Nur Risaleleri’nin Kaynağı Said Halim Paşa mı?

Tarihçi Cemal Kutay’ın ortaya attığı ‘Said Nursi Teşkilatı Mahsusa’nın adamıydı’ tartışması büyüyor. Kutay’ın yeni iddiaları: Said Nursi Teşkilatı Mahsusa’nın ‘İttihad-ı İslam’ kolunu yürüttü. Bu faaliyet için Nursi’ye görev veren...
Nur Risaleleri’nin Kaynağı Said Halim Paşa mı

Tarihçi Cemal Kutay’ın ortaya attığı ‘Said Nursi Teşkilatı Mahsusa’nın adamıydı’ tartışması büyüyor.

Kutay’ın yeni iddiaları: Said Nursi Teşkilatı Mahsusa’nın ‘İttihad-ı İslam’ kolunu yürüttü. Bu faaliyet için Nursi’ye görev veren bizzat Kuşçubaşı Eşref’ti. Said Halim Paşa’nın islamlaşma kitabını Mehmet Akif çevirdi. Teşkilatı Mahsusa devlet siyaseti güden gizli bir hareketti…

Cumhuriyet tarihinin en kıdemli tarihçisi Cemal Kutay, geçen haftaki sayımızda Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili tartışma yaratan açıklamalarına bu hafta yenilerini ekliyor..

Ölümünün 43’üncü yılında Said Nursi yeniden tartışılıyor

Cemal Kutay

Cemal Kutay

Kıdemli tarihçi Cemal Kutay’ın Bediüzzaman Said Nursi hakkında “Teşkilatı Mahsusa’nın adamıydı” sözlerine “Kutay Hoca delilsiz konuşuyor” diyerek tepki gösteren Mehmet Kutlular’ın sahibi olduğu vakıf, 23 yıl önce Cemal Kutay’ın ‘Said Nursi’ kitabını basmıştı. ‘Çağımızda Bir Asr-ı Saadet Müslüman’ı Bediüzzaman Said Nursi’ adıyla Yeni Asya Yayınları’ndan çıkan kitapta, Said Nursi’nin kendisini Teşkilatı Mahsusa’nın bir adamı değil, reisi gibi anlattığını yazan Cemal Kutay, ayrıca hem Eşref Sencer Kuşçubaşı hem de kardeşi Selim Sami’nin Said Nursi’nin teşkilatın bir adamı olarak cephenin ön safında nasıl dövüştüğünü anlattığını da vurguluyor. Cemal Kutay’ın iddialarına, “Said Nursi’nin Teşkilatı Mahsusa’nın adamı olduğunu yalnızca Kutay Hoca söylüyor. Elinde delil var mı? Tarihçiler bilirler ki hoca belgesiz de çok şey söyler” sözleriyle tepki gösteren Mehmet Kutlular’ın sahibi olduğu yayınevinden çıkan kitaba yine aynı yayınevinin yazarlarından Necmeddin Şahiner şöyle bir önsöz yazmıştı: “Elli yıllık irfanının mahsulü olan bu eser, nesillerin el kitabı, başucu kitabı olacağı inancındayız. Bu kitap, Said Nursi’nin bir rehber kitap olarak, gençlerin fikirden kana kutuplaştığı günümüzde, gençliğimize hakiki saadetin yollarını göstereceği inancındayız. Bu inanç ve gaye ile bu muhteşem kitabı Cemal Kutay hacımızın kalem ve üslubundan okumanın bahtiyarlığı içinde takdim etmekteyiz.” Kutlular’ın Kutay’ın çalışmasına methiye düzen bu kitabı unutmuş olması ilginç. Kutay kitabında, Bediüzzaman’ın ‘Kürdi’ tabirini bırakıp Nursi Şamil unvanını gizli istihbarat kuruluşu olan Teşkilatı Mahsusa içindeki faaliyetinden sonra aldığını da yazıyor. Kutay kendisini eleştirenlere, “Büyük bir açık yüreklilikle söylüyorum ki, hiçbir kitabımda gerçeklerden başka olayların arkasında olmadım. Hakikatleri konuşmaktan korkmadım. Varsa onların elinde böyle muazzam bir kitap, ortaya çıksınlar. O zaman neden konuşmadılar, bastılar?” diye meydan okudu. Cemal Kutay ayrıca Nur Cemaati’ne bağlı kimselerin isteseler Said Nursi’nin mezarının nerede olduğunu bulabileceğini ama sır perdesi içinde kalmasının onların işine geldiğini de söyledi. 93 yaşına rağmen olayları bugün olmuşçasına anlatan Cemal Kutay’ın Bediüzzaman Said Nursi ile ilgili ikinci bir bombası daha var. Said Nursi’nin Teşkilatı Mahsusa tarafından desteklenen İttihad-ı İslam hareketinin en hararetli nazariyeci ve tatbikatçılarından biri olduğunu savunan Cemal Kutay, Nur Risaleleri’nin çıkış noktasının Hariciye Nazırlığı ve sadrazamlık yapan Said Halim Paşa’nın Fransızca yazdığı İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy tarafından çevrilen ‘İslamlaşmak’ kitabı olduğunu iddia ediyor. Kutay’ın yeni iddiaları en az Said Nursi’nin Teşkilatı Mahsusa’nın adamı olduğu sözleri kadar yeni bir tartışma yaratacak. Belki de tarihe yeni bir gözle bakmanın zamanı geldi. Bu tartışmada geçen konuların ilgili tarafların katılımıyla açıklığa kavuşacağını ümit ediyoruz.

– Efendim, Mehmet Kutlular sizin için “Said Nursi’nin Teşkilatı Mahsusa’nın adamı olduğuna dair elinde belge yok. Tarihçiler bilir ki Kutay Hoca kaynaksız çok şey söyler” diyor.
Ben kaynaksız çok şey söylerim. Ama ispata gelince böyle dev gibi bir kitabı gösteririm. Bana bunu söyleyen zatın bu mevzuu üzerinde kitaplaşmış bir şeyi varsa lütfen söylesin. O beni okumuş, ben de onu okuyayım. Said Nursi kitabımı tetkik etsinler, Hindistan’da bile basıldı. Şuna inanıyorum: Bizde insanlarımızın dikkatini çeken konular üzerinde tekelleşme ve tekelleşmeyi ellerine alma arzusunda olan kişiler var. Bu kişiler sahip oldukları tekeli kaybetmek istemiyorlar. Bediüzzaman Said Nursi’ye fiili olarak vazife veren Eşref Sencer Kuşçubaşı’dır.

– Eşref Sencer Kuşçubaşı mı size Said Nursi’nin Teşkilatı Mahsusa’da görev yaptığını anlattı?
1953 yılının nisan ayının 17-27’nci günleri arasında Eşref Bey ile beraber Bediüzzaman’ı Emirdağ’da ziyaret etmiştik. Dönerken Nursi’nin Teşkilatı Mahsusa’ya nasıl girdiğini sormuştum. Çünkü sohbetlerimiz sırasında Said Nursi, aslında gizli olan bu kuruluş için öylesine açıklamalarda bulunmuştu ki, dinleyenlere göre teşkilatın reisi, Eşref Bey değil, Bediüzzaman’dı. Eşref Bey, Bediüzzaman’dan o günlerde haber alma konusunda faydalandıklarını söyledi. Ama Teşkilatı Mahsusa ile bugünkü MİT’i aynı kefeye koymayın, bu büyük bir hata olur. Teşkilat-ı Mahsusa tamamen gizli bir hareket. Ama takip ettiği siyaset doğrudan doğruya devletin siyaseti.

-Buradan şu çıkıyor. Said Nursi’yi görevlendiren kişi Eşref Sencer Kuşçubaşı.
Görevlendiren değil, irşat ve ilham eden kişidir. Eşref Bey, Said Nursi ile ilk tanışmasını anlatırken, “Külfetsiz, minnetsiz, samimi idi. O günlerde hususi bir giyinişi vardı. Çok yakışıklı, levend endamdı” yorumunu yapmıştı. Kuşçubaşı, Nursi’nin kafasındaki bilgileri belli bir gayeye, temele doğru onun düşüncelerini yönlendiren kişidir. Sonuçta Kuşçubaşı bir asker. Lawrance’ın hatıralarında adı geçen bir asker ama çok iyi biliyor ki, o zamanki Osmanlı’nın yönetimindeki beldelerin çoğunda din en büyük faktör. Dini önder olabilmek çok önemli bir olay. Orada Bediüzzaman’dan yararlanıyorlar. Belli bir düşünceyi halk yığınlarına doğru ve iyi olarak takdim edebilecek insanlar kendilerini bu işe adamıştır. Said Nursi de bunlardan biriydi. Ayrıca Eşref Bey’in küçük kardeşi Selim Sami hatıralarında Bediüzzaman için “Cephenin ön safında, kendisine has silahlı kıyafeti içinde, levend endamıyla tam bir kahraman gibi dövüştü” der.

– İttihad-ı İslam hareketi Teşkilatı Mahsusa tarafından mı çıkarıldı?
Tabii. Said Nursi, Teşkilatı Mahsusa’nın İttihad-ı İslam hareketinin en hararetli nazariyeci ve tatbikatçılarından biridir. Bu nedenle Said Nursi, bu görüşün nasıl bir manevi potada eritilmesi gerektiğini araştırmıştır. Sadrazam ve değerli bir alim olan M. Said Halim Paşa’nın aslını Fransızca yazdığı ve İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy’un Fransızcadan Türkçeye çevirdiği ‘İslamlaşmak’ eserinin ana fikirleri ile Nur Risaleleri’nin dikkatli bir tetkiki, İslam Birliğinin siyasi bir müessese ve teşkilat olmadan önce, manevi birlik ve inanç beraberliğine dayanan hareket olabilmesini, bunun da ‘Kuran ve hadis hükümlerinde birleşme’ ile sonuçlanabileceğine dair sarih bir görüşle tamamlandığını gösterir. İslamiyet çıplak bir din değildir. İslamiyet hayat düzenidir, yaşama tarzıdır. Eğer siz o hayat tarzını vatandaşın günlük hayatının içine aydınlık olarak sokmazsanız, ondan sonra faraziyeler, iddialar, akıl mantık dışı yorumlar ortaya çıkar.

Röportaj: Nilüfer Kas

Kategoriler
RöportajTarih
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular