Enstrümantal zeminde turistik kavga

MÜ-YAP ile Otelciler Telif Hakları Konusunda Karşı Karşıya Geldi MÜYAP, otellerde çalınacak şarkılar için sözleşme yapmak ve yıllık ödeme istiyor Otelciler ise bandrol sisteminde ısrarcı, çalmadıkları şarkılar için para...

MÜ-YAP ile Otelciler Telif Hakları Konusunda Karşı Karşıya Geldi

  • MÜYAP, otellerde çalınacak şarkılar için sözleşme yapmak ve yıllık ödeme istiyor
  • Otelciler ise bandrol sisteminde ısrarcı, çalmadıkları şarkılar için para ödemek istemiyorlar

iki-bin-otele-telif-indirimi

Gazetelerde siyah zemin üstüne iri kırmızı harflerle çıkan MÜYAP imzalı, uyarı ilanları, aslında kimileri için açık bir tehdit; bunu idrak etmek için, küçük harfleri de okumak gerekiyor: “.. 10-50 milyar TL para ve 2-4 yıl hapis cezası…” diye devam ediyor ilan.

Aslında ortada bir hak arayışı çabası var. Türkiye’nin en yaratıcı kesimi olan her daldan müzik çalışanı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun kendilerine tanıdığı haktan yararlanarak, emeğinin karşılığını almaya çalışıyor. Ama bütün hak arama çabaları gibi, onlarınki de biraz zorlu.

Oda Başına Ücret

Radyolar, televizyonlar, eğlence yerleri, oteller, mağazalar, alışveriş merkezleri, hastaneler ve internet siteleri, müzikle meşgul olanların oluşturduğu meslek birliklerinin mücadele alanı. Ancak devlet, zemini düzlemediği için, yer yer anlaşmazlıklar çıkıyor. Bu bağlamda müzikçilerin en son derdi, otelcileri ‘sözleşme’ yapmaya ikna etmek.

MÜYAP ve bu alanda mücadele veren öteki meslek birlikleri MESAM, MSG ve MÜ-YOR; otelcilere, yıldızlarına göre tarife çıkararak diyor ki, “Bir sözleşme yapalım, oda başına şu kadar dolar ödeyin, yıl boyunca istediğiniz parçayı istediğiniz şekilde çalın, söyleyin”. Ancak otelciler bu yaklaşımı benimsemiyor. Otelciler, “sanatçının korunması gerektiği tespitine hiç itiraz etmemekle birlikte”, yasanın kimseye bir sözleşme hakkı tanımadığında ısrar ediyor. Bu yüzden, sanatçının meslek birlikleriyle imzalanacak sözleşmeler aracılığıyla korunması yerine, ürünlerinin bandrolle pazarlanmasının doğru olacağını savunuyor. Otelcilere göre, böyle olursa, yani bandrol yöntemi benimsenirse, kullanıcı durumundaki yerler, kendi ilgi alanlarına göre, istedikleri parçalar için ve baştan belli bir parayı ödeyecekler. Aksi halde, belki de hiçbir zaman kullanmayacakları parçalar için ve muhtemelen her yıl değişecek miktarlarda para ödemek zorunda kalacaklar.

Karşılık olarak MÜYAP, bandrol yönteminin çeşitli güçlükler nedeniyle işletilemeyeceğini savunuyor. MÜYAP’a göre, bandrol yerine, yıllık bir sözleşme -ki 5 yıldızlı oteller için tarife, oda başına yaklaşık 60 dolar- bütün yolları açıyor…

Sorun ortada ama çözüm halen muallakta; çünkü Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın birtakım düzenlemeler yapması gerekiyor ve henüz yapılmadı. Taraflar halen meselenin etrafında dönüp duruyor. Olmazsa mahkemeleşecekler.

Ömer Gören
(Öger Tur’un Avukatı)
‘Parayı bandrole verelim’
5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun yaratıcı çalışmaların korunmasına yönelik hükümleri, turistik otelleri de ilgilendiriyor. Türk turizminin en önde gelen firmalarından Öger Tur’un Avukatı Ömer Gören, soruları yanıtladı.
– MÜYAP’la otelciler neden anlaşamıyor?
Birtakım kuruluşlar gelmiş, bizden para istiyor ve miktarı o deklare ediyor. Bizim Öger olarak işlettiğimiz 12 otel var. Büyük kısmı Antalya bölgesinde, biri Kuşadası’nda, biri Bodrum’da. Bizim bunlara dayanarak, oda sayımıza göre bir hesap yaptığımızda 200 ile 250 bin dolar arasında bir rakam çıkıyor yıllık olarak. Biz Öger olarak, para ödemeyelim, demiyoruz. Kanunun ilgili maddesi açık, bir bedel ödenmesi gerektiği kesin. Ama bugün 28 dolar diyor da, seneye belki 50 dolar diyecek. Biz, doğru kişiye, doğru zamanda ve makul para ödeyelim diyoruz.
– Burada belirsiz olan ne?
Bu kuruluşlar diyor ki, sizinle sözleşme yapalım. Kanunda sözleşme usulü yok. Yani sözleşme yapmak suç aslında, kimsenin böyle bir yetkisi yok. Kanun, bu tür umumi yerlerde kullanılacak ürünler için bir bandrol esası getirmiş. Açıkça diyor ki: “Girişi ücretli veya ücretsiz ve ticari amaç güden, umuma açık yerlerde kullanılmak üzere bandrollenmesi zorunludur.” Neyin? Fikir ve sanat eserlerinin kaydedildiği işaret, ses veya görüntü taşıyıcılarının. Yani açıkça kasetler, CD’ler, VCD’ler, DVD’ler. Bunları bandrollü kullanacaksın diyor. Hiçbir itirazımız yok. Biz diyoruz ki, siz yetkiliyseniz, Kültür Bakanlığı’na gidin, bandrol meselesini halledin, bizler hangi müziği çalıyorsak, onunla ilgili bandrol bedeli olarak ne belirlemişseniz, bedelini ödeyip onu alalım veya almayalım.
– Bakanlık bir düzenleme yapmış mı
Yapmamış. Umumi mahallerde kullanım bandrolü uygulaması, yönetmelik madde 7. Bu yönetmelik 8.11.2001 tarihli resmi gazetede yayımlandı. Bu yönetmelikte bandrolleri kimin çıkaracağı, nasıl yapılacağı, kimin bastıracağı 7. maddede tespit edilmiş. Fiyatlarının nasıl belirleneceği… Bakanlık bunları yapacak. Bakanlık bu bandrolleri yapacak, ben de çalacağım müziğe göre parasını vereceğim, kullanacağım. Buradaki büyük problem bakanlıkta. Bakanlık işi sürüncemede bıraktıkça, iki taraf karşı karşıya gelecek. Bununla ilgili bir yönetmelik var ve çok açık. Yaptıkları, ona da uygun değil. Benim otel müdürüme ihtarnameyi çekiyor. Otel müdürünün şahsi sorumlulukları var. Benim grubum rahatsız. Bandrol yok. Sözleşme yapın!.. Sözleşme yapılacağına dair hiçbir hüküm yok. Dolayısıyla konu ortada. Yani müzik kuruluşları kanunun koyduğu cezai şartlarla bizi tehdit ediyor. Burada getirilen cezalar da fiille uyumlu değil; çok ağır cezalar; 4 yıl diyor… Kaldı ki bu cezalar otel müdürünü hedefliyor. Onun ne günahı var.

 

‘Bandrol çok maliyetli’
Aydın Oskay – MÜ-YAP Komşu Hak Sahibi Müzik Yapımcıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
– Bandrol uygulaması konusunda siz neyi savunuyorsunuz?
Lütfen biri çıksın söylesin: Türkiye’de turizm bölgeleri de dahil, hangi otelde, restoranda ve kafeteryada CD alınıp bire bir çalınıyor… Girin bir otele, 25-30 günlük müzik programları kaydedilmiştir, her gün onlar çalar. Hepsi internetten bu şarkıları indiriyor veya bir başka yoldan bilgisayara giriyorlar, aylarca günlerce çalıyorlar; bir CD almaları bile söz konusu değil ki, UMK bandrolüne biz peki diyelim… UMK gibi bir bandrolü Türkiye’de hayata geçirmeniz mümkün de değil. Neden? Ne meslek birliklerine 81 ilde irtibat bürosu açabilirsiniz, ne 81 ilde bu bandrolleri götürüp satabilirsiniz; Hakkâri’deki adam İstanbul’a mı gelip alacak bu bandrolü? Veya ben malıma peşin peşin bu bandrolleri yapıştırmaya kalkarsam, acaba otelci arkadaşlar bunların CD’siyle maliyetinin kaç para olduğunu biliyor mu? Ben bu malı yapamam ki bir defa… Biz diyoruz ki, bandrol yerine, bir sertifika. Efendim bedeli üzerinde tartışma var; o oturup konuşulur; bugüne kadar gelip bize tartışalım diyen yok… UMK’nin faydası nerede vardır? Gider CD’leri mubayaa eder, alır, çalar, bozulunca yenilerini alırsanız, sirkülasyon getirir. Sistem bu değil ki… Ayrıca normal bandrolle zaten mal çoğaltıp satıyorsunuz. Bir de ticari anlamlı mal çıkarmaya başlarsanız, bunun stokuna hangi yapımcı dayanacak? Ben 81 vilayetin neresine bandrollü mal göndereceğim… Bunların stok maliyetlerini acaba hesaplayan kimse var mı? Bir de UMK bandrolünün nasıl olacağını çok iyi okumaları lazım. Yönetmelik, her sınıf otele ayrı ayrı renklerde, diyor. Kim yapacak bunları… O sistem kendileri tarafından çalıştırılabilecek bir sistem de değil: Bugün bir CD çıktı, gidip onu ve bandrolü alacak, yarın başka bir CD yine aynı şey. Halbuki biz ne diyoruz: Ne çalarsanız çalın, buna yabancı müzik de dahil, gelin sözleşmenizi yapın, tarifelerinizi ödeyin, bu sözleşme sona erene kadar çıkacaklardan da hiçbir ücret talep etmeden bu hakları size devrediyoruz, diyoruz.
– Ama otelciler para ödemekten değil, bunun bir düzeni olmasından söz ediyorlar; çıkar yol da onlara göre bandrol…
Bakın 10 senedir bandrol yok ve bu hakları kimse vermiyor. Bandrol yoksa bu haklar ödenmeyecek mi? Biz bir tarife yayımladık: Bunun burası şöyle, şurası böyle, burada uzlaşalım, dersiniz; öyle bir şey de yok, kimse gelip masada uzlaşma teklifi yapmıyor bize.
– Oda başına 60 dolar isteğiniz, bunun gelecek yıl nereye varacağı konusundaki belirsizlik de eleştiriliyor. Otelciler Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığıyla ‘tanımlanmış’ bir rakamdan yana.
Girerler internete, dünyada işleyen sisteme, bütün AB ülkelerine bakarlar, onlar nasıl yapıyor bunu. Bir Avrupa ülkesinde, bırakın UMK’yi, normal çoğaltıp sattığınız mala bile bandrol yok. Sonra, bir taraftan çağdaşlığı isteyip bir taraftan da devleti bu sürece karıştırmaya çalışmanın bir mantığı da yok. Bize desinler ki mesela, “Bize dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş abuk sabuk rakamlar öneriyorsunuz”. Hayır böyle bir şey yok. Biz 60-70 büyük otelle sözleşme yapmış durumdayız ve geçen seneki fiyatlarla sözleşme yaptık. Hatta geçen seneye göre bir iyileştirme de yapıldı. Bu seneki tarifelerimizde dünya ülkelerinin fiyatları döküldü, Türkiye şartları ortaya kondu. Ayrıca 60 dolar çok mu bir yılda bir odaya… Bir yılda bir odaya 60 dolar vermekten imtina eden adam, kapısında 5 dakika arabamı park ettiğim zaman 10 milyon lira para alıyor benden… Bir adamın bir malı var, kardeşim bunun fiyatı bu. Bana pahalı geldi, diyorsan, kullanmazsın. Bana otel fiyatı pahalı geldiği zaman resepsiyonda kavga mı ediyorum… Giderim başka bir otelde kalırım. Siz de başka bir şey çalarsınız veya çalmazsınız…
– Sorunu çözmek için iki taraf bir araya neden gelmiyor?
Bizim meslek birliklerimiz kendi örgütleri olan TUROB’la 1.5 yıl görüşmüş, sonunda ortak bir karara varılmıştır: Karar, dönemin Turizm Bakanı Mustafa Taşar’ın bizzat katıldığı bir toplantıda protokole bağlanmıştır. Ama arkasından otelciler bu protokolü inkâr yoluna gitmiştir, örgüt beni bağlamaz diye. Bir de taraflar arasında örgütsel denge yok: Biz masaya üyelerimizden aldığımız her türlü yetkiyle oturuyor ve imzayı atıyoruz; karşımızdaki sadece tavsiye kararı veriyor, onların dernek tüzel kişiliği buna müsait değil. Turizm yatırımcılar derneği veya TÜROB diyelim, “Böyle yaparsak iyi olur” diyor, ama üyesi yapmıyor, yaptırım yok. Ama ben imzayı üyem adına attığım zaman benim geri dönüşüm yok, üyemden aldığım yetkiyle imzayı atmışım. Zaten olayı biraz da bu kopartıyor. Biz mutlaka münferit sözleşme yapmak zorundayız otelle.
Ankara Tempo
Kategoriler
Turizm
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular