Kadınların ilk gece karabasanı: Vaginusmus

Milyonlarca yılın ötesinden, milyonlarca yıl geleceğe doğru, pırıl pırıl bir nehir akıyor. Bizler bu akan nehrin damlalarıyız. Ve insan soyunun sürmesi için, tanrısal bir gücün yada doğasal bir evrimin...

Milyonlarca yılın ötesinden, milyonlarca yıl geleceğe doğru, pırıl pırıl bir nehir akıyor. Bizler bu akan nehrin damlalarıyız. Ve insan soyunun sürmesi için, tanrısal bir gücün yada doğasal bir evrimin programlamasıyla donanımlıyız. Her birey, belirli olgunluk yaşına eriştiğinde, bir yuva kuracak ve bu yuvada çocuklar olacak. Genetik olarak anne baba, toplum olarak ulus, daha öz deyimle insanlık sürüp gidecek.

Kadınların ilk gece karabasanı Vaginusmus

Bu saygı değer, bu yüce nehrin önünün bir barajla kapatılıp, akışının engellendiğini düşünün: İşte VAGİNUSMUS bu.

Sayısı hiç de azımsanmayacak ölçüde, bir çok genç kızımızın, yani yeni evlenmiş kadınımızın dünyasını karartan, çogu aileyi boşanmanın eşiğine getiren, daha çok bizim gibi toplumların yarattığı bir korkunun sonucu vaginusmus, doğanın gücüyle çatışıyor.

Peki vaginusmus nedir?
Vaginusmus, vaginanın girişindeki vagina kaslarının kasılmasıyla, vagina girişini kapatarak, bir başka deyimle kilitleyerek, dışarıdan bir cismin, yani penisin, vaginaya girişine izin vermemesidir. Vaginada bu tür bir kasılma oluşmuşsa, refleks olarak, bir korku paniğiyle ve asla mantıkla önlenemeyen, karın ve bacak kaslarının kasılmasının da devreye girmesiyle, cinsel birleşme pozisyonuna geçilemediğinden bir kitlenme oluyor.

Nedir bütün bunlar, neden oluyor?…
Her kişiye özgü olanını bir kenara koyarsak, anonim (ortak) olan yana bakalım: Diyelim ki 3-4 yaşlarında bir kız çocuğunuz var. Otururken bacaklarını gereğinden fazla açtı, kilotu ve bacakları görülüyor. Kilotunu giymeyi unutmuş da olabilir. Ailenin tepkisi: “Yavrum kilotunu giy, bacaklarını çok açmadan otur ki herkes sana cici kız desin” biçiminde olmaz, tam tersi, bir öfkeyle: “Çabuk kapat bacaklarını” diye üzerine yürünür. Bu tavıra, belki bir iki şaplak ya da korkutucu birkaç söz de eklenir.

Çocuk ne olduğunu anlamadan, bu korku simgesi onun bilinçaltına bir yere kapatılır. Çünkü çocuklardaki cinsel kavramlar bizlerdeki gibi değildir. Kızımız 13-14 yaşlarına geldiğinde, çoğu aile onu bir köşeye çeker :”Aman evladım, aile şerefimizi koru, yüzümüzü karartma, erkeklere dikkat et vb…” gibi sözlerle uyarıda bulunur. Oysa o yaşlarda, güdüsel olarak kızlar, erkeklerle ilgilenmeye, onlara bakmaya başlar. Eğer kızımızın içinde bu tür duygusal bir gelişim olmamışsa, işte o zaman sorun var demektir.

17-18 yaşlarında ise kızlık zarı kavramı ve korkusunu taşımaya başlarlar. Zar, korunacak ve çok önemli bir yapı ve özelliğe sahiptir. Hemen bozulacağı sanısıyla, adeta cinsel organa bile dokunulmazlık korkusuna,” kanama, yırtılma, patlama” gibi öteki ürkütücü kavramlar da eklendiğinde, gerdek gecesi korku patlaması artık hazırdır.

İlk gece, erkek için de kadın için de, yığınla sorunlarla doludur. En azından hepimizin içinde, ta çocukluğumuzdan başlayan, çıplaklığa karşı bir ürperti, bir çekinme vardır. Bu duyguların yaratacağı reaksiyonlar, kadında olduğu gibi, erkekde de bir kitlenmeye neden olmuşsa, olguların sayısının artacağından hiç kuşkunuz olmasın.

Kadın cinsel organı vajinanın dokusu, düz kaslardan oluşmuştur. Düz kaslar insanların iradesine bağlı çalışmaz. Vaginusmus olayı ve kasılma olmuşsa, kadın bunu iradesiyle aşamaz. Gene bu nedenle psikolojik tedavi, istem dışı bu kasılmada yeterince etkin olmadığından, sürüp giden çözümsüzlük, eşlerin ve ailelerin önlerine ağır yükler getirir. Ayrılık, boşanma, bunalım, kavga, dövüş, olaylar zincirinin halkalarını oluşturur.

Biz hekimler çözüm bulmak için varız. Özel bir yöntemle vaginusmus olayını çözüyorum. Bu benim görevim. Ama hekime gelmeden önce, yani bu sorunu yaratan etkenleri ortadan kaldırmak, toplumsal ruh sağlığımız için ve kuşkusuz bireyin ruh sağlığı için de çok önemlidir. Ve daha önemlisi sevgili anne babalar: İnsan yaşamını tüm boyutlarıyla etkileyen mutluluk, yaşama sevinci, zorluklara direnme, sevecen, ön yargısız ve çağdaş ve de estetik biçimde çocuklarımıza verip, onları öyle eğitip kucaklarsak, ulusumuzun, insanlığımızın geleceğini güvence altına almış oluruz.

Annelik babalık ve eğitimin temel alfabesi budur.

Kategoriler
Cinsel SağlıkSağlık
Dr. Haydar Dümen

Dr. Haydar Dümen sizlere her zamanki gibi en yeni ve en doğru bilgileri veriyor.
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Genetik üzerine

    Genetik üzerine

    Hepimizin gözü aydın. Genetiğin şifresi çözüldü. Metafizik, yeniden otopsi masasına yatırılıp kaderciliğin, falcılığın, büyücülüğün çanlarına ot tıkandı. Yaşamımızın ve yazgımızın doğa üstü güçlere, gökteki ölü yıldızlara bağlanmasına, inanan birkaç...
  • Zeka Düzeyimiz

    Zeka Düzeyimiz

    Ulu önderimizin bir sözü var:”Türk milleti zekidir” diyor. Bana göre hiç yanılmamış bu büyük adam, burada da mı yanılmıyor. Yani, Türk Ulusu zeki midir? Yoksa, Aziz Nesin Usta’nın dediği...
  • Kayınvalidem ve ben tevavüze uğradık

    Kayınvalidem ve ben tevavüze uğradık…

    Evliyim ve birbirimizi çok seviyoruz. Ben 22, kayınvalidem 43 yaşındadır. Beyi ölmüş, son derece güzel bir kadındır. Onunla bir kayınvalide gibi değil, iki samimi arkadaş gibiyiz. İki yıl önce...
  • Kızlık Zarı

    Kızlık Zarı

    Hepinizin merak ettiğiniz ama hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığınız kızlık zarı nedir, neden vardır, başlığıyla konumuza geliyorum. Bebekler doğduklarında ilk aylarda ve yıllarda çişlerini, kakalarını altlarına yaparlar, bebeklerin vaginaları...