Erkek Olmak Dile Kolay…

Biliyor musunuz, aslında erkeklerin, kadınların tahmin edemeyeceği kadar fazla sayıda zayıf yönleri var. O hiçbir şeyden etkilenmez gibi görünen kimliklerinin altında gizledikleri gerçek özelliklerini tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardık. Yedi...
Erkek olmak dile kolay

Biliyor musunuz, aslında erkeklerin, kadınların tahmin edemeyeceği kadar fazla sayıda zayıf yönleri var.

O hiçbir şeyden etkilenmez gibi görünen kimliklerinin altında gizledikleri gerçek özelliklerini tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardık. Yedi bekar erkekle yaptığımız röportaj sonuçları erkekler hakkındaki ön yargımızı değiştireceğe benziyor.


Sorunlarıyla baş başalar

Biz kadınlar çok şanslıyız. Bir sıkıntı ya da sorun olduğunda başımız omzuna yaslayacağımız, sorunumuzu en ince ayrıntısına kadar anlatabileceğimiz bir dostu her zaman buluruz. Oysa erkekler hep tek başınalar. Sorunlarını samimiyetle anlatacakları bir dost bulmak onlar için çok zor. Bu dost bir kadın olabilir ama erkek asla. Erkek arkadaşım başından geçen sinir bozucu bir olayı tüm samimiyetiyle bana anlattı: “Erkek arkadaşlarımla beraberken farklı bir kimliğe bürünmek zorundaymışım gibi hissediyorum kendimi. Maalesef ki bir çok şey abartılı ve sahte, bazen de sinir bozucu… Geçenlerde bir arkadaş toplantısında günlük sıradan olaylar hakkında konuşurken, arkadaşlarımdan birisi omzuma dokunup, sinir bozucu bir gülüşle şu anda senin ne yaptığını sordu. Sorunun ardından gelen yorum, daha da sinir bozucuydu. Başka biriyle beraber olma ihtimalini sokmuştu kafama. İşte o gün bırak seninle ilgili problemleri onlarla paylaşmayı, senin hakkında yapacakları en ufak bir yoruma bile izin vermedim.”

İlk adımı hep onlar atmalı

Nerede kadın-erkek eşitliği? İlk adımın erkeklerden beklenmesi eşitlik kavramını bozmuyor mu sizce? Bu konuyla ilgili tanıdığım tüm erkeklerle konuştum, hepsi de bu konuyla ilgili dertli gibi gözüküyordu.Özellikle bir arkadaşımın canını bu konu çok sıkmış olacak ki, hani bir dokun bin ah işit derler ya, aynen öyle oldu. “İlişkilerimde her zaman ilk adımı atan ben oldum. Tabii ki bende beğendiğim bir kadın tarafından yemeğe davet edilmek ya da ilk öpücüğün ondan gelmesini isterdim. Ama malesef erkeklere dair oturmuş bir önyarı mevcut. İlkler hep bizden bekleniyor. Yanlış anlaşılmasın, ben bundan şikayetçi değilim ama kadınlar bir an için kendilerini erkeklerin yerine koyarlarsa içinde bulunduğumuz durumun öyle kolay olmadığını anlarlar. Nasıl kolay olabilir ki? Seçen, beğenen kadınlar olurken, erkekler hep seçilen taraf oluyor… Kendini ispatlamaya, beğendirmeye çalışan taraf kolay olmasa gerek…” diyor. Haklı mı dersiniz?

