Keşke hamile olsaydı

17 Yaşında bir genç kız karnında beliren büyük bir ur nedeniyle ameliyata alınmıştı. Ameliyat sırasında yumurtalıklardan köken alarak karın içini dolduran iri bir karpuz büyüklüğünde yaklaşık 15 Kg ağırlığında...
Keşke hamile olsaydı
Dr. Mehmet Uhri

Dr. Mehmet Uhri

17 Yaşında bir genç kız karnında beliren büyük bir ur nedeniyle ameliyata alınmıştı. Ameliyat sırasında yumurtalıklardan köken alarak karın içini dolduran iri bir karpuz büyüklüğünde yaklaşık 15 Kg ağırlığında ur çıkarıldı. Çıkarılan uru incelediğimizde hastamızın kansere yakalanmış olduğunu saptadık.

Bulgular ve bilgilerimizi yan yana koyduğumuzda 17 yaşındaki genç kızın ancak birkaç yıl yaşayabileceğini düşünerek hayli sıkılmıştık. Kanser ilerlemiş ve hayati organlara da sıçramıştı.

Birkaç gün sonra hastanın babası laboratuarımıza geldi. Kızının karnından çıkarılan ve incelemek için laboratuarımıza aldığımız doku kitlesinin kendine verilmesini istedi.

Bizler bir üst merkezde daha incelenerek tanının pekiştirilmesi amacıyla gelen bu tür isteklere alışkındık. Büyük bir poşet içinde incelememizden arta kalan 10-12 kg ağırlığındaki doku parçalarını hastanın babasına verdik.

– Bu parçayı nerede tahlil ettirmeyi düşünüyorsunuz? Üniversiteye mi götüreceksiniz?
– Tahlil ettirmeyeceğim doktor bey.
– Peki ne yapmak için istiyorsunuz?

Bazı hasta ya da hasta yakınları inceleme için alınan doku örneklerinin toprağa gömülmesini isteyip tahlil için verdikleri doku parçalarını geri isteyebiliyordu. Belki bu da böyle bir durumdur diye düşündük.

– Köye götüreceğim doktor bey.
– Köyde ne yapacaksın gömecek misin?
– Yok doktor bey. Bizim kız hiç evlenmemiştir. Karnında bu urlar büyüyünce köy yerinde “hamile” diye dedikodusunu yaptılar. Hamile olmadığını kanıtlamak için karnından çıkan bu parçaları göstermem gerekiyor. Yoksa kızımın namusunu temizleyemem.

– Ne olur temizleyemezsen.
– Doktor bey, orası buraya benzemez. Köy yerinde namus meselesini kan temizler. Bizler de oralarda duramayız gayri. Bu nedenle bu meseleyi halletmem gerekiyor.

Başımızdan aşağı kaynar sular dökülmüştü. Baba kızının kötü bir hastalığa yakalandığını çok fazla ömrünün kalmadığını bilmesine karşın kendince bundan daha önemli bir sorunu halletmeye çabalıyordu. Kızını hiç mi tanımıyordu?

Birlikte çalıştığım bayan meslektaşım “keşke hamile olsaydı da böyle bir hastalık hiç olmasaydı” diyecek oldu. Kızın babasının birden öfkelendiğini fark ettik.

– Olur mu hiç öyle şey? Dedim ya orası buralara benzemez. Bizler namus için yaşarız. Herkes kaderinde yazıldığı kadar yaşar ama kendine emanet edilen namusu korumak zorundadır. Kendi ve ailesinin adı için korumak zorundadır. Bizde töre böyledir.

– Kızın ölecek ama….
– Olsun benim 7 çocuğum daha var. Kadere razı olmak boynumuzun borcu. Haydi verin şu parçaları.

Şaşkındık. Bir baba için bazı şeylerin kızının ölümcül hastalığından da önemli olabileceğini anlamamız mümkün değildi. Çünkü köy ortamında var olmanın ne demek olduğunu bilmiyorduk. Köy ortamında var olabilmenin, yaşayabilmenin şartının ortamın sizi kendinden kabul etmesi olduğunu böyle öğrendik. Eğer varsanız o köyün bireyi olarak varsınız ve bunu sürdürebilmek için töreye uymak zorundasınız.

Köy kültürü özünde demokrasi barındırmıyor. Köy ortamı farklılıklara, çoğulculuk fikrine izin vermiyor. Üstelik o çok güvendiğiniz ve varlığınızı tescil ettirdiğiniz köy ortamı en ufak bir şüphede namus vb. gibi bir nedenle sizi yok etmeye de hazırdır.

Töre farklı olana karşı acımasızdır.

Böylesi bir kültürün yaşanan göçlerle şehirleri de etkisi altına almaya başladığını ve çoğunluğu ele geçirdiği ortamlarda benzer kuralların işlediğini giderek daha çok hissediyoruz.

Köy ortamının farklılıklara geçit vermeyen katı kurallarının şehirlerde de hissedilmeye başladığı günümüzde demokrasi kültürünün giderek toplum dışında kalacağını, marjinalleşeceğini öngörmek ne yazık ki olası görülüyor.

Ancak toplum hangi kültürün esiri olursa olsun gerçek bir hekim için hastası öncelikle insandır ve tedavi etmeye çalıştığı şey hayatın kendisidir. Hayat ise her şeydir. İşte bu nedenle toplum ne derse desin “keşke hamile olsaydı da böyle bir hastalık hiç olmasaydı” sözlerini kullanacak biri ya da birileri her zaman olacaktır.

Kategoriler
Makale
Dr. Mehmet Uhri

Bir hekimden hayata dair anılar ve görüşler...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz

    Bazen isteseniz de unutmayı erteleyemiyorsunuz…

    Hekimlere bazen sorarlar; Hastalıklar ve hastalar ile iç içe geçen hayat sıkıntılı olmuyor mu? Hastalarınızın sorunlarından etkilenmeden bu işi nasıl sürdürebiliyorsunuz? Duygularınızı nasıl törpülüyorsunuz? Gerçekten de hastalıklarla mücadele için...
  • Genetik üzerine

    Genetik üzerine

    Hepimizin gözü aydın. Genetiğin şifresi çözüldü. Metafizik, yeniden otopsi masasına yatırılıp kaderciliğin, falcılığın, büyücülüğün çanlarına ot tıkandı. Yaşamımızın ve yazgımızın doğa üstü güçlere, gökteki ölü yıldızlara bağlanmasına, inanan birkaç...
  • Gençlerde Marka Merakı

    Gençlerde Marka Merakı

    Çok sevdiğimiz ve Türkçe’de tam karşılığı olmadığı için aynen kullandığımız bir terim var: Gusto. Zevklerin, kalitelerin, sofistike tercihlerin tamamına verilen isim gusto. Yâni, bir anlamda belli bir kişinin, grubun...
  • KARDEŞÇESİNE – Yetvart Danzikyan

    Yeni yüzyılın ilk on yılı biterken

    Takvim konusunda hassas olanlara göre, 21. yüzyılın ilk on yılı tamamlanmış değildir herhalde. Zira onlar 1999’dan 2000’e girerken de, gerçek anlamda yeni yüzyıla 2001 yılında gireceğimizi söylüyorlardı. Tutarlıydılar. Nasıl...