Erdemli Bir Hekimin Filozof Olması Gerekir

İlkçağların büyük hekimi Galen, hekimlerin erdemli olmasına çok büyük bir önem veriyordu. Erdemli Bir Hekimin Filozof Olması Gerekir başlıklı eserinde de bu konudaki görüşlerini açıklamıştı. İlkçağların büyük hekimi Galen...
Erdemli Bir Hekimin Filozof Olması Gerekir

İlkçağların büyük hekimi Galen, hekimlerin erdemli olmasına çok büyük bir önem veriyordu. Erdemli Bir Hekimin Filozof Olması Gerekir başlıklı eserinde de bu konudaki görüşlerini açıklamıştı.

İlkçağların büyük hekimi Galen (129-216), 16. yüzyılda başlayan büyük bilimsel devrime kadar ününü ve etkisini sürdürdü. Galen çok sayıda eser kaleme aldı (Huseyn b. İshak’ın yaptığı listeye göre 15’i felsefi olan 129 eser) ve bu eserleri dünyanın birçok yöresinde (Çin dahil) bin yıldan fazla sürede eğitim ve başvuru kaynağı olarak kullanıldı. Galen sadece tıbbi bilgi üretmekle kalmadı, tıbbi etik konusunda da öncü nitelikte görüşler ileri sürdü. Yaklaşık olarak 1850 yıl önce yazmış olduğu, Erdemli Bir Hekimin Filozof Olması Gerekir (Yunanca aslında, Hoti Ho Aristos Hiatros Kai Filosofos) başlıklı eserinde de, gerçek bir hekimin nasıl davranması gerektiği üzerine çok çarpıcı görüşler ileri sürüyordu.

Tıbbın büyük kurucusu Hipokrat (MÖ 460-370)’ı her zaman kendisine örnek olarak alan ve başkalarına da örnek gösteren Galen, bu kitabında da onun davranışlarından övgü ile söz etmektedir. Galen, kendi görüşlerini Hipokrat’ın davranışlarıyla da birleştirerek şunları söylüyor:

“Şu bizim zamanımızda, mal kazanmak konusunda, yalnızca bedenin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli olan miktarı elde etmekle yetinecek bir kişiyi bulduğumuzu söylemek bizim için hiç mümkün oluyor mu? Eğer biz ortada durumu böyle olan bir kimseyi bulursak, o kimse kendiliğinden artık hükümdarın ayağına gitmez olur, tıpkı Hipokrat’ın yapmış olduğu gibi. Çünkü o, Fars hükümdarı Ardeşir’in davetine karşılık, onu görmeye gitmemiştir. Ama Hipokrat, hükümdar Perdikkos’u, kendi sanatına ihtiyaç duyup, kendi yerine daha ehliyetli birini koyamadığı zaman, hastalığının zararlarından onu kurtarmıştır.”

“Hipokrat, Kranon ve Tasso şehrindeki veya öteki birçok -isterse küçük olsun- şehirlerdeki fakirleri, çağrıldığında tedavi etmiştir. Popolos şehri halkına ise öteki öğrencilerini göndermiştir. Beldelerin doğası hakkında bir kitap yazma gereğini hissettiğinde, karşılaştırma yoluyla bildiklerini tecrübe ile sağlamak için, bütün Yunan şehirlerini birer birer dolaşmıştır. Bu sırada, beldeler içerisinde, şüphesiz güneye bakanı ile kuzeye bakanını, doğuda olanı ile batıda olanını incelemiştir. Çukurda kalanı ile yüksekte olanı incelemiştir. Halkı kanallardan gelen, kaynaklardan çıkan, yağmurdan, göllerden ve ırmaklardan gelen suları kullanan şehirleri incelemiştir. Halkı kudretten soğuk, kudretten sıcak olan veya içinde boraks veya şap kuvveti veya benzer şeylerin hakim olduğu suları kullananları, şehrin büyük bir akarsuyun veya bir gölün veya bir dağın veya bir denizin kenarında olup olmadığını bilmeyi veya anladığımız diğer şeyleri anlamayı ihmal etmemiştir. O halde, durumun böyle olmasını isteyen bir kimsenin, sadece zenginliği küçük görmekle kalmayıp, o kimselerin sakinliği aramakta büyük bir hırs ve istek göstermesi de gerekir.”

“Biz öyle sanıyoruz ki, erdemli bir hekimin de doğru ve düzgün olan yolu seçen biri olması gerekir. Onun, mantık sanatında da maharet ve tecrübe sahibi olması gerekir. Ta ki böylece bütün hastalıkların kaç nevi ve kaç cins olduğunu bilsin, bunların her birinin tedavisinde çıkarımların nasıl yapılması gerektiğini anlasın…” “Bir kimse için, erdemler arasından yalnız bir erdeme sahip olup da öteki geri kalan erdemlere sahip olmaması mümkün değildir. Çünkü bütün erdemler, sanki aynı bir doğru çizgi üzerinde toplanmış gibidirler. Eğer hekimlerin tıp tahsil etmek için ilkin zorunlu olarak felsefe öğrenmeleri, sonra da tecrübe ve maharet kazanmaları gerekiyorsa, o zaman hekim olan bir kimsenin hiç şüphesiz olarak filozof olması da gerektiği açığa çıkar.”

“Ben artık herhangi bir kimsenin hekimlerin sanatlarını gerektiği gibi icra etmek için felsefeye muhtaç oldukları konusunda kanıt getirmeye ihtiyaç var mıdır bilmiyorum. Çünkü birçok kez açıkça görülmüştür ki, hekimler arasında servet düşkünü olanlar gerçek birer hekim değildirler, yalandan hekimdirler. Onlar tıp sanatını, takdir edilen hududun dışında kullanırlar.”

Galen başka birçok örnek ve yorumla görüşlerini açıkladıktan sonra eserini şu sözlerle bitiriyor: “Eğer Hipokrat’ın sözünü gerçekten benimsiyorsak bizim ilkin felsefeyi kullanmamız, ondan yararlanmamız gerekir. Eğer bunu yaparsak, o zaman bizim Hipokrat’a benzer kişiler olmamıza bir engel kalmaz. Tam tersine onun kitaplarında beyan ettiği şeylerin hepsini gerektiği gibi bilir de bize düşeni kendimiz çıkarırsak, işte o zaman ondan daha ileriye gitmiş oluruz.”

Bugün her hekim eğitimini tamamladığında bazı mesleki ilkelere bağlı kalacağına dair Hipokrat yemini ediyor. Fakat Galen eserinde bu yeminde belirtilenlerden başka ilkeler de önermektedir. Galen’in bu eseri 1850 yıl sonra da bize ışık tutmuyor mu?

Yararlanılan kaynak:
Mübahat Türker-Küyel; “Bilimin Felsefeye Dayandığı Görüşünün Bir Timsali Olarak Galenos”, Erdem, Cilt 4, Sayı 11, Mayıs 1988, s.501-519, Atatürk Kültür Merkezi yayını, Ankara.

Osman Bahadır

Kategoriler
Tarih

Benzer Konular