Lale Mansur:”Hiç yalnız uyumadım

Aşksız kalmamış bir kadın. Şimdi çok iyi bildiği bir duygunun sahnesinde oynuyor. Max onunla ‘Olağan Mucizeler’in kulisinde sadece aşk konuştu. ”Seçilmiş hissederim kendimi. Özel! Biricik bir kadın olurum bir...
Lale Mansur

Aşksız kalmamış bir kadın. Şimdi çok iyi bildiği bir duygunun sahnesinde oynuyor. Max onunla ‘Olağan Mucizeler’in kulisinde sadece aşk konuştu.

”Seçilmiş hissederim kendimi. Özel! Biricik bir kadın olurum bir anda. Aşk gelip beni bulup seçmişse, geriye onu ürkütüp kaçırmak yerine, koruyarak yaşamak kalır ki, ben bunu yaptım; hiç yalnız uyumadım,” diyor Lale Mansur. ‘Olağan Mucizeler’de oynuyor şimdi. Kubilay Tuncer’in yazdığı ve başrolü Lale Mansur ile paylaştığı oyunun yönetmenliğini Ahmet Mümtaz Taylan yapmış. Bir kadın sahnede dans ediyor; kemikli muhteşem bedeni harika bir çift bacak tamamlıyor; Joy, yani Lale. 30’lu yaşların sonunda eğitimine ve birikimine tezat maceracı bir kadın, bir o kadar da şakacı, hatta alaycı. Fonda büyüleyici bir müzik; Mercan Dede’nin bir tango çalışması. Başrol aşkın aslında. Oyun özetle ‘en hakiki illüzyon aşkın ta kendisi’ diyor . Lale “Oyunun provalarına gel, sadece aşktan söz edelim’ diye teklif ediyor. Kulis arkası sohbet Beyoğlu sokaklarında sürüyor.

Oyunda Joy, aşkı yakaladığında üstüne üstüne giden, yaşayan, bittiğinde de orada kalmayan bir kadın, bana seni çağrıştırdı Lale.

Ben o kadar güçlü bir kadın değilim. Aşktan kaçmadım hiç. Karşıma çıktığında yaşadım elbette ama sonrasında galiba ben o kadar cesaretli bir kadın değilim. Bak şurada Joy ne diyor? “Gülün havaya dağılan kokusu tekrar o gülün içine girebilir mi? Uçmuşsa, bitmişse aşk bitmişse… Bu mu beni suçlu yapıyor. Acemi bir hayalet gibisin. Ne hayatı kabul ediyorsun, ne ölümü. Hayat dediğin böyle bir şeydir. Bu kadar kaçtıktan sonra onu yaşamaya karar verdin, ama hayatın kurallarını kabul etmiyorsun”. Peki ya ben? Ben bir fikir değilim. Ben bir ruh değilim. Gerçek bir kadınım. Duyguları sınırları ve korkuları olan gerçek bir kadın… Haklısın bu bağlamda evet Joy’a benziyorum, hem de çok fazla benziyoruz birbirimize. Özele dönüp bakarsak eğer, ben galiba zoru başarıyorum. Cem’le çok uzun bir beraberlik yaşadık. Dalgalanmalar olmadı mı, oldu tabii. Doğal olan yaşandı ama kopmadık. Zoru başardık ve aşkı içimizdeki duyguyu besleyerek tekrar var etme yolunu seçtik. Ben hayatın realitesi içinde niyete prim veriyorum. Burada niyet çok önemli. Bir de tabii, Cem’in bana olan tutkusu başka bir şey. Açıkçası şanslı bir kadınım.

Seni çok heyecanlı gördüm. Hiç sakin sakin oturamıyorsun. Ya aşık olacaksın ya sahnede alkış alacaksın.

Demek istiyorsun ki rahatlık sana batıyor sen hep aşık olacaksın. Evet doğru, çünkü sahne bir aşk ve dediğin gibi bana gerçektenden de rahatlık yaramıyor batıyor ve ben çok sıkılıyorum. Yapabileceğim çok şey, başarılı olup para kazanabileceğim başka şeyler de var. Ama oyunculuk da o hep farklı karakterlerin içine geçip başka başka hikayeleri yaşamak bu karakterlerin özel köşelerini seyirciye aktarmak çok heyecan verici. Ben sahneyi aşk olarak görüyorum. İlk kez on dört yaşında çıktığım sahne, heyecanını hiç kaybetmedi benim için. Çünkü ortada sen varsın ve verdiğin anında sana dönüyor. Karşı cinsle olan aşk biraz daha değişik çünkü orada tek başımıza değiliz, temelde gene kendimiz için yaşadığımız bu aşk bir süre sonra keşfedince o tamam noktasına varınca sihir geçtiğinde uçup gidiyor. Bu noktada deneyimlerin, farkındalıkların, insani vasıfların neticesi aşkı başka bir şeye dönüştürebilirsen ki bunun adına sevgi deniyor. Tabii, partnerinin kim ve nasıl biri olduğu çok önemli ve dediğim gibi esasında niyet çok önemli. Yıllarla aşkı tekrar yakalamak mümkün ama bu çok kolay değil, aşk gerçekten de illüzyonun Allah’ı.

Oyunda aşkın bir mucize ama bir o kadar hayatımıza girebilecek en olağan mucize olduğu mu anlatılıyor?

O kadar da değil. Hatta tam tersi. Aşk gelip beni bulmuşsa beni bana biricik hissettirmişse bana beni yeniden fark ettirmişse bana bunları yaşatan duyguyu o kadar da olağan bulmuyorum. İki insanın bir araya gelmesi kolay değil bu olağan bir mucize belki ama aşkın çok da olağan bir mucize olduğunu düşünmüyorum. İçindeyken farkında olmadığımız için beraber olduğumuz insanın değerini bilmiyoruz . Oysa elmanın yarısını bulmak hakikaten bir mucize! Yıllardır yaşadığın bu duygunun arkasında durdun hep. Bugün sahnede oynuyorsun. Hep savunduğun bir şey aşk, bu oyunda sana geri dönüp arka çıkıyor. Haklısın ben aşkı o kadar savundum ki o da bir mucizeyle karşıma Kubilay kadar yetenekli bir adamı çıkarttı.

Kategoriler
RöportajÜnlüler
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular