Makarna süzgüsü

Devlet hastanelerinde hekimler uzmanlık dalları ne olursa olsun ayda bir kapı nöbeti adı altında nöbet tutarlar. Nöbet sırasında idari konular yanı sıra acil servise gelen hastalarla da ilgilenilir. İşte...
Makarna süzgüsü

Devlet hastanelerinde hekimler uzmanlık dalları ne olursa olsun ayda bir kapı nöbeti adı altında nöbet tutarlar. Nöbet sırasında idari konular yanı sıra acil servise gelen hastalarla da ilgilenilir.

Dr. Mehmet Uhri

Dr. Mehmet Uhri

İşte böyle bir nöbet gününde genel cerrahi uzmanı arkadaşımla beraber hastaneyi bekliyorduk. Cerrah arkadaşım acil servise başvuran hastalara bakarken ben de sevk, yatış, vs gibi idari konular ile ilgileniyordum. Ancak yaralı bir hasta nedeniyle genel cerrahi uzmanı arkadaşım ameliyata girmek zorunda kaldı. Ben de ameliyat bitene kadar uzmanlık alanım biraz uzak olmakla beraber acil servise başvuran hastalarla ilgilenmeye başladım.

Başlangıçta biraz ürkmeme karşın altından kalkamayacağım bir hasta gelmediği için bir süre sonra heyecanımı attım.
Ta ki o hasta gelene kadar…

Acil servise gelen hasta ağzındaki kaplama diş protezinin yerinden koptuğunu ve üçlü grup diş protezini yuttuğunu söylüyordu. Derhal bir röntgen filmi istedim. Gerçekten de yan yana 3 adet diş içeren protez midede duruyordu.

Böyle bir durumda ne yapılırdı tam kestiremiyordum.

Hastanın bir yakınması yoktu. Ancak korkmuştu. Bu konuda yardım alacağım genel cerrahi uzmanı nöbet arkadaşım ameliyattan çıkana kadar hastayı yatıştırmanın doğru olacağını düşündüm. Ciddi bir ifade takınarak “önce şu tahlilleri yaptırın bakalım” dedim.

Hasta yakını “önemli bir durum var mı doktor bey?” diye sordu.
Aslında sorunun yanıtını ben de bilmiyordum. Ancak cerrah arkadaşım ameliyattan çıkana kadar hastayı oyalayacak ve bana vakit kazandıracak bir şeyler yapmalıydım.

“Şu an korkulacak bir şey yok ancak biz hazırlıklarımızı yapalım duruma göre gerekirse ameliyat yapabiliriz” dedim. Demez olaydım.
Ameliyat lafı etmem ile birlikte hasta ve yakınlarının paniği daha da arttı. Tahlil sonuçları ile zaman kazanıp hastayı oyalarım diye düşünürken paniğin artmasına yol açmıştım.
Bu arada cerrah arkadaşımın ameliyatı uzadıkça uzuyor bir türlü çıkmıyordu.

Ameliyat lafı yüzünden haberleşme hızlanmış ve hastanın ziyaretçilerinin sayısı artmaya başlamıştı. Her gelen ziyaretçi nöbetçi doktoru görmek ve izahat almak istiyordu.
Üzerimdeki baskı giderek artıyor, bu arada beklenmedik bir komplikasyon olmaması için dua ediyordum.

Neyse, güç bela cerrah arkadaşım ameliyattan çıktı.
Anadolu’da uzun yıllar çalışmış mesleğinde tecrübeli, görmüş geçirmiş bir cerrah olarak ağzında piposu ile heybetli bir duruşu vardı. Acil servise girdiğinde birden içerdeki sesler kesildi.

– Nedir durum, hastamızın nesi var?
Ben hemen önümü ilikleyip hastamızın üçlü diş protezini yutmuş olduğunu çekilen filmlerde de dişlerin midede durmakta olduğunu anlattım. Bu arada ameliyat gerekebileceğini düşündüğümden ön hazırlık olarak yaptırdığım tahlillerin sonuçlarını gösterdim. Hasta ve yakınları kalabalık bir güruh olarak cerrahın ağzının içine bakıyordu.

Cerrahımız filme baktı. Piposundan iki nefes çekip kaşlarını kaldırdı. Hastanın hanımını çağırdı. Gelen bayana sakin sakin yapacaklarını anlatmaya başladı.
– Bak hanım, kocan iyi korkma bir şey olmaz. Ameliyat olmasına da gerek yok.
– Ne yapmam gerekiyor doktor bey?
– Evinde makarna süzgüsü var mı?
Hepimiz biri birimize baktık. Soruyu anlamamıştık.
– Nasıl yani?
– Hanım, hanım! Makarnayı haşladıktan sonra süzdüğün süzgüyü soruyorum.
– Var doktor bey.
– Tamam o zaman. Bu günden sonra bu dişler çıkana kadar kocan büyük abdestini makarna süzgüsüne yapacak. Ortalama 2 gün içinde bu dişler mide ve bağırsakları geçip büyük abdest ile atılır. Merak etme.
– Peki sonra ne yapacağız doktor bey?
– Sonrası kolay. Çıkan dişleri yıkar temizler yerine takarsınız. Dünyanın parasıdır bu protez yeniden yaptıracak değilsiniz herhalde.

Bir anda benim ve sanırım bütün odada bulunanların midesi allak bulak olmuştu. Ama burada mesleki tecrübe konuşuyordu. Meslektaşım Anadolu’da çalıştığı yıllarda özellikle altın dişini yutanlar için bu türden sorunlarla daha önce de karşılaşmış ve tecrübe edinmişti. Doğrusu makarna süzgüsünün böylesi bir işte kullanılacağı hiç aklıma gelmezdi.

Gerçi makarna süzgüsünü böyle bir işte kullanan arkadaşımın düdüklü tencere için özel bir uygulama alanı olup olmadığını bir hayli merak ettim ama sormaya cesaret edemedim.
Ancak o gün yemekte çıkan makarnayı yemem de mümkün olmadı. Siz olsaydınız dener miydiniz?

Dr. Mehmet Uhri

Kategoriler
MakaleSağlık
Dr. Mehmet Uhri

Bir hekimden hayata dair anılar ve görüşler...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular