Light Tutanaklar 72

Mutsuzluk içime yemek formunda çöktü. Üstelik yiyip kendimi iyi hissedeceğime, pişmanlık ve vicdan azabı duyuyorum. Acaba bu leş duygudan ne zaman kurtulurum? Acayip mutsuzum. Niye bilmem. Öyle bi hal...
Light Tutanaklar

Mutsuzluk içime yemek formunda çöktü. Üstelik yiyip kendimi iyi hissedeceğime, pişmanlık ve vicdan azabı duyuyorum. Acaba bu leş duygudan ne zaman kurtulurum?

Acayip mutsuzum. Niye bilmem. Öyle bi hal geldi işte üstüme. Hatta planlarımı bile yaptım. Obez olmaya karar verdim. Bundan sonra evden dışarı adımımı atmaksızın sadece yemek yiyeceğim. Düşününce hiç de fena bir fikir gibi gelmiyor doğrusu. Tek problem finansman. Yani tüm hayatımı evde geçirmem ve masraflarımı karşılayabilmem için paraya ihtiyacım var. Bana sponsorluk yapmaya ne dersiniz? Bunu bir düşünün.

Temmuz ayında Jane Birkin geliyor ya, ön hazırlığa başladım bile. Arabesque albümü sürekli yanımda, kulağımda. Nakaratlara da hafiften katılmaya başladım. Şimdi Elisa çalıyor, pek de güzel. Ha bire

“…Dans la jungle
de me chevaux Lisa”

diye ben de söylüyorum. Ayrıca “et tes doigts delicats” (ve senin zarif parmakların) kısmını da seviyorum. Kadın zarif parmaklardan bahsedince, benim de gözümün önünde ince, uzun, biçimli parmaklar canlanıveriyor. Bende el ve ayak takıntısı olduğu için herhalde. Şarkıları tam olarak öğrenince konsere hazır olacağım. Yalnız oraya gidebilir miyim bilmiyorum. Eğer obez olmak üzerine kurduğum planlarımı Haziran’da falan uygulamaya koyarsam, o zaman konsere gidemem tabii ki.

Gidemeyeceklerim arasında başka neler var, onları düşünüyorum. Belli ki kurnaz beynim beni bu dahiane planımdan vazgeçirmeye çalışıyor. Haziran’da Moby konseri var mesela. Biletimi aldım bile. Ama gidecek biri bulunur, n’olcak ki? Caz festivaline Tori Amos gelecek falan diyorlardı ama asparagas galiba. Hiç adı geçmiyor. Biliyorum ki, sırf onun için planlarımı erteleyebilirdim. Ama Tori yoksa, ben de yokum.

Çıldırdığımı düşünüyor olabilirsiniz ama dediğim gibi, aklım gayet yerinde, sadece çok mutsuz hissediyorum bu gün, bu ara. Üstelik duyguların yemekle ifadesine karşı çıkan tüm diyet yazılarını sabote ettiğimin de farkındayım. Bundan özel bir zevk alıyor falan değilim. Tüm psikologlardan, Dr Atkins’den ve Montignac’tan huzurunuzda özür bile dilerim. Ama şu an bu kilo problemine gelene kadar beni mutsuz edecek tonla başka sebep var zaten. Neden bir de bunu mesele haline getireyim ki?
Gene güzel bir Serge Gainsbourg parçası, adını bilmiyorum. Couleur Café olabilir. Pek keyifli. Bunda da

“Couleur…
Café…
Que j’aime ta couleur
Café”

diyip duruyorum, sanki biliyormuşum gibi.

Kim bilir belki hala umudumu yitirmemişimdir. Hala şarkı söyleyeceğim, hatta Fransızca şarkı söyleyeceğim diye uğraştığıma göre…

Ö. A.

Kategoriler
Zayıflama&Diyet
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular