Onun korku ve endişelerinin üstesinden gelebilirsiniz! (5-6 Yaş Çocuk)

Kendine güvenen, kötü duygulardan uzak bir çocuk yetiştirmeyi hangi anne-baba istemez ki?.. Çocuk, Genç ve Ergen Psikiyatr Uzmanı Dr. Neslim Güvendeğer Doksat, çocuklarınızı korku, endişe ve çekingenlik gibi kötü...
çocuklarda-korku

Kendine güvenen, kötü duygulardan uzak bir çocuk yetiştirmeyi hangi anne-baba istemez ki?.. Çocuk, Genç ve Ergen Psikiyatr Uzmanı Dr. Neslim Güvendeğer Doksat, çocuklarınızı korku, endişe ve çekingenlik gibi kötü duygulardan uzak bir şekilde yetiştirebilmeniz için çok önemli paylaşımlarda bulundu.

Canlıların tecrübe ettiği kaygı, korku, sıkıntı hâllerinin hepsi anksiyete ismiyle tarif edilir. Korku, en temel duygulardan birisidir.

Bir konuyla bağlantılı olarak ortaya çıkan yoğun bir heyecan hâli olarak da tarif edilebilir. Ne ile bağlantılı ise, ona yönelik bir objesi olur (hırsız korkusu, karanlık korkusu gibi). Temelde koruyucu bir duygudur. Endişe, bir şeylerin mutlaka kötüye gideceğine dair anksiyete hali, kaygı ise “Aman bir şeyler eksik gitmesin” şeklinde daha yapıcı bir anksiyete hâlidir.

Korkular 4 yaşında başlar

Çocuklarda belirli korkular 4 yaşından itibaren ortaya çıkmaya başlar. Şayet bunlar uygun şekilde ele alınmazsa, 5 ila 7 yaşları arasında kendini daha belirgin olarak gösterirler. Bu korkuların en belli başlı olanları arasında karanlık korkusu, yalnız yatma korkusu, eve hırsız girmesi korkusudur. Bunu, sevdiği birisi tarafından terk edilme ve sevdiğinin başına bir şey gelme korkusu takip eder.

Korkuyu, hanede taze misafir iken kovmak çok önemlidir. Aksi takdirde, yerini endişeye, daha sonra ise fobik kaçınmalara ve çeşitli anksiyete hastalıklarına bırakabilir. Uygulanan en hatalı ebeveyn tutumlarından bir tanesi, çocuğa korkmakta olduğu şeyle ilgili uzun uzun açıklamalar yapmak ve onu ikna etmeye çalışmaktır. Birincisi, çocuğun ikna edilme yaşı ancak, soyut düşüncenin gelişme yaşı olan sekiz yaşından itibaren başlar. Onun ötesinde uzun açıklamaların yapılması söz konusu olan korkuyu beslemekten öteye gitmez.

Bu açıdan, örneğin karanlık korkusu yaşayan bir çocuğa tek cümleyle güvence cümlesi sarf edip, önce onun yanında olarak sonrasında ise, ondan tedrici olarak uzaklaşarak korkusuyla tek başına yüzleşmesinin sağlanması (örneğin önce koridorun ortasına kadar gidip, oradan sonra onun diğer odaya tek başına girmesini yüreklendirmek, sonra yavaş yavaş daha uzaktan, en sonunda da ebeveyn bir odada dururken çocuğun diğer odaya gitmesini sağlamak vb.) en uygun davranışsal yöntemler arasındadır.

Yalnız yatma korkusu

Yalnız yatma korkusunda, çocuğa odasına kadar refakat edip, yanma sandalye çekerek oturup masal okuyup, sohbet edip güvence verdikten sonra dışarı çıkmak, çocuk korkarak ebeveyn odasına geldiğinde ise, ona sarılıp güvence verdikten sonra kararlı bir şekilde onu kendi yatak odasına götürüp bırakmak doğru yöntemdir. Bunu yaparken sohbet etmek, televizyon açmak, beslemek gibi uyku kaçıracak faaliyetlerden uzak durmak gereklidir.

Çocuğun her çeşit korkusunda, güven verici tek cümlelik bir açıklama yapıldıktan sonra, kararlı bir şekilde çocuğun korktuğu durumla yüzleşmesini sağlamak en temel prensiptir.

Şayet durum endişeli olma hâline kadar ulaştıysa, yâni bir şeylerin mutlaka kötüye gideceğine dair yaygın bir düşünce hâkimse, bu durum çocukta ve çevresinde ciddi şekilde sıkıntıya yol açıyorsa, ebeveyn telkini yeterli olmayacaktır. Bu durumda bir çocuk ve ergen psikiyatrından profesyonel yardım almak sorunların yer etmesini engelleyecektir. Endişeleri olan bir çocuğa, bu düşüncelerinden ötürü kızmak ve azarlamak, düşüncelerinin yersiz ve anlamsız olduğunu çok uzun açıklamalarla anlatmak fayda değil, zarar doğuracaktır.

Çocuklarda çekingenlik

Çekingenlik durumu ise, bir miktar mizaçtan kaynaklanırken, bir miktar da yaşla ve yetiştirme şekliyle alâkalıdır. Bazı çocuklar fıtraten daha çekingendir. Vicdani gelişimin başladığı üç yaş civarından itibaren utanma duygusuyla beraber bir çekingenlik hâli de ortaya çıkabilir. İşte bu yaştan itibaren çocuğun sosyal açılardan desteklenmesi, bireyleşme ve ayrılma sürecini sağlıklı şekilde yaşamasına izin verilmesi, öz güvenini destekleyici tutumların uygulanması çekingen hâli kırmaya yardımcı olur. Bu yaşlarda yapılan en büyük hatalı uygulamalardan bir tanesi, sosyal ortamlarda çocuğu yetişkinlerle konuşması için zorlamaktır. (“Hadi gel”, “merhaba” de, “nasılsın” de, “burada otur” de vb.) Bu gibi tutumlar çekingenliğin giderilmesinde olumsuz rol oynadığı gibi, tepkisel olarak çocuğu daha da mahcup hâle sokar. Oysa ki, doğal şartlarda, zorlamadan çocuğu sosyalleşmeye teşvik edip, bu konuda model olmak en uygun olanıdır.

Özetleyecek olursak, çocuklarımızdaki bu olumsuz duyguların yer etmesini sağlayacak her türlü olumsuz yaklaşımdan uzak durup, doğal yollardan bunları aşmasını sağlamaya çalışmak ve en kısa zamanda bir çocuk psikiyatrından profesyonel destek alarak, sorunu büyümeden çözmek en doğrusu olacaktır.

Kategoriler
Anne-Çocuk

Benzer Konular

  • Çocuklarda Korku Hissi

    Çocuklarda Korku Hissi

    Korku nedir? Korku, tehlikeli faktörlerin etkisine tepki olarak ortaya çıkan, kendini koruma içgüdüsüne dayanan bir duygudur. Çocuklarda korkuların kendine özgü özelliği, bu korkuların doğrudan tehlikeyle ilgili olmamasıdır. Çocuklarda korku,...
  • Savaş Kaygısı Ciddi Şiddet ve Depresyona Yol Açıyor

    Savaş Kaygısı Ciddi Şiddet ve Depresyona Yol Açıyor

    Uzmanlar uyarıyor: Savaş gerginliği çıldırtıyor… Uzmanlara göre, savaş ihtimali insanlarda korku ve stres yaratıyor. Bu sürecin uzaması kaygıları ve etkileşimi daha da artırıyor. Üstelik bu kaygıları azaltmanın tek çaresi,...
  • Çocukluk korkuları

    Çocukluk korkuları (5-6 yaş)

    Sebepsiz korkularla tanışmanın en önemli dönemidir, 6’lı yaşlar. Bu durumla nasıl başa çıkabilirisiniz? İşte size, uzman psikolog Duygu Doğmuş’dan birkaç ipucu Korku gelişimimizin doğal bir parçasıdır. Çocukluk sürecindeki korkular,...
  • Korku, Kaygı, Endişe Bozuklukları

    Korku, Kaygı, Endişe Bozuklukları

    Bazen hepsi iç içedirler. Biri diğerini çağırır hayatımıza. Kontrol edilebilir ve ölçülü yaşandıklarında dikkati ve konsantrasyonu artırma, performansı artırma,kendimiz ve çevremiz için daha koruyucu olmamızı sağlarlar.Risk taşıyabilecek olaylara karşı...