Gizli Tehlike; Diyabet

Diyabet hastaları yakın zamana kadar “şeker ölçüm çubuklarını” kullanarak parmak ucundaki kılcal kanda insülin düzeyini ölçüyordu. Ancak yeni geliştirilen cgms cihazı sayesinde, artık hastaların cilt altındaki glukoz düzeyleri 72...
Gizli Tehlike Diyabet

Diyabet hastaları yakın zamana kadar “şeker ölçüm çubuklarını” kullanarak parmak ucundaki kılcal kanda insülin düzeyini ölçüyordu. Ancak yeni geliştirilen cgms cihazı sayesinde, artık hastaların cilt altındaki glukoz düzeyleri 72 saat süreyle izlenebiliyor.

Yapılan araştırmalar diyabetli sayısının son 20 yılda maalesef ikiye katlandığını gösteriyor. Bugün dünyadaki diyabetli sayısının 200 milyona yaklaştığı biliniyor. Ancak her geçen gün tanı ve tedavide daha büyük başarılar yaşanıyor. Artık ülkemizde de “insülin pompası” ile birlikte kullanılan “Sürekli Glukoz İzlem Sistemi”nin karın bölgesinde cilt altına yerleştirilmesi sayesinde, hastaların 72 saat boyunca şeker (cilt altı sıvısındaki glukoz) düzeyi kolaylıkla izlenebiliyor. Acıbadem Hastanesi Bakırköy’den İç Hastalıkları ve Diyabet Uzmanı Prof. Dr. İlhan Satman, Türkiye’de 2.5 milyonun üzerinde tedavi edilmesi gerekli diyabet hastası bulunduğunu söyledi.

Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalığı kimlerde görülüyor?
Prof. Dr. İlhan Satman: Halen en sık görülen tip 2 diyabeti orta yaş ve üstündeki kişilerde ortaya çıkıyor. Tip 1 diyabetin ise daha çok çocuklarda ve gençlerde görülüyor. Erişkin tip diyabeti diabet1bulunan kişilerin pankreasında insülin yapılıyor ama organlardaki etkileri çoğunlukla yetersiz kalıyor. Çünkü insülinin etkilerine karşı vücutta direnç oluşuyor. Tip 1 diyabette ise, bağışıklık sistemindeki bozukluklar neticesinde pankreasta insülin yapan hücreler tahrip ediliyor, yeterli insülin yapılamadığından hastaların yaşamı tehlikeye giriyor.

Diyabet hastalığı ölümcül bir taharsızlık mıdır?
Prof. Dr. İlhan Satman: İnsülinin 1922 yılında keşfine kadar, tip 1 diyabet hastalığı ölümcüldü. Tıpkı günümüzdeki hızlı ilerleyen bazı kanser türleri veya AIDS gibi hastaların yaşamının kısa sürede sona ermesine yol açabiliyordu. Diyabet hastalığı günümüzde iyi kontrol edilmediği taktirde doku ve organlarda bozukluklara ve kayıplara yol açıyor. Göz, böbrek, kalp, damar, ayak ve sinir sorunları hastanın yaşam süresini kısıtlıyor, yaşam kalitesini düşürüyor. Hastanın kendisine, ailesine, yakın çevresine olduğu kadar ülkeye de ekonomik anlamda sıkıntı yaratıyor. Çünkü oluşan komplikasyonların tedavisi son derece pahalı. Ayak kesilmesi, böbrek yetersizliği, böbrek nakli, diyalize girme, kalp ameliyatları ekonomik olarak büyük yük getiriyor.

İnsülin tedavsinin amacı nedir?
Prof. Dr. İlhan Satman: İnsülin tedavisinin özünde, insülin seviyesini normal bir insandakine yakın düzeyde tutmak hedefleniyor. Bu amaçla üretilen kısa, orta ve uzun etkili insülinler ve son yıllarda geliştirilen çok hızlı ve çok uzun etkili insülin analogları hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Kan şekeri ölçüm sistemleri ise her geçen gün gelişiyor. Kan şekerini parmak ucundan, vakumla, saat benzeri bir cihazla ölçen sistemler bulunuyor. Bu alandaki en son gelişme ise, cilt altına implante edilen bir alıcı yardımıyla 72 saat boyunca cilt altındaki sıvıdan sürekli kan şekerini, 10 saniyede bir ölçüp 10 dakikada bir ortalamasını alan sistemler… Bu ölçüm sistemine “Sürekli Glukoz Monitör Sistemi”
(CGMS) deniliyor.

“Sürekli Glukoz Monitör Sistemi” ne gibi faydalar sağlıyor?
Prof. Dr. İlhan Satman: Birkaç aydan beri Türkiye’de de uygulanabilen bu sistemle elde edilen veriler sayesinde hastanın 24 saat boyunca “kesintisiz” olarak kan şekerinin seyrini kontrol edebiliyoruz. Özellikle insülin üretimi kısıtlı olan diyabetli hastaların yemek aralarında ve uyku döneminde kan şekerlerini kontrol altında tutacak bir bazal insüline, bir de yemek sonrasında yükselen kan şekerlerini düşürmeye yönelik bolüs insüline ihtiyaçları oluyor. Bu cihaz her iki seviyede de insülin ihtiyacı konusunda bilgiler veriyor. Örneğin diyabeti son derece labil seyreden tip 1 diyabetli bazı hastalarda bazal insulin ihtiyacını bilemezseniz, o insanlara ezbere bir tedavi yaparsınız. Kan şekerlerini gerektiği gibi kontrol altına alamazsınız, tedavi ağır hipoglisemi nöbetlerine yol açabilir.

Gençler ve gebelerde şeker kontrolünde etkili bir uygulamam mı?
Prof. Dr. İlhan Satman: Gençler ve gebelerde şeker kontrolünde sorun oluyor. Hem gebenin hem çocuğun sağlığı olumsuz etkileniyor. Genç diyabetlilerde diyabet kontrolü sorun. Sabit saatlerde yiyemediklerinde kan şekerleri düşüyor ve hareketleri kısıtlanıyor.

“Sürekli Glukoz Monitör Sistemi” nasıl uygulanıyor?
Prof. Dr. İlhan Satman: CGMS ölçüm sisteminden elde edilecek verilerden yararlanarak en iyi sonucu almak için, cilt altına sürekli insülin veren “insülin pompası” ile kullanmak gerekiyor. Budiabet2 cihazı cildin altına yerleştiriyoruz. Hastanın glukoz seviyesini üç gün boyunca ölçüyoruz. Bu sonuçlara göre insülin pompası da farklı zamanlarda ve farklı aktivitelerde verilecek insülinin miktarını ayarlıyor. Böylece hastaya en doğru oranda ve doğru zamanda insülin vermemiz mümkün oluyor. Hastanın kanındaki insülinin hangi saatlerde düştüğünü veya yükseldiğini belirleyip, pompanın vereceği insülini ona göre ayarlıyoruz. Yakın gelecekte her iki sistem entegre edilerek ölçülen şeker düzeyine göre insülin ihtiyacı otomatik olarak hesaplanıp verilir hale getirilecek. Bu sistemi tip 2 diyabetlilerde de kullanıyoruz. Örneğin hastada insülin ihtiyacı varsa, ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlara karşı yanıtsızlık gelişmişse yapılacak tedavide uygulanacak insülin türü, miktarı ve zamanlamasını belirlemek için de kullanılıyor.

Kullanıcının normal yaşantısını olumsuz etkilemiyor mu?
Prof. Dr. İlhan Satman: Alıcı (sensör) ince bir iğne ile göbeğin yan tarafında cilt altına yerleştiriliyor, sonra iğne geri çekilip bükülebilir kılıfı ve ucundaki alıcı cilt altında kalıyor. Alıcı ince bir kateter ile küçük bir monitöre bağlanarak göbeğin yan tarafından uygulanıyor.

Hasta 3 gün boyunca, yemek, spor, insülin enjeksiyonları ve kan şekeri ölçümleri gibi aktiviteler monitöre kaydedilebiliyor. 72 saat sonra cihazın hafıza bölümüne kaydedilen bilgiler, özel bir program yardımıyla bilgisayara aktarılıyor. Bir, 2 ya da 3 günlük şeker ölçümü dökümleri, günlük ortalamalar, en yüksek ve en düşük değerler ile bu değerlerin oluşturduğu saatleri öğrenmek de mümkün oluyor.

Diyabet hastası doktorun önerdiği yaşam tarzını benimsiyor. Konuyla ilgili olarak  Acıbadem Sağlık Grubu İç Hastalıkları Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı Dr. Aslı Nar sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle diyabetli nasıl bir yaşam tarzı benimsiyor?
Uzm. Dr. Aslı Nar: Yaşam tarzı değişikliği gerektiren programa sıkı sıkı uyması gerekiyor. Düzenli ve azar azar, sık sık yemek, egzersiz alışkanlığını geliştirmek, hastaların yaşam kalitesini artırıyor. Diyabet hastaları kendi kendilerinin “doktoru”olmalılar. Düzenli takibini yapan hekimler ve diyetisyen yaşam değişikliğinin planlamasını gerçekleştiriyor. Özellikle tip 2 diyabet hastalarının günde 6 öğün az az ve sık sık yemek yemesi gerekiyor.

Düzenli egzersizin diabete yararlı mı?
Uzm. Dr. Aslı Nar: Kan şekerinin kontrol edilmesinde “düzenli egzersiz” yapmak vazgeçilmez olmalı. Çünkü tip 2 diyabet hastalarında düzenli olarak yapılan egzersiz, bir süre sonra düzenli insülin salgılandığından ve varolan insülin dokular tarafından etkin bir şekilde kullanıldığından ilaç kullanmadan yaşamayı sağlayabililyor. Tip 2 diyabet hastaları beslenmelerine özen gösterip haftada 3 gün 30’ar dakika düzenli egzersiz yaptıkları takdirde, kan şekerinin kontrolü kolaylaşıyor.

Önlem alınmadığı takdirde ne gibi sonuçlar doğabilir?
Uzm. Dr. Aslı Nar: Hastalar diyabetin bir eğitim hastalığı olduğunu kabul etmeyip önlem almadıkları takdirde, hastalarda “komplikasyonlar oluşuyor. Örneğin görme kaybına yol açabilecek göz dibi kanamaları başlıyor ve erken tanıyla görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Tip 2 diyabet hastalarının ilk tanıdan itibaren yılda bir kez göz muayenesinden geçmesi gerekiyor. Böbreklerle ilgili olan “mikroalbümin” testi, böbrek yetmezliği olup olmadığının anlaşılmasını sağlıyor. Şeker hastalığına bağlı böbrek yetersizliğinin erken dönemde saptanmasına da olanak tanıyor. Böbreklerde yetmezlik oluşması halinde organ nakli, diyalize girme ve organ nakline kadar birçok sorun ortaya çıkabiliyor. Komplikasyonların gelişmemesi için kan şekerini sıkı bir şekilde kontrol etmek gerekiyor.

Diyabet nelere yol açıyor?
Uzm. Dr. Aslı Nar: – Hastalarda sinirsel tutulumlar oluyor, el ve ayakta uyuşma, karıncalanma, yürürken bulut üzerinde yürümek gibi hisler duyuluyor.
– Ayak kayıplarının oluşmaması için hastaların ayak bakımına da büyük özen göstermesi öneriliyor. Çünkü hastalar hissizlik nedeniyle ayaklarında yara oluştuğunu anlayamıyor.
– Hastalar şeker düşüklüğü ve yüksekliği nedeniyle komaya girebiliyor.
– Hastalar kalp krizi geçirebiliyor. Sinir tutulumu olanlar göğüs ağrısını hissedemiyor, bu nedenle de “sessiz kalp krizi” ortaya çıkabiliyor.
– Hastalarda beyin damarlarının tutulması sonucunda felç oluşabiliyor.
– Tüm bu sorunlarının yaşanmaması için de hastaların kan şekerlerini düzenli olarak ölçtürmeleri ve tedavi planına uymaları gerekiyor.

Kategoriler
SağlıkUzmanla Söyleşi
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular