İstasyonlar

Haydarpaşa-İzmit tren hattı inşası, o yıllarda ”yerli sermaye ve teknoloji” ile bir tren yolları ağı kurabilecek durumda olmayan Osmanlı İmparatorluğu’nda bu yönde yapılmış ilk ağırlıklı ”devlet” girişimidir. Demiryolu devlet...
Göztepe tren istasyonu

Haydarpaşa-İzmit tren hattı inşası, o yıllarda ”yerli sermaye ve teknoloji” ile bir tren yolları ağı kurabilecek durumda olmayan Osmanlı İmparatorluğu’nda bu yönde yapılmış ilk ağırlıklı ”devlet” girişimidir. Demiryolu devlet girişimiyle 1871-73 yılları arasında inşa edilmiş, ama işletmesi yine yabancı sermayeye, bir İngiliz şirketine bırakılmıştı. 1889’da hattın işletme hakkı, ”Anatolische Eisenbahn Gesselschaft-Anadolu Şimendifer Kumpanyası” adlı Alman şirketine geçti.

Almanlar malum Bağdat’a demiryoluyla ulaşmayı akıllarına koymuşlardı. Ama Bağdat’a varmadan yapılacak işler vardı. Bunların başında da, Haydarpaşa-İzmit hattının ”adam edilmesi” geliyordu. Almanların hemen 1890’da bu yönde bir girişimi olduğunu biliyoruz. Ama bu daha çok demiryoluna bir müdahale olmuş, bu dönemde istasyon binası inşa edilmemiştir. 1890’larda inşa edildiği bilinen Göztepe istasyon binası hariç, bütün diğer istasyonlar Haydarpaşa Garı’nın inşası sırası ve sonrasında inşa edilmiştir.

Büyük gar binası tasarımı için uluslararası bir yarışma açılmış, yarışmayı Alman kökenli mimarlar Helmuth Cuno ve Otto Ritter’in ”oryantalist” esinli neo-klasik tasarımı kazanmıştır. İnşaata Cuno ve Ritter’in nezaretinde II. Abdülhamit döneminde 30 Mayıs 1906 tarihinde başlanmış, 19 Ağustos 1908 tarihinde yolcu salonu bölümü açılmış, kompleks bir buçuk yıl sonra bitirilebilmiştir. İnşaatta çoğunlukla Alman ve İtalyan ustaları çalışmıştır. Bina herbiri 21 metre uzunluğunda ve 1100 adet suya karşı izole edilmiş ahşap kazıklar üzerine inşa edilmiştir. 1917’deki sabotajda çıkan yangından sonra onarılmış, bugünkü görünümünü almıştır.

Buna karşılık istasyon yapılarının mimarları ve yapılışları hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Haydarğaşa Garı’nın bir arşivi yok. Ankara’ya göndermişler, ulaşmak, ulaşılsa da aranılan bilgiyi bulmak mümkün görünmüyor. Bir-iki ihtimal var: İstasyon binalarını, demiryolları inşaatının ana yüklenicisi ”Regie Generale des Chemin de Fers” adlı Fransız ile ”Philipp Holzmann&Cie” adlı Alman şirketinin ücretli mimarları tasarlamış olabilir ya da Cuno ve Ritter ‘Gar’ı tasarlarken, istasyon binaları için de birkaç tip belirlemiş ve bunlar bilahare uygulanmış olabilir.

1839 tarihli Tanzimat Fermanı ile birlikte Batı’daki gelişmelere koşut bir yaşama biçimi Osmanlı yöneticilerinin ve İstanbul halkının büyük özlemi olmuştur. Haydarpaşa-İzmit demiryolu hattı çevre düzenlemesi ve tefrişatıyla bu özlemin gerçekleştiği bir alemdir.

haydarpasa2

Haydarpaşa

İstasyon binaları, yapıldıkları yıllarda bu güzergâhta bulunan İstanbul sayfiyelerine ulaşımı sağlayan önemli noktalardı. Bu istasyonlar arası ise günümüzde çok az örneği kalan sayfiye evleri, av köşkleri, konaklarıyla bezenmişti.

İstasyon binaları mimari karakterleriyle ve üstlendikleri görevle bulundukları yerleşim noktasında Meydan + Çeşme + Cami ve küçük çarşı ile eski kent dokularındaki oluşuma benzer bir merkez, bir odak noktası oluşturuyorlardı.

Kompleksi oluşturan binalar genellikle tren yolunun iki yanına sıralanmışlardır. Bir tarafta bilet gişesi, bekleme salonu ve görevli odası, diğer tarafta aynı işlevleri gören daha geniş bir binanın üstünde lojman olarak kullanılan bir kat yer alır. Bu iki bina ve bekleme platoları birbirlerine altgeçitle bağlanmıştır.

İstasyon binasının tren yoluna bakan cephesi boyunca uzanan çelik konstrüksiyon saçaklar, hoş bir saçak altı bekleme mekânı yaratırlar. Bu geniş saçaklar aynı zamanda üst katı binadan kopararak, binaların görsel zenginliğini çeşitlendirirler.

İstasyon binalarında duvar köşe taş söveleri, pencere söveleri, geniş çelik konstrüksiyon saçaklar gibi uniform elemanlarla farklı cepheler ve detaylar oluşturulmuştur. Binaların mimari karakteristiğindeki farklılıklar ise çoğu zaman üst katlarda belirginleşmiştir.

İstasyonlar arasında ise topografyanın gerektirdiği noktalarda oluşturulan alt ve üst geçit köprüler istasyon mimarisinin genel karakteristiğini yansıtan çok güzel örneklerdir. İstasyonların tefrişatına ilişkin bilinen bir şey de her istasyonda bir ”Zenith” saat ve bir ”kampana” bulunduğu. Bugün sadece İzmit İstasyonu’nda bir orjinal saat ve Bostancı İstasyonu’nda da bir kampana duruyor.

Dr. Müfit Ekdal, Feneryolu İstasyonu’nun üst tarafına rastlayan 100 yıllık aile köşkündeki yaşamıyla istasyonlardaki yaşam hakkında güvenilir bir görgü tanığı. Onun anlattıklarına göre, istasyonların bekleme salonları kırmızı kadife kaplı, tavanları yaldızlı, bezemeli imiş. İstasyon şefleri hep azınlıklardan, Levanten vatandaşlardan seçilirmiş. Feneryolu İstasyonu’nun şefi Mösyö Antuan’ın kızı piyano çalar, gece o piyanodan yükselen nağmeler etrafa (kırlara) yayılırmış.

Müfit Ekdal, ”sonra Cumhuriyet ilan edildi, birgün de geldiler binaları griye boyadılar, o devir de öyle kapandı” diye anlattı istasyon binalarının ilk ”otantik” hallerinin sonunu…

goztepe2

GÖZTEPE İSTASYONU’NDAKİ LOJMAN

suadiye

SUADİYE

kopruler

ALT VE ÜST GEÇİT KÖPRÜLER

izmit

İZMİT

Zafer AKDEMİR/Metin KESKİN

Kategoriler
Tarih
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular