İki Derece

Mutluluğun kaynağı, gezegendeki sahici yaşamı korumaktır, yaşamsızlık tüccarlarına karşı korumak. 2010, sana sahici mutluluklar. Mutlu yıllar sana Atlas okuru! Rüzgâr kuzeyden esiyordu. Tuz tadında. Dudakları ısırıyordu. Vahşi bir sevinç...
İki Derece

Mutluluğun kaynağı, gezegendeki sahici yaşamı korumaktır, yaşamsızlık tüccarlarına karşı korumak. 2010, sana sahici mutluluklar. Mutlu yıllar sana Atlas okuru!

Rüzgâr kuzeyden esiyordu. Tuz tadında. Dudakları ısırıyordu. Vahşi bir sevinç vardı soluğunda. Cesaretin kaynağından gelen bir arzu. Karanlık sularında suyun, gondollar oynaşıyordu. Kara uzun gövdeler inip kalkıyordu suyun üstünde. O yıl benim de yılım olabilirdi. Aklımdan öyle geçmişti. İki bin dokuzun başıydı. Rüzgâr kuzeyden esiyordu. Doğduğum günün hemen ertesi olduğundan mıydı, yoksa başka bir nedeni mi vardı bilmiyorum. Her yeni yıl sabahı, o yılı, yeni doğmuş o yılı düşünürdüm. Kış rüzgârına yüzümü sunar ve düşünürdüm. Aklıma Mevlana’nın rüzgâra sorduğu o soru gelir, düşünürdüm. Esasında, ne zaman yalnızca rüzgâr esse, her şey susup, her şey uzaklaşıp da yalnızca rüzgâr esse, aklıma o soru gelir zaten. Dünyanın rüzgâra sorduğu o soru ve rüzgârın dünyaya verdiği o yanıt. Dünya: Ey rüzgâr ne haber, diye sordu. Rüzgâr: Korkudan başka hiçbir şeyden haberim yok. İki bin dokuzun başında, henüz ilk günlerinde o yılın ve lacivert göğü altında Venedik’in, tene işleyen rüzgârın sahiciliği vardı. Zaten, her şey sahiciyse eğer, hayal kurabilir insan. Her şey yalansa eğer, hayal de yalan yere kurulur.

Oysa, 2009’un sonunda, aralığın son günlerinde, bu defa Kopenhag’ın karanlık göğü altında, her şeyin, ama her şeyin yalan olduğu anlaşıldı. Ey ahali! Dünya artık iki derece ısınacak. Buna karar verdi dünyanın yeni Tanrıları. Artık, dudakları dişleyen buzsu rüzgâr, sahici rüzgâr, o umut ve hayal yeli esmeyecek. Kendi çıkarları, beş on yılın bilançoları, endeksleri için ormanlar küçüldükçe büyüyen asfaltları, betonları için baştankaralar, kırlangıçlar, kuşlar yok oldukça çoğalan ölü dolarları için gezegeni feda ettiller. Onlar karar verdiler, dünyanın iki derece sıcak olmasına. Gezegenin iki derece ısınması, yaşam biçimimizi kökten değiştirmekten daha vahim değildir! Biyolojik zenginlik, bizim zenginliğimizden önemli değildir! Hiçbir şey, ama hiçbir şey benden önemli değildir! Benden sonra tufan! Hatta, başını biraz izlemek de istiyorum! Oysa mutluluk, hayal ve umut için bir dünya gereklidir. Dünya yoksa, sahici bir dünya, sahici bir yaşam, sahici bir orman, sahici gök, sahici aşk, sahici bir rüzgâr yoksa… Sahici bir kucaklaşma yoksa sahici bir sevinç de yoktur. Mutluluğun kaynağı bundan böyle şöyle tarif edilebilir: Mutluluğun kaynağı, gezegendeki sahici yaşamı korumaktır, yaşamsızlık tüccarlarına karşı korumak. En çok biz mutlu olabiliriz. En çok biz sevineceğiz. Bizim sevgimiz sahici olacak. Umutlarımız ve hayallerimiz. Sahici olan biziz. 2010, sana sahici mutluluklar. Mutlu yıllar sana Atlas okuru!

Özcan Yüksek / Atlas

Ocak 2010, Sayı 202

 

Kategoriler
Gezi

Benzer Konular

  • Hayal gücümüz kadar güçlüyüz

    Göğün atlas kumaşları altında, hayal gücümüz kadar güçlüyüz. Ey okur, sen, ben, siz, biz. Aman ki, hayal gücümüzü koruyalım. Hayal gücümüz tehlikede. Göğü görürsek, göğün hayalini kurabiliriz. Mavi, parlak...
  • Uzun Gölgeler Ülkesi Fas

    Uzun Gölgeler Ülkesi Fas

    Dünya gezginliğinin klasikleşmiş inanılmaz sayıda mekanı vardır ve bunlar varoldukları ülkelerin isim olarak çok daha önüne çıkmış gerçek efsanelerdir…. Kathmandu, Maccu Picchu,Marrakesh, İstanbul, İsfahan, Patagonia, Semerkand v.b. Marrakesh; işte...
  • Karakum Çölü

    Çöl ve Şehir

    Bir çölü şehirden ayıran, birinin tenha diğerinin kalabalık olması değildir. Zaten kalabalık olmak, çöl ile şehrin ortak özelliğidir. Bir şehri çölden ayıran şey, birinde kum kalabalığı, diğerinde insan kalabalığı...
  • Kızılelma mağarası

    77 Sonbahar; Zonguldak Günleri / Oral Ülkümen

    Daha sonraki yıllarda, defalarca yaşadığım bir duygunun ilk izleri; Zonguldak otogarı, alacakaranlık, puslu ve sisli bir ıslaklık, soğuk, bomboş bir şehrin ortası, derenin kenarı, siyah çamur, ışıklarını henüz söndürmemiş...