Irak’la savaş, Yunan’la barış zamanı

Kritik günlerden geçiyoruz. Irak´ta savaş kasırgası Ege sularında barış taarruzuna engel değil. Yunanistan´la sorunları çözmek için derhal kapsamlı bir paket sunmalıyız. Büyük başın derdi de büyük olurmuş. Bir yandan...
Zeynep Göğüş
Zeynep Göğüş

Kritik günlerden geçiyoruz. Irak´ta savaş kasırgası Ege sularında barış taarruzuna engel değil. Yunanistan´la sorunları çözmek için derhal kapsamlı bir paket sunmalıyız.

Büyük başın derdi de büyük olurmuş. Bir yandan kapımızdaki Irak savaşı, diğer yandan Kıbrıs meselesi ve Avrupa Birliği ilişkilerindeki puslu hava ve tabii ki en can alıcı konu olan memleketin geçim derdi, yani ekonomi. Hepimizin geleceğini ilgilendiren bu ana meselelere bir de hükümetin dağınıklığı eklendiğinde gerçekten kritik günlerden geçmekteyiz.

Irak meselesinde Türkiye’nin tezlerine aykırı adımlar atılıyor. Türk ordusu federasyon girişimlerinden tedirgin. Kuzey Irak’taki patronaj konusunda ABD ile Türkiye arasında ciddi rekabet yaşanıyor. Türkiye’nin Kuzey Irak’taki babalık rolünü ABD kabul etmiyor. Türkiye’nin asker kanadı Kuzey Irak’ta Türkiye’nin iradesi dışında hiçbir oluşuma izin vermeyeceğini kesin olarak belli etti. Hava oldukça gergin.

IMF ile kavga?

Savaş tamtamları yanı başımızda çalarken kapıda IMF ile kavga da var. İşin ucu Merkez Bankası’nın özerkliğini tartışmaya kadar vardığında ortalık gerçekten karışabilir. IMF ile atışma, AB ile kavgadan çok daha vahim sonuçlar doğurabilir.

Öte yandan da Irak savaşı ve ekonomik sorunlar hayatımızdaki AB faktörünü ihmal etmemize yol açarsa gerçekten yazık olur.

Savaş ve barış

Güneydoğu sınırlarımızda esen savaş kasırgası Ege’nin sularında barış taarruzuna geçmemize engel değil. Yunanistan’la olan sorunlarımızı çözmek için derhal yapıcı önerileri içeren kapsamlı bir paket hazırlayıp Atina’ya sunmalıyız. Kıbrıs’taki gibi çözümsüzlük çözüm diye bekleyerek kaybedecek zamanımız yok.

Bu arada bir parantez açıp AKP’nin Anadolu’daki teşkilatından hükümetin Kıbrıs politikasına yer yer tepkiler geldiğini belirtelim. AKP Genel Merkezi, Kıbrıs’ın ikinci bir Girit olmasına izin verilmemesini içeren bu tepkileri uzun süre görmezden gelemez.

Kıbrıs’taki çözümsüzlük politikasının bizi gerçekte ne kadar büyük bir kayba uğrattığını AB ilişkimizin vardığı yerde gördük. Benzer şekilde Yunanistan karşısında da haklıyken haksız yere düşmek var.

Yunanistan’a sunulacak barış taarruzu paketinde karasuları anlaşmazlığımızı giderecek, hava sahası meselemizi çözecek ve Batı Trakya’daki Türk azınlığın ıstıraplarını dindirecek üç ayaklı bir çözüm önerisi yer almalı. Bunu yapmak için en doğru zaman şimdi. Dışişleri’nin çok çalışıp bu paketi bir an evvel çıkarması Türkiye’yi rahatlatır.

Kopenhag kararı düzeltilebilir

Yunanistan’la sorunlarını aşmış bir Türkiye, AB’ye dönüp 12-13 Aralık tarihlerindeki Kopenhag Zirvesi’nde alınan `üyelik müzakerelerinin açılma tarihini 2004 sonunda verme’ kararını düzeltebilir. Tarih öne alınabilir. 2003 yazındaki Selanik Zirvesi bunun gerçekleşmesi için güzel bir fırsat olarak karşımızda duruyor.

Türkiye’de suyun başını tutanların her zamankinden daha yaratıcı ve atak olmalarını gerektiren günlerden geçiyoruz. 21’inci yüzyılda kaybedenlerin tarafına mı atılacağız yoksa kazananlar tarafında mı olacağız? Sonucu önümüzdeki günlerdeki performansımız tayin edecek.

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular