Kürt Devleti’ni Kimse İstemiyor

Hasan Cemal’le son kitabı ‘Kürtler’ ve Irak’ta yaşanan son gelişmeler üzerine konuştuk. PKK’nın askeri açıdan beli kırıldı. Türkiye’de terör ve şiddetin eskisi gibi olması mümkün değildir ama sorun burada...

Hasan Cemal’le son kitabı ‘Kürtler’ ve Irak’ta yaşanan son gelişmeler üzerine konuştuk.

PKK’nın askeri açıdan beli kırıldı. Türkiye’de terör ve şiddetin eskisi gibi olması mümkün değildir ama sorun burada bitmedi. Bir Kürt Devleti kurulamaz; çünkü Amerika, dört milyonluk bir ülke için 65 milyonluk Türkiye’yi, Arap dünyasını, İran’ı karşısına almaz. Türkiye, Avrupa Birliği’nin bir parçası haline gelebilirse, sorunlar çok daha kolay çözülecektir.

hasan-cemal_

Hasan Cemal, 18 yıldır gazeteci olarak izlediği Güneydoğu’yu, PKK’yı, Kürt halkını, yaşanan olayları bir kitapta topladı: Kürtler. Hasan Cemal’le kitabı ‘Kürtler’i, bugünü ve Kürtlerin, dolayısıyla Ortadoğu’nun yakın gelecekteki kaderini konuştuk.

Hasan Cemal_0_0_0– 1994 yılında, Cizre’den panzer eskortuyla geçtiğiniz dönemde, terörün bir gün biteceğini düşünüyor muydunuz?
Durum, zamanın Genelkurmay Başkanı’na bile ‘Memleket elden gidiyor’dedirtecek kadar vahimdi. Ama daha sonra askeri açıdan biteceği belliydi. 1993’ten sonra, ordu, bölgede gündüze de geceye de hâkim oldu ve devlet elinin ağır olduğunu göstermeye başladı.

– Öcalan’la görüşmeniz daha önce yayımlanmamıştı değil mi?
Sabah gazetesinde bir haftalık dizi yapmaya karar vermiştik. Birinci günü yayımlandı, ertesi gün Özal öldü ve yayını durdurduk. İlk kez bu kitapta görüşmenin tümü yayımlanmamış oldu.

– Yaşar Kemal’e Öcalan’ın “Romanımı yazsın” talebini iletmiş miydiniz?
Hayır. O da okuduysa bu kitapta okumuştur.

– Öcalan, Bingöl katliamından haberdar mıydı? Bu konu, kitapta biraz havada kalmış.
Orada soru işaretleri var. O gün Celal Talabani ile telefonla görüştüm. Talabani ‘Bildiğim kadarıyla Abdullah Öcalan’ın bundan haberi yok’dedi. Ama sonra PKK o katliamı üslendi.

– Devlet politikasının hatalarından söz ediyorsunuz. Nerede hatalar yapıldı?
Bu, kısa dönemle sınırlı bir şey değil. Bu hataların tarihsel bir geçmişi var. Sorunun kökü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar gidiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Anadolu’da bir ulus devlet yaratmak istendi. Cumhuriyet projesi bu topraklarda yaşayan insanların benzeştiği noktaları kurumlaştıran bir projeydi. Bu projenin sloganı ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’oldu. O projede yanlışlar da var. Mesela Kürtler konusunda; dillerini inkâr ettik. Oraya aş ve iş götüremedik, doğru dürüst eğitim seferberliği yapamadık. Bu bölgeler Türkiye’nin belki de en geri kalmış yöresi olarak kaldı. Aynı zamanda Kürt milliyetçiliği şişeden çıktı. Askeri yönetim dönemlerinde çok büyük baskı uygulandı. Diyarbakır askeri cezaevindeki baskı ortamı PKK’ya eleman kazandıran yer olmuştu. 12 Eylül’de yasa çıkarıldı, Kürtçe yasaklandı. Bu, devletin yanlışlığıydı ama öbür tarafta Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak ve GAP dolayısıyla su konusunda manivelayı elinde tutması, Suriye’nin esas destekleyici olmasına yol açtı.

– Türkiye o günleri bir daha yaşar mı?
Türkiye 1998’de Suriye’ye sopa politikası için düğmeye bastı ve bu, bir yerde sonun başlangıcı oldu. Ama şunun altını çizmekte yarar var: PKK’nın askeri açıdan beli kırıldı. Türkiye’de terör ve şiddetin eskisi gibi olması mümkün değildir ama sorun burada bitmedi. Terörün bitmesi ayrı konu, Kürt sorununun çözümü ayrı konu. Terör ve şiddete yine başvurabilirler. İspanya gibi çok daha gelişmiş ülkelerde bile oluyor ama marjinal kalıyorlar. Bu, her zaman yaşanabilir. Türkiye kendi oyun planını iyi kurarsa, hem ayrılıkçılığı hem şiddeti büyük ölçüde etkisiz kılabilir.

– Bu oyun planı nedir?
Ben bunu, Avrupa planı olarak görüyorum. 1- Demokrasinin nimetlerinden bütün Türkiye’nin, aynı zamanda Kürt vatandaşların yararlandırılması. 2- Aynı zamanda başka iç sorunların halledilmiş olması. 3- Siyaseten de Kürt vatandaşların entegre edilmeleri… Ben buna Avrupa projesi diyorum ve Türkiye Avrupa Birliği’nin bir parçası haline gelebilirse, işi kolaylaşacaktır. AB içinde yer alacak bir ülkenin parçalanması istikrarsızlaşması tehlikesi en aza inmiş olacaktır.

– Bölgedeki Kürt halkı Özal’ı farklı bir yere koyuyor. Özal yaşasaydı, Türkiye’de farklı bir Kürt politikası mı olurdu?Hasan Cemal son kitabı ‘Kürtler_0_6_0
Kürtlerin Özal’a bir sempatisi olduğu doğru. Kürt sözcüğünü rahatlıkla ifade etmiş olması, bu sorunun sadece askeri yoldan çözülemeyeceğini söylemiş olması ve Kürtçe radyo televizyon gibi konularda birtakım sözleri çok daha önceden ifade etmesi ve aynı zamanda, Kürtlerin lider kadrolarına ‘Bu sorunun siyaseten çözümü mümkün. Siz ne yapabilirsiniz’ demesi, onları dolaylı dolaysız muhatap alması. Iraklı Kürt liderlerle temas kurması, Özal’ı Kürtlerin gözünde farklı bir yere getirdi ve dediler ki, ‘Özal devletin resmi politikalarından daha farklı düşünebiliyor’Ama aynı Turgut Özal’ın, 1991’de sansür kararnamesinin çıkmasında, terörle mücadele yasasının çıkmasında, köylerin zorunlu göçe tabi tutulmasında imzası vardır.

– Susurluk’tan, faili meçhullerden çok fazla bahsetmiyorsunuz.
Bu kitabın her bölümü ayrı bir konu. Susurluk ise ayrı bir konu. Susurluk’u derinliğine girip çalışmanız lazım. Buradaki temel amacım bölgedeki fotoğrafı çekebildiğim kadar yansıtmaktı. Susurluk’a da çok genel olarak girdim. Susurluk öyle bir boyut ki, özellikle Çiller döneminde devletin eli serbest bırakıldı fakat biraz fazla serbest bırakıldı. Devlet kendini hukukla bağlı saymadan terörün kökünü kurutmak için mücadeleye girdi ve çok fazla hukuk çiğnendi. Faili meçhuller de bir yerde Susurluk bağlamında olan bir şeydir. Ama o konuda da örnekler verdim.

– Bazı Irak senaryolarından söz ediyorsunuz. Hangisini bugün daha yakın görüyorsunuz.
Anlaşılan Saddam sonrası Irak’ta bir federasyon kurulacak. Bu kesin gibi. Ama bu federasyon nasıl olacak. Gevşek bir federasyon mu? Türkmenlerin yeri ne olacak? Etnik temele dayalı bir federasyon mu olacak? Bütün bunlar daha sonra barış masasında şekillenecek. Bu şekillenme sırasında Türkiye’nin ağırlığı ne olur…

– Ne olur?
Bilemiyoruz ama birinci tezkere Meclis’ten geçmiş olsaydı ve ABD’ye ikinci cephe izni verilmiş olsaydı, Türkiye’nin daha fazla söz sahibi olacağını biliyorduk, çünkü yazılı taahhütler vardı. Ama bu demek değildir ki, Türkiye göz ardı edilecek.

– 11 Şubat 1998’de Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti kurulamaz diye yazmışsınız. Hâlâ böyle mi düşünüyorsunuz?
Evet. Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti kurulması ihtimalini sıfıra yakın görüyorum, çünkü Iraklı Kürt liderler en başta buna inanmıyorlar. Hiç kuşkusuz böyle bir niyetleri var, ama Amerika buna evet demeyecektir, çünkü böyle bir Kürt Devleti’ne Araplar, Türkiye, İran, Suriye karşı. Irak’ın dört milyonu Kürtlerden oluşuyor. Geride Türkmenler ve 19 milyon da Arap var. Kürtler Musul-Kerkük’e hâkim olmaya başladıkları anda Araplarla gırtlak gırtlağa gelirler. Amerika, dört milyonluk bir ülke için 65 milyonluk Türkiye’yi, Arap dünyasını, İran’ı karşısına almaz.

– Musul-Kerkük petrollerinin bunda etkisi var mı?
Zaten Musul-Kerkük dışında bağımsız bir Kürt devleti son derece cılız olur. Oysa federe devlet olursa bundan pay alacak. Bu da çok önemli bir faktör. Federasyonun kurulmuş olduğu Irak, dünyanın en zengin ikinci ham petrol yataklarına sahip olacak. Normalleşen bir Irak’ta petrol sayesinde Arap’ı da, Kürdü de, Süryani’si, Türkmen’i de refaha kavuşacaktır.

– Federasyon konusunda Türkiye’nin tavrı ne olacak?
Türkiye federasyona hiçbir zaman sıcak bakmıyor. Irak’ta federasyon kurulursa; bu, Türkiye’deki Kürt vatandaşların da kafasını çeler diye düşünülüyor. Fakat bu savaştan sonra federasyonu engelleyemeyeceğini de görüyor. O zaman da bu federasyon nasıl bir nitelik taşırsa Türkiye olumsuz etkilenmez diye düşünülüyor. Türkiye bu fikirlerini baştan beri de Amerika’ya iletiyor: Etnik temele dayanmasın, konfederasyona yakın bir federasyon olmasın, merkezi hükümet güçlü olsun, petrole bütün Irak halkı sahip olsun. Ama tezkere reddedilmiş olmasaydı, sesini daha rahat duyurabilirdi.

Röportaj: Nuray Soysal

Kategoriler
PolitikRöportaj
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Emrah-Serbes-Son-Kitabı-‘Erken-Kaybedenler’

    Emrah Serbes Son Kitabı ‘Erken Kaybedenler’

    Kaybetmenin gönülden hali TV’ye uyarlanıp fenomen olan Behzat Ç. başta olmak üzere ‘Hikayem Paramparça’ ve ‘Her Temas İz Bırakır’ gibi kitaplarıyla Türk polisiyesine yeni bir soluk getiren başarılı yazar...
  • Murat Belge

    Süreç Başarısız Olursa Erdoğan Biter

    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Ne kadar mı kritik? Barış Sürecinin sonunda başarısızlık olursa askeri darbe ile karşı karşıya kalabiliriz. Başarılı olması halindeyse ülke gerçek sosyalizmle tanışabilir. Başka detaylar da...
  • Mehmet Ali Birand Muhteşem Haberci

    Mehmet Ali Birand Muhteşem Haberci, Alçak Gönüllü

    Mehmet Ali Birand, onu hatırlayacağımız pek çok haber bıraktı ardında ama içlerinden biri, çok özeldi. Abdullah Öcalan ile ilk röportajı 1988 yılında Bekaa’daki PKK kampında o yaptı. Fotoğrafçı ve...
  • Müslüm Yücel kürt yazar

    Kürtler ve Türk Romanı

    Müslüm Yücel, Osmanlı-Türk Romanında Kürt İmgesi başlıklı çalışmasında, yazılı ilk metinlerden Binbir Gece Masalları’na, Osmanlı döneminde kaleme alınmış şiirler ve nesirlerden Tanzimat’a, Cumhuriyet’in ilk yıllarından günümüz romanlarına kadar, yüzlerce...