Nâzım’ın Bursa’sı, Bursa’nın Nâzım’ı

Güney Özkılınç, Nâzım’ın Bursa Yılları başlıklı çalışmasında, kentin havasını solumuş, pazarlarında gezip kaplıcalarına gitmiş, cezaevini bir okula çevirip onca insanı yetiştirmiş, en güzel dizelerini “Uludağ’ın tepesindeki bulutlara yükleyip dünyaya...
Tahsin Akıncı ortada Nâzım Hikmet sağdan ikinci Abidin Dino cezaevinin avlusunda

Güney Özkılınç, Nâzım’ın Bursa Yılları başlıklı çalışmasında, kentin havasını solumuş, pazarlarında gezip kaplıcalarına gitmiş, cezaevini bir okula çevirip onca insanı yetiştirmiş, en güzel dizelerini “Uludağ’ın tepesindeki bulutlara yükleyip dünyaya göndermiş” büyük ozanı anlatırken, Memleketimden İnsan Manzaraları’ndaki birçok karakterin de izini sürüyor.

Güney Özkılınç Nâzımın Bursa Yılları Anılar Tanıklar Fotoğraflar Bilinmeyenler

Güney Özkılınç Nâzım’ın Bursa Yılları: Anılar, Tanıklar, Fotoğraflar, Bilinmeyenler… Evrensel Basım Yayın, Şubat 2010, 184 s.

Bursa’dayız. 21 Mart Dünya Şiir Günü kutlamaları kapsamında Ördekli Kültür
Merkezinde düzenlenen etkinlikten bir gün önce, bize çok özel bir tur vereceği söylenen Güney Özkılmçla buluşuyoruz kaldığımız otelin lobisinde. Özkılınç, Nâzım ’in Bursa Yıllan / Anılar, Tanıklar, Fotoğraflar, Bilinmeyenler… başlıklı anı-biyografi kitabının yazarı. Defalarca gitmiş olduğum halde, her defasında, mistik havasını solur solumaz yeniden âşık olduğum ve Nâzım’ın yaklaşık 13 yıllık mahpus hayatının 11 yıla yakınını geçirdiği bu kent, bir ömür dinlense bitmeyecek öyküler barındırıyor. Bu öykülerden biri de Nâzım Hikmet’inki.

Güney Özkılınç, beş yıllık bir araştırmanın ürünü olan kitabında anlattığı Bursa’yı, Nâzım’ın Bursa’sını gezdirdi bize o gün.

“Her şiirinde Bursa’dan bir parça, Bursa’dan bir doku, inceden inceye bir sızı” bulunan büyük şairin, 1933-34 / 1938-1950 yılları arasındaki mahpusluğu süresince, sağlık durumu nedeniyle özel izin ve jandarma eşliğinde gitmiş olduğu hapishane dışındaki mekânları gördük: Hastane, kaplıcalar, hapishanede kurduğu dokuma tezgâhları için iplik ve malzeme satın almak üzere gittiği pazar yerleri, Koza Han, karısı Piraye’nin, annesi Celile Hanım’ın, Münevver’in ve Nâzım’ın diğer ziyaretçilerinin kaldığı yerler… Gezdiğimiz mekânlarda Nâzım’dan izler aradık. “Görmezden gelmek ve unutturmak Nâzım’ı, Bursa’da görev bellenmiş” diyor Güney; ne kadar haklı. Bursa’da Nâzım Hikmet’in adını taşıyan bir okul, kültürevi, kütüphane, sokak, meydan, cadde, park neden yok? Karısı Piraye ile sıkça buluştuğu, uzun saatler geçirdiği, şiirler kaleme aldığı, içinde minicik bir kaplıcası bulunan Selvinaz Oteli bile, müzeye dönüştürülmesi gerekirken tamamen yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya.

Bursa Cezaevi’nin bahçesinde Önde oturan Bursalı gazeteci Necati Akgün arkada ortada Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet

Bursa Cezaevi’nin bahçesinde: Önde oturan, Bursalı gazeteci Necati Akgün, arkada ortada Orhan Kemal ve Nâzım Hikmet.

Güney Özkılınç’ın kitabını elime alıp okumaya başladığımda, gezdiğimiz yerler bir anda apayrı bir anlam kazandı gözümde. Umudu, aşkı her daim içinde taze tutmuş; insanlığın daha iyiye ve güzele doğru gittiği inancını hiç yitirmemiş, diğer mahkûmlara kimi gün öğretmen, kimi gün ağabey olmuş büyük şair, Memleketimden İnsan Manzaralarını da Bursa Hapishanesi’nde kaldığı yıllarda kaleme almış. Özkılınç, çalışmasında, o şiirlerdeki insanların izini sürüyor.

Araştırmaları sırasında, Nâzım Hikmet’le birlikte hapis yatmış bazı mahkûmların ve hapishane çalışanlarının ailelerini ziyaret ettiğinde, bundan altmış-yetmiş yıl önce Nâzım’ın elinden çıkmış yağlı boya portreler, hiç beklemediği fotoğraflar, eşyalar ve bir yığın anı keşfetmiş Özkılınç. Tarih koleksiyonculuğu yaparken dinlediği anıların Memleketimden İnsan Manzaralarında şiir olarak karşılığını bulup gösteriyor bize Nâzım ’ın Bursa Yılları nda. Tanıklıklar, fotoğraflar, mektuplar, dizeler… Kimini ezbere bildiğimiz şiirlerin, hangi yaşanmışlıklara istinaden yazılmış olduğunun hikâyeleri…

Tahsin Akıncı ortada Nâzım Hikmet sağdan ikinci Abidin Dino cezaevinin avlusunda

Solda cezaevi müdürü Tahsin Akıncı, ortada Nâzım Hikmet, sağdan ikinci Abidin Dino; cezaevinin avlusunda.

Arka planda II. Dünya Savaşı…

O zamanlar nüfusu yüz bin olan Bursa’nın hapishanesindeki 800 kadar mahkûmun birçoğu kaçakçılık, cinayet, hırsızlık gibi suçlardan içerde. Ve Nâzım, zamanının büyük bir kısmını onları eğitmekle; tarih, politika, felsefe, sanat dersleri vermekle geçiriyor. O, Bursa Hapishanesi’nin gayriresmi öğretmeni. İbrahim Balabanın (Memleketimden İnsan Manzaralarının ‘Köylü Ressam Ali’si) ressam, hapis arkadaşı Orhan Kemal’in başarılı bir romancı olmasında onun katkılarının büyük olduğu görülüyor. Nâzım’ın, o sıralar Çankırı Hapishanesi’nde yatmakta olan Kemal Tahir’e yazdığı mektuplarla onun yazarlığına ve A. Kadir’in şairliğine nasıl yön verdiğini de görüyoruz kitapta. Memet Fuat’ın şiir yerine öyküyü tercih etmesinde Nâzım’ın ne denli büyük bir payı ve katkısı olduğunu anlıyoruz. Yoksul mahkûmları hapishane ağalarından korumak, onlara bir gelir kaynağı oluşturmak için idareyle konuşup Bursa Hapishanesi’ne dokuma tezgâhları getirtmiş ve böylece hapishaneyi bir atölyeye çevirmiş olan Nâzım’ın diğer mahkûmlarla birlikte dokuduğu perde, çorap ve havluları dışarıya satarak elde edilen geliri herkese eşit paylaştırdığını, kendi payına düşeni ise Piraye’ye, Kemal Tahir’e yolladığını görüyoruz. Tabii, bu arada sürekli şiir yazıyor Nâzım. Piraye’yi düşünerek yazdığı Gece 21.00-22.00 Şiirleri, hapishanenin kalın duvarlarını aşarak Ekvador’da, içinde dünyaca ünlü on iki şairin şiirlerinin bulunduğu bir antolojiye girmeyi başarıyor 1945 yılının sonunda. “Eğer günün birinde büyük bir şair olursam ve ölmeyecek bir iki satır yazabilirsem bu 1945 yılında sana duyduğum hasretin kuvvetiyle olacak” derken Piraye’ye, bunu zaten başarmış olduğunun farkında mıydı acaba Nâzım?

Güney Özkılınç, o yılların hikâyesini Nâzım’ın şiirleri üzerinden aktarmış okura. Memleketimden İnsan Manzaralarının yanı sıra Piraye’ye yazdıklarından, ve Vâ-Nû’lara, Kemal Tahir’e, Orhan Kemal’e, Memet Fuat’a yolladığı mektuplardan kesitleri kitaba ustaca serpiştirerek, o dönemin Bursa’sının toplumsal, siyasal ve iktisadi dünyasını yeniden kurgulamış. Nâzım’ın Piraye’den ayrılmasının sebebi olan diğer aşkı, dayısının kızı, sonraki yıllarda oğlu Memet’in annesi olacak Münevver için yazdıkları da var kitapta, onun aşka ve dostluğa bakışını daha iyi anlamamızı sağlayan.

Nâzım ’ın Bursa Yılları, Nâzım’ı daha iyi tanımak isteyenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap.

Kategoriler
Kültür&Sanat

Benzer Konular

  • Yuval Noah Harari

    Mutluluk Hakkı – Yuval Noah Harari

    İnsanlığın gündemindeki ikinci büyük proje muhtemelen mutluluğa giden yolu bulmak olacaktır. Tarih boyunca sayısız düşünür, rahip ve sıradan insan hayattaki mutluluğu en yüksek değer olarak yükseltmiştir. Antik Yunan filozofu...
  • Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali

    Kürk Mantolu Madonna

    Yaşamın günlük akışı içinde gördüğümüz, karşılaştığımız insanların sıradan bir yaşamları olduğunu düşünürüz. Onları biraz yakından tanımaya başladığımızda ise yanıldığımızı anlarız. Öyle ki, her insanın yaşamı gerçekten bir romana ya...
  • Çocuklarımız nasıl kitap okur

    Okumak

    “Oğlum hiç kitap okumuyor“, “Çocuklarımın, ellerine, doğru dürüst kitap aldıklarını görmedim.”Danışmanlık yaşamım boyunca çok sık duydum bu sözleri anne babalardan, daha da duymaya devam edeceğim, eminim. Çocuklarımız neden okusun,...
  • Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi

    Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi

    Kitaptan Uyarlanan En İyi 30 Aşk Filmi aşağıda kısaca açıklanmaktadır. 30-Sevgili John; Konusu Nicholas Sparks’ın kitabından alınan filmde, orduya yeni yazılan John adlı bir gençle, Savannah adlı bir üniversite...