Karkurtaran Hizmetinizde

Kartalkaya yollarında, araçların mahsur kalmasını engelleyen bir kahramanla tanıştık: Karkurtaran Emin. 24 saat hizmette Emin’in çektiği fiyat `abi gönlünden ne geçerse’ tarzında. Araştırmacı gazeteciler olarak büyük bir fedakârlık örneği...
thumbs_b_c_cc9915a55eab824e441d5d171c4c0ca2

Kartalkaya yollarında, araçların mahsur kalmasını engelleyen bir kahramanla tanıştık: Karkurtaran Emin. 24 saat hizmette Emin’in çektiği fiyat `abi gönlünden ne geçerse’ tarzında.

Araştırmacı gazeteciler olarak büyük bir fedakârlık örneği gösterdik. Kartalkaya’nın karlı yollarına doğru yelken açtık. Tabii ki yola çıkmadan önce bu zorlu mücadele için gereken her türlü hazırlığı da yaptık. Öncelikle aracımıza kar lastikleri taktırdık ve işin ehli arkadaşlardan zincir nedir, nasıl takılır ve sökülür konulu bir eğitim aldık. Üstelik bu eğitim için hiçbir ücret de ödemedik.

Ama zorlu maratonun son etabı başladığında hevesimiz kursağımızda kaldı. Kartalkaya yolunda karşımıza çıkan domestik arkadaşların üzerinde sadece bir kazakla dolaşması ve kafasına taktığı kar şapkasından sadece gözleri görünen arkadaşıma fırlattıkları komik bakış çok anlamlıydı.

Derken her 100 metrede bir karşımıza çıkan ve yaptıkları garip işaretlerle bize bir şeyler anlatmaya çalışan köylüler bizi cezbetti. Yaptıkları işaretin anlamını yoldan çıkarak kara saplandığımız anda keşfettik. Meğer bize yolun buzlu olduğunu ve zincir takmamız gerektiğini söylüyorlarmış. Zeki olduğumuz için bunu fark etmemiz hiç de zor olmadı! Foto muhabiri arkadaşım Çağrı’ya döndüm ve yöre insanının ne kadar yardımsever olduğu hakkında söylev vermeye başladım. Tabii ki yolun devamında her köşede karşımıza çıkan `zincir takılır, sökülür, kiralık zincir verilir’ gibi levhalar ortaya attığım tezin yanlışlığını suratıma çarpan ve gülmek için bahane arayan sevgili arkadaşıma malzeme oldu. Ben de içimden sinsice inşallah bir kez daha yolda kalır ve zincir takmaya çalışırsın gibi samimi duygular besledim sevgili arkadaşıma.

Ama maalesef yolda kalmadık. Zorlu kar mücadelemiz ve haber araştırmamızın ardından (sıcak şarabın içinde bir dilim daha elma olabilirdi!) geri dönüş yolunda levhalar yine gözümüze takıldı. Bu sefer de üzerlerinde `zincir sökülür’ gibi ibareler vardı. Bütün yol boyu zincir takmamak için direnen ve yiğitliğine zeval getirmemeye çalışan sevgili meslektaşım, yağan kar karşısında. Aslında bu zincircilerle röportaj yapsan çok güzel olur” gibi bir takım manalı sözler sarf etmeye başladı. Niyeti belli tabii ki kurnazın. Korktu, arada da bahane ile zincir taktıracak ya, beni haber bahanesiyle kandıracak. Tabii ki bozuntuya vermedim ve ilk zincircide durmasını söyledim.

Durduk ve Emin ile tanıştık. Emin, civar köylerden birinde yaşıyor. Malum o da ekonomik krizin çiftçinin belini nasıl kanırttığını anlatıyor kendi penceresinden. Kendince geliştirdiği çözüm basit. Yazın tarla sürdüğü traktörünü yol boyuna çekmiş…. Üzerine bir tente, içine de odun sobası… 24 saat hizmette Emin bütün diğer `Karkurtaran’ arkadaşları gibi. Zincir takıyor, söküyor, kiralıyor… Belirli bir tarife de yok. Çektiği fiyat `abi gönlünden ne geçerse’ tarzında. “İyi kazanmıyorum” diyor. Gazeteci olduğumuzu öğrenince fotoğraf çekmemize de izin veriyor. Arabamıza zincir takarken seyrettiğim Emin içimi titretiyor, üzerindeki tek kazakla. Soruyorum Emin’e üşümüyor musun diye. Cevap oldukça yalın; “Yok be abem, hava daha o kadar soğumadı. Sabaha karşı az biraz üşümüyorum da değil”. Elime taktığım polar eldivenler, yün atkım ve kabanım bir anda ağırlaşıyor. Şakam maka kendimden utanarak arabaya dönmeye yelteniyorum. Bu esnada Emin, zinciri çoktan takmış. Ücret vermek istiyoruz, kabul etmiyor. Yolunuz çok uzun bari bir ıhlamurumuzu içseydiniz diyor. Şansın açık olsun Emin diyor ve yolumuza devam ediyoruz, buzda kayma korkusu taşımadan…

Kategoriler
Yaşam
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular