Ölen Hücrenin Yerine Yenisi Konacak

Tıptaki gelişmelerden belki de en fazla yararlanan alanlardan biri kalp ve damar hastalıkları… ABD’nin önde gelen sağlık merkezi Cleveland Clinic’ten Prof. Dr. Murat Tuzcu hastalığın tedavisiyle ilgili son çalışmaları...
Fotoğrafta trombositler ve akyuvarlar görülüyor
Fotoğrafta trombositler ve akyuvarlar görülüyor. Kan pıhtıları, kalbin sol ventrikülünün (sol karıncık) iç duvarında oluşmuş.

Tıptaki gelişmelerden belki de en fazla yararlanan alanlardan biri kalp ve damar hastalıkları… ABD’nin önde gelen sağlık merkezi Cleveland Clinic’ten Prof. Dr. Murat Tuzcu hastalığın tedavisiyle ilgili son çalışmaları anlattı.

Prof. Dr. Murat TuzcuKalp damar hastalıklarının geleceğine projektör tutmaya çalışınca karşıma karmaşık bir tablo çıkıyor. Bir yandan son yarım yüzyılda giderek artan bir hızla ilerleyen bilimin ve teknolojinin çizdiği eğriyi uzatınca coşkulu bir umutla doluyorum. Öte yandan bu hastalıkların çoğunun temelinde yatan yaşam tarzımızın gidişatına baktığım zaman, içimi derin bir endişe kaplıyor. En iyisi konuyu, kalp damar sağlığının geleceği ve kalp damar hastalıklarının geleceği diye iki başlık altında ele almak.

Endüstrileşmiş Batı toplumlarında 1970’lerden itibaren kalp damar hastalıklarından ölümler azalmaya başladı. Gelişmekte olan ülkelerdeyse bu durumun tam tersi gözlendi. Damar sertliğine bağlı hastalık ve ölümler katlanarak arttı ve artmaya devam ediyor. Bu artışın altında yatan iki önemli neden yakın geleceğin de bu açıdan zorluklarla dolu olacağını düşündürtüyor.

Ömür uzadıkça yeni dertler çıkıyor. Bulaşıcı hastalıkların ve yetersiz beslenmenin bir ölçüde de olsa önünün alınması erken ölümleri önleyip orta ve ileri yaş nüfusunu arttırdı. Yaşlanan toplumlarda kalp ve damar hastalıkları daha sık görülmeye başladı. Buna ek olarak, modernleşmeyle hızla değişen sosyal yapı ve yaşam tarzları, damar sertliğini azdıran faktörleri davet etti.

Son 30 yılda, eskiye göre kalorisi bol, özellikle işlenmiş un ve şekerden, doymuş yağlardan zengin besinlere ulaşması kolaylaşan, günlük hayatında haraketli bir yaşam sürmesi gerekmeyen geniş kitlelerde gözle görünür bir dönüşüm yaşandı. Şişmanlık, diyabet, yüksek tansiyon, kan yağı anormallikleri nüfusun her kesiminde arttı. Bunlara genç yaşta başlanan sigara eklenince, kalp damar hastalıkları salgınına yaldızlı davetiye çıkmış oldu.

Fotoğrafta trombositler ve akyuvarlar görülüyor. Kan pıhtıları, kalbin sol ventrikülünün (sol karıncık) iç duvarında oluşmuş.

Fotoğrafta trombositler ve akyuvarlar görülüyor. Kan pıhtıları, kalbin sol ventrikülünün (sol karıncık) iç duvarında oluşmuş.

Gelişmekte olan ülkeler tehlikede. Önümüzdeki 20 yılda diyabet ve kalp damar hastalıklarının dünyada katlanarak artacağı ve bu ağır yükün yüzde 80’inin gelişmekte olan ülkelerin sırtına yükleneceği öngörülüyor. Ne yazık ki elde olan sınırlı verilere bakınca ülkemizin de bu gidişattan nasibini alacağını görüyoruz. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü dahil birçok uluslararası kuruluş bu konuda alarm zillerini çalmaya başladı. Ama, sorunun kısa ve orta dönemde çözümü çok zor. Çünkü, toplumsal yaşam koşullarımız için yaptığımız temel seçimlerde köklü değişiklikler de yapmamız gerekiyor.

Hastaya özel tedavi gelecek

Kalp damar hastalığının tanı ve tedavisinin geleceğine umutla bakıyoruz. Son 50-60 yılda öğrendiklerimizle epeyce yol aldık. Lakin, herkese tek tip elbise giydirir gibi hâlâ her hastaya hemen hemen aynı testleri yapıyor, aynı tedavileri uguluyoruz. Bunu kişisel özellikleri önemli bulmadığımız için değil, hangi kişisel özelliğin ne yönde belirleyici olduğunu bilmediğimiz için yapıyoruz.

1990’larda ilerleyen genetik biliminin bu sorunu çarçabuk çözeceğini düşünüyorduk. Son 20 yılda bu işin sandığımız kadar kolay olmadığını öğrendik. Damar sertliğinin oluşum ve ilerlemesini idare eden binlerce gen var. Bu genlerin birçoğu her zaman faal durumda değil. Üstelik, birinin yaptığı diğerinin ne yapacağını etkiliyor. Kısacası milyonlarca faktörün birbirini etkilediği karmaşık bir süreç. Genetik bilmindeki gelişmeler er veya geç bize konfeksiyon yerine terzi maharetiyle giyinmenin yolunu açacak.

Ölen hücrenin yerine yenisi konacak. Geçen 30 yılda olduğu gibi önümüzdeki on yıllarda da kalp yetersizliği çeken hasta sayısının giderek arttığını göreceğiz. Kalbi, geçirilen krizleri nedeniyle zayıflamış, kapaklarının çalışması bozulmuş, modern tıbbın hayatta tuttuğu ama yaşam kalitesini düzeltemediği, çözüm bekleyen milyonlarca hastaya yeni milyonlar eklenecek. Bu hastalar için pille çalışan kalp destek cihazları ya da yapay kalp bir ölçüde çare olacak olsa da gerçek çözüm, yeni kalp hücrelerinin ve damarların üretilmesinden geçecek. Kök hücre tedavisi ve doku mühendisliğinde son 20 yılda çok yol aldık. Genetikte olduğu gibi ilk yılların coşkulu iyimserliği kendini gerçekçi bir umuda bıraktı. Kalp kasının tahrip olan bölgelerinin yenilenmesi, hasta kapağın, kişinin kendi hücrelerinden üretilen dokuyla onarılması çok uzak değil. Gelecekte, kendi hücrelerimizden çoğaltarak elde edilen materyallerden üç boyutlu yazıcılarla yeni kan damarı hatta yeni bir kalp basılması olmayacak bir iş değil.

Hücreleri görüp çalışmalarını izleyeceğiz

Hastalıkların tanısını sağlayan görüntüleme ve ölçme yöntemlerindeki ilerlemeler geleceğe ümitle bakmamıza neden olan bir başka alan. Kalp ve damarların üç boyutlu, her an değişen görüntülerinin, o anki işlevleriyle beraber kaydedildiği ve üç boyutlu olarak izlenip, ayrıntılı hesaplamaların ve karşılaştırmaların yapılabileceği günler uzak değil. Nanoteknolojiyle hücrelerin mikroskopik düzeyde görüntülenmesi, çalışmalarının saniye saniye izlenmesiyle elde edilecek bilgilerin güçlü bilgisayarlar aracılığıyla değerlendirilmesi şimdi hayal bile edemediğimiz kapılar açacak bizlere.

Son söz: Kalp damar hastalıkları alanında birkaç örneğini verdiğim birçok hayalin gerçekleşebilmesi için tıp dışı bilimsel ve teknolojik alanlardaki gelişmeleri hızla benimseyip alet kutumuzu zenginleştirmemiz çok önemli. Ancak bu yolla geometrik olarak artan bir hızla ilerleyebiliriz. Genetik bilimle, nanoteknolojiyi beraber kullanırken robot teknolojisini onların emrine verip yeni buluşların etkilerini dijital tıp uygulamalarıyla zenginleştirilmiş elektronik tıbbi kayıt sistemleri aracılığıyla küresel ölçekte değerlendirdiğimizde hayallerimiz gerçekleşmeye başlayacaktır.

Kategoriler
Sağlık

Benzer Konular

  • Hamilelikte kanamalar ciddiye alınmalı

    Hamilelikte kanamalar ciddiye alınmalı!

    Hamilelikte kanamalar neden olur? Gebelikteki kanamalar çoğunlukla düşük ve erken doğumla, plasenta sorunları ile, dış gebelikle ya da mol gebelikleri ile ilgilidir. Çok erken dönemde ise gebeliğin rahim duvarına...
  • Güzelliğiniz gölgelenmesin

    Güzelliğiniz gölgelenmesin

    Yüzünüzdeki sivilcelerden ya da terlemeden mi şikayetçisiniz yazın sorunlarınızı doktorumuz Melisa Eczacıbaşı yardımcı olsun. Merhaba, benim de sivilce problemim var fakat çok ileri bir aşamada değil fakat 6 ay...
  • Tüp Bebek için izlenen adımlar

    Tüp Bebek için izlenen adımlar

    Tüp Bebek tedavi protokolüne karar vermeden önce hastanın geçmiş tedavilerinin sonuçları, bayanın yaşı, FSH hormonunun değeri, yumurtalıkların adetliyken incelenmesi sonrasındaki rezervinin durumu kararda önem taşımaktadır. Kullanılan iki tedavi şemasından...
  • Robot Yapay Zeka

    Üstelik Hakları Var!

    Çok Geç Kalmış Olabiliriz. Dokunuyor hissediyor ve hatırlıyorlar. Üstelik hakları var! İnsanı robottan ayırmanın en dillere pelesenk klişesi, biz insanoğlunun hissedebilmesi, oysa Terminatör âlemine böyle sıfat üflenmemiş olması… Robotların...