Memura Sağlık Lüks Oldu

Bazı özel hastaneler Emekli Sandığı mensuplarından ek ücret talep ediyor, hastalar ‘eşitsizlikten’ yakınıyor. Memurları ilgilendiren yönetmelik tartışmalara neden oldu. 30 Mayıs’ta yayımlanan yönetmeliğe göre bazı özel hastaneler fark alacak....
Emekli Sandığı

Bazı özel hastaneler Emekli Sandığı mensuplarından ek ücret talep ediyor, hastalar ‘eşitsizlikten’ yakınıyor.

Memurları ilgilendiren yönetmelik tartışmalara neden oldu. 30 Mayıs’ta yayımlanan yönetmeliğe göre bazı özel hastaneler fark alacak. Sağlık Bakanlığı milyarları bulan ek ücretin her zaman var olduğunu söylüyor. Hastalar ise önceleri tek kuruş ödemediklerini ileri sürüyorlar. Bu değişiklik kimilerine göre sağlıkta eşitsizliğe yol açıyor.

“Artık özel hastaneye gidince para ödüyorum” diyor Hüseyin Amca. Bir zamanlar birinci basamak sağlık hizmetlerinden, sevk aldıktan sonra pek çok özel hastaneden fark ödemeden, yani sadece Emekli Sandığı karnesini göstererek yararlanabilen Hüseyin Amca’nın artık pek çok işlem için fark ödemesi gerekiyor. Bu fark da bazen milyarları bulabiliyor. Her ne kadar Sağlık Bakanlığı yetkilileri bunun eskiden beri böyle olduğunu söylese de hastaların söylediklerine göre pratikte işler çok farklı işliyor. Sevk aldıktan sonra bir zamanlar ek ücret ödemediği özel hastanelerde, artık fark ödeyen Emekli Sandığı mensupları, bir de ilaç konusunda sıkıntı yaşamaya başladılar. Sağlık Bakanlığı, bunun da tamamen ‘palavra’ olduğunu vurguluyor vurgulamasına, ama Hüseyin Amca eskiden ilacın % 10’unu ödüyorken, artık kendisinden % 40’lık bir pay istenmeye başlandı.

Sevk konusunda da bazı değişiklikler var. Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sabahattin Aydın’ın söylediklerine göre eskiden kamu yararına çalışan vakıfların ve derneklerin özel hastanelerine Emekli Sandığı mensupları direkt olarak gidebiliyorlardı, ancak artık onlar da birinci basamaktan sevk almak zorunda.

Devlet memurlarının özel sağlık kurumlarında tedavi görmelerine ilişkin yeni protokol 30 Mayıs 2003 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı, 1 Haziran 2003’te ise yürürlüğe girdi. Bazı değişiklikler yapıldı, ama vatandaşlar bu değişikliklerden pek de memnun değil. Özellikle de fark ödeme uygulaması hastaların canını oldukça sıkıyor.

Peki böyle bir uygulamaya geçilmesinin amacı ne? Neden bazı özel hastaneler fark talep ederken, bazıları ek ücret almıyor? Aslında parası olanın kaliteli hizmet aldığı bu sistemde ‘sağlıkta eşitlikten’ ne kadar söz edilebilir?..

“Bu, Avrupa’da da böyle”

Pek çok yenilikten söz ediliyor bu sıralar sağlık sisteminde. Bir yandan hekim seçme özgürlüğü, sağlıkta eşitlik, hastanelerin ortak kullanımı gibi yeniliklerden söz edilirken, bir yandan da bazı vatandaşlar ellerindeki haklardan oluyorlar. Kimilerine göre sağlıkta bu sıralar yapılan reformlar herkesin “eşit haklara” sahip olmasını sağlarken, kimilerine göre ise bu yenilikler tamamen “eşitsizlikler” üzerine kurulu. Bugüne kadar genellikle SSK ve Bağ-kurlular durumlarından şikâyet ederlerken, şimdi Emekli Sandığı mensupları da söylenmeye, mağdur olduklarını söylemeye başladılar. “Her zaman gittiğim özel hastane, geçen gün benden 2 milyar para istedi” diyor bir başka Emekli Sandığı hastası. Peki neden Emekli Sandığı’nda hastalar açısından birtakım kısıtlamalar var?Özel Hastaneler Derneği Genel Sekreteri ve International Hospital İstanbul Genel Müdürü Yaşar Yıldırım, “Bir Emekli Sandığı mensubunun özel hastaneye gelebilmesi için birinci basamaktan sevk alması gerekiyor. Ayrıca eskiden Emekli Sandığı hastalarından bir fark, yani ek ücret istenme söz konusu değildi, ancak bu yeni sözleşme bu fark talebi hakkını da getirdi” diyor. Yıldırım’ın dediklerine göre bu farkın istenme gerekçesi ise hastaneler arasındaki hizmet, teknoloji ve yatırım farkı. “Çok yüksek teknolojisi ve düşük teknolojisi olan özel hastaneler var. 2002 yılında çıkan özel hastaneler yönetmeliğinde hastaneler üç sınıfa ayrılıyor. A1, A2, ve A3 diye. Devlet ise bütün bu hastanelere aynı fiyatı veriyor. Örneğin bir ameliyat için 500 milyon veriyorsa, bunu bütün özel hastaneler için uyguluyor. Ancak bu A3 hastaneleriyle A1 hastaneleri aynı değerlendirilmemeli. Bu nedenle A1’e gelmek isteyen vatandaş, cebinden katkıda bulunuyor. Bu, Avrupa’da da uygulanan bir sistemdir. Bu, daha da genişletilecek. Mart sonundan, nisan başından itibaren Bağ-kur ve SSK da bu sistemin içine girecek. Yani sosyal güvencesi olan tüm vatandaşlar özel sektör hizmetlerinden de sevk almak kaydıyla yararlanacak. Ancak bu hizmetlerden yararlanırken bazı hastaneler fark talep edebilecek” diyor.

“Sağlık sektörü iyiye gidiyor”

Türkiye’de yaklaşık 13 milyon Emekli Sandığı mensubu var. Bu insanlar da 1996 yılından beri Emekli Sandığı’nın aldığı bir kararla özel sektörden, kalp ameliyatları, anjiyoplasti, hemodiyaliz, MR-tomografi gibi anlaşmalı olan konularda yararlanabiliyorlardı. Ancak hükümetin aldığı bir kararla artık Emekli Sandığı mensupları birinci basamaktan sevk aldıktan sonra pek çok hizmet için fark ödeyecekler. Yaşar Yıldırım, “Özel hastanelerde tedavi görmek de bütün dallarda ve sonsuz değil. Belirlenmiş laboratuvar ve radyolojik tetkikleri var. Bunlar kısıtlı tetkikler. Bir de Maliye Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu paket ameliyatlar var, bunlar da bütün ameliyatları içermiyor” diyor. Ödenmesi gereken bir farktan söz ediliyor, ancak bu farkı çoğu Emekli Sandığı hastası ödeyemiyor. Farkı ödeyemeyenin, fark almayan bir hastaneye gitmesi gerektiğini belirten Yıldırım, “5 milyon dolarlık yatırım yapan hastane de var, 100 milyon dolarlık yatırım yapmış da var. Bu fark da bir şekilde ödenmeli ki hastane dönsün. Böylece hastaneler arasındaki bu eşitsizliği bu şekilde düzelttik. Bu aradaki konfor, tıbbi üstünlük, bir şekilde ödenmeli. Hasta da kendi sağlığına bu yönden düşkünse bunun farkını ödemek durumda. Ödemeyen de bu farkı almayan hastaneye gidecek” diyor.

Peki bu, “sağlıkta eşitlik” mi? Yoksa sadece parası olan mı kaliteli hizmet alabiliyor? Yıldırım’a göre burada bir eşitsizlik yok. Çünkü ona göre parası olmayan zaten bir restoranda yemek de yiyemiyor.

Yıldırım, “Parası olmayan bırakın bir restoranda yemek yemeyi, evde bile yemek bulamıyor, aç kalıyor Türkiye’de. İnsanların paralı olmasını sağlamak da zaten devletin görevi. Bu özel sektörün işi değil. Aksi takdirde özel sektörde herkes 100 milyon dolarlık değil de, 5 milyon dolarlık hastane açar. Komünist ülkelerin durumuna geliriz. Burada sağlıkta eşitlik yine de var. Ama fırsat eşitliği de olmalı. Yani insanların yaşam koşulları da aynı, ya da birbirine benzer olmalı. Bugün 3 milyara doğum yaptıran da var, 300 milyona yaptıran da. Bu, bir eşitsizlik olarak algılanmamalı. Ülkedeki sağlık hizmet kalitesi birkaç yıl içinde çok yukarılara çıkacak, çünkü ciddi bir rekabet doğacak. Devreye 20 milyonun üzerinde hasta girdi. Özel sektör mutlaka teknoloji kalitesini daha ileriye götürecek. 100 yataklı çok özel hastane yok. Şimdi bu açılan yeni pazarla, bu % 15 kapasiteyle çalışan hastaneler %80’lere çıkınca tabii ki belli bir gelire ulaşacaklar; bu gelir de onları, rekabetin zorlamasıyla yatırıma yöneltecek. Dolayısıyla bugün 20 yaşında tıbbi cihazlar kullanılırken, en yaşlı cihaz 5 yaşında olacak. Sağlık sektöründe çalışan insanların ücretleri yükselecek. Dolayısıyla sağlık sektöründe ciddi bir düzelme olacak” diyor.

“Eşitlik falan yok”

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Osman Öztürk, bu sistemin ne eşitlik, ne hekim seçme özgürlüğü getirdiğine, ne de sağlık sistemini iyiye götüreceğine inanıyor. Öztürk’e göre hastalara gün geçtikçe “müşteri” gözüyle bakılıyor, sadece parası olan sağlık hizmeti alabiliyor, sistem ise tamamen “eşitsizlikler” üzerine kurulu. “Eşitlik falan yok. Aksine getirilen sistem eşitsizlikleri daha da artıracak. Bir hizmet ticarileştiği zaman doğal olarak parası olana bakılır. Parası olanın, parası kadar hizmet alacağı bir sisteme yöneliyoruz. Özel sağlık kuruluşları, devletin verdiği paranın üzerine her türlü işlem için para talep edebilecekler Emekli Sandığı hastalarından. Böylece önce varolan ücretsiz hizmet satın alma hakkı ortadan kalkmış oluyor önemli ölçüde. Eskiden Emekli Sandığı mensupları belli paket hizmetler satın alabiliyorlardı herhangi bir para ödemeden, ama bu yeni genelgeyle artık o hizmetlerden de para talep edilmeye başlandı. Dolayısıyla Emekli Sandığı hastalarının haklarında gerileme bile var. Hekim seçme özgürlüğü ise tamamen propaganda. Vatandaş kendi sağlık ocağı bölgesinde çalışan aile hekimlerinden birini seçecek, 6 ay 1 sene ona bağlı olacak, beğenmezse değiştirecek. Bu hekim seçme özgürlüğü değil” diyor. Peki hastanelerin tek çatı altında toplanması, özel sektörle de işbirliği yapılması rekabeti artırarak, kalitenin yükselmesini sağlamayacak mı?

Öztürk, “Rekabet gibi böyle ultraliberal söylemleri bu kadar kolay kullanmaları gerçekten bir hekim olarak tüylerimi diken diken ediyor. Hatta ‘tatlı bir rekabetten’ söz ediyorlar. Özel sağlık sektörünün bugün nasıl rekabet ettiğini görüyoruz. Kaliteyi düşürerek, mümkün olduğunca agresif pazarlama yöntemleriyle vatandaşı kendine çekerek. Bunun arttığını bir düşünsenize. Kolunuzdan tutup, yoldan çevirecekler sizi. Sağlık, giderek kamu hizmeti olmaktan çıkıyor. Umarım bu hükümet bu girişimlerinden vazgeçip, bütün topluma eşit ve ücretsiz olarak verebilecek bir sağlık hizmeti ve organizasyonuyla uğraşmaya başlar” diyor.

Öztürk’e göre kamu hastanelerinin kendi hizmetlerini üretmemeleri ve hizmeti özel sektörden daha pahalıya satın almaları kamu hastanelerini daha büyük bir yetmezliğe sokacak. Öztürk, “Emekli Sandığı’nın şimdiye kadar bu yolla ne kadar ödeme yaptığını açıklamıyorlar. Birtakım suiistimallerin olmasından korkuyorum. Çünkü bunu SSK’da yaşadık. Faturalar sürekli şişiriliyordu. Eğer böyle bir şey şu an yine olursa bunun vebali de tabii ki şu anki hükümet olacak. Böyle bir şey olacağı da maalesef çok açık. İşin kötüsü, şu anda herhangi bir denetim mekanizması da yok. Kamu kaynaklarının hortumlanma riski çok yüksek” diyor.

Hasta mı, müşteri mi?

Kimileri Emekli Sandığı hastaları için uygulanan bu yenilikleri, giderek özelleşmeye doğru, kimileri ise sakıncalı buluyor. “Hastalardan ek ücret almak, aslında özel sağlık sektörü için kârlı bir uygulama. İnsani olan her türlü kamusal hizmetin ticarileştirilmesini savunan bir siyasi görüş için de bu mantıklı; ama toplumun geniş kesimi açısından baktığınız zaman herhangi bir yarar yok. Sağlık, parası olanın parası kadar aldığı bir metaya dönüştürülüyor. Kamusal kurumların hepten çökeceği bir tablo çıkıyor ortaya” diyor Dr. Öztürk. Özel Hastaneler Derneği Genel Sekreteri Yaşar Yıldırım ise hastalara giderek “müşteri” gözüyle bakıldığı fikrini yanlış buluyor. Yıldırım, “Bunu savunan hekimler devlet hastaneleri ve üniversite hekimleri. Oysa devlet hastaneleri ve üniversiteler de bugün özel sektör gibi çalışıyor. Döner sermayeleri var, hastadan para alıyorlar, o paraların bir kısmını yatırıma, bir kısmını doktorun, hemşirenin maaşı olarak ya da primi olarak veriyorlar. Bir çeşit özel sektör gibi sistem. Oysa devlet bu işten elini zaten çekmeli. Devlet bütün hastaneleri sübvanse ediyor, yani kendi hastanelerinin maaşlarını veriyor, binayı veriyor, teknik yatırımı yapıyor, elektriğini suyunu ödüyor ve o hastaneler daha yüksek maliyetle çalışıyor. Devlete pahalıya mâl olan bir hastane de kalitesi düşük bir hizmet üretiyor. O zaman o hastaneler özelleşmeli” diyor.

Emekli Sandığı mensuplarının dışında, yakında SSK ve Bağ-kurlu hastalar da özel hastanelerden yararlanabilecekler. Bu üç farklı kurumun farklı işlemleri özel sektörü biraz zorlayacak, ancak yetkililer bu sorunu da Genel Sağlık Sigortası uygulamasıyla çözmeyi, yani bu üç sosyal güvence kurumunu birleştirerek, tek çatı altında toplayıp, tek sistem uygulayarak çözmeyi planlıyor. Yasa tasarısı hazırlandı, ancak yasanın ne zaman çıkarılacağı, genel sağlık sigortasının ne zaman, nasıl uygulanacağı konusunda kimse bir şey bilmiyor. Bir açıklama yapmak yerine de Sağlık Bakanı ile Çalışma Bakanı bu konuda topu birbirlerine atmayı tercih ediyorlar. Söylenen tek cümle ise, “Sistemin oturması için zamana ihtiyaç var”…

Emekli Sandığı mensupları için özel hastanelerle ilgili önemli değişiklikler
  • Emekli Sandığı hastaları, birinci basamaktan sevk aldıktan sonra Maliye Bakanlığı ile protokol imzalamış özel kurumlardan hizmet alabilirler.
  • Sevk, özel birinci basamak sağlık kurumlarının dışında, sağlık ocaklarından da alınabilir.
  • Özel hastaneye sevk edilirken hastane adı verilmez, sadece gidilecek branş yazılır.
  • Kamu, kendini yetersiz gördüğü her konuda hastayı özele sevk edebilir.
  • Kamuda çalışan hekimler, hastalarına özel hastanede bakamazlar. Ancak özel hastanede tam gün çalışan doktor o hastaya bakabilir. Hasta bunu istemese bile.
  • Birinci basamağa başvuran hastalar için uygulanan ücretlendirme politikası tamamen bütçe uygulama talimatına uygun olarak ücretlendirilir ve sınırlı tetkik yapılabilir.
  • Hasta, özele sevk edilmesi halinde faturalarında % 30’a varan bir indirim yapılır.
  • Özel hastanelerde Maliye Bakanlığı’nın yayımladığı paket fiyatlar ve bütçe uygulama talimatındaki fiyatlar uygulanır.
  • Özel hastane talep edilen hizmet için hastadan fark talep edebilir. Ancak bu, hastaya ilk başvurduğunda söylenmeli.
  • Hangi hastanenin ne kadar fark alacağı belli değil. Bunu hastaneler kendileri belirliyor.
    Bade Gürleyen
Kategoriler
SağlıkSağlık Haberleri
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular