Erkeklerin Cinsel Arzusu, Gerçekten Kadınlardan Farklı mı?

Arzu miktarı söz konusu olduğunda cinsiyetler arasında bir fark yoktur. Fakat gerçek yaşama bu böyle yansımaz. Toplum, insan cinselliğini kontrol etmek istediğinde, ilk yaptığı kadının arzusunu nizama sokmaktır. Freud’un...
Erkeklerin Cinsel Arzusu, Gerçekten Kadınlardan Farklı mı

Arzu miktarı söz konusu olduğunda cinsiyetler arasında bir fark yoktur.

Valérie Tasso

Valérie Tasso

Fakat gerçek yaşama bu böyle yansımaz. Toplum, insan cinselliğini kontrol etmek istediğinde, ilk yaptığı kadının arzusunu nizama sokmaktır. Freud’un ölürken, yaptığı onca araştırmanın sonucunda, söylediği şu sözleri hep hatırlarım: “Ben hâlâ kadınların ne arzuladığını bilmiyorum.”

Bu makaleye şöyle bir başlık da koyabilirdim: “Erkekler hep seks düşünür, kadınlar düşünmez.” Hemen hemen aynı şey olurdu.

Bu cümleye herkes aşinadır; klişe gibi hep tekrarlanır ama oldukça tehlikeli bir cümledir. Neden mi? Çünkü kadınlara göre erkeklerin daha fazla cinsel arzu duyduğunu farz eder.

Bu tür ifadeler kullanmak, dünyada sadece tek tip bir kadın ve tek tip bir erkek olduğunu kabullenmektir. Bir başka deyişle sadece iki renk var demek gibidir: Siyah ve beyaz. Toplumumuz gri rengi hiç kaale almaz. Durum böyleyken, biz seks terapistleri, dünyada birçok tür kadın ve erkek olduğunu çok iyi biliriz; hatta erkek ve kadının da ötesine geçip ‘insanlar’ ile ilgileniriz. Ben asla cinsellikten bahsetmem, cinselliklerden bahsederim çoğul olarak.

CİNSEL ARZUNUN MİKTARI

Bu klişe aynı zamanda oldukça sapkın bir görüşü de içerir: “Kadınlar, erkekler gibi cinsel arzulara sahip olamayacakları gibi, bunu gösteremezler de.” Bu gerçek bir olgudur.

Kadın ve erkeğin cinsel arzuları arasındaki benzerlik ve farklar nelerdir? Öncelikle belirtmeliyim ki, arzu miktarı söz konusu olduğunda, cinsiyetler arasında bir fark yoktur. Fakat gerçek yaşama bu böyle yansımaz. Ahlaki ve toplumsal açıdan, kadının cinsel arzusunu ‘azımsama’ niyeti mevcuttur; onu kontrol edebilmek için elbette. Toplum, insan cinselliğini kontrol etmek istediğinde, ilk yaptığı kadının arzusunu nizama sokmaktır. Sigmund Freud’un ölürken, yaptığı onca araştırmanın sonucunda, söylediği şu sözleri hep hatırlarım: “Ben hâlâ kadınların ne arzuladığını bilmiyorum.”

Günümüzde bir erkeğin, ancak kadın izin verirse onunla yatabileceği söylense dahi, kadınlar her zaman ‘alıcı’ eleman olmuştur. Toplumun gerçekten engellemek istediği şey, kadının ‘dominant’ eleman olmasıdır. Hâlâ son derece ataerkil bir dünyada yaşadığımızı unutmayalım.

Semantik açıdan bu durum daha da açıktır. Çok yoğun cinsel libidoya sahip erkek ‘maço’dur; ilişkilerinde başarılıdır. Fakat aynı seviyede arzuya sahip bir kadın ‘o…’dur, nemfomanyaktır. Aradaki farka bakın. Önce kadını aşağılıyoruz.

Makaleyi yazarken müstehcen bir şakayı hatırladım -ne yazık ki bana ait değil-.

“Nemfomanyak nedir?”

“Cevap: Senden daha fazla sevişen kadın.”

CİNSEL ARZUNUN KALİTESİ

Toplumumuz biz kadınları iki kategoride toplamaya çalışıyor: Ya azizeyiz ya da o…. (Okurlarım, lütfen kullandığım kelimelerden ötürü beni bağışlayın.)

Buna rağmen anlaşılan o ki, kadın cinselliğinin yapısı erkeğinkinden daha detaylıdır; yani daha az doğrudandır. Daha karmaşık görünür.

Daha önceki makalelerimden birinde belirttiğim gibi, anlattığınız ve açıkladığınızda kadının cinsel fantezileri erkeğinkinden çok daha detaylıdır. Kadının cinsel fantezileri bir dizi hikâye içerir.

Erkeğinkiler ise daha basit, daha doğrudan, daha az detaylı ve daha az edebidir. Daha iyi veya kötüdür anlamında söylemiyorum.

Cinsel arzunun yapısında duyulardan gelen uyarıların da yeri farklıdır. Koku ve işitme duyuları kadınlarda daha etkinken, görme duyusu erkeği daha fazla uyarır.

MİKTAR KALİTEYE KARŞI

Başka sözlerle tipik “Erkekler hep seks düşünür, kadınlar düşünmez” cümlesi her zaman arzunun ‘miktarını’ kasteder, ‘kalitesini’ değil. Bu açıdan tam bir klişedir ve elbette sonuç olarak yanlıştır.

Bu cümlede doğru sayılabilecek tek şey, kadınların cinsel ilişki kurmalarının daha karışık bir mesele olduğu gerçeğidir. Erkekler büyük bir ihtimalle buna hep daha hazırdır.

Bu fikri izah etmek için başka bir örnek vereyim. Erkeklerin, kadınlardan daha çok susadıklarını iddia etmek yanlış olur. Susuzluk tüm insanlara mahsus bir şeydir; cinsiyetle alakası yoktur. Fakat normalde olan şudur; kadınlar çay içmeyi tercih ederken (mecazi anlamda tabii!), erkekler su içmek ister. Çay daha fazla detay ve hazırlık gerektiren, daha talepkâr bir atmosferdir. Su içmek ise daha çabuk ve doğrudan bir eylemdir. Bu karşılaştırma seks için de kullanılabilir.

Biliyorum, birçok kadın benimle aynı fikri paylaşmayacak. Ve onların bakış açılarını da anlıyorum. Ben de bir kadınım ve çok uzun bir süre ben de bu makalenin başlığının doğru olduğuna inandım. Fakat unutmayın: Biz bize ne olmamız öğretildiyse oyuz…

“Kadının cinsel fantezileri bir dizi hikâye içerir. Erkeğinkiler ise daha basit, daha doğrudan, daha az detaylı ve daha az edebidir.”

Valérie Tasso / yazar ve seks terapisti

Kategoriler
Cinsellik
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Birleşme Olmadan Seks Olur mu

    Birleşme Olmadan Seks Olur mu?

    İlk defa harika bir orgazm yaşadığım anı dün gibi hatırlıyorum. Yaklaşık 30 yaşındaydım. Evet, biliyorum, birçoğunuz bekâretimi çok geç kaybettiğimi sandı şimdi… İşin gerçeği bu olay sırasında bakire falan...
  • Pornografi Erotizme Karşı

    Pornografi Erotizme Karşı

    Birçok kişi, pornografinin kaba, erotizmin ise zarif olduğunu düşünür. Gerçekten böyle mi? ‘Pornografi’ derken neyi kastediyoruz; erotizm ile pornografi arasındaki fark ne? Her iki kavramı da inceleyelim. Pornografi kelimesi,...
  • Ateşli kadın

    Tutkular Ölmez

    Ateşli bir kadın, sağlıklı bir birey midir, günahkâr bir varlık mı? Tutku için sevgi gerekir mi? Cinsel iştah kaybolunca, nereye gider? Modern kadını kıskacına alan bu sorulara cesur yanıtlar...
  • Ergenlikte Cinsel Özdeşim

    Ergenlikte Cinsel Özdeşim

    Modern ergenlik psikolojisinin babası olan G.Stanley Hall ergenliği “fırtına ve stres” ; zamanı olarak betimledi ancak bu görüş yeni arastırmalarda desteklenmedi.Ergenlik değişik biçimlerde tanımlandı: ´´Psikoseksüel gelişimin dört evresinin sonuncusu…´´(Blos,1962);...