Hayatı bilgi kırıntısına dönüştürmek

Emekli öğretmen olan bir hayli yaşlı beyefendi uzun süredir hastanemizde yatıyordu. Elinden gazetesi, başucundan kitapları hiç eksik olmuyor, hemen her gün elinde yeni bir kitap görüyorduk. Okumadığı zaman yok...
Hayatı bilgi kırıntısına dönüştürmek

Emekli öğretmen olan bir hayli yaşlı beyefendi uzun süredir hastanemizde yatıyordu.

Elinden gazetesi, başucundan kitapları hiç eksik olmuyor, hemen her gün elinde yeni bir kitap görüyorduk. Okumadığı zaman yok gibiydi. Öyle gevezeliği de yoktu. Soru sormadığımız zamanlar konuşmalara katılmaz ancak dikkatle dinlerdi.

Dr. Mehmet Uhri

Dr. Mehmet Uhri

Hastamızın kitapları öğütürcesine okuması hepimizin dikkatini çekmişti. Toplu halde hastalarımızı gezdiğimiz günlerden birinde kürsü başkanı hocamız bizim ihtiyara takıldı;
– Bırak artık elinden şu kitapları. Emekli olmuşsun otur da emekliliğin tadını çıkar.
Hastamız şaşkın gözlerle baktı.
– Okumayıp ne yapacağım?
Açıklama yapma sırası kürsü başkanı hocamızdaydı.
– Ben bu genç yaşımda sıkıldım artık okumaktan. Okuduklarımın çoğunu da unuttum. Yaşlandıkça daha da unutuyorum. Madem unutuyoruz bir yaştan sonra okumanın ne anlamı var? Bırak artık biraz da gençler okusun sen dinlendir şu beynini.

Hastamız biraz da emekli öğretmen olmanın verdiği bir eda ile yatağında doğruldu.
– Doktor bey, bu güne kadar okumayı, öğrenmeyi ve öğrendiklerimi unutmamak için aktarmayı tercih ettim. Öğretmenliği de bu nedenle çok sevdim. Bilgiler hep vardı. Sanki önceden sorulmuş soruların yanıtları gibi her tarafa saçılmıştı. Ben onları arayıp buluyor ve unutmamak için öğrencilerime aktarmaya çabalıyordum. Sanki o bilgileri yaşatan bendim. Ben olmasam o bilgiler bir çiçek gibi kuruyup gidecek hiç aktarılamayacak gibi geliyordu. Hani gün batımını seyretmese güneş yeniden doğmayacakmış hissiyle her akşam gurubu seyretmeye çıkan gün batımı tutkunları vardır ya işte ben de öyle biriydim.

– Tamam, anlaşıldı öğretmenlik yıllarında güzel işler yapmışsın. Peki okumayı ne zaman bırakacaksın. Öğretmenlikten emekli olmuşsun, kitaplardan ne zaman emekli olacaksın?
– Gençlik yıllarımdan beri hep kitap okurum. Kitapları hep bilgi kaynağı olarak gördüm ve içindekileri öğrenmeye çabaladım. Üstelik öğrendiklerimi unutmamak için mümkün olduğunca kullanmaya ya da aktarmaya çalıştım. Benim de sizin gibi en büyük kaygım bunca zahmetle öğrendiklerimi unutmaktı. Öğrencilerime de öğrenmenin ve öğrendiklerini unutmamanın hayatın temel amacı olması gerektiğini öğretmeye çabaladım. Şimdi sen kalkmışsın bana “okumayı ne zaman bırakacaksın?” diye soruyorsun.
– ………………

– Sayın doktorum, günlerdir öğrencileriniz ile birlikte sizi gözlüyorum. Ben de sizin gibi öğrencilerime çok şey bilmenin, bilgi ile donanımlı olmanın çok anlamlı olmadığını, bilgilerin her zaman var olacağını onları kullanıp, aktaracak düşünce biçimlerini kazandırmaya çabaladım. Böylelikle her şeyin alınıp satılır hale gelmesi, nesnelleşmesi, tüketimin hayatın önüne geçmesi çılgınlığından kendimi ve öğrencilerimi uzak tutabileceğimi düşündüm. Hayatta amacın kazanmak değil öğrenmek ve öğrendiklerini unutmamak için onları aktarmak, kullanmak olduğunu sen de, ben de iyi biliyoruz. İşte bunun için okumayı sürdürüyorum. Öğrenmek ve öğrendiklerimi kullanabilmek için.

– Peki bu yaştan sonra kimlere öğretmenlik yapmayı düşünüyorsun?
Yatağının kenarından bir gazete tomarı çıkardı. Hepsinde hemen tamamı çözülmüş bulmacalar görülüyordu.
– Bu yaştan sonra dinleyenim azaldı. Ben de kendimi gazetelerin bulmaca eklerine verdim. Elime geçen gazetelerin bulmacalarını çözmeye uğraşıyorum. Beni onlar hayatta tutuyor. Onları çözebildikçe yeni kitaplar okumaya ilgim artıyor. Her şeye rağmen yaşadığımı hissediyorum.
– Yani ölene kadar okuyacaksın öyle mi?
– Doktor bey, ben var olmaktan ve insan olarak ölmekten söz ediyorum. Öldüğümüzde hepimiz doğum ve ölüm tarihleri yazılı bir mezar taşına, küçük bir bilgi kırıntısına dönüşeceğiz. Eğer hayatını kullanılan ve aktarılan bir bilgiye dönüştürebildiysen bu dünyada varsın. Yoksa, kullanılmadığı için ortalıkta öksüz dolaşan bir satırlık bilgi kırıntısı olarak unutulmaya ve yok olmaya mahkumsun. İşte bunu öğrencilerime iyi anlatabildim mi? Bilmiyorum…
– ……………….

Daha sonra okumakta olduğu kitabına geri döndü. Emekli yaşlı öğretmen amcamızı sağlığına kavuşturup evine gönderdik. Sanki o amcamızı kaybedersek kitaplar ve bulmacalar öksüz kalacakmış gibi geldi hepimize.
Aradan yıllar geçmesine karşın ihtiyarı ve onunla birlikte öğrendiğimiz “var olmayı, hayatı kullanılır bilgi kırıntısına dönüştürmeyi” hep hatırladık. Bu düşünceyi başkalarına aktarabildik mi? Bilmiyorum.
Ama bu kaygıyı içimize yerleştiren oydu ve sanırım onun istediği de böyle bir şeydi.

Dr. Mehmet Uhri

Kategoriler
MakaleSağlık
Dr. Mehmet Uhri

Bir hekimden hayata dair anılar ve görüşler...
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular