Oğlum Doruk’la hayatımın akışı değişti

Ünlü tiyatro oyuncusu Metin Zakoğlu, oğlu Doruk’un doğumuyla hayatının değiştiğini belirterek, “Doruk anne karnında oluşmaya başladığı andan itibaren hayatımın akışı ona doğru yöneldi” dedi. Televizyon dizilerinden ve sinema filmlerinden...
Oğlum Doruk’la hayatımın akışı değişti

Ünlü tiyatro oyuncusu Metin Zakoğlu, oğlu Doruk’un doğumuyla hayatının değiştiğini belirterek, “Doruk anne karnında oluşmaya başladığı andan itibaren hayatımın akışı ona doğru yöneldi” dedi.

Televizyon dizilerinden ve sinema filmlerinden tanıdığımız ünlü tiyatro sanatçısı Metin Zakoğlu ve ailesi bu ayki ropörtaj konuğumuz.

-Metin Bey bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

METİN ZAKOĞLU: 1994 yılında Şehir Tiyatroları bünyesinde profesyonel oldum. Aynı yıl “Umudum Tiyatro” adıyla kendi özel tiyatromu açtım. 2001 yılında Şehir Tiyatrolarından ayrılarak TV dizilerinde ve reklamlarda oynamaya ağırlık verdim. 2004 yılında Tiyatro’mun adını “Zakoğlu Tiyatrosu” olarak değiştirerek Kulis Oda Sahnesi adını verdiğim Evde Tiyatro’ konseptinı yarattım. O günden bugüne oyunlarımı Küçükyalı-Erenköy-Caddebostan-Suadiyeve Beyoğlu Kulis OdaSahneteri’nde oynamaya devam ediyorum. Bugüne kadar başta Bir Delinin Hatıra Defteri. Klasik Esintiler, Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz, Hayrola Karyola, Herkes mi Aldatır, Ben Küçükken Gösterirdim, Karım Şov Yapıyor, Arkadaşım Kadın Oldu, Benim Küçük Sevgilim adlı oyunlarda oynadım. Vay Anam Vay, Kısmet, Hayal ve Gerçek, Kurşun Yarası, Türk Malı adlı diziler ile Şu Gönlümdeki Köşk Olmasa ve Herkes mi Aldatır adlı sinema filminde rol aldım.

Tiyatroya, “Tiyatroda mekan deneyleri” başlığı altında; evlerde tiyatro, hastanede tiyatro, odada tiyatro kavramlarını yaratarak farklı mekanlarda oyunlar sergiledim.

-İlk defa tiyatro ile nasıl tanıştınız ve neden tiyatro?

M.Z: Tiyatroyla annemin tiyatro sevdası sayesinde tanıştım. İzlediğim her oyundan sonra ben de oyuncu olmalıyım diyerek önce kendimi oyuncu olmaya inandırdım. Peşinden aldığım eğitimler sonrasında. Şehir Tiyatroları sınavını kazanarak orada profesyonel olarak tiyatroyla tanıştım.

-Neden tiyatro? dersek;

Çünkü benim için Tanrı’dan sonra gelen en önemli kavram olduğu için. Ayrıca tiyatroyu, ülkem adına daha iyi yerlere yüceltebilmek için. Mesaimin bitimini bana alkışlarla belli ettiği için.

-Eşiniz ile ilk karşılamanız nasıl oldu ve sonrasında beraberliğinizi evlilikle birleştirmeye nasıl karar verdiniz?

M.Z: Eşimle Şehir Tiyatroları nda karşılaştık. Karşılaştığımız ilk an onunla evlenmeye karar verdim Tanıştıktan 3 sene sonra da hayatımdaki en büyük ikinci hayalim olan eşimle evlenmeyi başardım.

– Çocuk sahibi olmak, eşiniz ile ortak verdiğiniz bir kararmıydı? Yani planlamışmıydınız? Yoksa beklenmedik bir anda Doruk kapınızı mı çaldı?

M.Z: Ortak verdiğimiz bir karardı. Ama eşim Tuğba, her konuda olduğu gibi beni bu konuda da cesaretlendirerek
baba olmaya hazırladı. Onun katkıları benden daha çoktur diyebiliriz.

– Tuğba Hanım, nasıl bir hamilelik geçirdi?

M.Z: Son derece rahat ve bilinçli bir hamilelik dönemi geçirdi. Hatta o kadar rahattı ki, hiç aş ermedi, onun yerine hep ben aş erdim. Onun yerine ben kilo aldım. O Doruk’u dünyaya getirdi, kilolar da bende kaldı.

– Eşinize hamilelik döneminde nasıl destek oldunuz?

M.Z: Eşimin hamilelik döneminde hayatımda ilk defa tiyatromu doğumdan 1 ay önce ve doğumdan 1 ay sonrasına kadar kapattım. Sürekli yanında olmaya çalıştım. Onun beraber yürüyüşler yaptım. Bilgilenmek adına araştırmalara katıldık, kitaplar aldık okuduk.

– Baba olmadan önce babalıkla ilgili neler düşünüyordunuz? “Benden baba olur mu acaba?” gibi düşünceleriniz oldu mu hiç?

M.Z: Aslında hem baba olmayı çok istiyor hem de çok korkuyordum. Çünkü bir çocuğun sorumluluğunu almak henüz bilmediğim bir kavramdı. Ama çevremdeki herkes çok iyi bir baba olucağımı söyleyerek beni yüreklendirdi. Benden baba olur mu sorusunu sormadım ama benden iyi bir baba olur mu sorusunu kendime çok sordum. Ve bunu cevaplamak için de daha deneyimli kişilerden destek aldım, hala da almaya devam ediyorum.

– Sizin babanızla ilişkileriniz nasıldı?

M.Z: Benim babamla ilişkim son derece eğlenceli bir baba-oğul ilişkisıydi. Benim babam da sanatçıydı. Ve ben onun konserlerinde büyüdüm neredeyse. Babamın aldığı alkışlar belki de buğun benim aldığım alkışların bir onsezısıydi. Babamdan etkilendiğim ve öykündüklerim bugün hayalımın en olumlu yanlarını yaratmaktadır bana.

– Tuğba Hanım doğuma girerken yanında sizinde olmanızı istedi mi? Siz de doğuma girebildiniz mi?

M.Z: Sezaryen ile doğum yaptığı için eşim, istesem de yanında olamazdım. Ama doğumhaneye girene kadar eli hep elimdeydi, doğumhaneden çıktığında da yine ilk benim elim elindeydi.

– Doruk dünya ya geldiğinde ve onu ilk kucağınıza alışınızda nasıl hissettiniz? Aklınızdan ilk geçen sey neydi?

M.Z: Doruk ile beraber dünyaya tekrar geldiğimi hissettim. Ve iyi ki bu duyguyu yaşamışız. Dünyada bundan değerli ve tanımsız ama bir o kadar da karşılıksız sevgiyle dolu bir duygunun olmadığını düşündüm.

– Doruk’un ismine kim karar verdi?

M.Z: Doruk un ismine, annesinin de fikrini alarak ben seçtim. Bu ismi seçerken oyunlarımın sonunda yaptığım Shakespeare’e dair konuşmamın etkisi çok oldu. Oyun sonlarında seyircilerime hep derim ki “Doruklara çıkma cesaretini gösteremeyenler, aşağıdaki güzellikleri göremezler.” Ben oğlumun ismini Doruk koyarak, belki de bir nebze de olsa oğlumun da bunu yaşamasını temenni ettim.

– Doruk’un doğumuyla birlikte hayatınız nasıl değişti?

M.Z: Çok sevdiğim dostum olan Avni Yalçın ın bana söylediği bir söz vardır: “Çocuk, ana rahmine düştüğü anda seni değiştirmeye başlar.” 0 kadar doğruymuş ki, Doruk anne karnında oluşmaya başladığı andan itibaren hayatımın akışı Doruk’a doğru yöneldi. Hem işlerim doruğa çıktı, hem de kazandıklarımın artık Doruk için çok daha değerli olduğunun bilincine vardım.

– Oğlunuz ile nasıl zaman geçiyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?

M.Z: Ben çok yoğun çalışan biriyim. Bu açıdan annesi benden çok daha fazla zaman geçirebiliyor oğlumla. Ama ben uzun süre onunla zaman geçiremesem de az ama kaliteli bir zaman yaratmaya çalışıyorum oğluma. Bunun için de her gün 2 saati oğlumla baş başa geçiriyorum. Birlikte yürüyüşler yapıyor, beraber yemek yiyor, onun için alışverişlere çıkıyoruz.

– Doruk ile ilgili eşinizle beraber gelecek planlarınız neler? Oğlunuzun geleceği için bir plan yaptınız mı?

M.Z: Zaten artık sadece oğlumuzun geleceği ile ilgili planlar yapıyoruz. Onun hayatta bizim yaşadığımız sıkıntılardan nasibini almaması için onun geleceğine dair yatırımlar yapıyor, en azından birkaç sayı önde hayata başlaması için çaba sarf ediyoruz.

Kategoriler
Anne-ÇocukRöportaj

Benzer Konular