Mark Wahlberg; O Bir Aktör, Müzisyen ve Bir Yapımcı

O bir aktör, müzisyen ve bir yapımcı… O, beyaz perdenin aksiyon yıldızlarından! 41 yaşındaki aktör formunu kaybetmediğini yine süper bir aksiyon filmi ile karşımıza çıkarak gösteriyor! Eğer bir süper...

O bir aktör, müzisyen ve bir yapımcı…

Mark Wahlberg

O, beyaz perdenin aksiyon yıldızlarından! 41 yaşındaki aktör formunu kaybetmediğini yine süper bir aksiyon filmi ile karşımıza çıkarak gösteriyor!

Eğer bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin?

Ölümsüzlük! Bu da bir süper güç değil mi?

Kariyerinde oldukça iyi bir noktada yer aldığını görüyoruz. Senin için işlerin iyi gittiğini söyleyebiliriz herhalde değil mi?

Hayattan keyif alıyorum. Sadece kariyerim açısından değil, kafamda ve kalbimde olmak istediğim noktada olduğumdan dolayı mutluyum. Kendimle gerçekten eğleniyorum, işlerin size geliş yolunu bir kez kabul ettiniz mi gerçekten hayattan keyif almaya başlıyorsunuz ve rahatlıyorsunuz.

Son Vurgun filmi ile yeniden karsımıza çıkıyorsun. Seni bu projeye çeken neydi?

Filmin orijinal versiyonunu izlemiş ve çok sevmiştim, içinde oynamaktan keyif alacağım karakterleri olan bu tür filmleri izlemeyi seviyorum. Şimdi yeni moda, iyi Avrupa filmlerini bulup haklarını alıp onları yeniden çekmek…

Oynadığın karakter Chris Farraday’den biraz bahseder misin?

O doğru olanı yapmaya çalışan iyi, çalışkan bir adam. Ne yazık ki, kayınbiraderi pek sağlam pabuç değil. Chris de sürekli onun arkasını toplamak zorunda kalıyor. Bu da onu yeniden kaçakçılık dünyasının içine çekiyor.

Chris’in hangi yönünü seviyorsun?

Bazı durumlarda oldukça hiddetli olsa da düşünen bir adam olması hoşuma gidiyor. Onca birbirinden farklı durumda düşünerek tepki vermek zorunda olması beni cezbediyor. Filmdeki diğer adamlardan çok daha nazik biri olarak kendini farklı kılıyor, insanın onu destekleyesi geliyor. Chris, suçlular dünyasında saygı gören biri. Kendini nasıl savunacağını biliyor.

Chris, ailesini korumak için ne gerekiyorsa yapar. Sen de onun gibi aileni korumak için ne gerekirse yapar mısın?

Kesinlikle. Ailemi korumak ve onların ihtiyaçlarını karşılamak adına yapamayacağım bir şey yok. Bu özelliği canlandırmak benim için hiç de zor olmadı.

Bir yapımcı olarak sette yönetmene müdahalelerde bulundun mu?

Her zaman yönetmene işini yapabilmesi için gerekli özgürlüğü ve alanı sağlamak lazım. Bazen kendimi büyük resme bakarken yakalardım. Baltasar’ın (yönetmen) bu filmle ikinci buluşması olduğunu düşünerek ona mümkün olduğunca çok özgürlük tanımaya çalıştım. O, bu filmi herkesten daha iyi biliyor. Bu, çok ince bir çizgidir.

Bir yönetmen olarak Baltasar Kormâkur’u nasıl buluyorsun?

Oyuncularla olan ilişkisi harika! Bana göre yaptığı tüm tercihler çok zekice ve içgüdüseldi. O gerçekten çok yetenekli. Kendisi de bir oyuncu olduğu üzere kameranın önünde ve arkasında olup bitenlere son derece hâkim. Herkesle nasıl iletişim kuracağını, onlara nasıl cesaret vereceğini iyi biliyor. Ayrıca onunla geçinmek de çok kolay. Baltasar, işini gerçekten önemsiyor. Birinin çabalamadığını görürse mutlaka müdahale ediyor.

Onunla tekrar çalışmak ister miydin?

Mümkün olursa bundan sonraki oyunculuk kariyerimin tüm filmlerimde onunla çalışmak isterim. Baharda onunla bir film daha çekmeyi umut ediyorum.

Bir yapımcı olarak Baltasar’ın bu sektördeki geleceğini nasıl görüyorsun?

Umarım Hollywood ve daha büyük bütçeler onu şımartmaz. O; düşük bütçeli, nitelikli ve detaylı bağımsız filmler çekmeye alışık.

Sence geçmişte düşük bütçeli bağımsız filmler çekmiş olması ona bu filmde fayda sağladı mı?

Baltasar, bu filmi 37 günde çekmeyi başardı. Hem de onca aksiyon ve çalışmak zorunda olduğu bütçeye rağmen. Son Vurgun’dan sonra ben bunun iki katı süre alan ve aksiyonu olmayan bir komedi çektim.

Filmde en yakın arkadaşınız olan Sebastian’ı oynayan Ben Foster ile çalışmak nasıldı?

Bir süredir Ben’le çalışmak istiyordum. Bu rol için ilk tercihim oydu. Daha ilk buluşmamızda çok iyi anlaştık. Tıpkı filmde Tim Briggs’i oynayan Giovanni Ribisi gibi o da rolü hemen kabul etti. Ben Foster olağanüstü bir oyuncu ve etkileyici bir adam.

Sence Kate Beckinsale, filmdeki esiniz Kate Farraday rolünde görüyoruz…

Bence Kate de harika bir iş çıkarttı. Onu kabul edilen oyuncular arasında görünce çok etkilenmiştim. Belli bir türde başarılı olduğunuzda o türdeki filmleri reddetmek bazen zor olur. Kate tekrar gerçek ve cesurca bir işte yer almak istedi.

Aksiyon sahneleri çekmekten keyif alıyor musunuz?

Aksiyon ve dövüş sahneleri çekmekten keyif alıyorum. Özellikle de ben bir şeye vuruyor ve karşılık görmüyorsam. Giovanni Ribisi’yle olan sahnelerde olduğu gibi. Ben Giovanni’nin yaptığı işlerin de her zaman hayranı oldum. Onun bu filmdeki varlığı da çok önemli.

Filmin büyük kısmı New Orleans’ta çekilmiş.

Ben New Orleans’ı çok severim. Restoranları müthiştir ve çalışanları da harikadır. Orada insanlar gerçekten çok çalışır. Çalışmak için çok hevesliler ve çektikleri filmi gerçekten önemsiyorlar. Orası harika bir şehir. Şu an orada bir film daha çekiyorum.

“Entourage” ve “In Treatment”ı düşününce yapımcı olarak da ne kadar başarılı olduğunu görmüş oluyoruz. Bu başarılı gidisi devam ettirebilecek misin?

Çok seviyorum. En iyisi henüz gelmedi. Çok heyecanlıyız. Üçüncü sezon için Gabriel’le (Byrne, In Treatment’ın yıldızı) anlaşmaya çalışıyoruz. Bence başaracağız. Ve şu anda New York’ta, “Hovv To Make It In America” adlı yeni bir dizi çekiyoruz. Harika bir dizi olacak ve Martin Scorsese pilot bölümü daha yeni yönetti.

Yönetmenlik yapmayı düşünüyor musun?

Er ya da geç. Bu adamlardan bir sürü şey öğrendim ve sonra Peter Jackson’la çalıştım ve bu işi nasıl yaptığını gördüm ve ‘Ben bunu yapamam,’ dedim. Fakat yeni bitirdiğimiz boks filmi için istediğim gibi birini bulamasaydım yönetmenliği denemeyi çok istiyordum. Benim için doğru olabileceğini düşündüğüm birkaç proje var, bir anlamda korunabileceğim projeler fakat herkes gibi anlatabileceğimi bildiğim, duygusal bir bağ kurabileceğim bir proje. Ve her şekilde kendimi ifade edebileceğim bir proje. O zaman yönetmenliğe atlarım. Neden olmasın ki?

Baba olduktan sonra hayatın cok değişti mi?

Evet, oldukça değiştiğini söyleyebilirim. Fakat müthiş bir şey ve buna hazırdım. Aslına bakarsanız, ben hazır olmadan önce olmadığına memnunum çünkü neler olacağını bilemezdik. Benimle yaşıt arkadaşlarım var ve şimdiden dede oldular. Bir arkadaşım 35 yaşında dede oldu.

Kategoriler
RöportajSinema

Benzer Konular