Hobilerim için para alıyorum

Onu bu aralar Migros – Axess Kredi Kartı reklam filminde izliyoruz. Sıkı eğitimi ile bu günlere gelen Emre Altuğ, tiyatroyla kavrulmuş ve müzikle pişmiş bir yetenek. İlk albümü ‘bret...
Emre Altuğ
Onu bu aralar Migros – Axess Kredi Kartı reklam filminde izliyoruz. Sıkı eğitimi ile bu günlere gelen Emre Altuğ, tiyatroyla kavrulmuş ve müzikle pişmiş bir yetenek.

İlk albümü ‘bret – i Alem’den ve ‘Tatlı Hayat’ izisinden tanıdığımız Emre Altuğ, filmlerde, tiyatro sahnelerinde ve müzik dünyasında kalitesinden ödün vermeyen genç bir sanatçı. Emre için rol alacağı projenin senaryosu ve oyuncu kadrosu çok önemli olduğundan, ince eleyip sık dokumayı tercih ediyor. Sadece bu yılın başında 24 dizi film teklifi alan başarılı oyuncu, çok beğenilen diziyi bırakıp gitmediği için haklı olarak gururlanıyor. “Beni ‘Tatlı Hayat’taki gibi heyecanlandıracak ve kendimi özel hissettirecek bir proje yoktu.” Bir gün yine ‘Tatlı Hayat’ gibi Emre’ye heyecan verecek çok özel bir proje olursa, değerlendireceğini söylüyor.

İnatçı bir kişilik

Emre Altuğ_0_0_0Oyunculuğu hayatının sonuna kadar bırakamayacağını belirten 33 yaşındaki yetenekli sanatçı, liseden sonra barlarda gitar çalıp şarkı söylediği için, müzik konusunda da hayatında bir değişiklik olmayacağını belirtiyor. İstanbul’da Dormen Tiyatrosu’nda çalışırken gece saat onbirden sonra oyundan çıkıp koştura koştura çalıştığı bara giden Emre, burada saat 02.00 – 03.00’e kadar şarkı söylediğini anlatıyor. Bu yaşam tarzı dinamik şarkıcı için hiç de anormal bi durum olmamış. “Çok aşık olduğum iki hobimi yapıyorum ve birileri bana bunun için para veriyor. Bu müthiş bir zevk” diyor. Emre hem tez canlı, hem de temkinli. Bir işi çabuk yaparken, düşünerek yapma taraftarı olmuş bugüne kadar. Emre’nin başarılı olmasında koç burcunun ‘inatçı’ özelliğini taşıması büyük rol oynuyor. Ancak istediğini elde etmek uğruna kimselerin kuyusunu kazmak, arkasından dolap çevirmek gibi bir özelliği olmadığını belirtiyor. “İstesem de bunu yapamam, yüzüme gözüme bulaştırırım diye korkarım” itirafında bulunuyor. Tanınmak ve insanların sevgisini kazanmak Emre için ayrı bir keyif. Bunların aslında kendisine garip duygular hissettirdiğini ve bu uğurda kapılıp gitmenin de çok mümkün olduğunun farkında. “İnsanların beni sevmesini isterim” diyen Emre, bu konuda yanlış anlaşılmamak için şöyle bir açıklama yapıyor: “Herkesle iyi geçinen adamda bir yanlışlık vardır, çünkü insanoğlu farklıdır. Herkes beni sevemez, bu konuda çok gerçekçiyim, ama herkesin beni sevmesi için bir şans veririm.”

Albüme ‘sıcak’ bakıyor

Birinci albümden sonra Melih Kibar’ın albümünde şarkı söyleyen Emre’nin yeni parçaları radyolarda yavaş yavaş çalmaya başladı. Yeni Albümün adı ‘Sıcak’. İçindeki parçaların da sıcak bir etki yaratacağına inanıyor. Emre, Türk Pop Müziği dendiği zaman yapı, söz ve beste olarak bu albüm gibi olması gerektiğine inanıyor. Albümün yedi parçası da kendisine ait. ‘Gidecek Yerin Mi Var’ adlı parça ile çıkış yapmayı düşünen Emre, ürettiği bestelerin her zaman bilindik Türk Pop Müziği’ne çok yatkın olmadığını söylüyor. Bu alanda son zamanlarda insanı derinden sarsan, dinlendiği zaman çabuk kavranan ve güzel şeyler ifade eden, değişik duygular hissettiren şarkıların çıkmadığını belirten sanatçı, çıkış parçasının bu boşluğu dolduracağına inanıyor. “Bu albümde pozitif enerji ve güzel parçalar olduğunu düşünüyorum.” Emre her zaman bir önceki çalışmasını irdeleyip bir sonraki çalışmaya, bu konuda güvendiği arkadaşlarıyla beyin fırtınası yaşayarak hazırlanıyor. İkinci albüm de bu şekilde tasarlanıp hazırlanmış. Bu güne kadar öğrendiklerini bir araya getiriyor ve böylece en azından kendi açısından daha doğru hareket ettiğini düşünüyor. Aksi taktirde bunca başarıyı doğru anlamda yakalamanın zaten çok zor olduğunu belirtiyor. Genç sanatçı ilk albümde de bu duygularla yola çıkmış. Bir de albümde ‘Sıcak’ adında Emre’nin çok sevdiği bir parça var ki, yaza doğru ve özellikle yazın epey ses getirecek gibi. Emre’nin albümüyle ilgili yorumu ise kısa ve öz: “Ben bu çalışmama ‘sıcak’ bakıyorum.”

Ailesine çok bağlı

Emre’nin İzmirli annesi ev hanımı, Niğdeli babası ise diş hekimi. Uzun yıllar İstanbul’da yaşayan anne – baba, artık yaşamına Çeşme’de devam ediyor. Nedeni ise; babanın artık ev ve bahçe işleriyle ilgilenmek istemesi. Bir de abisi var Emre’nin. O da Amerika’da yaşıyor. Ailede artık herkesin kendine bir hayat çizdiğini belirten sanatçı, çocukluk günlerinin çok güzel geçtiğini anlatırken, ailesine olan sevgisini ve bağlılığını da dile getiriyor. Sık sık İzmir’e anne – babasını, arkadaşlarını ziyarete ve konser vermeye giden Emre, ilk albümünden sonra en fazla konseri yine burada vermiş. “İzmir gerçekten çok farklı bir yer. Büyükşehir olmasına rağmen insanları çok sıcak ve sempatik.” Emre nerede nasıl davranılacağının bilincinde bir genç. Televizyonda daha dikkatli olunması gerektiğini ve bu gerekleri yerine getirdiğini görmek mümkün. Bunun haricinde dışarıda nasılsa evde de aynı. Yedi yıldır birlikte yaşadığı Dalmaçyalı bir arkadaşı var. Evde epey bir egemenlik mücadelesi yaşamış ikili. Sonunda Emre’nin galip gelmesiyle ilişkilerine bir uyum getirmişler. “Artık çok iyi anlaşıyoruz. Ne de olsa ikimiz de birbirimizi siyah – beyaz görüyoruz” diyor.

Evini çok seviyor

Evde Emre’nin elinden gitar hiç eksik olmuyor ve işi gereği okunması gereken tekstleri okuyarak vakit geçiriyor. Elbette film seyretmeyi çok seviyor, ancak sinemanın büyüsünün doğal olarak farkında ve bu farkı yaşamayı daha çok tercih ediyor. Arada sırada yemek yapsa da o gün evde daha güzel yemek yapan biri varsa, elini ayağını mutfaktan hemen çektiğini söylüyor. “Aslında yemek yapmak çok zor değil, ancak yetenek, keyif ve sabır isteyen bir uğraş.” Emre evini çok seviyor ve zamanının çoğunu evde geçiriyor. Bebeklerle ve çocuklarla çok iyi anlaştığını, ancak her şeyin bir zamanı olduğunu ve kendini kaptırmamaya çalıştığını söylüyor. Ama “Dizide şimdi bir çocuğum oldu ve bu beni başlarda çok heyecanlandırdı” demeyi de ihmal etmiyor. İlk enstrüman deneyimini, abisinin davulu ile yaşamış. Davula dokunması bile yasakken, abisi evde olmadığında gizli gizli davul çalmaya yeltenirmiş. O zamanlar müzisyen olmak gibi bir derdi yokmuş. Ancak o yaşlarda kendini oyunculuğa çok yakın hissetmiş olacak ki, arkadaşlarıyla apartmanın bahçesinde bol bol film çevirirlermiş. Ortaokulda çocuk korosu, ardından tiyatro kolu ve gitar kursu, derslerini aksatmış. Bu yüzden her sınıfı iki kez okumuş. Nihayetinde derslere hiç ilgi göstermemiş. 15 – 16 yaşından itibaren hayatı hep müzikle devam etmiş. Liseden sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’ne 800’ü aşkın aday başvururken, kazanan 10 kişiden biri olmuş ve eğitimine Yıldız Kenter’le başlamış. Emre daha konservatuardaki ikinci senesinde ilk profesyonel oyunculuk teklifini aldığında, temkinli ve onurlu adımlarla ilerlemeyi tercih ettiğinden, teklifi tekrar gözden geçirip reddetmiş. Aynı yıl üst sınıflardan gelen ciddi bir teklifi değerlendirmeyi daha uygun görüp kendisini Haldun Dormen’in ekibinde bulmuş. Büyük ustaya çok şey borçlu olduğunu belirten Emre, ona karşı hayranlığını şu şekilde dile getiriyor: “Ben hayatımda bu kadar pozitif enerjisi olan, benim psikolojime göre bu kadar doğru öğrenci yetiştiren ve insanlığı müthiş bir kişilik görmedim.” Türk Pop Müziğinin patlama yaşadığı o dönemlerde, çevresindekilerin kaset yapması yönündeki telkinlerine rağmen, Emre oyuncu olmak istemiş. Ancak oyunculuğun yanı sıra barlarda gitar çalıp şarkı söylemeyi de ihmal etmemiş. Ne de olsa bu şekilde harçlığını çıkardığını söylüyor. Bir müzikalle ilk profesyonel oyunculuğunu Dormen Tiyatrosu’nda 94 – 95 sezonunda gerçekleştirmiş olmasına rağmen, 95 – 96 sezonunda ‘Sevgilime Göz Kulak Ol’ adlı komedi oyununu da çok önemli buluyor. O sıralar bir arkadaşının girişimleriyle oturup beste yapmaya başlamış. Halbuki o güne kadar böyle bir şey aklına bile gelmemiş. “Hep başkaların şarkılarını çalıp söylerdim. İlk bestem ‘Yaralı Dilberim’ ilk albümümde yer aldı.”

Müzik hayatında hep vardı

Emre Altuğ (Şarkıcı ve oyuncu)
¤ 14 Nisan 1970 İstanbul doğumlu.
¤ Koç burcu.
¤ İlk albümü: İbret – i Alem(1999)
¤ 2002’de televizyonda Fanus adlı programı sundu.

Filmler ve müzikaller:

¤ Bir Kış Öyküsü
¤ Kedi
¤ Tatlı Hayat
¤ Ağaçlar Ayakta Ölür
¤ Halk Çocuğu
¤ Asansör
¤ Kolay Para

O dönem oyunculuğa ara verip albüm yapmak, başarıyı yeni yakalamış genç oyuncu için çok zor bir karar olmuş. Emre’nin hayatından müzik hiç çıkmamış ama oyunculuk bir ara çıkmış. Aklında albüm hazırlamak yokken, albüm çalışmaları yüzünden oyunculuğa üç yıl ara vermek zorunda kalmış. Yaratıcı sanatçı ilk televizyon deneyimini yine Haldun Dormen’in ‘Çeşitlemeler’ adlı programında sunuculuk yaparak kazanmış. Programa, müzikallerden şarkılar söyleyerek renk katan başarılı sanatçı, “Haldun Dormen’in bir eğitimci ve bir dost olarak hayatımda çok büyük bir önemi var” diyor ve ondan çok şey öğrendiğini ifade ediyor.

Kategoriler
Ünlüler
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Jennifer Lopez 06

    Jennifer Lopez: Özel Röportaj ve Fotoğraflarla

    Jennifer New York’un lüks tatil beldesi Hamptons’daki evinin bahçesinde efsanevi fotoğrafçı Patrick Demarchelier’ye poz veriyor. Bisikletler ve şapkalar onun kendisine ait gelecek planının birer parçası. “Her zaman, bir gün...
  • Sex and City’ nin yıldızı Sarah Jessica Parker

    İyi kızların zaferi

    40 yaşını geçen kadınların görünmez olduğu Hollywood’da yaş ve cinsiyetle ilgili tüm kalıpları yıktı. Erkeklerin kuralları dikte ettiği masal dünyasına meydan okudu. Bu ay 50 yaşına basan Sarah Jessica...
  • Onun Sevdikleri Etel Baler

    Onun Sevdikleri: Etel Baler

    Röportaj: Serli Kibar Cemiyet hayatının stil sahibi isimlerinden Etel Baler’in geliştirdiği ‘Fashiontalks’ aplikasyonu kısa zamanda modaseverlerin gözdesi haline geldi. Kullanıcıların kendi tarzlarını sergileyebildikleri ve tek tıkla ünlülerin üzerinde gördükleri...
  • Funda Güray

    Tanıyoruz ama nereden?

    Funda Güray / Oyuncu Yaşadığı yer: İstanbul. Onu gördüğünüzde bir yerlerden tanıyormuş hissine kapılıyorsunuz, ama nereden olduğunu bir türlü çıkaramıyorsunuz. “Yalnız değilsiniz” diyor. “Hemen herkes senin gibi düşünüyor.” Hiç...