Hrant’ın Yokluğu

“Salköprü mahallesine gidelim” dedim. “Hrant’ın evine mi?” dedi, bir iç çekti, sonra “Ev yok ki” dedi. Tamamen yıkılmış olabileceği hâlâ aklımın ucundan geçmiyor… “Türkiyeliyim… Emeniyim… İliklerime kadar da Anadoluluyum....
Hrant’ın Yokluğu

“Salköprü mahallesine gidelim” dedim. “Hrant’ın evine mi?” dedi, bir iç çekti, sonra “Ev yok ki” dedi. Tamamen yıkılmış olabileceği hâlâ aklımın ucundan geçmiyor…

“Türkiyeliyim… Emeniyim… İliklerime kadar da Anadoluluyum. Bir gün dahi olsa, ülkemi terk edip, geleceğimi ‘Batı’ denilen o ‘hazır özgürlükler cennetindekurmayı, başkalarının bedeller ödeyerek yarattıkları demokrasilere, sülük misali yamanmayı düşünmedim.

Kendi ülkemi de o türden özgürlükler cennetine dönüştürmek ise temel kaygım oldu. Ülkem Sivas için ağlarken, ağladım. Halkım çeteleriyle boğuşurken, boğuştum. Kendi kaderimi ülkemin özgürlüğünü yaratma süreciyle eşledim. Şu anda yaşayabildiğim ya da yaşayamadığım haklara da bedavadan konmadım, bedelini ödedim, hâlâ da ödüyorum. Ama artık…”
Hrant-Dink_resim
Böyle diyordu Hrant Dinle 1 Kasım 2004 tarihli Bir-Gün gazetesindeki ‘90. Yıl Yazıları (I) Ruh Halimdir’ köşe yazısında… Vurulmadan üç yıl önce kaleme almıştı. Ruh hali öyle çok şey söylüyordu yazısında, öyle çok şey söyledi ki bir güvercin tedirginliğinde…

“İliklerime kadar Anadoluluyum” diyordu ya… Malatya’ya düştü yolum. Malatyalı Ermenilerle hasbıhal etmek, Hrant Dink’in evini görmek, iliklerime kadar hissetmek/his-settirmek Anadoluluğu… Ama tabii ki o evin yıkılmış olabileceği ihtimalini hiç düşünmeden.

Malatya’da tanıdığımız Agop amca bütün sevecenliğiyle karşıladı bizi. Taksiciydi Agop amca. Gazeteci arkadaşım Ulaş’la atlattık taksiye… Taksi yol aldı, ben Malatya’daki Ermenileri sordum Agop amcaya, “Herkes dağınık yaşıyor, bulmamız çok zor” dedi.

Ben de pek üstelemedim. “O halde Salköprü mahallesine gidelim” dedim.

“Hrant’ın evine mi?” dedi, önce derin bir iç çekti. Sonra da “Ev yok ki” dedi. Hâlâ tamamen yıkılmış olabileceği aklımın ucundan geçmiyor. “Olsun yine de görelim” dedim inatla… Taksiye atladık, Agop amca Hrant Dink’in vurulduğu o günlere gitti, “İlk kez Ermeniler o gün biraraya geldi” dedi iç geçirerek. “Giderken bile herkesi biraraya getirdi” dedi en kısık sesiyle, sanki kendi kendine söylüyordu…

Hatta birkaç kez tekrarladı…

HRANT DİNK’İN YIKILAN EVİ

Dar bir sokağa girdik, bir kilisenin yanından geçtik. Agop amca “İşte şu gördüğün kilise var ya, onun için çok uğraştı Hrant. 2002 yılında geldiğinde restore ettirecekti. Olmadı…” dedi. Gördüğüm kilise ise tarihi bir kiliseydi, 18. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Zaman içinde kilisenin ahşap kubbesi çökmüş, daha fazla zarar görmemesi içinse kapı ve pencereleri taşlarla örülmüştü. Malatya’da da koca bir tarih yok oldu olacaktı… Ulaş kilisenin önünde birkaç kare fotoğraf aldı, yolumuza devam ettik.

Hrant-Dink-köy-evi_02 Hrant-Dink-köy-evi_04

Kilisenin hemen sonrasında Agop amca durdu, “İşte Hrant’ın evi” dedi. Taksiden indiğimde gördüğüm yıkıntılar ve kerpiç parçalarıydı. Hatta kazılmış bir arazi. İliklerine kadar Anadolulu olan Hrant Abi’nin Anadolu’daki o kerpiç evi de içi gibi tarumardı. Bir dikili evi, anısı, çocukluğu yıkıntıların arasındaydı… Ayrıca restore edilecekti, öyle diyorlardı; yıkılmış, yıkılmakla da kalmamış, öbek öbek kazılmış… Hrant Abi’nin içinin iliklerine kadar sızladığından eminim… İliklerine kadar üşüyor musun şimdi?

ARARAT VE NEMRUT NE YANA DÜŞER USTA?

Agop amca bir kenarda, ben bir kenarda, Ulaş bir kenarda durduk uzun süre… Sessizliği Agop amca bozdu; “Hadi artık gidelim” sesiyle irkildim. Tekrar taksiye bindik, yola koyulduk yeniden. Agop amcadan Malatya merkezden ayrıldık. Ayrılırken, “Madem buralara kadar gelmişsiniz Nemrut’a da çıkın” deyip uzaklaştı. Nemrut’un yüksekliği kadar Ararat da derindi biliyorum. Ece Temelkuran ‘Ağrı’nın Derinliği’ diyerek zaten bizi o derinliğe çoktan çekmişti. Çıkmak ne mümkün! Nemrut o derinliğin yanında ne kadar yüksek olabilirdi ki? Peki, yokluğun yanında derinlik ve yükseklik ne anlam ifade ederdi?

Geçen yıl ‘Türkiye-Ermenistan Gazeteci Diyalog Projesi’ kapsamında Erivan’daydım… Vanadzor’da Hrant Dink’in arkadaşı/köylüsü Episkopos Se-buh Çulciyan’la konuşmuştuk. Çulciyan, Hrant Dink’in Malatya’daki evinin fotoğraflarını bir bir çıkarıp bizlerle paylaşmıştı. Şimdi Malatya’da evin yerinde yıkıntılar var, kazılmış toprak yığını…

Ararat’ta acının derinliğini, Nemrut’ta Hrant Dink’in yokluğunu hissettim.. . Ararat ve Nemrut ne yana düşer bilemedim. Ne yana düşer usta? Nemrut, Ararat’ın derinliğiyle eşleşebilir mi? Eşleşebilir elbet… O ev yıkıntılardan kurtulur, bir de not düşülür ‘Hrant Dink Kültür Evi’, belki o zaman…

Hrant-Dink-köy-evi_03

YIKIMLAR OLMASAYDI

Dört yıldır aramızda olmayan Hrant Dink’in memleketin-deydim… “Türkiyeliyim… Ermeni’yim… İliklerime kadar da Anadoluluyum” diyen Hrant Abi’nin koruyamadığımız evinin önünde, Malatya’da… Deli Gaffar’ın hikâyesini anlattığı Salköprü’de… (Mahallenin Delisi, 27 Mart 1998, Agos) Madem ki ruh halimizi yazıyoruz, Hrant Dink’in aynı yazısının bir bölümüyle bitirelim:

Tabi ki atalarımın başına gelenleri biliyorum. Buna kimileri “Katliam”, kimileri “Soykırım”, Kimileri “Tehcir”, kimileri de “Trajedi” diyor. Atalarım Anadolu diliyle “Kıyım” derdi… Ben ise “Yıkım” diyorum. Ve biliyorum ki eğer bu yıkımlar olmasaydı, bugün benim ülkem çok daha yaşanılır, çok da imrenilir olurdu.

Yıkıma sebep olanlara da, maşa olanlara da lanetim bundandır. Lakin lanetim geçmişedir. Elbette tarihte olan biten her şeyi öğrenmek istiyorum ama o nefret, ne menem bir rezillikse o… Onu tarihteki karanlık inine bırakıyor, “Olduğu yerde kalsın, onu tanımak istemiyorum” diyorum…

“NE 24 Nisanlarda yürüyebildim, ne de atalarımın anısına anıtlar dikebildim” diyen Hrant Dink’e sevineceği bir haber verelim: Yoktun ama bizler 24 Nisan 1915 olaylarını ilk kez andık… Taksim’de meydanda karanfiller bıraktık, Haydarpaşa’da denize karanfiller attık. Tahammülsüzlüğün ortasında tahammüle sığınarak yürüdük, sen yoktun ama biz yürüdük. Doğumunun 140., ölümünün 75. yılında olan, ‘Gomidas’a Saygı: Bu Toprağın Şarkıları’ adı altında Kütahya’da doğan, sürgüne gönderilen müzikolog Gomidas’ı andık. Akdamar Ki-lisesi’nde 95 yıl aradan sonra ilk kez Ermeniler ayin yaptı… Çok şey oldu 4 yılda ama evini koruyamadık…

4 yıl oldu

4 yıldır adaleti, vicdani, hukuku arıyoruz. Bulamıyoruz.
4 yıldır yargıyı, hükümet, meclisi arıyoruz. Bulamıyoruz.
4 yıldır, sokak ortasında arkadaşımızı katledenlerin arkasındaki güçlerden söz ediyoruz, laf dinletemiyoruz.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi devleti mahkûm etti, “ucuz atlattık” diye sevindiler.
İnsanlık hakkımızı kullandık, adalet istedik, “çocuk” dediler.
“Çocuk gitsin, ağabeyleri gelsin” dedik, umursamadılar.

Vatandaşlık hakkımızı kullandık, sorular sorduk, cevap vermek yerine dalga geçtiler.
Hrant Dink’i aramızdan almalarının 4. yılında bir kez daha omuz omuza vermek için,
ailesi, dostları ve bütün sevenleriyle birlikte onu anmak için 19 Ocak’ta, saat 3’te,

Hrant’ın vurulduğu yerde buluşuyoruz.
Bebekten katil yaratan karanlığa ışık tutmayanlar o karanlığı istiyor demektir.
O karanlığı hep birlikte ortadan kaldıralım.

HRANT’IN ARKADAŞLARI

Kategoriler
Yaşam

Benzer Konular

  • Jaklin Çelik’le, Öfkenin Şenliği

    Bu Topraklar Üzerinde Dolaşan Hırıltılı Sesin Romanı

    Jaklin Çelik’le, Öfkenin Şenliği’ni yazma sürecinden yola çıkarak, romanda kurduğu dil, başvurduğu metaforlar, 1915’in kuşaktan kuşağa aktarılan mirası, Türkiye’de 1915’i konu alan edebiyat ürünlerinde yaşanan artış ve ‘geçmişle hesaplaşma’nın...
  • İsmail Türüt Ozan Arif

    Dink’in katillerini övmek yargı kararıyla serbest

    Hrant Dink’in katledilmesini öven ‘Plan Yapmayın Plan’ şarkısı nedeniyle ‘Suçu ve suçluyu övdükleri’, ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettikleri’ gerekçesiyle yargılanan türkücü İsmail Türüt, ‘Ozan Arif olarak tanınan Arif...
  • Ermenistan-Türkiye ilişkileri

    “Protokoller Bakü’ye takıldı”

    Ermeni Ulusal Kongre Partisi temsilcisi David Şahnazaryan, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda Ermenistan adına bir kazanımdan söz etmenin artık mümkün olmadığını söyledi. İki ülke arasındaki sorunların, kolay çözülemeyeceğinin iktidar tarafından...
  • Nikol Paşinyan’ın seçim bürosu

    Önce dayak, sonra seçim

    Cezaevinde olduğu halde, 10 Ocak’ta yapılacak milletvekili ara seçimi için adaylığını koyan Nikol Paşinyan’ın seçim bürosunda çalışan gençler saldırıya uğradı. Geçtiğimiz pazar günü, akşamüstü saatlerinde Paşinyan’ın seçim bürosu 25-30...