Okumak

“Oğlum hiç kitap okumuyor“, “Çocuklarımın, ellerine, doğru dürüst kitap aldıklarını görmedim.”Danışmanlık yaşamım boyunca çok sık duydum bu sözleri anne babalardan, daha da duymaya devam edeceğim, eminim. Çocuklarımız neden okusun,...
Çocuklarımız nasıl kitap okur

Oğlum hiç kitap okumuyor“, “Çocuklarımın, ellerine, doğru dürüst kitap aldıklarını görmedim.”Danışmanlık yaşamım boyunca çok sık duydum bu sözleri anne babalardan, daha da duymaya devam edeceğim, eminim. Çocuklarımız neden okusun, Nedenleri var mı? Öyle ya insanın her türlü davranışının bir amacı olmalı. Bireyin, amaç olmadan, hedefe giden davranışa yönelmeyeceğine düşünüyorum. Şimdilerde buna motivasyon diyorlar.

Yolda gördüğümüz kâğıt parçasını düşünelim, hiç aldık mı onu yerden? Neden alırız? Dişlerinizi hiç fırçaladınız mı? Neden fırçalarız dişimizi farkında mısınız? Bu sorulara verilen yanıtlar çok önemli. Davranışlarımızın daha çok farkına varmak için nedenler üzerinde düşünmek önemli.

Buda’ya sormuşlar: “Sen tanrı mısın?” Yanıt: “Hayır.” “Peki, melek misin?” “Hayır.” “Peki, o halde nesin?” demişler. “ Ben her şeyin farkındayım.” demiş. Buda’nın bu yüzyıllara ulaşmış olması gerçekten de onun,birçok şeyin farkında olmasından kaynaklanıyordu. Farkındalık, bugün halen birçok terapi ekolünün ana konusu ve terapi tekniğidir. Biz ancak düşüncelerimizin, duygularımızın, tutumlarımızın ve davranışlarımızın farkına varırsak onları kontrol edebiliriz. Farkında olunan davranış kontrol edilen/edilebilen davranıştır.Okuma davranışının neden gerektiğini, çocuklarda nasıl oluşturabileceğimizi bilmemiz gerekir.

Evet, evet yukarıda sorduğum soru çok basit gibi görünse de benim açımdan çok anlamlı bir soru bu. Dişlerimizi ne için fırçalarız? Dişlerimizi bakterilerden korumak için, oluşacak kötü görünümden kurtulmak, hastalıklardan korunmak için fırçalarız, bunlar bizim motivasyonlarımızdır. Bu davranışı bu türden motivasyonumuz olduğu için bazen biraz zorlansak da yaparız. Yanı bu davranışımızın gayet anlaşılabilir somut nedenleri vardır.

Kitaplarla aramızdaki ilişkide öyledir. Kitap okumanın nedenleri olması gerekir. Bu nedenleri farkında olmamız gerekir. Ben kendi nedenlerimi hedeflerimi anlatayım. Bu nedenlere sizde ekleyebilirsiniz. Ne güzel! Daha fazla nedenimiz, daha fazla motivasyon kaynağımız olur.

Kitap okumayan bir coğrafyanın insanıyız vesselam. Bu çok iyi bildiğimiz bir cümle olsa da bir daha hatırlatmakta yarar görüyorum. Birey olarak da toplum olarak da ortak geleceğimiz buna bağlı, aynı gemide yolculuk ediyoruz çünkü.

Ayrıca okumayan bir toplum geri kalmak için en büyük ihtiyacı olan insan tipine sahip demektir. Bu insan tipi hem kendi toplumuna, hem de evrene zarar verir, insani gelişimin önünde engeldir.

Kendimi daha fazla tanımak, insanın belki de en az tanıdığı şeylerden birisi kendisidir, kendini tanımak, kendini bilmek ayrı bir çaba gerektirir. Kendimizi bilmenin bir yolu diğer insanların ne olduğunu bilmektir.Kitaplar insanı insana anlatır, bize farkına varmadığımız özelliklerimizi öğretir. Deneyimin de önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak teori olmaksızın yaşanılan deneyimlerden birikim oluşmaz. Okumayan insan yaşadığı deneyimin farkına varmayabilir. Kitaplar yüzyıllardan damıtılmış deneyimlerdir.

Eş seçiminden iktidarını seçmeye kadar yaşamdaki tüm seçimlerini bilinçli yapmak. Kim ile nasıl mutlu olacağını, ne istediğini bilen birey, eşini seçerken de buna göre davranır. İstediği özelliklere sahip, mutlu olabileceği, bir insanla evlenir. Meslek seçiminde de öyledir, kendini tanımayan birçok genç üniversitede hangi bölümü yazacağını düşünüp durur. Bu yüzden de tıp, mühendislik, işletme tercihlerini art arda sıralar. Hepsi ayrı ayrı kişilikleri, ilgileri, yetenekleri gerektirir. Oysa bu meslekler arasında ortak nokta bulmak için zihnimizi zorlamamız gerekir. Elindeki tercih listesi, muhtemelen öğrencinin kendi nedenlerinin değil, başkalarının nedenlerinin bir birleşimidir.

Fırsat ve olanak eşitliği savunusu, hoşgörülü olma, demokratlık ve insancıl olma gibi tüm bireylerin az ya da çok kişiliğinde olması gereken özellikleri, daha çok okuyan insanlarda gözlemleriz. Bu niteliklere sahip insanlar çoğaldıkça dünya daha yaşanası bir yer olur. Mutluluğun temel kaynaklarından çok önemli bir tanesi insan ilişkileridir. Doğru davranan, doğru ve ahlaklı düşünen insanlarla bireylerin mutlulukları artar. Nazım Hikmet’in istediği dünya böylelikle kurulur galiba. Bir şiirinde “ne zaman incitmeyecek kimse kimseyi” diyerek istediği dünyanın özlemini dile getirmişti.

İnsanın yüzyıllardır edindiği birikimi, geldiği noktayı bilmek. İlkel toplumdan bugüne, bilgisayar çağına, teknoloji çağına nasıl gelindiğini farkına varmak. Bunun kolay olmadığını, ilerlemek için büyük devrimlerin yaşandığını, bazen bu gelişmenin durdurulduğunu kavramak.

İnsan denen türün emeğiyle yarattığı kültürleri bilmek ve bunun üzerine kültür eklemek.” Her türlü insani etkinliğin ürünü, doğada olmayan insan yaratımı” olarak tanımlanan kültür. İnsanın işleyen elinin, işleyen zihninin ürünü. İnsani birikimden yararlanan birey, bu birikimlerin karşılığında verebileceği bir şeyler olmalı.Bunun için çaba göstermeli.

Her türlü iktidarın bizi tahakküm altına almaya çalıştığını farkına varmak. İktidarın düşüncelerimizi de yönettiğini bilmek. Bunu engellemek.

Ezbere kopyacılığa yenik düşmeden yaşadığımız olayların, olguların yorumunu kendimizce yapmak.

Ekolojik, toplumsal, siyasal ve ekonomik olaylar karşısında kayıtsız kalmamak bu konuda duyarlılık geliştirmek. Kısacası her türlü soruna “bu bizi ilgilendirmez” demeden duyarlılık göstermek. İnsanlar insani sorumlulukları birbirlerine yüklerken dünyamız elden gidiyor.

Çocuklarımız nasıl kitap okur?

Çocuklarının okumamasından şikâyet eden anne babalara sorarım; peki siz okuyor musunuz? Tam bir yanıt gelmez genellikle. Kendisinin yapmadığı bir şeyi çocuğuna zorla yaptırmaya çalışan anne babanın farkına varmadan zorbalık yaptığını düşünürüm. Neden?

Model alma, insanların birçok şeyi öğrendiği en temel öğrenme kuramlarından bir tanesi. Çocukların, dili kullanmasıyla, düşünceleriyle veya davranışlarıyla, anne babalarına veya kendisini yetiştiren kişilere, etrafındaki yakınlara oldukça benzediğini söyleyebiliriz .Dolayısıyla biz ne yaparsak aslında çocuklarımızda genelde onu taklit edecek ve o davranışı öğrenmiş olacaktır. İnsanlar, etraflarındaki insanların benzeridirler.Yukarıdaki soruya dönelim, etrafında, yakın çevresinde hiç kitap okuyan birini görmeyen, kitaplardan bahsedilmeyen ortamda çocuk, kitap okumayı normal bir davranış kalıbı içinde görmeyecektir.Haliyle bu yaşamına sindirilmiş bir alışkanlıkta olmayacaktır. Aksine kitap okuma davranışı, çocuk tarafından son derece yanlış bir düşünce olan boş zaman alışkanlığı olarak değerlendirilecektir.

İnsanoğlu bugününü, dünün meraklı insanlarına borçludur. Yarınlarımız, dünyamızın geleceği de bugün merak eden insanın eseri olacak. Yıldızların neden parlak göründüğünü merak edeceğiz, dünyanın neden elips olduğunu, insanın neden kalbi olduğunu, neden yürüdüğünü. Zekâ mı? Dediniz. Evet, merak zekânın da ürünü buna daha fazla katılırım. Fakat yaşamımızda bir şeyi başarmak için birçok şeyde olduğu gibi bunda da antrenman yapmak gerekir. Merak antrenmanı, bunu kendi kendimize veya çocuklarımıza soru sorup bu soruların ardına düşerek yapabiliriz.

Merak uyandırmanın önemli bir yolu, çocuklarımıza okuduğumuz kitaplardan bahsetmektir. Çocuğumuza romandaki, hikayedeki karakterlerin neler yaptığını, olayların nasıl geliştiğini, yazarın ne anlatmak istediğini anlatabiliriz. Bunu yaptığımız zaman, çocuğumuzun, kitabı merak edip okuması olasıdır. Bunu sürekli yaptığımız takdirde de okuma alışkanlığı gelişecek, yemek, içmek, uyumak gibi, yaşamın zorunlu davranışları arasına girecektir. İşte sorumuzun cevabını vermenin tam vaktidir.Çocuk için normal yaşam alışkanlığı içinde olmayan, şimdiye kadar hiç pekiştirilmemiş kitap okuma davranışı, istediğimiz zaman gökten yağmur gibi inen bir davranış değildir.Bütün bunları yapmayıp, çocuklarımızdan okumasını istediğimiz zaman, muhtemelen zorbalığın başladığı zaman olacaktır. Çünkü zorbalık zorla yaptırılandır.

Çocuğunuz kitap okuduğu zaman sevindiğinizi belli etmek, onunla kitap hakkında konuşmak, sevindiğinizi ona sözel olarak bildirmek, bu davranışını dolayısıyla çocuğunuzun benliğini onaylamanız anlamına gelir.Buda, davranışı pekiştirilen çocuğun bu davranışına devam etme olasılığını yükseltecektir.

Üzüm üzüme baba baka kararır. Model alma davranışı 7’den 70’e geçerli bir davranıştır. Biz birbirimizden etkileniriz, biz kitap okumuyorsak arkadaşımızın da kitap okuma ihtimali azalır. Durum tam tersine de geçerli, anne babamız, arkadaşımız, ağabeyimiz, ablamız okumuyorsa bizde okumayız.İşte Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların okumamasının bir sebebi de budur, diğerlerinin okumaması. Oysa geleceğin erdemli toplumu ancak okuyan bireylerden oluşabilecektir.

Taha Ramazan Üresin

Kategoriler
Çocuk PsikolojisiPsikoloji
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular