Hayal gücümüz kadar güçlüyüz

Göğün atlas kumaşları altında, hayal gücümüz kadar güçlüyüz. Ey okur, sen, ben, siz, biz. Aman ki, hayal gücümüzü koruyalım. Hayal gücümüz tehlikede. Göğü görürsek, göğün hayalini kurabiliriz. Mavi, parlak...

Göğün atlas kumaşları altında, hayal gücümüz kadar güçlüyüz. Ey okur, sen, ben, siz, biz. Aman ki, hayal gücümüzü koruyalım. Hayal gücümüz tehlikede.

Göğü görürsek, göğün hayalini kurabiliriz. Mavi, parlak veyahut da bulutlu, kuş kanatlarıyla hareketli ya da ıssız. Ama önce göğü görebilmemiz gerekir. Ey okur, en son ne zaman göğe baktın? Baktınsa eğer, görebildin mi? Nasıl gördün?

Tuhaf gelebilir çünkü gök nasıldı diye soruyorum, bitkin miydi, yorgun muydu, yüzü gözü parçalanmış mıydı? Soruyorum, çünkü gökyüzü nasılsa biz de öyleyiz.

Atlas, bir açıdan bakıldığında Türkiye’nin en çok satan dergisidir. Nedendir bu ilgi? Çünkü göğü görmeyenlere göğü gösterir.)

Hayal etme gücünü bize gökyüzü verir, gökyüzünün boşluğu. Bir kere bu gücü kendimizde bulunca artık, başımız göğe sığmaz olur. Hayal, hayal, hayal oluruz. Bulutlar kadar özgür, rüzgâr kadar başına buyruk. Çınarın kökleri kadar güçlü oluruz. Kimse bizi sarsamaz. Göğün atlas kumaşları altında, hayal gücümüz kadar güçlüyüz. Ey okur, sen, ben, siz, biz.

Aman ki, hayal gücümüzü koruyalım. Hayal gücümüz tehlikede. Hayal gücünü korumak, yalnızca yaratıcılığımızı güvence altına almak değildir. Bundan çok daha önemli bir nedeni daha vardır. Eğer bir toplum, daha iyi bir dünya yaratma hayalini yitirirse, esas felaket o zaman başlar. İnsanlar hayalleri kırılmış bir halde yaşar. Tuhaf olan şudur ki, bir hayal bile kuramamışlardır. Yalnızca hayal kırıklıklarıyla yaşayan bir toplum! Nerede gökyüzü? Nerede yeşil çayırlar, boz renkli kırlar?

Bu noktadan sonra, o toplumdaki nesli tükenmiş bir avuç hayal gücü sahibi, fark edilir edilmez işten çıkarılır, sokağa atılır, evden kovulur, alay konusu olur, zindana atılır. Yalnızca hayal gücü, zaman-mekân belirlenimini, neden-sonuç ilişkisini aşabilir ve insana özgürce düşünme olanağı yaratır. Hayal boşluğa ihtiyaç duyar ki, boşluk özgürlüktür. Açık bir ufuk, mavi bir deniz, gök kubbe, yıldızları çalınmamış gece göğü, hayallerimizin tuvalidir. O yüzden sevgililer, deniz kıyısında bir bank arar. Ufku görmek ve birlikte bir gelecek hayal etmek için.

Yüksek apartmanlar arasında yaşayan şehirlinin ise ufuk çizgisi ya hiç yoktur ya da kesik kesiktir. Bir parçası bir sokağın sonunda, bir parçası öbür sokağın ucunda, bir parçası hiç yoktur. Parçalanmıştır ufkumuz. Belki de böyle parça parça bir ufuk olacağına, hiç olmasaydı daha iyi olurdu. Kendi iç göğümüzde ufkumuzu görebilirdik. Gökyüzümüz de parça parçadır. Yama yama, apartmanların arasına dağılmıştır. Biraz bu sokağın üstünde, biraz şu apartmanın arkasında, biraz arka sokakta.

Gökyüzünü, yıldızları, temiz bir denizi göremeden büyüyen çocuklar, hayalsiz bir toplumun bireyleri olarak yetişecektir. Ne kadar zamandır gökyüzümüz parçalanmıştır. Ne kadar sıklıkla şehirden kaçıp, göğü görmeye gidiyoruz? Uçsuz bucaksız çayırları, ormanları ne kadar sıklıkla görebiliyoruz? Gökyüzü yoksa hayal yoktur, hayal yoksa masal da yoktur. Çocukları uyutmak için değil, yaşamın anlamını anlatmak, zihinlerini geliştirmek için masal anlatırız. Çocuklara gerçek masallar anlatamazsak eğer, hayal güçleri nasıl olacaktır!

Diğer taraftan, hayal kurmak, soyutlama yapabilmektir aynı zamanda. Hayal gücü, soyutlama yeteneğidir. Soyutlama yapamıyorsan hiçbir şey anlamıyor, hiçbir şey anlatamıyorsun demektir. Gündelik yaşam, gündelik haber sağanağı, soyutlanmamış bilgilerin olağan tekrarıdır. Bağlantılar görülmez. Senin soyutlama yapabilmen de yeterli değildir, içinde yaşadığın toplumun bunu anlayabiliyor olması gerekir. Elektriğimiz, uydularla işittiğimiz telefonlarımız, televizyonlarımız, jetlerimiz olabilir, ama masal anlatan bir toplum kadar hayal gücümüz olduğunu söyleyemeyiz.

Hayal gücü olmayan toplum, başkaları için düşünme duygusundan da yoksun kalır diyebiliriz. Kendini koruma, mevzisini koruma güdüsü tüm topluma egemen olur. Bireyler içe kapanık, hatta içe çökertilmiş (depresif) insanlar haline gelir. Saldırgan, kaba, İvedik’leşmiş bireyler haline. Hasankeyf ve nehir, hayal gücüne ve özgür yaşama aittir. Yıkım ve baraj ise içe çökertme yaratır. Elektrik ile güneş ışığı arasında ne kadar fark varsa, gerçek yaşam ile yaşam arasında da o kadar fark vardır. Hayal, gerçek yaşama aittir. Yaşam yoksa hayal de yoktur.

Özcan Yüksek / Atlas

Haziran 2009, Sayı 195

 

Kategoriler
Gezi

Benzer Konular

  • İki Derece

    İki Derece

    Mutluluğun kaynağı, gezegendeki sahici yaşamı korumaktır, yaşamsızlık tüccarlarına karşı korumak. 2010, sana sahici mutluluklar. Mutlu yıllar sana Atlas okuru! Rüzgâr kuzeyden esiyordu. Tuz tadında. Dudakları ısırıyordu. Vahşi bir sevinç...
  • Karakum Çölü

    Çöl ve Şehir

    Bir çölü şehirden ayıran, birinin tenha diğerinin kalabalık olması değildir. Zaten kalabalık olmak, çöl ile şehrin ortak özelliğidir. Bir şehri çölden ayıran şey, birinde kum kalabalığı, diğerinde insan kalabalığı...