Ne kadar sakal, o kadar farklı!

Sakal 1800’lerden bu yana ilk kez bu noktaya ulaştı: ABD’de bile sakallı erkeklerin oranı yüzde 20’lere dayandı. Hatta bir zamanlar komünizmin aksesuarlarından sayılan sakal, şimdi büyük patronların vazgeçilmezi… Sakalın...

Sakal 1800’lerden bu yana ilk kez bu noktaya ulaştı: ABD’de bile sakallı erkeklerin oranı yüzde 20’lere dayandı. Hatta bir zamanlar komünizmin aksesuarlarından sayılan sakal, şimdi büyük patronların vazgeçilmezi… Sakalın tarihine ve kapitalizmle fırtınalı ilişkisine baktık.

ABD’de 2009’da yüzde 14 olan sakallı erkek oranı, 2016’da yüzde 20’yle pik yaptı.

sakalın tarihçesi

En ciddi rakipse 1800’ler! Zira o yıllarda da sakal ekstrem bir biçimde popülerdi. 20. yüzyılın başındaysa sakal trendi dramatik bir düşüşe geçti.

Erkeklerde sakal mevzusunun tamamen dönemin modasıyla ya da iklim şartlarıyla ilgili olduğunu düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Georgia Üniversitesi Tarih Bölümü profesörlerinden Stephen Mihm’in tezine göre, Batı’daki sakallı erkek popülaritesi ve kapitalist trendler arasında sıkı bir ilişki var. Şu sıralarsa neredeyse bütün erkekler sakallı… Vox.com’dan Dan Peterson’m raporu da bunu kanıtlıyor! Peterson, 2016’da ABD’deki sakallı erkek sayısının tarihin pik noktasına ulaştığını söylüyor: 2014’te yüzde 14 olan saçı sakak birbirine karışmış beylerin oranı 2016’da yüzde 20’yi bulmuş.

Bilgisayar başında dijital sosyalleşmeyle saatlerini geçiren ‘kendini salmış’ nerd’lerin sokağa çıktıklarında gün ışığı gören sakalları, bu trende elbet katkı yapmıştır! 80’lerden itibaren dünya ekonomisinin hızla büyümesiyle kurulan yüz binlerce yeni şirketi de unutmayın! Buralarda iş bulan milyonlarca genç yönetici, sakal bırakıp sözleri dinlensin diye daha olgun görünmenin peşinde olabilirler. Pogonolog (yani sakal uzmanı) Allan Peterkin ise bilgelik meselesini vurguluyor, “yaşk adam sakalı”ndan söz açıyor: “Bikm adamları ve akademisyenler genelde sakallıdır. Dini önderler ve peygamberler de… İsa ve Musa’yı düşünün, sakakn tarihi ağırlığı çok fazla. Retro olsa da çok sayıda genç adam bu stik tercih ediyor.”

Peki bu trend, ilk günden beri birbirinin yakasını bırakmayan sakal ve siyaset İkilisinin bugünü hakkında ne söylüyor? Ya da Stephen Mihm’in tezinden hareketle insanlık şu sıralar kapitalizmin hangi noktasında?

ENGELSİN BIYIK PARTİSİ

OsmanlI’da devlet adamları birkaç istisna dışında hep sakalkyken, ABD’nin kurucu babaları sakaldan hep kaçınmış. Jefferson’ı, Franklin’i sinekkaydı görmeyen beri gelsin! Avrupa’nın o dönemki kapitakst sınıfı da pek “temiz yüzlü”.

19. yüzyılın ortalarında “yüz tüyleri”, komünizm ve radikal emek savunucularının protesto araçlarından biriymiş. Bakınız; Das Kapital’in kapağmdan zodyaka uzanan sakallarıyla bizleri süzen Kari Marx. Hatta bir rivayete göre Marx ve kankası -Komünist Manifesto’yu birlikte yazdıkları Friedrich Engels-arkadaşlarını toplar, sinekkaydı burjuvaziyi tiye almak üzere “moustache evenings”, yani “bıyık partileri” düzenlermiş. Prusyalı bir casusun Marx’tan söz ederken “Saçı sakak simsiyah, galiba hiç tıraş olmuyor” dediği de söyleniyor.

Stephen Mihm’e göre sakal, o zamanlar kapitakstler için korkutucuydu. Wright State Üniversitesi profesörlerinden tarihçi Christopher Oldstone-Moore, 1848’de Kıta Avrupası’ndaki isyanların bastırılması ve ABD’li-Britanyalı “sakallı” serbest girişimcilerin etkisiyle sakala bakışın değişmeye başladığının altını çiziyor. “Neticede sakal, burjuvazide maskülenhğin sembolü hakne geldi” diyor Oldstone-Moore. Yeni “sakal hareketi”nin taraftarları, ‘baby face’ erkeklerin efemine moda dünyasının bir ürünü olduğunu savunuyordu. 1849’da Gold Rush’la (Altına Hücum) birlikte orta sınıf erkekler hızla zenginleşince, sakal kişilerin zevkine kaldı.

Sakalların kapitalist sınıfta yükselişine bakarken Jay Gould’dan söz etmemek olmaz… Dönemin en korkulan finansçılarından Gould, yüz ifadesinin okunmasını zorlaştırmak için yüzünün çoğunu kaplayan bir sakal bırakmıştı; tabii diğer baronlar itinayla onu takip etti.

‘YÜZSÜZ VE KESİNLİKLE SAKALSIZ’

Henry Olay Frick, Andrew Carnegie, Collis P. Huntington, WiUiam Henry Vanderbilt ve dönemin diğer kaprisli kapitalistlerinin hemen hepsi sakallıydı. 1800’lerin sonuna doğru bu imaj biraz değişti: Emekçi sınıfın isyancıları arasında sakalın yaygın oluşu ve sonrasında 1886’daki Haymarket Olayı’ndaki sakallı bombacılar, sakalın tekrar radikalliğe bağlanmasına neden oldu. Sanki sakal, bir tür yüz saklama aracı haline gelmişti ve ancak anarşistler ya da diğer ‘-istler’ sakal bırakırdı!

Stephen Mihm, “Saygınların çoğu bu imajdan kaçtı” diyor.

1901’de King C. Gillette’in bulduğu güvenlikli tıraş bıçakları, işadamları arasında sinekkaydı görünümün yaygınlaşmasına vesile olmuş. Mihm’e göre, artık dönemin bireysellik savunucusu kapitalizm temsilcileri çok daha kurumsal, daha “yüzsüz” ve kesinlikle sakalsızdı. Sonrası bizim kuşaklar için daha hatırlanabilir: Her ne kadar kapitalizmin karşısında
yılmadan duran Che Guevara,

Fidel Castro gibi sembol isimler sakallarıyla tarihe geçmiş olsa da Soğuk Savaş sonrası sakallı solcu algısı da yavaş yavaş yok oluyor. Neticede 20. yüzyılın başlarında sakal bir kez daha anti-kapitalist mevzularla ilişkilendirilmeye başlandı ama Silikon Vadisi hızır gibi yetişti: Teknoloji patlamasıyla birlikte Steve Jobs, Elon Musk ya da Jack Dorsey gibi adamlar çıkıp “güçlü patron” algısını yeniden tanımlayarak, sakalm yeniden popülerleşmesine önayak oldular.

Sakalm bu sofistike hallerine rağmen siyaset ve inançla ilişkisiyse hiç bitmedi. İnancından ya da siyasi görüşünden ötürü bıyık ve sakal bırakmak da hep ayrı bir kültürel kod olarak gündemde durdu.

RICKI HALL VE DİĞER ÜNLÜLER

Sakalın yükselişinde bir diğer etken Instagram. İngiliz model Ricki Hall’m kocaman sakallarıyla Instagram’da arzı-ı endam etmesi ve şu sıralar hipster sakalınızla Nişantaşı-Moda civarında havalı havalı dolaşmak arasmda da bir bağlantı olmak! Kreatif direktör Lloyd Hughes, “Ricki’nin paylaşımları sokaktaki sakalk erkek sayısında olağanüstü
bir artışa neden oldu” diyor. “Sadece popüler isimler, ünlüler ve spor dünyası onu takip etmekle kalmadı, halk da bu eğilimden etkilendi. Bir süre sonra stilistler olarak taze tıraş olmuş temiz yüzlü modellerden sakallı hipsterlara dramatik bir geçiş yaptık.”

Ricki Hail etkisini Western Austraka Üniversitesinden Dr. Cyril Grueter’in teziyle açıklamak yankş olmaz. Grueter açıkça, “Herkesin birbirini tanıdığı küçük bir grupta yaşıyorsanız rekabet etmek için ekstra bir süse ihtiyacınız yoktur” diyor ve devam ediyor: “Ancak etrafınız yabancılarla çevriliyse gücünüzü ve niteliğinizi ortaya koymak üzere hızlı ve güvenikr bir araca ihtiyaç duyarsınız. Söz konusu ‘insan’ olduğunda vücut dekorasyonu ve mücevherler prestij yaratır.”

Doğru söze ne denir! Sonuçta eskinin sinekkaydı tıraşlı yıldızı George Clooney’den Karaköy ahalisine, ve belki aynadaki size kadar herkes sakallarıyla çok mutlu. Peki ya kadınlar? Beğenileri aksi yönde değişiyormuş! Ama bu başka bir yazının konusu.

Gizem Sevinç Selvi

Kategoriler
Yaşam

Benzer Konular