Genetik: Sorumlu Kullanılırsa Mucize, Yoksa Felaket

Bilim dünyasının son yıllardaki en şaşırtıcı ve heyecanlı gelişmeleri genetik alanında yaşandı. Önce genetiğin dili çözüldü, yakında biyolojik kaderimiz değişebilecek. Bilkent Üniversitesi BilGen Genetik ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi Direktörü...
Genetik

Bilim dünyasının son yıllardaki en şaşırtıcı ve heyecanlı gelişmeleri genetik alanında yaşandı.

Önce genetiğin dili çözüldü, yakında biyolojik kaderimiz değişebilecek. Bilkent Üniversitesi BilGen Genetik ve Biyoteknoloji Araştırma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öztürk genetiğin geleceğini yazdı.Genetik

 

Genetik hayatın dilidir, canlılar âleminin anadilidir. Bu bilgi çoğumuza okulda ‘Mendel’in bezelyeleri’ hikâyesi olarak anlatıldı ama bugün tamamen unutmuş olabiliriz. İster bezelye olsun, ister insan, kedi, fil, hamsi, kırlangıç, karınca, sümbül, buğday, karnabahar, roka olsun, her canlı genetiğin diliyle konuşup, bu dille aktarıyor bildiklerini yavrularına. Üç buçuk milyar yıl önce hayat bulan bu dil bugün yeryüzünde yaşadığını bildiğimiz bir milyon çeşit canlının, ayrıca henüz bilmediğimiz sekiz milyon canlının ortak dili. Bu anlamıyla yeryüzünün en eski ve en yaygın dili olan genetik, şaşırtıcı bir sadelik içinde, sadece dört kimyasal harften (A, T, C, G) oluşan bir DNA alfabesiyle yazılır. Her canlının kendine has bir ‘genom’u, bir hayat kitabı olup, her canlı bu kitaptaki bilgilerin belirlediği kurallara göre doğar, yaşar ve üremesini sağlar.

Genetiğin canlılar âleminin anadili, DNA’nın ise bu anadilin alfabesi olduğunun keşfedilmesi, kuşkusuz, bilimin insanoğluna sunduğu en büyük ve en anlamlı hediye. Milyonlarca yıl gizli kalan genom kitabının bilgilerini okuyabilmek, başta kendimizi, sonra da yeryüzünde aynı kaderi paylaştığımız diğer canlıları anlayabilmenin yollarını açtı. Bilimin hayatı anlamakta ulaştığı bu aşama, her ne kadar büyük önem taşısa da belki bundan daha da önemli olanı, hayatın şifrelerini değiştirebilmemiz. 21’inci yüzyılın bilimi, milyonlarca yıldır kendiliğinden yenilenerek gelecek kuşaklara aktarılan hayat bilgilerine müdahale edebiliyor, genom bilgilerini silip, yerine yenilerini yazabiliyor. Bilimin genomlara müdahale edebilme gücünün son yıllarda ulaştığı diğer bir aşamaysa bu bilgilerin nerede ve ne zaman kullanılacağını da denetleyebilir hale gelebilmesi. Kısaca bireylerin hayatlarını, kaderlerini yeniden programlayabilmesi. Okuyucuya bir bilim-kurgu kitabından alınmış izlenimi veren bu tanımlamalar bir fantezi değil, geçerliliği bilimsel deneylerle kanıtlanmış kazanımlardır. Gerçekten de genetikte yeni bir çağ başladı. Bu yeni dönemin işaretlerini günlük hayatımızda kolayca görmek mümkün. Geleceğin genetiğini ya da genetiğin geleceğini ise ancak tahmin edebiliriz ki bu tahmin büyük ölçüde tutmayabilir.

50 yıl sonra güzellik genleriyle göz rengi, spor genleriyle kas yapısı, zekâ genleriyle beyin kapasitesi geliştirilmiş insanlarla karşılaşırsak şaşırmayın.

Genom bilgili TC kimlik kartı

DNA testini duymayan yoktur sanırım. Bu test suçluları belirlemede ve babalık davalarında en güvenilir test. Aynı test, talasemi gibi genetik hastalıklara kesin tanı koymada, meme kanseri gibi hastalıklara yatkınlığın belirlenmesinde de sık kullanılıyor. Günümüzde 100 dolara genetik kimliğinizin en belirleyici işaretleri olan SNP bilgilerini çıkartabilir, 10 bin dolara ise genom kitabınızı baştan sonra okutabilirsiniz. Bir takım elbise fiyatına yapılan bir tükürük DNA’sı analiziyle, bünyenizin hangi spor dalına uygun olduğunu, hangi hastalıklara dirençli, hangilerine hassas olduğunuzu öğrenebilirsiniz. Yakında tüm genom okuma ücretleri bin doların altına ineceği için, önümüzdeki yıllarda TC vatandaşlık kartlarımıza genom bilgilerimiz de eklenmiş olacaktır. Böylece doktorunuz size özel tanı koyup, eczacınız size özel ilaç verebilecek. Ancak, aynı bilgilere okulunuzun müdürü, patronunuz, sigortacınız ya da sevgiliniz de erişmek isteyecektir ki bunun size etkileri daha karmaşık olabilir.

Biyolojik kader değiştirilebilecek mi?

Önce şöyle bir soru soralım: “Genetik kimlik bilgilerimizi değiştirebilir miyiz?” Etik nedenlerle bugün bu mümkün değil. Ancak çok ciddi bir hastalığınız varsa mümkün olabilir. Diğer taraftan, bugün hayvanların ve bitkilerin genetik yapısı çok farklı boyutlarda değiştirilebiliyor. Zararlı veya eksik bilgiler çıkartılıp yerine yenileri konabiliyor. Benzer uygulamaların insanda yaygınlaşması ise kaçınılmaz görünüyor. Çünkü bu sayede, örneğin gen tedavisi ilaçla tedavinin yerini alabilecek, diyabetli hastalar sürekli insülin iğnesi taşımaktan kurtulacaklar. İnsanın genetik yapısı önce somatik olarak, yani spermlere ve yumurtalara dokunmadan değiştirilebilecek. Bu sayede birçok genetik hastalık tedavi edileceği gibi, yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan hastalıklar için de gen tedavisinin yolları açılacak. Bundan 50 yıl sonraysa, güzellik genleriyle göz rengi, spor genleriyle kas yapısı, zekâ genleriyle beyin kapasitesi geliştirmiş insanlarla karşılaşırsak şaşırmayacağız belki de.

Öngörülebilir, daha uzun vadeli bir beklentiyse bireyin genetik programını ya da biyolojik kaderini değiştirebilmektir. Özel bir virüsü ciğerlerimize çekip, oradan hedef hücrelere göndermek ve hücrenin genetik programını yeniden formatlamak artık hayal değil. İhtimaldir ki burada örneklerle sunduğumuz gelecek senaryoları sadece insan için değil, yaşayan diğer canlılar için de hayata geçirilecek. Hatta birçok bitki, özellikle ekonomik değeri olan bitkiler günümüzde bile değiştirilmeye başlandı. Bugün robot ev hayvanlara özenen insanoğlunun, yarın kişiye özel tasarlanmış ev hayvanlarına özenmeyeceğini de kim garanti edebilir?

François Jacob genetiği ‘Mümkünlerin oyunu’ olarak tanımlar. Hayat bugünkü güzelliğine, insan bugünkü görkemine bu sayede ulaştı. İnsanoğlu kuşkusuz bu oyunda hiçbir zaman sıradan bir oyuncu olmadı. Hayata, mümkünlerin oyununa sürekli müdahale etti, oyunun akışını etkiledi. Ancak, bundan böyle insanoğlu mümkünlerin oyununu daha derinden etkileyebilecek bir güce kavuştu. Artık isteyerek ya da istemeden bu oyunu bozabilecek bir konuma geldi. Genetiğin sorumlu kullanımı mucizelere yol açarken, sorumsuz kullanımı felaketlere yol açabilecektir. Bu nedenle genetik çalışanları bu sözcüğün içine kazınmış olan ‘etik’ kavramını sürekli akılda tutmak zorunda.

Kategoriler
Sağlık

Benzer Konular

  • Genetik üzerine

    Genetik üzerine

    Hepimizin gözü aydın. Genetiğin şifresi çözüldü. Metafizik, yeniden otopsi masasına yatırılıp kaderciliğin, falcılığın, büyücülüğün çanlarına ot tıkandı. Yaşamımızın ve yazgımızın doğa üstü güçlere, gökteki ölü yıldızlara bağlanmasına, inanan birkaç...
  • Basit yollarla çeşitli meyve ve sebzelerden DNA çıkarmak çok kolay

    Yaşamın Kaynağı DNA

    Aynı gezegeni paylaştığımız milyarlarca insan var. İnsan nüfusu 6 milyarı aşmış durumda. 2050 yılına geldiğimizde nüfusun 9 milyarı geçeceği tahmin ediliyor. Bu kadar insanın ortak bir özelliği herkesin birbirinden...
  • Genom İstilacısı Bakteriler

    Genom İstilacısı Bakteriler

    Gen ve genomların derinlerine indikçe, karşılaştığımız sürprizlerin sayısı da artıyor. İnsan genomunun ilk haritaları, beklenenden çok daha az sayıda gen ortaya çıkarmıştı (önceden tahmin edilen 80.000 – 140.000 sayısına...
  • Gen sözlüğü ile roman yazmak

    Gen sözlüğü ile roman yazmak

    İnsan genomu projesinin sonuçları insanlık âlemine duyurulalı birkaç hafta oldu. Türkiye gündemi, o kadar uzun boylu meselelerle vakit harcamayacak denli hızlı akıp giden cinsten olduğundan, konuyla ilgili konuşma ve...