Eğin Dedikleri Güzel Bir Şehir

Eğin dedikleri, Munzur ve Sarıçiçek Dağları’nın ortasından çılgınca akan Fırat Nehri, karanlık kanyon, Taşyolu, derin vadiler ve sarp kayalıklardan oluşan vahşi doğası, taş sokaklarla birbirine bağlı özgün mimari yapıdaki...
erzincan eğin

Eğin dedikleri, Munzur ve Sarıçiçek Dağları’nın ortasından çılgınca akan Fırat Nehri, karanlık kanyon, Taşyolu, derin vadiler ve sarp kayalıklardan oluşan vahşi doğası, taş sokaklarla birbirine bağlı özgün mimari yapıdaki evleri, yürekleri hüzünlü maniler, ağıtlar ve türkülerle yoğrulmuş cana yakın insanlarıyla güzel bir şehir.

Mayıs ayının başında, uzaklarda zirveleri karlı dağların manzarayı tamamladığı, çiçeklerle bezeli yeşil tarlaların arasından geçerek Kemaliye’ye (Eğin) doğru ilerliyoruz. Kıvrım kıvrım akıp giden Fırat Nehri’ni seyrederken, yolumuz yalçın dağlarla kesildi. Kendimizi karanlık bir tünelde bulduk.

Kemaliyeliler Taşyolu

Tamamı 8.5 kilometre olan, uzunlu kısalı tünellere bir girip bir çıkıyoruz. Bir yanımızda kayalar ve üzerinden süzülen küçük şelaleler, bir yanımızda derin bir boğazdan akıp giden Fırat’ın en büyük kollarından Karasu Nehri. Kemaliyeliler Taşyolu, tıpkı Ferhat’ın Şirin’e duyduğu aşkla dağları delmesi gibi, Eğinlilerin yurtlarına duydukları sevgiyle oyularak yapılmış. 1870 yıllarında düşünülmüş, yapımına 1949 yılında başlanmış olan bu 132 yıllık hayal, 2002 yılında gerçekleşmiş. Başlangıçta ilkel koşullarda, kazma-kürek sallayarak açılan bu yollar ve tüneller, son yıllarda Kemaliyelilerin topladığı paralar, yerel yönetimler ve devletin de katkısıyla alınan teknolojik araç-gereçlerin kullanılmasıyla bitirilmiş.

Yanık türküler, maniler, ağıtlar

Kemaliye’ye en tepeden, her bir tabelada hasretlik ve sevda yüklü dizelerin yazılı olduğu Mani Yolu’ndan girdik. Bir yandan uçları fistolu ahşap elbiselerini giymiş Fırat’ın güzelliğine bakan evler, başı dik dağlar, yamaçlara serpilmiş sevimli köyler, derin vadilerle dolu manzaraya bakarken, bir yandan dokunaklı manileri okuyoruz:

Fırat ne çağlarsın bilemiyorum
Ayrıyım yarimden gülemiyorum
Bakın şu feleğin kahpe işine
Suçum kabahatim bilemiyorum

Folklorik açıdan çok zengin bir yapıya sahip olan Eğin’in manileri, ağıtları ve türküleri kendi sınırlarını aşarak ülke çapında ün kazanmış. Eğinli erkekler ekmeklerini kazanmak için İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlere göçmek zorunda kalmışlar. Geride bıraktıkları genç gelinler, kız kardeşler, anneler ise özlemlerini maniler düzerek, ağıtlar yakarak ve türküler söyleyerek ifade etmişler. Bu ezgiler, Türk Halk Müziği içerisinde içli sözleri ve melodileriyle “Eğin Ağzı” denilen yeni bir tür yaratmış.

Fırat Nehri’ne bakan Eğin evleri

Eğin’in Romalılar tarafından kurulduğu; Pers, Sasani, Bizans ve Müslüman Arap hakimiyetinin ardından Selçuklu topraklarına katıldığı belirtiliyor. Kemaliye ve çevresinde Türk egemenliğinden sonra mimari, el sanatları, ticaret ve sanayi alanında çok parlak bir dönem yaşanmış. Kurtuluş Savaşı’ndaki katkıları nedeniyle Atatürk’ün adıyla anılmak üzere ismi Kemaliye olarak değiştirilen kent, İpek Yolu’nun önemini yitirmesiyle zenginliğini kaybetmiş, göç vermeye başlamış.

Farklı kültür ve inançlardan oluşan toplumların bir arada yaşadığı, bu çeşitliliğin ticari hayata ve mimari yapıya yansıdığı kenti keşfetmek için dar sokaklarına dalıyoruz. 3-4 katlı ve Fırat’ı görecek şekilde yapılan Eğin evleri; büyük kapıları, işlemeli tokmakları, değişik panjurları, süslü cumbaları, uçları dantel gibi işli ahşap giysileri ile araştırmalara, doktora tezlerine konu olmuş. Harç kullanmadan taş-kerpiç-ahşaptan inşa edilen evlerin yapı ustalığı ve estetiği, başta mimarlar, ressamlar, fotoğrafçılar olmak üzere gören herkesi hayran bırakıyor. Yanından çağıldayarak suların aktığı taş sokaklarda yürüyerek; dut, ceviz, çınar, akasya ve kavak ağaçlarıyla dolu bahçelerin içindeki evleri, camileri, tarihi çeşmeleri beğeniyle seyrediyor, her panjuru-kapıyı-tokmağı fotoğraflıyoruz.

Kemaliye’ye adanmışlar

Kemaliye’nin dağ yollarından yürüyerek yamaçlara serpilmiş sevimli köylerini dolaştık; Karanlık Kanyon’u tekne ile gezdik, Kırkgöze’den tepelerin -Fırat Nehri’nin- köylerin oluşturduğu müthiş manzarayı seyre daldık. Eğinliler içtenlikle ağırladı bizi, gezdirdi, rehberlik yaptı. Şevki, Sezai ve Selami Bozkurt kardeşler tarafından işletilen Bozkurt Otel’de konakladık. Nehir ve vadi manzarası pek hoş, geniş odaları ferah ve temiz, yemekleri enfes otelde çok rahat ettik.Yöre ürünlerinden kahvaltı, özgün çorbalar, güveç ve ot yemeklerinin tadını çıkardık. Lök denilen duttan yapılmış cevizli ezme ile bu tatlının bademlisi beşateş, cevizli sucuk, dut kurusu ve pekmez de doyamadığımız tatlar oldu.

Kemaliye’den çok sayıda üniversite hocası, politikacı, bakan, üst düzey bürokrat ve sanatçı yetişmiş. İlçede yaşayan veya Türkiye’nin herhangi bir yerinde bulunan Kemaliyeliler, KEMAV (Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı) ve çeşitli derneklerin çatısı altında birleşerek, kendilerini yöreyi tanıtmaya ve kalkındırmaya adamışlar. ÇEKÜL Vakfı da bu yöreye 7 bölge 7 kent projesi çerçevesinde katkıda bulunuyor. Burada her yıl Mayıs ayında Kemaliye Doğa Sporları Şenliği düzenleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından şenliklere katılan sporcular ve doğaseverler, bu olağanüstü güzellikteki yerde bulunmanın keyfini yaşarken, kaya tırmanışı, dağ bisikleti, trekking, yamaç paraşütü, rafting, su kayağı yaparak heyecandan heyecana koşuyor.

Kaynaklar:
– Doğu Anadolu Bölgesi’nde Alternatif Turizm Merkezi Olmaya Aday Bir İlçe: Kemaliye, Doç. Dr. Erdal Akpınar

Kategoriler
Gezi

Benzer Konular