Kutup Kaymaları (Pole Shifts)

Charles Hapgood, Harvard Üniversitesinden mezun olduktan sonra Keene State kolejinde tarih eğitimi verdi. 1949 yılında öğrencilerinden biri kendisine Atlantisi sormuştu ve bu soru bir araştırma projesine döüşmüştü. Jeolojinin derece...
Kutup Kaymaları (Pole Shifts)
hapgood

Charles Hapgood (1904-1982)

Charles Hapgood, Harvard Üniversitesinden mezun olduktan sonra Keene State kolejinde tarih eğitimi verdi. 1949 yılında öğrencilerinden biri kendisine Atlantisi sormuştu ve bu soru bir araştırma projesine döüşmüştü. Jeolojinin derece derece değişmi kabul eden kurallarını sorgulamaya başlamıştı ve masalsı medeniyeti büyük bir felaketin yok ettiğini düşünmüştü. 10 yıl boyunca, öğrencileri ile birlikte dünya kabuğunun yer değiştirmesiyle ilgili teorisi üzerinde çalıştı. Hugh Auchincloss Brown’nun tüm dünyanın devrilmesi şeklindeki teorisini geliştiri. Brown’nun teorisi Antartikadaki kutup dairesindeki  buzdan takkenin ağırlığı artar ve dünya dengesini kaybetmeye başlar, en sonunda da dengesini kaybeder ve sendeler. Fakat Antartikadaki buzun toplam ağırlığı dünyanın milyonda biri kadardır ve bir arabanın tekerleğindeki tozdan farklı değildir. Hapgood da benzer şekilde kutuplardaki buzun dünyanın dengesini bozabileceğinden şüphe etmiştir. O dünyanın dış kabuğunun kayabileceğine inanmaktaydı.Dünya kabuğunun yer değiştirmesi, Hapgood’un bakış açısına göre , bu oldukça şiddetli ve dünyanın derisinin aniden yer değiştirmesiydi. (Kabuğun kalınlığı dünyaya göre ekvatorda %0.005 kadardır)  Bu hareket birçok felakete neden olmaktadır, ve her bir felaket diğerini tetiklemektedir. Hapgood, buzul çağlarının aynı anda dünyanın tamamına etki etmediğini, kaymanın yaşandığı kutba ait bölgelerde yaşandığını ileri sürmektedir.Ancak Hapgood’un önerdiği gibi sadece dış kabuk hareket etmiş olsa idi, ardından buzul takkesi mekanizması daha muhtemel olmakta. Bununla beraber eğer bu olay sıklıkla gerçekleşiyorsa ve kutup bölgelerinin okyanus sınırlarında bitmesi nedeniyle asla yeterli buz miktarı birikemez.1958’de daha geniş ve Albert Einstein’inde desteklediği bir açıklama “Dünyanın kabuğu hareket ediyor” isimli kitabında yayınlamıştır. Belki fikirleri fazla radikaldi, desteklenmesine rağmen akademisyenler ve diğer ilgililer tarafından itibar görmedi.

Buna rağmen teorisi üzerinde çalışmaya devam etti ve 1970’te önemli bir değişikliğe gitti ve “The Path of Pole” ismiyle yayınladı. Jeolojide son zamanlarda yaşanan ilerlemelerden faydalandı ve Hapgood, buz takkesi mekanizmasını, dünyanın içinden gelen bir tetikleme ile değiştirdi. Bu tetikleyicinin ne olduğundan tam olarak emin olmamakla beraber, bu yerçekimindeki bir dengesizlik ve merkezkaç kuvvetini içermeliydi. Kendi anltamına göre:

Kutupsal sapma fikrinin kaynağı, belli zamanlarda dünyanın dış kabuğundaki hareketlerdir. Bazı kıtalar kutba doğru bazıları ise kutuptan uzaklaşacak şekilde hareket etmekte ve bu şekilde iklimleri değişmekte. Kıtasal sürüklenme ise kıtalar bağımsız hareket ettiği fikrine dayanmaktadır…. Bazı yazarlar kıtaların hareketi kutupsal sapmalara neden olduğu yönünde görüş belirtmektedir. Bu kitap, kutupsal sapma fikrini daha da ileri götürerek, kıtaların yer değiştirmesini sebep olarak görmektedir. Bu kitap dünya kabuğunun son hareketini delil olarak sunmaktadır ve buzul çağının bitişine denk düşmektedir. İklimsel değişime neden olmuştur.

Haphood, daha önceki üç kutup noktasını işaret etmekte. Son kuzey kutup noktası, Kanada’nın kuzeyindeki Hudson Körfezi ismiyle bilinen bölge, ki son buzul çağında Kuzey Amerikan buz tabakasının merkez noktasıydı. Daha önceki noktalar ise, Greenland Denizi ve Kanada’daki Yukon bölgesi. Hapgood bu iddialarını radio-karbon tarihlemesine göre ortaya koymaktadır. Buna göre her bir değişiklik yaklaşık 30 derece kadardı. Aşağıdaki resimde bu bölgeler gözükmekte :

İlginç bir şekilde , Amazon ormanları her üç harekette de ekvator bölgesine kalmaktadır ve iddiayı destekler durumdadır.

Greenland Sea

James Bowles, NASA da Apollo Ay programını bir üyesi emekli sivil mühendistir. Kendisine ait kitaplar olan “The Gods – Tanrılar” , “Gemini – İkizler Burcu” ve “The Great Pyramid – Büyük Piramit” ‘te bize bir açıklama getiriyor, teoriyi dış kabuğun nasıl kayabileceği noktasında yakalıyor.Domuz kızartmak günüydü ve herşey hazırdı. Döndürme mekanizması yerleştirilmiş, çukur kazılmıştı ve kömür istiflenmişti ve tüm ziyaretçiler kuyruk olmuştu. Eğlence için domuz ve kibrit hazırdı. Sonra eşim ve Bonny , bizi banyoya götürdü. Domuz buz dolu küvetin içinde duruyordu. Fakat domuzu gördüğümde bir problemimiz olduğunu farkettim. Daha önce konuştuğumuz için biliyordum ki domuzun ağırlığı 50 pound’tu fakat şimdi 100 pound geliyordu… 2 santim kalınlığındaki galvanizli çubuk ,domuzun yanında kürdan gibi kalmıştı fakat çok geçti, kömürleri tutuşturmuştuk. Gecenin ortasında çubuk kırıldı ve domuz ateşin içine düştü…. Ve bir arkadaşımla beraber şehre gidip daha büyük bir çubuk aldık ve herşeyi eski haline getirdik

Buradaki olay sadece çubuğun kırılması değildi, kırılma sebebi metal yorgunluğuydu.Bu burma gücüydü, gücünü dönüşten elde ediyordu. Bowles bunu “Rotatinal-Bending – dönel bükülme” veya RB etkisibowlespig olarak tanımlamıştı. Eğer gezegenimizin içerisinde yeterli gerilim oluşursa ve bu daimi olursa, birgün bu kayma veya kırılmaya neden olabilir.Herşey bu stressin-gerilimin artmasına neden olmakta. Dünyamızın içinde kabuğun bir parçası olan yarı plastik astenosfer bulunur. Ve bu gerilim ısı yaratır, volkanlar buna bir örnek olabilir. Volkanlar dünyanın içindeki stressin yarattığı ısıyı tahliyeye yarayan çıkış vanaları görevi görmekte. James Bowles, demir bir çubuğu kırmanın en kolay yolunun sürekli ileri geri bükmek olduğunu söylemiştir. Kırılan çubuk gerilimin yarattığı ısıdan dolayı oldukça sıcak olacaktır.James Bowles durumu bir başka örnekle daha açıklar. Kargo gemilerinde kargolar hareket etmesin diye sıkıca bağlanır. Bu şekilde hiçbir problem çıkmaz. Ancak eğer ipler gevşek bırakılırsa ve gemi hareket halindeyse,ve dalgalara hareket neden olursa hasar oluşur…Dünyanın kabuğu sıkıca bağlanmamıştır, daha ziyade çekirdeğe yarı plastik katmanlar, erimiş kayalar ve sıvı demirle bağlıdır. Kargo gemisiyle kıyaslayacak olursak, ay, güneş ve öteki gezegenlerin çekim kuvvetlerini dalgalar olarak tasvir edebiliriz. Bizim durumumuzu ise, %99.9 oranında sıkıca gezegenin çekirdeğine bağlı bir kabuk. Güneş ve Ay daimi olarak ileri doğru çekmekte ve aradaki bağlantıyı zorlamakta. En sonunda birşey olacaktır.

rotbend1 rotbend2

Merkezkaç kuvveti maddeleri ekvatora doğru kaymaya zorlamaktadır. Buda bize stressin nerede olduğunu göstermekte. Kutup kaymasından bahsediyoruz fakat teknik olarak tüm kabuğun hareketi ik destek noktası arasında ve stressin yönü ekvator.NASA’nın bilimsel soruların sorulduğu sayfasında Antartikada meydana gelen depremlerle ilgili şu yanıt verilmiş:Antartika’da alışılmışın dışında çokaz deprem olmakta. Tüm kıtalar veya 7 ila 25 adet plaka içerisinde en az deprem ve hiçbiri büyük ve yıkıcı değil. Antartikada çok az deprem oluyor. Burada yanıtlamaya çalıştığımız bir soru var. Orada birtakım plaka sınırı bulunmasına rağmen, şaşılacak bir durum, daha çok deprem göremiyoruz. Görmek istiyoruz, kaydetmek istiyoruz fakat Antartika gerçek bir muamma çünkü çok az deprem oluyor. Orada üzerinde daha çok düşünülmesi gereken plaka sınırları olmalı ve kıtasal oluşumlar. Üzerinde çalışıyoruz fakat Antartika hala bir muamma.

rotbend3

Dünyamızın kutup bölgeleri bu etkilerin dışında kaldığından, depremler daha az olmakta.

Standart kıta sınırları ile ilgili modele göre bu bir bilmece. Bowles’in R-B Etkisi teorisi ise, ekvatora yaklaştıkça depremlerin daha fazla olacağını çünkü, baskı ve gerilimin ekvatora gittikçe arttığını söylemekte.Geçen zaman sürecinde Ortadoks bilim dünyasıda dünyamızın iç mekanizmalarını ve dolayısıyla kutup kaymasının olabilirliğini kabul etmş durumda. Ama eski kutbun yerini ve özelliklede son kutup kayması olayının ne zaman (yaklaşık 10 bin yıl önce) olduğunu bulmaları ne kadar sürecek bekleyip görmeliyiz.

Kanıtlar, son kutup kaymasına mı ait?

Kutup kaymasının nasıl ve ne sıklıkla olduğuna bilim yanıt aramaya devam edecek ve bulacaktır. Ama yakın geçmişimizde yaşanmış çok büyük bir felaket yaşanmış ve bunun kutup kayması veya benzer seviyede bir dünyasal olay olduğu aşikar. Biz bunu bir kutup kayması olarak kabul ederek metnimize yön vereceğiz. Kimbilir, Atlantis ve Niburu isimli metnimizde geçmişimizde ve aynı tarihlerde bir savaş yaşanmış olabileceğini , bununda dünyaya Tufanın oluşmasına yol açan bir zarar verdiğini ileri sürmüştük.

Kutup kayması sonrası dünyanın tamamında iklimler değişmiştir. Buzul bölgelerindeki buzlar erişim ve inanılmaz seller oluşmuş, yeni kutup bölgeleri biranda donmuş ve şiddetli soğuk bu bölgelerdeki hayatı öldürmüş. Çöller nem ve yağmur kazanmış fakat yağmur ormanları kuraklık yaşamış. Hayvanlar ve bitkiler yeni koşullara adapte olmak zorunda kalmış, adapte olamayanlar ise ölmüş.

1 – Donmuş çamurlar

New Mexico Üniversitesinden Prof.Frank C. Hibben’nin ,Alaskada bugün “çamur” olarak bilinen donmuş toprak,kaya,bitki ve hayvan artıklarından oluşan tortullar ile ilgili açıklaması şöyle:

” Alaskadaki pekçok yerde bulunan çamur , hayvan kemikleri ve kaya parçalarından oluşuyor. Bu donmuş kütleler ;mamutların, mastodontların, birkaç çeşit bizonun, kurtların, ayıların ve aslanların kemikleri; burulmuş hayvan parçaları, birbiriyle bütünleşmiş ağaç ve buz parçaları, yosun ve likenler,den oluşmakta. Yaklaşık 10 bin yıl önce sanki bir tufan sırasında , Alaskada yaşayan tüm hayvan ve bitkiler aniden donmuş gibiler. Bükülmüş ve parçalanmış ağaçlar yığınlar halinde etrafa dağılmışlar. ve en az 4 kat volkanik kül katmanı şiddetli bir biçimde bükülmüş, burulmuş ve şekli bozulmuş şekilde bu tortuya dahil olmuş.”

Bu şunu göstermekte, volkanlar fışkırmış, ve diğer güçler hayvanları paramparça etmiş. Muazzam seller ve şiddetli kasırgalarla…

2- Rancho La Brea katran çukurları

Bu çukurlar Los Angeles’ın merkezinde, bugüne kadar bulunan en zengin fosil bölgelerinden biri durumunda. 565 türden fazla ve yaklaşık 10 bin yıl önceye tarihlenen fosillerin tamamı katrana saplanmış şekilde bulunmuş. George C. Page Müzesinden uzmanlar bu miktardaki hayvanın inanılmaz biçimde nasıl olupta buraya gömüldüğünü izah edemiyorlar.1906’daki Kaliforniya Üniversitesinin kazılarında, 700 den fazla sivri dişli kaplanın kafatası ve kemiklerinden oluşanbir “kemik yatağı” bulmuşlardı. Bu kemiklerden oluşan kütlede, yaklaşık her 20 metrekareye yayılmış kurt kemikleri göze çarpmaktaydı. Neredeyse katranda daha fazla kemik bulunuyordu. Bunlar katrana saplanıp, ölümü bekleyen hayvanların kemikleri değildi.Bunlar “kırılmış, ezilmiş , bükülmüş ve hetorojen “bir kütle içinde birbirine karışmış” ; aynı Alaskadaki çamur gibi. Ve bunlara sadece fosil diye bakmamalıyız, 19’unun soyu tükenmiş, 138den fazla değişik türden 100,000 kuş fosili buraya gömülmüş şekilde bulunmuş. George C. Page Müzesi ileri sürdüğü şekilde, yırtıcı ve leş yiyici 3000 kuşun gömülmüş diğer hayvanları yemeye teşebüs ettiğini düşünebiliriz. Bu belki kulağa hoş gelen bir fikir olabilirdi, eğer geri kalan 97,000 etçil olmayan kuşu açıklayabilseydi. Veya üç farklı tür BALIĞI !

Son buzul çağının bitişi (takriben M.Ö.10000) birçok Kuzey Amerika türünün soyu tükendi : Mamutlar, Develer , eski colombia atları, tembel hayvan, antiloplar , pekari (göbekli domuz) ,Filler , Gergedanlar , Dev Tatular , Tapirler, sivri dişli kaplanlar ve Dev bizonlar. Tüm bu hayvanlar genel olarak büyük hayvan grubuna dahiller. Hepsi katran çukurunamı gömüldü? Ne sıcaklıktaki bir hava onları öldürmüş olabilir? Eğer öyleyse, kuzeye doğru yer değiştiremezlermiydiler?

VEYA KORKUNÇ BİR FELAKET Mİ ONLARI TARİHTEN SİLDİ?

3 – Donmuş Mammutlar

“Fosil kemikleri şaşılacak şekilde fazla Alaska’nın donmuş toprağında fakat eklemli kemikler oldukça nadir, ve kendi çukurlarında ölen kemirgenler hariç bütün halindeki iskeletler neredeyse yok… Kemiklerin dağılımı ve dikkate değer şekildeki zenginliği ; yumuşak kısımların gömülmeden önce tahrip ve imha olduğunu gösteriyor ”

Bu arada Sibiryada, Mamutlar benzer şekilde yok oldular. Dev cüsselerinden arta kalan mezar çukurları fildişi madeni gibidir. Yarım milyon tondan fazla Mamut dişi Sibirya’nın Arktik kıyısı boyunca toprağa gömülü durumdadır. Ki, bu miktar yaklaşık 5,000,000 (beş milyon) Mamut’a eşittir. Birkaç düzine donmuş Mamut’un leşi, eti bozulmamış halde bulunmuştur. Aniden ölmüşler. Karınlarında hazmedilmemiş bitkiler, (otlar, yabani sümbül,vahşi fasulye ve ayçiçeği) tipik yaz bitkileri bulunmuştur. Bilim adamlarının tespit ettiği 3 Mamut, havasızlıktan boğularak ölmüş. Diğerlerinin ölüm sebebi tespit edilmedi.

Sebebini bir kenara bırakacak olursak, öldükleri gün hepsi donmuşlar ve eğer bu donmuş etler tazeliklerini kaybetmemiş durumdalar. Bir önceki kuzey kutbunu Hudson Körfezine yerleştirildiğimizde, Kuzey Sibirya kıyıları şuan Japonyanın bulunduğu enlem derecesinde bulunacaktı ve Arktik (Kuzey kutbu) bölgenin dışında yer alıyor olacaktı. Fakat ne zamanki kutuplar kaydı, iklim süratle değişti ve yaz mevsimindeki Mamutların yaz bitkileriyle beslendiği ovalar ; donmuş ve boş arazilere dönüştü.

Ama Mamutların kürkleri bu soğuk iklimde yaşamaya uygun değişmiydi? Yünlü palto gibi onları sarıyordu , fakat sadece tüyden ibaretti, yağsız tüyler. Bugünün tüm Arktik memeli hayvanları yağlı kıllar sayesinde ısılarını muhafaza edebilmekteler. Mamutların böyle bir şansı yoktu. Ve kalınlık, bir mamut’un kılı bugünün fillerine benzer ve filler tropikal bölgelerde yaşamaktalar. Ekvatoryal bölgelerde birçok hayvan kalın tüylerle birlikte bulunmuştu, kaplanlar buna iyi bir örnektir. Eğer hala şüpheniz varsa şunuda bir düşünün: Mamut kemiklerinin bulunduğu yerlerde kaplan , gergedan ve antilop kemikleride bulunmuştur ve bu hayvanlar besbelliki kuzey kutup bölgesine ait canlılar değiller.

Kategoriler
BilimBilim&Teknoloji
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular