Hırsınızı Lehinize Çevirin

Hırsı tetikleyen en önemli faktörlerden biri stres. Fakat normalden fazla olduğunda, kişiyi olumsuz yönde etkiliyor. Kontrol etmeyi başardığımız ve olumlu yönde kullandığımız sürece, hırsımız bizi başarıya ulaştırır.Kötü niyetli hırs...
Hırsınızı Lehinize Çevirin

Hırsı tetikleyen en önemli faktörlerden biri stres. Fakat normalden fazla olduğunda, kişiyi olumsuz yönde etkiliyor.

Kontrol etmeyi başardığımız ve olumlu yönde kullandığımız sürece, hırsımız bizi başarıya ulaştırır.Kötü niyetli hırs hem çevrenizdekileri kırar hem de bir gün tepetaklak olmanıza neden olur. İyi ve kötü arasındaki ince çizgiyi bulmak ise zor değil.

Merve daha işe ilk başladığı gün, bu şirkette çok başarılı olacağına inanmıştı. Azmetti, çok çalıştı, sürekli yeni fikirler ve projeler üretti. İş arkadaşlarına destek oldu, destek gördü. Hırsını lehine çevirdi ve sonunda hedeflerine ulaştı. Şimdi çalıştığı departmanın yöneticisi oldu. Hem şirketine çok fayda sağladı, hem de birlikte çalıştığı arkadaşlarına güzel bir örnek olarak onların motivasyonunu artırdı.

Çalışma hayatımızı etkileyen faktörlere göz attığımızda, listenin tepesinde yer alan unsurlar arasında ‘insan davranışları ve bunların birbiriyle etkileşimi’ bulunuyor. Zira bir çalışma ortamının huzurlu bir yer olmasını sağlayan; ya da tam tersi, moral bozukluğu ve kaosun hüküm sürdüğü bir yere dönüşmesine neden olan birincil faktörler, insan davranışları ve bunların birbirleriyle etkileşimi. İşte hırs bu noktada en fazla ön plana çıkabilecek çatışma unsurlarından biri olabilir. Çünkü sınırları zorlayan bir duygu olduğuna göre, sınır ihlaline (çatışma ortamı) sebep olur.

Erken yaşlarda başlıyor

Hırs, iş dünyasındaki yerine göre kişiden kişiye farklılık gösterir. Bunun yetişme tarzı, aile ve çevre yapısı, okul yılları gibi unsurlarla doğrudan ilişkisi var. Özellikle günümüzde iyi bir eğitim alabilmek adına aileler arasında ciddi bir mücadele verildiğini düşünürsek, hırsın kişilerde çok erken yaşlarda başladığını ve yarış devam ettikçe de büyüdüğünü görürüz. Dolayısıyla ‘hırslı olmak’, ‘hedef odaklı olmak’, ‘başarıya koşullanmış olmak’ ve ‘rekabetçi kişilik’ ile paralel özellikler taşır. Hedefler ve başarı isteği, hırsın ortaya çıkması için en uygun koşulları sağlar.

Öncelikle pozitif yönünü ele alalım. Özellikle sporculara baktığımızda, bir miktar stresin vücutta adrenalini arttırarak başarıya katkıda bulunduğunu, ancak stres normalden fazla olduğunda tam tersi etki yaptığını görürüz. Aynı şekilde hırs da dengeli ve limitli ölçülerde, başarıyı getiren en temel faktörlerdendir. Hırsını kontrol etmeyi başaranlar genelde kendilerini motive eder. Bu kişiler başarının bir süreç olduğunu kabul eder, kendilerini strese sokmazlar. Beraber çalıştıkları insanlara da katkı sağlarlar. Diğer taraftan çok hırslı insanların, dönem dönem çok başarılı oldukları, ancak çevrelerini ve kendilerini de mutsuz ettikleri bir gerçek. Zaman önemli bir baskı unsurudur. Ekip çalışması neredeyse imkansızlaşır. Beraber çalışılan kişilere birer rakip gözüyle veya nehir üstünden geçmek için basılması gereken birer taş olarak bakılır. Bu psikoloji insanın davranışlarına da yansır. Genelde kural tanımaz davranışlar sergilenir, bu da kimi şirketlerin bazı bölümlerinde bir dereceye kadar tolere edilebilir. Ancak genelde grup uyumunu bozduğu için tercih edilmez.

Motivasyon çok önemli

Hırsımızı kontrol etmeye çalışmamız ne kadar önemliyse, fazlasıyla amaçsız ya da pasif olduğumuzda da hırsı olumlu anlamda kullanmak mümkün. Aynı şekilde çocuklarımıza ya da beraber çalıştığımız kişilere birtakım performans hedefleri vererek daha istekli, daha verimli çalışmalarını sağlayabiliriz. Şirketlerde bu tip çalışmalar, genelde uluslararası anlamda kabul gören bilimsel yöntemler yardımıyla yapılır. Performans yönetimi adı altında, kişi ve gruplara performans hedefleri belirlenir ve başarıları ölçülür. Hedefleri net olarak ortaya konmamış veya performansı objektif yöntemlerle değerlendirilmeyenler zamanla demotive olurlar. Bu insanlar aslında kurumuna ‘sadık’ çalışanlardır, ama motivasyonlarını yitirmişlerdir. Onları geçici çözümler ile değil, doğru çalışacak bir performans sistemiyle geri kazanabilirsiniz.

Hedefler net olmalı

Hırsın az ya da çok olması kadar, kimyası da önemli. Çok hırslı olup yine de kendini kontrol edebilen kişiler var. Bunlar hırsı daima pozitif anlamda kullanır ve çevrelerine zarar vermemeye gayret gösterirler. Bir işyeri düşününki, belirli bir bölümünde çalışan tüm elemanları çok hırslı ve kıyasıya bir rekabet var. İşyeri bu rekabet ortamını kendi avantajına kullanıyor olabilir. Bu durumda hedeflerin ve ödüllerin net olarak ortaya konması ve gerçekleştiğinde de kabul edilmesi gerekir. Aksi takdirde kısa sürede kaos başlayacaktır. İşveren olarak yerlerine yenilerini alıp aynı rekabetçi ortamı sağlamayı düşündüğünüzde ise, önemli bir şirket kaynağı ve portföyünü kaybettiğinizi farkedeceksiniz. Bu kişileri yönetecek olanların da çok yetkin ve lider özellikler taşıyan kişiler olması gerekir. Yani maliyetli bir iş. Yine dışarıdan bakıldığında gayet mülayim bir yapı sergileyen kişilerin, içten içe ciddi hırs taşıdıkları ve bunu olumsuz anlamda kullandıkları görülür. Bu kişiler de potansiyel huzursuzluk kaynaklarıdır.

İşyerinde hırs, kontrol edilebildiği sürece önemli bir itici güç, edilemediği zaman ise fren görevi yapar.

Hırsınıza yenik düşmemek için kendinizi tanıyın:
  • Zayıf ve güçlü yönlerinizi keşfedin.
  • Kolay geliştirilebilir yönlerinizi bulun.
  • Hedeflerinizi belirleyin.
  • Çalışma arkadaşlarınızla ilişkilerinizi gözden geçirin.
  • Şirket yapısına uyup uymadığınızı, fırsatları nasıl değerlendirdiğinizi tespit edin.
  • Performansınızı ölçün.
  • Ne kadar esnek davrandığınızı düşünün.
  • Takım oyuncusu olmaya yatkınlığınızı keşfetmeye çalışın.
Kategoriler
Kişisel Gelişim
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular