, üç yabancı dil bilen bir kadın. Hayat kadınlığına, bağımlı olduğu eroin yüzünden başladığını...
hayat kadını

HIV pozitif olmasına rağmen, hayat kadını olarak mesleğini sürdüren C. anlatıyor.

C., yurtdışında büyümüş, iyi eğitimli, üç yabancı dil bilen bir kadın. Hayat kadınlığına, bağımlı olduğu eroin yüzünden başladığını anlatıyor. HIV pozitif olduğunu Zührevi Hastalıklar Hastanesi’nde öğrenmiş. Mesleğini sürdürürken, müşterilerini prezervatifle korumaya çalışıyor. ‘Hayatımdan bıktım, ama bulaştırırsam vicdan azabı çekerim’ diyor.

Onun adı yok. O bir ‘harfin’ arkasına saklanarak topluma seslenmeye çalışıyor. 49 yaşındaki hayat kadını C. Aslında iyi eğitim görmüş, yurtdışında büyümüş, üç dil bilen bir kadın. HIV taşıdığı halde mesleğini sürdürüyor. Sadece müşterilerini prezervatif kullanmaları konusunda uyarıyor. Reddeden erkeklere HIV virüsü taşıdığını açıkça söylüyor, ancak aldığı cevap her seferinde, “Atın ölümü arpadan olsun” oluyor. Bedenini satmaya 21 yaşında eroin parası bulmak için başlayan C., 10 yıl genelevde çalışmış. HIV virüsünü taşıdığını, geçen yıl bir baskında yakalandıktan sonra, götürüldüğü Zührevi Hastalıklar Hastanesi’nde öğrenmiş. Üç ay evden hiç çıkmamış, ancak tedavi için paraya ihtiyacı olduğundan tekrar çalışmaya başlamış. HIV virüsünün eroin şırıngasından bulaştığını düşünüyor. Ölümden korkmuyor. Zaten hayat, onu fazlasıyla bıktırmış… İyi eğitim görmüş olmasına, üç dil bilmesine rağmen iyi bir iş bulamayıp, İstanbul’un göbeğinde bedenini satmak zorunda olan C.’nin öyküsü…

– Her şey nasıl başladı?
Yurtdışında büyüdüm, okudum. Üç dil biliyorum. 21 yaşında Türkiye’ye geldim ve kendimi satmaya mecbur kaldım. Eroin bağımlısıydım. Bu işe eroin yüzünden başladım. Çalışırken de kullanıyordum. Bir süre kaçak çalıştım. Ama olmadı. Bir genelevde çalışmaya başladım.
– HIV virüsü taşıdığınızı nasıl anladınız?
Geçen yıl, Ağustos sonlarında sokakta yakalandım. Can Can’a (Zührevi Hastalıklar Hastanesi) götürdüler. Orada rutin testler yapılırken çıktı. Önce bana ‘sende virüs var’ dediler. Sonra daha şaşkınlığımı üzerimden atamadan gazetecilerin önüne çıkardılar ‘AIDS’li’ diye.. Bütün gazetelerde yer aldı, ‘AIDS’li hayat kadını yakalandı’ diye.. Sonra hemen bıraktılar ‘Git tedavini yaptır’ diye..
– Sonra ne yaptınız?
Yıkıldım, kendimi üç ay eve kapattım. Hiç kimse bana yardım etmedi, ilgilenmedi. Şişli’de bir derneğe gidip yardım istedim. Benden tedavi için 1 milyar 800 milyon lira istediler. Bir süre sonra mecburen çalışmaya başladım. Tanıdıklarımı alıyorum, seçici davranıyorum. Prezervatifsiz kabul etmiyorum. Zaten doktor açıkladı, ne ağızdan, ne tükürükten bulaşmıyor. Prezervatifsiz de hiçbir şey yapmıyorum.
– HIV size nasıl bulaşmış olabilir?
Uyuşturucudan. Enjektör kullanıyordum. Oradan geçtiğini tahmin ediyorum. Kesinlikle çalışırken bulaşmış olamaz. Ben kimseyle prezervatifsiz ilişkiye girmedim. Çok küçük bir olasılık.
– Müşterilerden prezervatif kullanmayı istemeyen olmuyor mu?
Oluyor, çok oluyor ama zorla takıyorum ben.
– HIV taşıdığınızı söylüyor musunuz?
Ben şöyle yapıyorum, “Beyefendi belki ben bir hastalık taşıyorum” diyorum. “Olsun” diyor, “Geçsin” diyor. Ben “Kusura bakmayın, ben vicdan azabı duyarım” diyorum.
– Günde kaç kişiyle birlikte oluyorsunuz?
Belli olmuyor. Bazen bir kişi oluyor, temiz para bırakıyor. Bazen 8-10 müşteri. Ben devamlı gezerim. Sabit bir yerde durmam. Anlıyorlar, arkamdan gelip soruyorlar. Sonra fiyat falan işte. Kaliteli müşteri seçiyorum, herkesle gitmiyorum. Herkesle birlikte olan erkekler var. Pis kadınlar var sokakta.
– Ya birine bulaştırırsam diye rahatsız olmuyor musunuz?
Rahatsız etmez olur mu? Ben çok dikkatli davranıyorum. Affedersiniz o sırada bile prezervatifi tutuyorum çıkmasın diye.
– Bu başınıza gelmeden önce bir kadının HIV taşıdığını bile bile Taksim’de kendini sattığını öğrenseydiniz ne yapardınız?
Hiçbir şey yapmazdım. Çünkü çok var.
– Hiç öleceğinizi düşündünüz mü?
Valla hiç problem değil. Ne yapayım, ecelse olur. Zaten bıktım bu hayattan…
Bade Gürleyen
Kategoriler
RöportajYaşam
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • hiv aids hastalığı

    Çağın Vebasını Yendik

    ‘Cahil Periler’ filminde Ferzan Özpetek’in çizdiği ‘ölüm döşeğindeki AIDS’li hasta’ portresini çıkarın hafızanızdan. Perilik iyi de cahilliğin lüzumu yok: İnsanlığın kolera ve vereme karşı elde ettiği zaferlerin bir yenisi...