Okul Sıkıntısı Evrenseldir!

Daniel Pennac, otobiyografik romanı Okul Sıkıntısı’nda, ‘tembel teneke’likten öğretmenliğe uzanan yaşamından anekdotlarla, okura kolay izlenen, çok tanıdık hisler tattıran bir metin sunuyor. Bir şey anlayamadığımda; olduğum yerde buharlaşıyor, geçmek...
Daniel Pennac

Daniel Pennac, otobiyografik romanı Okul Sıkıntısı’nda, ‘tembel teneke’likten öğretmenliğe uzanan yaşamından anekdotlarla, okura kolay izlenen, çok tanıdık hisler tattıran bir metin sunuyor.

Daniel Pennac

Bir şey anlayamadığımda; olduğum yerde buharlaşıyor, geçmek bilmeyen bu zamanın içerisinde parçalara ayrılıyor, toza dönüşüyorum ve en ufak bir esinti beni dağıtmaya yetiyor.” Bu Proustvari betimleme, Fransız yazar Daniel Pennac’a ait. Pennac, kötü bir öğrencilik, başarılarla dolu bir öğretmenlik ve yazarlık hayatının ardından, 2007’de kaleme aldığı otobiyografik romanı Okul Sıkıntısı’nda, üzerinde derin izler bırakmış olan farklı rollerinin arasında dolaşıyor, birbirleriyle diyalog kurmalarını sağlıyor. Eğitim sistemini –cinayet mahallinden ipuçlarıyla “Katil kim?” sorusunun peşine düşen polisiyelerde olduğu gibi– “Suçlu kim?” diye başarısız öğrencinin peşine düşerek incelemiyor; “Enerjimizi, suçluyu bulmaktan ziyade çözüm üretmeye harcamalıyız” diyor.

Kolay izlenen, okura çok tanıdık hisler tattıran, öte yandan içeriği ağır bir metin olan Okul Sıkıntısı, Fransa’da 2007 Renaudot Ödülü’nü almış. Yazarlık kariyerinde geniş bir yelpazede ürünler veren Pennac’ın başka ödülleri ve çoksatan kitapları da var. Ayrıca, ödül alan bir yazarın uzun teşekkür monoloğundan oluşan Teşekkür Ederim (çev. M. Basutçu, Can Yay., 2007) adlı kitabını bizzat kendisi sahneye uyarlamış ve oyunda yer almış. Bahsetmeden geçemeyeceğim bir diğer kitabı da, Fransa’daki ‘milli eğitim’ sistemine yönelik eleştirilerinin yer aldığı, on maddelik ‘okur hakları bildirgesi’ni içeren Roman Gibi (çev. M. Kandemir, Metis Yay., 1998).

Anlayamamanın Utancı

Pennac, Okul Sıkıntısı’nda, başarısızlığın sebeplerini ortaya koymaya çalışırken görünen ve bilinenleri tekrarlamak yerine, öğretmenin kişisel olarak değiştirebileceği bir noktaya dikkat çekiyor: Kendisi hariç herkesin normal olduğu bir dünyada kaybolmuş öğrencinin utancı ve yalnızlığı. Anlayamamanın, öğretmene cevap verememenin, ailesini hayal kırıklığına uğratmanın, gelecek korkusunun acısını anlatıyor roman. Öğrencinin bilgi ve başarı ile arasında bir barikat haline gelen korkuyu tattırıyor. Hemen ardından aynı sahnenin içerisinde rol değiştirerek, öğrencisini düzeltemeyen ve mesleki başarısızlığın acısını yaşayan öğretmenin iç dünyasına giriveriyor. Sonra, ebeveynlik deneyimlerinden yola çıkarak, aileyi de bir aktör olarak devreye sokuyor: “Ebeveynler asla çocuklarının geleceği hakkında korkudan bahsetmemelidir. Bu tamamiyle faydasız. Ben öğrenciyken oldukça yavaştım ve annem benim aptal olduğumu düşünüyordu. Eğer size sürekli aptal olduğunuz söylenirse, sonunda siz de hemfikir oluyorsunuz.” Bu noktada, yazarla annesi arasındaki çok özel ilişkiye değinmek gerek. Aslına bakarsanız ‘okul sıkıntısı’nı kaleme alma fikri de onun sayesinde yeşermiş. Annesi yüzüncü yaşgününe yaklaşırken, diğer oğlu Bertrand ile beraber, Daniel’in yazarlık kariyeri ve başarılarla dolu hayatı üzerine biyografik bir belgesel yapım seyrediyor televizyonda. Film bittiğinde sorduğu soru şu oluyor: “Sence bir gün bu durumdan sıyrılabilecek mi, ne dersin?” Annesi, o haylaz öğrencinin uyandırdığı kaygıyı içinden bir türlü atamıyor, bilinci bugünü takip etmekte zorlanırken yaşlı gözlerinde aynı endişe okunuyor. Kötü öğrenci olması, yazarın yakasını bir türlü bırakmıyor. “Ne kadar kötü olabilir ki?” diyebilirsiniz. İşte size içinizde şüpheye yer bırakmayacak bir örnek: “Karnem öğretmenlerin uyarı ve eleştirileriyle dolu olurdu. Sınıf sonuncusu değilsem, sondan bir önceki olurdum. Kafamın almaması durumu (…) alfabeyi öğrenirken ortaya çıkmıştı. A harfini ancak bir ders yılı sonunda kavradığım anlatılır da anlatılır. Bir yılda a harfi. Ulaşılmaz b’nin ötesinde cehaletimin çölü başlıyordu.”

Daniel Pennac, otobiyografik romanı Okul Sıkıntısı

Tembel Tenekelik’ten Öğretmenliğe

Yazar, bu başarısızlık halini tanımlamak için cancre kelimesini kullanıyor. Çeviride, başarılı bir ‘Türkçe söyleme’ uygulamasıyla, ‘tembel teneke’ karşılığı tercih edilmiş. Ancak, kelime Türkçeleştirildiğinde kaçınılmaz olarak etimolojik kökenini yitirdiğinden, bir açıklamayı hak ediyor. Fransızcada bu kelimenin gönderme yaptığı iki kelime var: Crabe yani yengeç (yavaş ve çapraz yürümesinden ötürü), ve cancer yani kanser. Pennac, bir röportajda şöyle diyor: “Okulda başarısız olmak tedavisi olmayan bir kanser gibidir, sizi hayatınız boyunca sürecek bir korku ve utanç hastalığına mahkûm eder.”

Yazar, sorunun bütün aktörlerini derinden etkileyen en önemli etkenin pazar ekonomisi olduğunu düşünüyor ve bu analizi detaylandırıyor. Öğretmenlerin karşı karşıya kaldıkları ana sorun öğrencilerin birer tüketiciye dönüşmüş olmaları! Bugünün öğrencileri ebeveynleriyle aynı tüketim alışkanlıklarına ve arzularına sahipler ancak edindikleri özel mülkiyet için kullandıkları para kendilerinin değil. Televizyon ve internet onları tüketim dürtüsü ve sürekli olarak yeni nesnelerin arayışıyla dolup taşırıyor.

Pennac, öğrenci olarak deneyimlediği başarısızlığın bilgisini, öğretmen statüsüne gelince, sorunları çözmek için kullanıyor. Metni oluşturmak için yaşadığı süreci anlatırken “Tembel teneke hâlâ benimle beraber” diyor. O ‘tembel teneke’yle konuşabilmek için yaşadıklarına geri dönerken, bunun zorluğunu da anlatıyor: “Tembellikten sıyrılsak bile, bize yaşattığı yaralar tam olarak kapanmıyor. Geçirilen çocukluk ve onu anımsamak komik değildir. Kötü günleri geride bırakmış olan tembel, özellikle bu yüzden kendisine acınmasını istemez, unutmayı diler, o kadar, artık o utancı anımsamayı istemez.”

Gülümseten Öyküler

Okul Sıkıntısı Daniel Pennac kitap

Okul Sıkıntısı Daniel Pennac çev. Barış Behramoğlu Can Yayınları, Aralık 2010, 248 s.

Amatör bir psikanaliz denemesi yapacak olursak; yazarın annesiyle bilinç seviyesinin ötesindeki ilişkisi, metnin başında bize onun ağzından “Ben annem için kim oluyorum?” sorusunu sorduruyordu. Metnin sonunda ise, tüm başarılarının ardından, bugün 65’ini devirmiş olan ufaklık Daniel Pennac, şahit olduğu metaforik bir sahneye sığınarak tembel tenekelere el uzatmanın yolunu tanımlıyor. Artık onu da anlatmayalım; bir kilit kavramı deneyimlemenin önemini vurgulamasının manidar olduğunu belirtmekle yetinelim: Sevgi.

Metinde okuru oldukça ‘eğlenceli’ öyküler bekliyor. Hafif bir tebessüm metnin başından sonuna dek sizi terk etmiyor; kimi zaman kahkahaya, bazen de acı acı gülmeye dönüyor. Rollerden hangisini/hangilerini tercih ederseniz edin sonuçta ortak bir bilgiye ulaşmak kaçınılmaz: Nerede olursa olsun, bizim payımıza düşen, sistemin çarklarında ezilmek. Şimdilik…

Jacques Prévert’in ‘Le cancre’ adlı şiirinden dizelerle bağlayalım:

Öğretmen tepinedursun
Çığlıkları ortasında mucize çocukların
Renk renk bütün tebeşirlerle
Belalı kara tahtanın üstüne
Resmini çiziyor mutluluğun
(‘Yumurcak’, çev. Sabahattin Eyüboğlu)

Kategoriler
Kültür&Sanat

Benzer Konular

  • Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali

    Kürk Mantolu Madonna

    Yaşamın günlük akışı içinde gördüğümüz, karşılaştığımız insanların sıradan bir yaşamları olduğunu düşünürüz. Onları biraz yakından tanımaya başladığımızda ise yanıldığımızı anlarız. Öyle ki, her insanın yaşamı gerçekten bir romana ya...
  • Çocuklarımız nasıl kitap okur

    Okumak

    “Oğlum hiç kitap okumuyor“, “Çocuklarımın, ellerine, doğru dürüst kitap aldıklarını görmedim.”Danışmanlık yaşamım boyunca çok sık duydum bu sözleri anne babalardan, daha da duymaya devam edeceğim, eminim. Çocuklarımız neden okusun,...
  • Okul Çağındaki Çocukların Karşılaşabileceği Rahatsızlıklar

    Okul Çağındaki Çocukların Karşılaşabileceği Rahatsızlıklar

    Dünyaya geldiği günden itibaren gözünüz gibi baktığımız ve hastalıklara yakalanmaması için üstüne titrediğiniz çocuğunuzun ilk hayat tecrübesi olan okul yaşamında karşılaşabileceği farklı nedenlerden hastalanmaması için alınacak önlemler çok önem...
  • Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi

    Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi

    Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi aşağıda kısaca açıklanmaktadır. 30-Sevgili John; Konusu Nicholas Sparks’ın kitabından alınan filmde, orduya yeni yazılan John adlı bir gençle, Savannah adlı bir üniversite...