Komik erkekler sevilir

“Beğendiğiniz erkek hangi özelliklere sahip olmalı?” sorusuna kadınlar tarafından verilen cevaplar fiziksel olarak farklılıklar taşıyabilir. Ama kadınların çoğunluğunun erkekte bulunmasını istediği bir özellik var ki, o da erkeklerin ne derece esprili ve eğlendirici olduğu. Farkındasınızdır sanırım, Cem Yılmaz’ın ve Yılmaz Erdoğan’ın güzel mankenler üzerindeki cazibesinden sonra, neredeyse bütün erkekler komedyen oluverdi. Bir güldürme yarışıdır gidiyor. Bu yüzden kendileri komik duruma düşüyorlar, ne yazık ki çoğu farkında bile değil. Geçenlerde bir arkadaşım dert yandı bu konuda bana, daha doğrusu başından geçen trajikomik hikayeyei anlattı. Ben de aynen onun ağzından anlatıyorum: “uzun zamandır çok beğendiğim kız, nihayet randevu teklifimi kabul etmişti. Öyle sevindim ki anlatamam. İlk izlenim çok önemlidir bilirsin. Ben de ne kadar neşeli, zeki, espirtüel olduğumu göstermek istiyordum ona. Ben esprileri raka arkaya patlattıkça önceleri çok güldü. Ama sonra, dozu çok fazla kaçırmış olacağım ki, onu hiç ciddiye almadığımı, doğru dürüst iki kelime laf edemediğimizi söylemiş arkadaşıma. Zaten bir daha da görüşmedi benimle. Beni beğensin paniğiyle yaptığım espriler belki de çok tatsızdı, tatlı olsa bile demek ki dozunu kaçırmıştım. Gerçekten bir insanı güldürebilmek bir yetenek ve ben bu yetneğe sahip değilim. Benim sadece erkeklere bir tavsiyem olacak olduğunuz gibi olun karşı tarafın eğlendiğini mutlu olduğunu görmek tabi ki güzeldir ama bu konuda yeteneksizseniz ve hele ki bu ilk buluşmanızsa ben biraz daha düşünün diyorum…”

Kadınlar için savaşmalıyız…

Erkeklerin koruma ve sahiplenme içgüdülerinin kadınlara oranla çok daha fazla olduğunu biliyoruz elbette. Zaten Nasa’nın erkekler üzerinde yaptığı bir araştırma, onların bu duygularının genetik olduğunu ortaya koyuyor. Yani erkek fizyolojisinde bu var. Fakat bu durum bazen can sıkıcı boyutlara ulaşabiliyor. Tabi ki en çok da kadınlar açısından. Kıskançlık kavgalrının sonu yok. Gazetelerin üçüncü sayfalarında hergün bir kaç kıskançlık cinayeti haberleriyle karşılaşıyoruz. Kıskançlık çok insani bir duygu. Hepimiz aşık olunca bu duygunun kıskaçlarına kapılabiliriz. Ama insan biraz abarttığını fark ettiği anda, frene basmayı bilmeli ve kendini yeniden sorgulamalı. Yoksa algılarda öyle ciddi şaşmalar oluyor ki, her şeyi ters algılıyor ve onlara inanıyor. En yakın kız arkadaşım, sürekli sevgilisinin kıskançlığından yakınıyor. Aslında bir de madalyonun öbür yüzüne bakmak gerekir öyle değil mi? Ben de arkadaşımın sevgilisine bir gün açık açık sordum: “Nedir bu kıskançlığın sebebi?” O da bana tüm düşündüklerini itiraf etti: “Çok iyi bir beraberliğim var. Üzerine titrediğim bir ilişki. Bir ilişkiyi böyle yoğun yaşamak pek çok şeyi de beraberinde getiriyor. Onu inanlımaz sahiplenmek ve her şeyden korumak istemek gibi. Bu biliyorum bazen kız arkadaşımı sıkıyor. Ama bunu erkek olmayan anlayamaz. O da beni zaten çoğu zaman anlamıyor. Hareketlerimi abartılı ve gereksiz buluyor. Belki kendimi dengelemem ve bunun dozajını ayarlayabilmem şart. Yoksa ilişki gerçekten zarar görecek. Bununla birlikte artık zaman çok değişti ve insanların birbirine olan güveni zayıfladı. Bu yüzden onu korumak istiyorum.” Zamanın değiştiği konusunda haklı. Amam abartıdan kaçması ve doğallığını koruması şartıyla…

Bakışlar etkileyici olmalı

Bir çift bakan güzel göz kimi etkilemez ki? İlk temas, ilk elektriklenme hep orada başlar. Kimi zaman söyleyecekleriniz tükenir, kendimizi ifade etmekte güçlük çekeriz. İşte o zaman bile bir bakış belki de yapacağımız bir konuşmadan çok daha etkili olur. Fakat bazen tabii ki yanlış anlaşılmalar da olabilir. Nasıl mı? Arkadaşımın işyerinde başına gelenler buna iyi bir örnek bence. “Çalıştığım ortamda kesinlikle bir ilişki yaşamak istemem çünkü bunun işime ters yansımaları olacağına inanırım ki, hala öyle düşünüyorum. Ama bazı özel durumlar olur. Mesela çok beğendiğiniz birini görürsünüz ve o bütün prensiplerinizi, her şeyi bir anda altüst eder. İşte benim de başıma böyle bir şey geldi. Sadece ona odaklandığımı ve gözlerimi ondan alamadığımı hatırlıyorum. Öyle çok bakmış olacağım ki, bunu fark etmiş olacak o da bana baktı. Daha sonra yanıma yaklaştı. Acaba bana ne diyecek diye fazla düşünmeme gerek kalmadan bana; “Bir şey mi oldu? O kadar çok baktınız ki rahatsız oldum” dedi. O an nasıl utandığımı anlatamam. Karşılıklı bakışmalar kimi zaman güzel beraberliklere yelken açabilir ama her zaman değil.” Doğrusu kadınlar bakışlar konusunda ustalar. Bir bakışla buzları eritip yangınlar çıkarabilirler. Ama erkekler aynı mı? Hele bazıları var ki, neredeyse yiyecek gibi bakar ve olabilecek herhangi bir cazibeyi de en başından yokediverir.

Para, para, para…

Paranın bir güç simgesi haline dönüşmesi ve sadece bununla kişinin kendini kuvvetli hissetmesi doğru değildir. Para tabii ki önemlidir her şeyin başında yaşamamız için gereklidir. Ama para hiçbir zaman amaç olmamalı sadece araç olmalıdır. Bazen daha farklı düşünüp bu düşüncesinde haksız olduğunu anlayanlar da oluyor. Geçenlerde bir arkadaşımın evindeki yemek davetinde, konuklardan biri bu konuda yaşadığı bir deneyimi bizimle paylaştı; “O güne dek hiçbir kız arkadaşımdan ondan etkilendiğim kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Hani gözün hiçbir şeyi görmez ya bende gerçekten öyle olmuştum “aşkın gözü kördür” derlerdi de inanmazdım. Onu gerçekten çok etkilemek istedim, işin kötüsü bunu nasıl yapacağımı bilemememdi. İşe daha yeni girmiştim ve aldığım maaş da gülünecek kadar azdı. Nedendir bilinmez kendimi parasal açıdan sanki çok iyi bir durumdaymış gibi gösterdim. Sanki ben yıllardır o işte çalışıyormuşum ve oranın temel direği benmişim gibi. Ve bu olayı anlatırken kendimi o kadar kaptırdım ki, ben bile bunun neredeyse gerçek olduğunu kendime inandırdım. Bu yaptığımın ne kadar yanlış olduğunu o zaman da biliyordum ama eniştesinin benim genel müdürüm olduğunu söylediği an başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Ona yalan söyleyen, hava atmaya çalışan, yalancı bir adam konumuna düşüvermiştim bir anda. Sonunu tahmin edersiniz.” Evet, insan dinleyince anlayabiliyor. Çünkü erkeklerin üzerinde öyle büyük baskı var ki, iyi bir mesleği olmalı, iyi para kazanmalı, yüksek kariyer yapmalı, evi, arabası, her şeyi olmalı. Varlığı neredeyse erkeklik gücüyle eşanlam taşıyor. Özellikle de günümüzün tüketim dünyasında, onların yarışın gerisinde kalmamak için verdikleri mücadele hiç de kolay değil. Evet ama yine de erkeklerin gerçekten de abarttıkları davranışlar var.Bu davranışlar, kendilerinde gördükleri zayıf yönleri kapatmak, kamufule etmekten öteye geçmiyor. Erkekler her ne kadar karşıdan çok güçlü gibi görünseler de içlerinde gizlenen küçük çocuk onların diğer yüzlerine ışık tutuyor. Her insanın kendinde zayıf bulduğu noktalar vardır. Bunu kadın ve erkek olarak ayırmamak gerekir aslında. Aradaki tek fark kadının bunu söylemekten çekinmemesi erkeğin ise bunu utanılacak bir olgu olarak düşünmesidir. Unutmamalıyız ki, kuvvetli olmak kadar zayıf olmak da insanlara özgü bir niteliktir. Sanırım, erkeklerin kadınlardan öğrenmesi gereken daha çok şey var.

Kaynak: Elele

Kategoriler
Aşk-İlişkiler
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular