G-Noktanız Var mı?

Şu meşhur G-noktasını ilk duyduğumda henüz çok gençtim. Burada, Avrupa’da, cinsel anlamda özgür bir kadın (bir de Fransız ise), G-noktasının nerede bulunduğunu, nasıl keşfedileceğini çok iyi bildiği gibi, o...
G-Noktanız Var mı
Valérie Tasso

Valérie Tasso

Şu meşhur G-noktasını ilk duyduğumda henüz çok gençtim. Burada, Avrupa’da, cinsel anlamda özgür bir kadın (bir de Fransız ise), G-noktasının nerede bulunduğunu, nasıl keşfedileceğini çok iyi bildiği gibi, o nokta bir kez keşfedilince, alınan zevkin kat kat arttığı gerçeğini diğer kadınlara anlatmak durumundadır. Şu da unutulmamalı; G noktası, usulünce uyarılırsa kadının orgazm olmasını sağlayabilir.

Öncelikle ‘G-noktası’ adının nereden geldiğini anlatayım. ‘G’ harfi, söz konusu noktayı keşfeden Ernst Gräfenberg adlı Alman jinekoloğun adından geliyor. Kadın cinselliğiyle ilgili pek çok şeyin arkasında erkeklerin parmağının olması beni hep şaşırtmıştır. Ya kadın bedenini bizden daha iyi tanıyorlar, ya da en azından, bizdeki karmaşık cinsel işleyişi anlayabilmenin peşindeler. Her ne olursa olsun, G-noktasına dair tartışmaların sonu gelmiyor. Bazı kadınlar noktayı bulamadığını söylerken, bazıları da noktanın nerede bulunduğunu anlamanın çok kolay olduğunu, bunun bir zaman ve keşfetmeyi öğrenme meselesi olduğunu iddia ediyor. Her şeyden önce şunu bilmeniz gerekiyor: G-noktası vajinanızın içinde. İtiraf etmeliyim ki bu oldukça tuhaf; zira vajinada hiç sinir ucu bulunmuyor. Ancak bu kuralın bir istisnası olduğunu artık biliyoruz. G-noktası vajina duvarı üzerinde, Venüs Tepesi’ne bakan, vajinanın 6 ila 10 santimetre içerisinde bir nokta. Çok iyi anlatamadığımı biliyorum; çünkü bu benim için, çölde pusulasız yürümekten farksız.

Yine de, keşfedebilmek için elimden geleni yaptığımı söylemeliyim. Bir dergide, iki parmağı vajinanın içine sokup vajina duvarına dokunmak gerektiğini okudum. Vajina duvarını bir saat gibi düşündüğünüzde G-noktası saat 11 ile 2 arasında olmalıydı. Yazar, bu minik alana dokununca farklı bir temas hissedileceğini de vurguluyordu: G-noktası pütürlüydü. Bunun nasıl mümkün olabileceğini anlayamıyordum. Sonuç olarak, G-noktasını bulamadım.

OLAĞANÜSTÜ ORGAZMLAR

İspanya’da az çok ünlü olduğumda, yeni bir kitap için araştırma yapmaktaydım. Bazı ilginç erotik deneyimleri incelemek istiyordum. G-noktası benim için hâlâ sırdı ve ne pahasına olursa olsun, bu dillere destan erojen bölgenin gizemini keşfetmeye karar verdim. Yine de içimden bir ses, G-noktasının cinsel ilişkiyi haklı çıkarmak için kültürümüz tarafından uydurulduğunu söylüyordu. Erkekler, vajinamızın içinde klitorisin uyarılmasından çok daha fazla tatmin edici özel ve duyarlı bir alan icat ederek kadınların birleşmeyi reddetmesinin önüne geçiyorlardı.

Başka bir önsezim daha vardı: Eğer bir G-noktası mevcutsa, vajinanın içinde değil dışındaydı ve bu muhtemelen klitorisin köküydü. 12 santimetre kadar derinde olan klitoris kökünü vajina içinden uyardığınızda orada bir şey hissettiğinizi düşünebilirdiniz.

Bir gün gazete okurken aniden ‘o’ ortaya çıktı. David Matlock adındaki Amerikalı cerrah, bölgede bir kabartı yaratmak üzere G-noktası’na kolajen enjekte etmekten ibaret olan ‘G-Vuruşu Sistemi’nin uzmanıydı. (Enjeksiyon işlemi bir defa yapılıyor ve beş dakikanızı alıyordu.) G-noktası’nı bulmayı kolaylaştıran yöntemin etkisi dört ay sürüyor ve olağanüstü orgazmlar yaşamanızı sağlıyordu. Bu yöntemin maliyeti 1.800 dolardı (2005 yılı fiyatı) ve tamamen zararsızdı. Nedendir bilmem, bu yönteme asla güvenmedim. Ama inanın, o dönemde, az kalsın Los Angeles’a gidip deneyecektim.

Geçenlerde yayımlanan bir makaleye göre, Londra King’s College’dan bazı bilim insanları G-noktası’nın var olmadığı sonucuna vardılar ve şunu söylüyorlar: “Dergiler ve seks terapistleri tarafından tetiklenen kadın hayal gücünün bir ürünü olabilir.” Bu noktanın varlığına dair hiçbir kanıt bulunamadı. Bilimsel araştırma sırasında bin 800 kadın testlere katıldı. G-noktası’nın izine rastlanmadı. Ancak bilim insanlarının dikkatini çeken şey, bu meselenin kadınlar üzerinde yarattığı toplumsal baskı oldu. Öyle ki, G-noktanız yoksa sizde bir gariplik olduğu düşünülüyor.

Bu yazının, kadın okurlarımızın, vücudumuzun erojen bölgelerle dolu olduğunu ve her derde deva bir G-noktası olmadığını anlamalarına destek sağlayacağını umuyorum. Bununla birlikte, dünyanın dört bir yanında insanlar Sex and the City’nin fosforlu vibratörünü satarak zengin olmaya devam ediyor.

‘Alışveriş toplumu’ dediğimiz şey tam da bu.

Kategoriler
Cinsel SağlıkCinsellikSağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular