‘Kötü adamı oynamak istiyorum’

‘O Şimdi Asker’in Avustralyalısı Fethi Kantarcı ‘O Şimdi Asker’, ilk sinema filmim ve ben, ilk gün sete geç kaldım. Gece heyecandan uyku tutmadı 10-11 yaşından beri reklam ve televizyon...
Fethi-KANTARCI
‘O Şimdi Asker’in Avustralyalısı Fethi Kantarcı

  • ‘O Şimdi Asker’, ilk sinema filmim ve ben, ilk gün sete geç kaldım. Gece heyecandan uyku tutmadı
  • 10-11 yaşından beri reklam ve televizyon dünyasının içindeyim. Kızıl kafalıydım, kepçe kulaklıydım, gözlüklüydüm
  • Kötü adamı oynamayı çok istiyorum ama ‘Sen ne kadar sevimlisin’ falan yapıyorlar. Sevimli adamlar katil ya da kötü olmazmış gibi bir tavır mı var, bilmiyorum

Hep tipten kazanmış Fethi Kantarcı. 10-11 yaşından beri reklam ve gösteri dünyasının içinde. “Kızıl kafalıydım, kepçe kulaklıydım, gözlüklüydüm. Şirinlik, kulaklar falan, her zaman bir şekilde kurtardık aslında” diye gülüyor. Reklam filmleri, televizyon dizileri, televizyonda sunuculuk derken çocuk yaştan itibaren Şener Şen, Gani Müjde, Nesli Çölgeçen, Haluk Bilginer, Zuhal Olcay gibi ünlü isimlerin tezgâhından geçmiş. İlk sinema filmi ‘O Şimdi Asker’de Ali Poyrazoğlu’nun Türkçe bilmeyen Avustralyalı oğlu Seyfi-Paul’u oynuyor. Filmi izlerken onu gerçekten Avustralyalı zannettim. “Bir tek ben miyim sizi Avustralyalı zanneden” diye soruyorum. “Yok, çok var. İngilizce tebrik edenler oldu. Ben de ‘Neden İngilizce konuşuyorsunuz, yabancı mısınız’ diye sordum” derken bir kahkaha atıyor. Seyfi-Paul rolü için İngilizcesini test etmek istedikleri zaman, bir şey bulamamışlar, BMW kataloğunu okumuş. “Çok zor oldu” diye gülüyor.

Son derece sevimli, şirin, içten ve doğal. Kendisinden ‘adam’ diye söz ediyor. Belli ki bu tabiri çok seviyor. Çocuk yaştan itibaren ekonomik bağımsızlığını kazanmış olmasından herhalde. En büyük isteği kötü adamı oynamak; ama kaderin cilvesine bakın ki, bunda da tipten kaybediyor.

– Geçmişinizde reklam, dizi oyunculuğu var ama bu ilk filminizde ne hissetiniz?
Feci bir şey. Ben ilk gün zaten sete de geç kaldım; çünkü akşamdan çok heyecanlandım. Bir adamın hayatında ilk sinema filmi, gece uyku tutmadı. Bir Avustralyalıyla çalışıp, rolümü teybe kaydetmiştim. Sürekli onu dinliyordum. Hiçbir şekilde uyuyamadım. Sabah bir kalktım, daha ilk gün, ilk sinema filmim ve ben geç kaldım ama her şey mükemmeldi. Işıklar, spotlar çok farklı tabii, diziden de reklamdan da. Bir kere sinema adı bile işin havasını değiştirmeye yetiyor. Ekip çok tatlıydı, çok çabuk rahatladık. Mustafa Altıoklar da ilk film için büyük bir şanstı.

– 9-10 yaşında keşfedilmişsiniz. Nasıl oldu bu?
O zaman çocuk oyuncu furyası vardı reklamlarda. 90-91 yılları. Bir gün sınıfa genç bir beyle bir kadın geldi. Bize baktılar. Bazılarımızın adlarını aldılar. Teneffüste bir arkadaşım yanıma geldi “Oğlum bizi reklamlara seçmişler” dedi. Eve telefon açtılar. Annem feci gerçekçi bir insandır. Babam da tamamıyla zıt, ful hayal bir adam. ‘Anne reklamlara çıkıcam’ falan oldum. Annemse beni üzüntüden koruma amaçlı “Olmayabilir, kaç kişiyi seçiyorlar böyle” diye hazırlıyor. Babam “Çektirelim fotoğrafları bari” dedi. İki hafta içinde iş geldi. Sonra da gerisi geldi.

– Çocukluğunuzda gösteri dünyasına yatkın olduğunuzu gösteren bir şey var mıydı?
Daha çok müziğe yatkınlığım vardı, trompet çalıyordum. Benimki sanırım tamamen tiple ilgili bir şey. Hayli ufaktım, kızıl kafalıydım, kepçe kulaklıydım, gözlüklüydüm.
Ondan kaynaklandığını sanıyorum.

– ‘O Şimdi Asker’de de gerçekten Avustralyalı gibisiniz…
Biz zaten görüştük falan ama tam net bir cevap gelmedi. İki-üç ay aramayınca onlar beni, bir gece sinirlendim, en azından olmayacağını söylesinler diye; çünkü çok istiyordum bu işi, çok bekliyordum. Bir de soracağım dedim Mustafa Altıoklar’a ben oynamayacaksam Avustralyalıyı, kim oynayacak. Bana onu söylesin, benim içim rahatlasın. Ona göre ben de yoluma devam edeyim, başka şeylere bakayım. Tabii burada da en önemlisi tipimdi.

– Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer’le de bir dizi de oynadınız…
Evet, ‘Medeni Haller’dizisi benim için gerçekten sıkıştırılmış bir kurstu. Ben şanslı bir adamım aslında. Buna çok inanıyorum.

– Şener Şen, Gani Müjde, Nesli Çölgeçen, Zuhal Olcay, Haluk Bilginer. Sinemaya da Mustafa Altıoklar’la başlıyorsunuz…
Diyorum ya, çok büyük şans. Hep çok iyi, çok büyük oyuncularla oynama fırsatı buldum. Mesela Şener Hoca’yla çalışmak çok önemliydi, hele o yaştaki bir çocuk için. Ben tabii çok çekingendim. Sete çok gidip gelen bir çocuk olmuştum. Bu da beni biraz gerdi. Sıkıcı bir şey, çünkü çok rahat edemiyorsunuz en rahat olmanız gereken yaşlarda.

– Gerçekten buluğ çağını setlerde geçirmişsiniz…
11 yaşından itibaren çalışıyordum. Bir gün babamla ikimiz balkonda oturmuşuz, öyle denize bakıyoruz. “Sana yine reklam geldi” dedi. ‘Ha ma yapıyorum’ ben de. Zaten televizyona falan çıkınca o yaşta adam oluyorsun bir nevi. Ben de adam gibiydim, adam yerine koyuyorlar beni. Kazandığım parayla okul taksitlerimi ödüyordum.

– Adam olmanın yanı sıra bir de para kazanan adamdınız yani?
Ama çok iyi bir şey değil aileler açısından. Çocuk ekonomik özgürlüğünü kazanınca, hâkim olmak zor oluyor. “Burada biriyle oynayacaksın” dedi babam. Şener Şen’i duyunca kulaklarım oynadı benim, “Vay be ne diyorsun” diye. Zaten kafadan kabul ettik, normalde şartlarımız vardı annemlerin koyduğu. Sete ilk gittiğimde Şener Şen’le masaya oturunca, feci gerildim. Yemek yerken beni rahatlatmak için o kadar komiklik yaptı ki, bir çocuk için muazzam bir şey.

– Oynamak isteğin bir rol var mı?
Var tabii Tipi böyle olan her insan gibi ben de kötü adamı oynamayı çok istiyorum ama olmuyor. ‘Sen ne kadar sevimlisin’ falan yapıyorlar. Sevimli adamlar katil olmazmış, ya da kötü olmazmış gibi bir tavır mı var bilmiyorum ama teklif gelirse, kötü adam oynamayı çok istiyorum.

– Fethi nasıl bir kişidir?
Böyle işte. Yazı yazmayı seviyorum, profesyonel olarak yazı yazıyorum. Senaryo yazıyorum televizyonlara. Dört beş sene önce bir yazı ekibi kurduk. Ben yazı yazarak hayatımı çok iyi bir şekilde devam ettirebiliyorum, o yüzden her gelen teklifi kabul etmeme şansım var. O beni çok mutlu ediyor. Yazı beni bu açıdan çok rahatlatıyor.

– Hayatla ilgili ne yapmak istiyorsun?
Kötü adamı oynamak istiyorum ama iyi adam olmak istiyorum. İyi güzel bir hayatım olsun istiyorum. Her şeyden önce hatırlanmak istiyorum. Çok iyi bir motor istiyorum ama fazla istediğim bir şey yok maddi olarak. İyi bir şeyler yapıp bırakayım istiyorum. Kitap yazıyorum, hikâyeler yazıyorum.

Kimdir? / Fethi Kantarcı
  • 1979 İstanbul doğumlu
    Ailesi Ayvalıklı, Midilli göçmeni
  • Annesi Türkçe edebiyat öğretmeni, babası gazeteci-yazar
  • 10-11 yaşlarında kamera karşısına geçti
    Şener Şen<7le iki yıl Telefunken reklamında yer aldı
  • Gani Müjde ve Nesli Çölgeçen’le ‘Şamata’ programında sunuculuk yaptı
    ‘Medeni Haller’, ‘Kaynanalar’ ve ‘Yeditepe İstanbul’ dizisinde oynadı
  • ‘O Şimdi Asker’ ilk sinema filmi
Kategoriler
Röportaj
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular