O Şimdi Yazar

Babası eski diplomat, yeni milletvekili İnal Batu… Pelin Batu ise ne politikayla ne de diplomasiyle ilgilenmeyi hiç düşünmemiş. Sadece oyunculuk yapmak ve yazı yazmak istiyor. Zaten bütün enerjisini bu...

Babası eski diplomat, yeni milletvekili İnal Batu…

Pelin Batu ise ne politikayla ne de diplomasiyle ilgilenmeyi hiç düşünmemiş. Sadece oyunculuk yapmak ve yazı yazmak istiyor.

Zaten bütün enerjisini bu ikisine harcıyor. Üstelik bu aralar çok heyecanlı. Çünkü oynadığı son film ‘O Şimdi Asker’ 21 Mart’ta, ilk dizi ise çok yakında gösterime giriyor. Bu arada hakkında konuşmayı istemese de yakında bir kitabı çıkıyor.

pelin-batu-dan-olay-sahneler-18_b

Hani “Mantığın bittiği yerde askerlik başlar” diye bir laf vardır. ‘O Şimdi Asker’ filminde bu söz kanıtlanıyor mu, ne dersin?
Vallahi bilmiyorum. Film askeriyede geçtiği için kadın karakterler baskın değil. Benim canlandırdığım karakter, askeriyeye yakın bir yerde tuhafiyecide çalışan bir kız, adı Müzeyyen. Ablasıyla çalışıyor ve askerler onlardan alışveriş yapıyor. O yüzden ben çok fazla askeriyeye dahil olamadım. Onların dünyasına da giremedim. Çekim sırasında erkek oyuncular resmen askerlik yaptılar. Orada kaldılar, sabah 06.00’da kalktılar, karavana yediler falan. Bir de askeriye olduğu için zaten kadınlar sette kalamıyordu. Bizi gece bırakıyorlardı.

Nasıl bir film oldu sence?
Ben senaryoyu okuduğum zaman çok keyif almıştım, çok gülmüştüm. Ama benim oynadığım sahneler çok dramatikti. Çünkü zor bir aşk hikâyesinin içindeyim. Depremzede bir çocuğa âşık oluyorum. Ağır bir travma geçirmiş, melodramatik bir karakter. Hâlâ depremi yaşıyor, panik ataklar geçiriyor, eski karısını hayal ediyor. Dolayısıyla aşkın içinde imkansızlıklar var. O yüzden oynadığım sahneler beni çok duygulandırdı. Ama filmin öteki yüzünde çok komiklikler var. Aslında daha filmi seyretmedim. O yüzden bana soru sorulunca gerçekten ne hissettiğimi bilemiyorum. İlk kez galada izleyeceğim. Benim için sürpriz olacak, diğer seyirciler gibi heyecanla bekliyorum.

Filmin yönetmeni Mustafa Altıoklar’la bir ilişkin vardı. Sanıyorum ayrıldıktan sonra ilk kez birlikte çalıştınız. Zor oldu mu?
Biz bir buçuk sene önce ayrılmıştık. Benim için şu anlamda çok iyi oldu: Mustafa oyuncularıyla çok iyi diyalog kurar. Filmi çok iyi analiz edip bizi de o yönde destekledi. Hepimize e-mail olarak karakter tahlilleri geldi. Mesela ben, canlandırdığım karakterin burcunu bile biliyordum. Bence bu, bir oyuncu için çok iyi bir şey. Bu anlamda Mustafa ile çalıştığım için çok mutluyum.

Aslında şunu sormak istiyorum, kavga dövüş aynılmadınız, ama duygusal bir ilişki yaşadınız. Tüm bunlara rağmen profesyonelliğinizi koruyabildiniz mi, yoksa geçmişe dönüşler yaşadınız mı?
Benim için hiç öyle bir şey olmadı. Belki bu, insanlara garip gelir, ama çok uzun zaman geçmişti. Bence bir buçuk sene uzun bir zaman. Zaten iyi ayrılınca arkadaş gibi olduk. Hatta akrabam gibi. Film sırasında benim diğer oyunculardan hiçbir farkım yoktu. Öyle geri dönüşler falan da yaşamadık. Sadece şöyle bir iyi tarafı oldu. Beni çok iyi tanıdığı için, bir oyuncu olarak benden ne alabileceğini biliyordu. Anlattığında ben de onu çok iyi anlıyordum ve ona göre oynuyordum. Ama daha önceden bir ilişkimiz olmasaydı da aynı şeylerin olacağına inanıyorum. Çünkü diğer oyuncularıyla da aynı dialoğu kuruyordu.

pelin-batu-dan-olay-sahneler-19_b

Şimdi bir de diziye başladın, sanırım komedi…
Tam bir kara komedi. Hollanda’da dans okulunda okuyan bir kızı canlandırıyorum. Çok modern, çok rahat biri. Ailesi de öyle. Erkek arkadaşı ise kızın yanında çok yumuşak, çok şeker, çok düşünceli, ama aslında mafya. Bunu kız bilmiyor, eğer bilirse ilişkiyi bitirir. Durum komedisi de bence buradan çıkıyor. Çünkü Emre Kınay bunu öğrenmemem için çok çırpınıyor. Sanırım izleyenler benim için biraz da üzülecekler.

Anladığım kadarıyla dizi biraz ‘Asmalı Konak’a benziyor. Çünkü oradaki karakter de Amerika’da resim okuyordu, çok moderndi, ama bir ağaya âşık olup Türkiye’ye geldi… Sen de Hollanda’da dans okuyorsun ve âşık olup Türkiye’ye geliyorsun. Üstelik de mafyadan birine âşık oluyorsun… Devamını bilmiyorum, ama sence de çok benzemiyor mu?
Doğrusunu istersen ben hiç televizyon izlemiyorum, ‘Asmalı Konak’ı da izlemedim. O yüzden böyle bir karşılaştırma da yapamam. Geçenlerde dizide benim babamı oynayan Gazanfer Ündüz de buna benzer bir şey söyledi. Dediğine göre başlangıç noktası benziyor, ama birbirlerinden çok farklı iki dizi. Evet ikisi de yurtdışında başlıyor, ama nüanslar var. Kızların karakterleri, yaptıkları… Aslında bilmediğim için karşılaştıramıyorum. O yüzden Gazanfer Ündüz’ün dediğini söyledim. Benzer başlıyor, ama farklı devam ediyor.

Bu, senin ilk dizin, sinemayı ise daha iyi biliyorsun. İkisi arasındaki fark neymiş?
Türkiye’de yılda sekiz ya da on sinema filmi çekiliyor. Üstelik garantisi de yok. Bir yıl üç filmde oynarsın ertesi yıl hiç proje olmayabilir. Dizinin sürekliliği var ve bence iyi bir ekiple çalışıyorsanız, oyuncu olarak da sizi eğitiyor. Çünkü oyunculuğunuza sürekli bir şeyler katabiliyorsunuz. Sorun mu, avantaj mı bilmiyorum ama şöyle bir şey de var: Çok hızlı çalışmak durumundasınız. Filmde bir sahneyi bir gün boyunca çekebilirsiniz. O titizliği gösterebilirsiniz. Burada her hafta bir bölüm yetiştirmek zorundasınız, o yüzden de sürekli koşturuyorsunuz. Şunu söyleyebilirim, çok zor bir işmiş.

pelin-batu-dan-olay-sahneler-20_b

Sen tarih eğitimi aldın, ama oyunculuğu seçtin. Acaba oyunculuk okusaydın daha mı mutlu olurdun?
O kadar çok okul değiştirdim ki… Aslında New York Üniversitesi’nde oyunculuk da okudum. Oradan Türkiye’ye geçiş yaparken tarihi seçtim. Zaten oyunculuğun tadına varmıştım ve iki buçuk sene okumuştum. Ama tarihe de ilgi duyuyordum, edebiyata da. Bunların hepsi bence birbirine bağlantılı şeyler. Belki kameraya yansımaz, ama oyuncu olarak hareketine, bakışlarına yansır diye düşünüyorum. Okul benim için her zaman devam edecek. Şu anda tarih bölümünü bitirdim, edebiyat mastırı yapıyorum.

Hayatın boyunca okuyacak mısın?
Aslında hep onu hayal ettim… Mastırım önümüzdeki sene bitiyor. Sonra doktora başlayacak. Akademisyen olmayı istiyorum açıkçası. İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor ve ben eğitimimin bitmesini istemiyorum. Hayatımın sonuna kadar bir bölümden diğerine geçemeyeceğime göre, hoca olarak devam edip, kendimi bu yönde geliştirmeyi istiyorum. Aynı zamanda da yazı yazmak istiyorum. Çünkü oyunculuğun bir garantisi yok ve işinizi yaparken hep birine bağlısınız. Ama yazı yazmak tamamen size bağlı. Üstelik sadece kalem ve kâğıda ihtiyacınız var.

Yazmayı bu kadar sevdiğine göre bir kitap projen var mı?
Aslında var. Yakında Yapı Kredi Yayınları’ndan bir kitabım çıkacak. Ama bu konuda fazla konuşmak istemiyorum. Sürpriz olsun…

4f47b7ab0a4580e06c93

Peki, o zaman şunu sorayım, hâlâ İngilizce mi yazıyorsun?
Türkçeyle arada sırada oynuyorum, ama bence yazı yazmak birkaç güzel kelimeyi bir araya getirip, kâğıda dökmek değil. Bir lisanı hissetmek lazım. Ukalalık etmek istemiyorum, ama İngilizce benim ana dilim gibi. Çok rahat yazıyorum, kıvırıp, bükebiliyorum. Türkçede kendimi rahat hissetmiyorum. Aslında kendimi zorlamam lazım bu konuda. Sonuçta ben Türk’üm. İleride olur belki, ama şimdiye kadar çıkmadı.

Baban İnal Batu eski diplomat, şimdi ise CHP milletvekili. Çocukluğundan beri evde politika konuşuluyor. Hiç politikayla ilgilenmeyi düşünmedin mi?
Ailede bir kişinin ilgilenmesi yeter bence. Çocukluğumdan beri diplomasiden tut, politikaya kadar her şey yanımda konuşuldu ve kulaklarım doldu artık. Belki de bu, biraz reaksiyon. Tabii ki ilgileniyorum, konuşmalara katılıyorum ama uzak durmaya çalışıyorum. Bence herkes yaptığı işi doğru dürüst icra etmeli. Her şeye de bulaşmak doğru değil. Bir de Türkiye’de herkes politikayla ilgili, çünkü hayatlarını etkiliyor. İster istemez sıkılıyorum bundan. Bence aktif olarak bir şey yapmayınca ahkâm kesmenin de bir anlamı yok.

Şu aralar bunalımlı dönemler yaşıyoruz. Bir savaş söylentisi var, herkes sıkıntılı. Normal bir vatandaş olarak bu konuda sen ne düşünüyorsun?
Açık söyleyeyim, geçen hafta Meclis’teki oylamada tezkereye ret oyu çıkınca, bütün gece heyecandan uyuyamadım. Çünkü biliyorum ki, jeopolitik olarak çok önemli bir noktadayız, ama tek önemimiz bu. Hiçbir forsumuz ve gücümüz yok gibi görünüyordu. Çirkin petrol pazarlığına, Teksaslı politikacıların petrol yutma projelerine, ekonomik durumu bu kadar kötü bir ülkenin ‘hayır’ demesi bence çok onurlu bir şey. Ülkemle ilk kez bu kadar gurur duydum. Biliyorum ki, bunun bedeli bize ağır olacak. Bence savaşa girseydik de, girmeseydik de bu bedeli ödeyecektik. En azından kan ticaretine girmemiş olacağız. Günlerdir gazetelerdeki para pazarlığını okuyunca utançtan yerin dibine girmek istedim, sonunda böyle bir şey çıkınca gözlerim yaşardı, mutluluktan bütün gece uyuyamadım.

Kimdir? / Pelin Batu
  • 1978 Ankara doğumlu
  • Sinemaya Ferzan Özpetek’in filmi ‘Harem Suare’ ile başladı. Sonra Yavuz Özkan’ın filmi ‘Hayal Kurma Dersleri’nde oynadı. Ardından Reşat Nuri Güntekin’in romanından uyarlanan ‘Akşam Güneşi’nde en sevdiği karakteri canlandırdı. ‘Komser Şekspir’, ‘Şellale’, ‘İçerideki’ ve son olarak da ‘O Şimdi Asker’ filminde rol aldı.
  • Çok yakında Yapı Kredi Yayınları’ndan bir kitabı çıkacak.

 

Kategoriler
RöportajÜnlüler
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular