Mastürbasyonun Nihaî Formatı ‘Hara-kiri’dir…

…der dünya edebiyatı şaheserlerinden kabul edilen “Bir Maskenin İtirafları” adlı otobiyografik romanında kendi homoseksüelliğini yazan, uluslararası haklı bir üne sahip Japon yazar Yukio Mishima. Mishima ilk orgazmına Aziz Sebastian’ın...

…der dünya edebiyatı şaheserlerinden kabul edilen “Bir Maskenin İtirafları” adlı otobiyografik romanında kendi homoseksüelliğini yazan, uluslararası haklı bir üne sahip Japon yazar Yukio Mishima.

Yukio Mishima

Yukio Mishima

Mishima ilk orgazmına Aziz Sebastian’ın resmine bakarken ulaştı. Bu resimde, Aziz Sebastian, kuşatılmış ve fırlatılan oklarla yara bere içindedir.

Mishima, II. Dünya Harbi sonrası Japonya’sının en renkli, en verimli, ve en üretken yazarıdır. Savaş öncesi ve sonrası yazarların olduğu kadar sağcı ve solcu entellektüellerin saygısını da kazandı. Japonya’nın, ‘değişen duyguların etkisi altında modernizme adım atışını, ve batı ideallerinin ülkesi tarafından kalıcı kucaklanışını’ saptayarak ne kendisinden önce ne de kendisinden sonra hiç bir romancının yapmadığını yaptı.

Nobel Ödülü Payesi alan Kawabata Yusunari, Yukio Mishima için, “Sadece Japonya’da değil, Dünya çapında olağanüstü bir yetenek, -300 yılda bir- doğan dahîlerden biri. Benden çok yukarılarda” dedi.

Tokyo’da doğan Yukio’nun asıl adı Kimitake Hiraoka’dır. Eserlerinin temelinde, ‘Çağdaş hayatın tinsel beyhudeliğine karşıt geleneksel Japon değerlerinin ayrışması’ yatar. Kısa hayatına, 13 makale, 21 uzun-tam perdelik oyun, 31 tek perdelik oyun, 143 kısa hikaye, ve 20 roman sığdırdı. Samuray sınıfına has olan ‘hari-kiri’ yoluyla intihar ettiğinde uluslararası üne ve büyük bir servete sahipti. Yazarlığının doruk noktasındaydı, ve sadece 45 yaşındaydı. Tüyler ürpertici ölümü hakkında yazılanlar, edebî başarısı hakkında yazılanlar kadar çoktur.

Küçük bir bürokrat, Hitler ve Nazizm hayranı olan babasının kökleri, hem çiftçi, hem aristokrat, hem de Japonya’yı 250 yıl yöneten askerlere kadar uzanır. Babaannesinin kökleri ise Samuray’lara uzanır. Babaannesi, maziye yönelik hasret ve özlemlerini torununa aşılamış, Ecdadı Samuray’ların ruhlarına hakim olan disiplini, beden ve aklının tamamını kontrol etmeyi, mağrur ve kibirli olmayı, ve bu yeteneklerle övünmeyiöğretmiştir. Bu etkileri Mishima’nın eserlerinde belirgin olarak görürüz. Fakat Yukio’nun kim olduğuyla bir türlü yetinememesi de bu nedenle muhtemelen.

Yukio Mishima, ‘ölüm’ kavramına doğal sayılmayacak kadar yoğun bir ilgi duyan, parlak zekâlı, mecalsiz, fakat kan ve acıyla ilintili fantazileri olan bir gençti. Ergenlik çağında yazmaya başlayan Yukio’nun ilk romanı 13 yaşındayken okul gazetesinde basıldı. 1943 yılında Tokyo Üniversitesi’nin hukuk bölümüne girdi. Talebeyken kısa hikayelerinden bir ilk kolleksiyon yayımladı, hepsi bir hafta içinde satıldı.

“The Forest in Full Bloom/Çiçek Açmış Orman” adlı İlk uzun eseri öğretmeni Fumio Shimizu’nun desteği ile “Bungei Bunka Dergisi”nde basıldığında 16 yaşındaydı. Bu eser Tokyo’da 1944’de savaşın son yılında, kağıt kıtlığında kitap olarak basılması mucize sayıldı, ve fakat, 4000 adet olarak çıkan ilk baskı yine bir haftada satıldı.

Kendisine yazar olarak seçtiği isim ‘Mishima’ Fuji Dağı’nın karlı tepelerinin izlendiği şehrin adıdır. ‘Yukio’ kar anlamına gelir. Fakat ilginç olan, Yukio’nun ismi Japonca olarak tamamı yazıldığında, “Ölümle lanetlenen muammalı şeytan” anlamına da geliyor. Kendisinin de belirttiği gibi bu ilginç tesadüf tuhaftır.

Bir Maskenin İtirafları” adlı otobiyografik romanı ortaya çıkar çıkmaz Mishima enternasyonal bir isim oldu (1949). Eşcinsel ilişkiyi anlattığı eseriyle Japon halkını şoke etmekten, batılılaşmış bir hareketle etkilemiş olmaktan da ek bir keyif aldı.

Yukio fanatik bir milliyetçiydi. 100 kişilik müridiyle küçük bir ordu kurdu, ve 1970 yılında Tokyo’da bir generali rehin almak için, oyuncak ordusundan 4 kişinin intiharına sebep oldu. Askeri balkondan attığı nutuğa karşılık olarak avludaki askerler gülmeye başlayınca onuru kırıldı, ve ecdadları Samuray’lar gibi hara-kiri ayiniyle karnını deşerek intihar etti. Yanında duran sadık müridlerinden biri Yukio’ya ait olan 17. y.y Samuray kılıcını aldı, intihar eden yazarın kellesini uçurdu, arkadan da kendisi intihar etti.

Yukio ergenlik çağındayken, yaralar içinde ölen güzel şövalyeler çizerdi. En sevdiği resim olan ‘Joan of Arc’ın bir kadın olduğunu öğrendiği zaman erkek kıyafeti giyen kadınlardan nefret etti. Marquis de Sade gibi ölüm üstüne ve insan eti yediğinin fantazilerini kurarak aşırı sıklıkla masturbasyon yapıyordu. Biraz daha büyüdükten sonra kadınlarla ilgilenmeye karar verdi. Hukuk okuduğu dönemde Sonoko isminde bir kadınla kısa bir beraberlik yaşadı, ancak kadın bir başkası ile evlenince Yukio hayatında ilk ve son olarak sarhoş oldu. Bir süre sonra, “İtiraflar” eserinin getirdiği ün ile cesurlaşınca arkadaşlarını Tokyo’nun ‘Gey’ kafelerinde eğlendirdi. Onların aralarında en favori arkadaşları külhanbeyi olanlardı. 1952 yılında New York’a yaptığı bir seyahatinde ideal erkeği bulmak için bar bar dolaştı. New York sonrası Rio’ya gitti. Öğleden sonraları parklarda dolaşıp genç delikanlılarla arkadaşlık kurarak onları kaldığı otele davet etti. O gençlerle nasıl konuştuğunu soran bir arkadaşına homoseksüel dünyada ortak bir lisana gerek olmadığını anlattı. Bu sohbet sırasında arkadaşına, kadınlarla flört etmekten hoşlandığını ancak işin cinsel ilişki kısmıyla ilgilenmediğini de açıkladı. Aynı arkadaşını geç saatlerde aradı, otel odasına gelen bir Japon kadının onu baştan çıkarmaya çalıştığını, hemen gelip onu bu kadının elinden kurtarmasını istedi. Buradan da Fransa’ya gitti.

Paris’de bestekâr Toshiro Mayuzumi ile çok iyi dost oldular. Yeni arkadaşına kendisini kulamparaların gittiği bir bara götürmesini istedi. Ancak bara geldikten sonra Mayuzumi Fransızca konuşup oğlanları kendi amacına göre yönlendirdiği için ona küfredip durdu.

Mishima’nın dış görüntüsü birçok kadın için iticiydi. Çok cılız bacaklarının üstünde, kasları fazlaca geliştirilmiş geniş bir bedeni vardı. Boyu 1.60 kadardı. Bir Japon magazininde yapılan ankete göre ünlü yazar ile evlenmektense kendilerini öldürmeyi tercih edeceklerini söyleyen Japon kadın okuyucu oranı %50 idi.

Yukio Mishima’nın en büyük fantazisi acılar içinde, şiddet ve kan içeren ölümdü. Onu tanıyan hemen herkes şu sözleri mutlaka duymuştu: ‘ Masturbasyonun nihaî formatı seppukadır (Hara-kiri)

Nitekim, büyük yazar, ‘Hara-kiri’ yoluyla intihar etti. Yukio ile beraber intihar eden 25 yaşındaki genç Masakatsu Marito’ya herkes Yukio’nun nişanlısı gözüyle bakıyordu. Yukio gibi ölüme karşı olağandışı bir ilgi duyan Morito, hayatını Mishima’ya adamıştı.

Mishima’nın, “Birini öldürmek ihtiyacını hissediyorum, kan görmek istiyorum” dediği biliniyor. Yukio Mishima, 1949’da yazdığı “Bir Maskenin İtirafları” edebiyat tarihinin en büyük eserlerinden biridir. Bunu takibeden, 1950 ile 1964 yılları arasında verdiği eserlerin her biri olağanüstüdür. “Aşka Susamak’, “Haram Renkler”, “Denizden Zerafetle düşen Denizci”, “İpek ve Sezgi”, “Şölenden Sonra”, “Dalgaların Sesi”, ve, ticari anlamda en başarılı eseri “Altın Binanın Tapınağı”.

1964 ile 1970 yılının Kasım ayları arasında “Doğurgan Deniz” adı altında topladığı 4 roman yazdı. Bu 4 roman Mishima’nın başyapıtları kabul edilir. 1912-1970 yılları arası Japon yaşamını harikûlade anlatır. 25 Kasım 1970’de, “Doğurgan Deniz” romanlarının sonuncusunu bitirdiği gün, kendi ordusundan 4 kişiyle birlikte bir generali rehin alarak Ichigaya’da bir askeri birliği ele geçirdi, ve başbakanın istifası için diretti. Avluda biriken askerlere elindeki manifestoyu okuyarak Japonya’yı kurtarmalarını haykırdı. Umduğunu bulamayınca Hara-Kiri (Seppuka) yoluyla intihar etti. Özel ordusunu kurmaktaki gerçek gayesi ne olursa olsun, Mishima, bu küçük orduyu Japonya’nın batılılaşma yolunda aldığı adımları ciddi anlamda yeniden bir gözden geçirmesi için kullanmıştır. Değerli birçok Japon yazar vardır, ancak Yukio Mishima, sahiden de 300 yılda bir gelen bir Dünya Edebiyatçı’sıdır.

Araştırma:  
(San Jose State University, Literature Research Center.  

-Martin Luther King Jr. Library. SJ )

 

Ayşe AKDENİZ / San Jose
2 Kasım 2003 21:07
Kategoriler
EdebiyatKültür&Sanat
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Orhan Pamuk

    Orhan Pamuk: Kimin İçin Yazıyorsun?

    “Kimin için yazıyorsun?” Otuz yıllık yazım hayatımda okuyucuların ve gazetecilerin en çok sorduğu sorulardan biri. Soruyu soranın niyeti ve öğrenmek istediği şey yerden yere ve zamana göre değişir. Ancak...
  • Leo Tolstoy – Garip Bir Yaratık

    Leo Tolstoy – Garip Bir Yaratık

    Yeryüzünde diğerlerinden sıyrılan birçok varlık var. Toprağın mahsulü üzerinde yaşıyor, ancak bu yaratıklar kendi kendilerine oyun oynama eğilimindeler, bu yüzden açıklanamaz bir şekilde toprağı ellerine bölerler, böylece yemek istediklerini...
  • Cesare Paveze

    Cesare Paveze – Pierina’ya Mektup

    İstemsizce, sana endişe ve baş ağrısı verdim, ama inan bana, başka hiçbir şey yapamazdım. Bunun ana nedeni umutsuzluk içinde peşinden koşmanın acısıdır. Çünkü ben hep kaybeden olarak kalırım. Ama...
  • Babalar ve Oğullar

    Babalar ve Oğullar: Bazı Notlar

    Geçenlerde Ivan Turgenev‘in “Rudin” ve “Babalar ve Oğulları” nı uzun ve dayanılmaz bir acının neden olduğu kaygı duygusuyla yeniden okudum. Bildiğiniz gibi “Rudin” yazarın ilk kalem testlerinden biridir. 1856’da...