Kasımpaşa Temiz İmaj Peşinde

Semt halkı kavgacı, hırsız, kabadayı olarak tanınmaktan rahatsız… Kasımpaşa ahalisi isyan içinde. `Kasımpaşalı, eli maşalı’ imajından kurtulmak istiyor. Bu çabada öncülüğü 1921’liler Derneği üstlenmiş. Dernek, Kasımpaşa´nın İstanbul tarihinde önemli...
Kasımpaşa Temiz İmaj Peşinde

Semt halkı kavgacı, hırsız, kabadayı olarak tanınmaktan rahatsız…

Kasımpaşa ahalisi isyan içinde. `Kasımpaşalı, eli maşalı’ imajından kurtulmak istiyor. Bu çabada öncülüğü 1921’liler Derneği üstlenmiş. Dernek, Kasımpaşa´nın İstanbul tarihinde önemli yeri olduğunu anlatmak için kurulmuş. Aynı zamanda Kasımpaşa’nın sorunlarına çözüm üretmeye çalışıyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı olarak seçimlerden büyük bir zaferle çıkmasının ardından yaşanan gelişmeler, İstanbul’un Kasımpaşa semtini birden bire gündemin ortasına taşıdı. Tabii bu popülaritenin temelinde, Erdoğan’ın, belki de Türkiye’de İstanbul ve Ankara dışında hiçbir yer ismi bilmeyen Avrupa Birliği ülkelerinin üst düzey yöneticilerine Kasımpaşalılık adabını öğretmesinin de büyük rolü var. Bütün bu tartışmaların ışığında Kasımpaşa hakkında çok şey yazıldı çizildi, fakat özellikle de kabadayılığın, racon delikanlılığın altı biraz da popülist yaklaşımlarla maksadını aşacak derecede körüklendi. “Kasımpaşalı, eli maşalı” gibi sözlerle yıllardır kavganın, gürültünün ve her türlü kanunsuzluğun merkezi gibi görülen, gösterilen Kasımpaşa’nın yerlileri, artık isyan bayrağını çekmiş durumda. Belki de İstanbul tarihinde ilk defa bir semtin esnafından işçisine, zengininden fakirine neredeyse bütün nüfusu, kendilerine atfedilen bu imajdan sıyrılıp, gerçek Kasımpaşa’yı ve Kasımpaşalılığı önce Türkiye’ye sonra da bütün dünyaya anlatma savaşına girişiyor.

Kasımpaşalıların bu çabasında öncülüğü 1921’liler Derneği üstleniyor. Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung’da çıkan bir yazıda, Tayip Erdoğan’dan “Bataklıkta açan bir çiçek” şeklinde bahsedilmesinin ardından duyulan tepkiyi dile getirmek ve Kasımpaşa’nın bir bataklık değil, İstanbul’un ve Türkiye’nin tarihinde ve kültüründe önemli yeri olan bir semt olduğunu anlatmak için kurulan dernek aynı zamanda Kasımpaşa’nın sorunlarına da çözüm üretmeye çalışıyor. Biz de bu savaşın aktörlerini daha yakından tanımak için geçen hafta Kasımpaşa’daydık. İlk önce gerçek kabadayılığın kuralları anlatıldı:

1- Dürüst olacaksın.
2- Zayıfı ezmeyeceksin, haksızlık yapmayacaksın.
3- Efendi olacaksın, terbiyeni bozmayacaksın.

Aziz Nesin’den Tayyip Erdoğan’a kadar ülke gündeminde ve tarihinde kalıcı izler bırakan birçok ismi kendi bünyesinden doğuran bu semtin içlerine doğru biraz daha girince gördük ki aslında içeride yaşanan manzara ile bizim bildiğim Kasımpaşa bambaşka. Karşımıza ne eli maşalı Kasımpaşa kadınları, ne de façası alınmış kabadayılar çıktı. Aksine bir bayan olarak kahvehanesinde bile rahatça oturup sohbet edebildiğim, her kapıda “Önden bayanlar” kuralıyla geçtiğim bir İstanbul semti gördüm. Evet, foto muhabiri arkadaşım da, ben de Kasımpaşa’nın her köşesinde bir kavga gördük ama bu kavgada ne bıçaklar konuşuyor, ne de insanlar dalaşıyor. Manzara diğer İstanbul semtlerinden çok da farklı değil. Tam bir tezatlar semti. Zenginliğin ve fakirliğin birlikteliğinin yarattığı kaos içinde, aldığı aşırı göçün vermiş olduğu kozmopolitliği hazmetmeye çalışıyor Kasımpaşa. Osmanlı döneminden bu yana Türk tersaneciliğinin nabzının attığı semt, Taşkızak, Haliç ve Camialtı Tersaneleri’nin kapatılmasının ardından ciddi bir ekonomik kriz yaşanmaya başlamış. Ayrıca Haliç’in temizlenmesi için başlatılan projeler kapsamında semtteki birkaç fabrika da kapatılınca yaşanan ekonomik kriz katmerlenmiş. Bir de bütün ülke ekonomisini yaşadığı sorunlar eklenince, Kasımpaşa esnafı eski hareketli günlerini bugünlerde mumla arıyor. Yani Kasımpaşa sokaklarında ciddi bir ekmek kavgası yaşanıyor. Kasımpaşalıların verdiği bilgilere göre Semra Özal, Prof. Dr. Hüsrev Hatemi, Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, MÜSİAD Başkanı Ali Bayramoğlu, İşadamı Zeki Kavi, sanatçı Fikret Hakan gibi birçok isim çıkmış Kasımpaşa’dan. Ama hiçbirisi dönüp arkasına bakmadığı için Kasımpaşa pek de bir değişim yaşayamamış. Onların yerine Kasımpaşa ismini bambaşka yansıtan kişiler konuşur olunca, ortaya bir de imaj krizi çıkmış. Şimdilerde Tayyip Erdoğan´la birlikte yeniden gündeme gelince, hiç değilse imajı yeniden düzeltme çabasına girişmişler. Öyle ya! Hizmet açısından ondan yana pek ümitleri de yok. “Ülkenin derdi dururken Kasımpaşa’ya bakmaz” deseler de “Tersanelerde başlayacak bir hareketlilik bizim umudumuz olur, hem Kasımpaşa kurtulur hem ülke kurtulur” diyerek bir yerlere seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Kul haksız oldu Kulaksız

Müslüm Uran, (soldan ikinci) Kasımpaşa’nın Kulaksız bölgesinde oturuyor. Kasımpaşa merkeze göre biraz daha geri kalmış bir yer olan Kulaksız’da bankamatik bile olmadığını söyleyen Uran, yetkililerin bu soruna çare bulmalarını istiyor. Mahallenin ismine gelince, rivayete göre Fatih’in askerleri bölgeden geçerken halktan içecek su isterler. Fakat kimse bu dileklerini yerine getirmez. Onlar da dönemin önemli bir kadısına gidip dava açarlar. Dava mahalleliyi haksız bulur. “Kul haksızdır” diye hüküm verilir. Fatih döneminde adı `kul haksız’a çıkan bölge, zamanla söyleyişteki kolaylığın esiri olur ve `Kulaksız’a dönüşür.

Ne hırsız ne kabadayıyız

Kasımpaşa’da yaşayan bir diğer etnik unsur ise Çingeneler. Özellikle Kulaksız’da yaşayan Çingene aileleri, ne özlerini ne de yaşam biçimlerini saklamaya taraftar. Bol kahkahalı sokak arası muhabbetleri, rengârenk dizili çamaşırlarıyla varlıklarını devam ettiren Çingeneler, “Biz de Kasımpaşalıyız. Fakat ne hırsız ne kabadayıyız. Bırakın artık bunun peşini” diyorlar.

Kategoriler
Yaşam
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular