Harvard’da Biliminsanlarının Buluşlarını Türkler Tasarlıyor

Harvard Üniversitesi’ne bağlı Wyss Enstitü’de bilimadamlarının buluşlarını endüstriye tasarlayan ‘İleri Teknoloji Ekibi’nin iki Türk bilimadamı çok önemli projelerde çalışıyor. Dr.Mustafa Karabaş ve Dr. Oktay Uzun’la hayatımızı değiştirecek buluşları konuştuk....
Harvard’da bilimadamlarının

Harvard Üniversitesi’ne bağlı Wyss Enstitü’de bilimadamlarının buluşlarını endüstriye tasarlayan ‘İleri Teknoloji Ekibi’nin iki Türk bilimadamı çok önemli projelerde çalışıyor. Dr.Mustafa Karabaş ve Dr. Oktay Uzun’la hayatımızı değiştirecek buluşları konuştuk.

Harvard’da bilimadamlarının

Mustafa Karabaş (34), Ege Üniversitesi’nde mekanik mühendisliği okuduktanMustafa Karabaş sonra Pennsylvania Üniversitesi’nde master yaptı. Karabaş, meslek kariyerine Mistras Group’ta özel robotik kızak sistemleri ve taşınabilir otomasyon ürünleri üzerine çalışarak başladı. Şimdi Harvard’a bağlı Wyss Enstitü’nün İleri Teknoloji Ekibi’nde (Advanced Technology Team) üç proje üzerinde çalışıyor.

İlk proje; Serebral Palsi denilen ve beynin bir bölgesindeki hasar nedeniyle ortaya çıkan kas kontrolü yetersizliği yaşayan çocukların üst ekstremite rehabilitasyonu için çok kapsamlı dokunmatik dev bir ekran. Bu sistem sayesinde, çocuklar dokunmatik ekrandaki oyun senaryolarıyla interaktif bağlantı kuracak. Gerekli olan yoğun egzersizleri daha kolayca, eğlenerek yapabilecek. Fizik tedaviye erken yaşlarda başlandığında eklemlerdeki olumsuzluklar ve topallama esnekliği azalacağından bu sistemin içine yüklenen oyunlar sayesinde çocuklar ellerini dev ekranın her köşesine uzatacak, oyunlara ritmik olarak dokunacak, hem oynayıp, hem de egzersiz yapacak.

Karabaş’ın üzerinde çalıştığı diğer proje, yine Serebral Palsi hastası çocuklarla ilgili. Ancak bu kez geçirdikleri eklem ameliyatlarından sonraki sürecin rehabilitasyonu amaçlanıyor. Dr. Karabaş’ın projesi ‘Pediatric exoskeleton’ sayesinde çocuklar, dokunmalı dev ekranda vücutlarının üst bölümünün terapisini sürdürebilecek, yine bacaklarının rehabilitasyonunu bu sayede yapabilecek.

Demir Adam’dan Esinlenildi

‘Demir Adam’ filminden esinlenilerek yapılan bu projeyi otomobil devleri Honda ve ABD ordusunun en büyük silah üreticilerinden Raytheon yakından takip ediyor.

Raytheon’un üzerinde çalıştığı ve ABD ordusuna pazarlamak istediği Human Universal Load Carrier (HULC) adı verilen sistemde, daha dayanıklı, ağır silah taşıyabilecek ve zırhlı asker amaçlanıyor. Otomobil firması Honda ise geliştirilen bu sistemi çocuklar için bisiklet benzeri ‘Yürüyen At’ olarak geliştirip pazarlamak istiyor.

Titreşimli Ayakkabı Astarı

Dr. Karabaş’ın üzerinde çalıştığı son proje diyabet ve kalp hastalarını ilgilendiriyor. Bu iki hastalıktan mustarip yaşlılar, bu titreşimli ayakkabı astarı sayesinde ayakta kolayca dengede durabilecek. Karabaş, yapılan testler sonucunda titreşimli ayakkabı astarının özellikle düşmeleri ve bundan kaynaklanan yaralanmayla ölümleri azaltacağını belirtiyor.

Şeker ve Kalp Hastaları İçin İlaç

Dr. Oktay Uzun (35), Boğaziçi Üniversitesi’nde kimya mühendisliği okudu.Oktay Uzun Massachussets Üniversitesi’nde doktora eğitimini tamamladıktan sonra araştırma görevlisi olarak Massachussets Institute of Technology (MIT)’de bulundu. Bir süre Dow Chemical firmasında araştırmacı kimyager olarak çalışan Dr. Uzun da daha sonra Wyss’in seçkin kadrosuna katıldı.

Uzun, özellikle felç, aterosklerotik kalp hastalığı, miyokard enfarktüs ve koroner arter hastalığının tedavisinde kullanılmak üzere doğal/biyolojik sistemlerden esinlenerek metrenin milyarda biri büyüklüğünde yeni bir nanoparçacık bazlı ilaç teknolojisi üzerinde çalışıyor. Mikroparçacıklar, özellikle damar tıkanıklıklarının tedavisinde etkili. Dr. Uzun, üzerinde çalıştığı tedavi yönteminin daha önce görülen kanama gibi yan etkileri güvenli bir şekilde azalttığını söylüyor.

Tedavi mekanizması şöyle çalışıyor: Nanoparçacıkların birleşerek oluşturduğu mikroparçacıklar (resimdeki mavi daire toplulukları) yüzey geriliminin yüksek olduğu tıkalı damar bölgelerinde parçalanarak üzerlerindeki ilaçların bu bölgelere hedeflenmelerini sağlanıyor.

The Wyss Enstitü Biyonik İnsan Üretmek İçin Çalışıyor

2009 yılında İsveçli milyarder girişimci Hanjorg Wyss’ın 125 milyon dolarlık bağışıyla kuruldu. Wyss Enstitü genel olarak biyolojiden ilham alınarak sağlık, enerji, robot, üretim ve geri dönüşümlenebilir mimari alanlarda malzeme ve cihazların üretimine odaklanıyor. Özel bir iş planına sahip olarak dünyada alanında ilklerden olan Wyss’teki araştırmacılar sağlık, mimari, robot ve üretim alanında yeni teknolojiler geliştiriyor. Daha sonra bu teknolojiler Wyss’teki Türk bilimadamları Mustafa Karabaş ve Oktay Uzun gibi her biri kendi alanında özel sektörde uzmanlaşmış ATT (Advance Technology Team) üyeleriyle klinik araştırmacılar ve özel sektör ortakları tarafından insanlığın yararına kullanılabilecek ürün ve terapilere dönüştürülüyor.

Wyss’teki bilimadamlarının şu anda insan vücudundaki pek çok organın yerini alabilecek çipler üzerinde çalışıyorlar.

Kategoriler
Bilim&Teknoloji

Benzer Konular