Düzyazı Dili II

Berceo  II  Şiirleştirici Berceo büsbütün yeni bir sanat biçimi olan “seyir defteri”ne bağlı kalır. Şiirlerinin konuları ne kadar değişirse değişsin, tümü, aynı kafiyeyi dört kez taşıyan dörtlükler halinde düzenlenmiş...
gonzalo-de-berceo

Berceo 

II 

Şiirleştirici Berceo büsbütün yeni bir sanat biçimi olan “seyir defteri”ne bağlı kalır. Şiirlerinin konuları ne kadar değişirse değişsin, tümü, aynı kafiyeyi dört kez taşıyan dörtlükler halinde düzenlenmiş olarak bu ondört heceli mısralara oturur. Aşikardır ki bu, gayet katı bir kalıptır. 

Cuma günü tüm gece şafak sökene değin
Sızlayıp durdu yürek, gece kara ve keskin,
Haykırdım: “Oğul, oğul, nerdedir evin senin?”
Mümkün mü şafak söksün, göreyim sabahleyin. 

El Viernes en la noche fasta la madrugada
Sofri grant amargura, noche negra e pesada,
Clamando: fijo, fijo, do es vuestra posada?
Nunca cuydé veer la luz del alvorada. 

Anne, Çarmıha Geriliş’ten sonra böyle figan eder, ve kederi bizi, yavaş, tekdüze ve ciddi bir vezinle uyumlu olarak, şiddetini dindirmeksizin hareketlendirir. Berceo’nun dörtlükleri, O’nun dünya görüşünü, bir kesinlik ve güvenlik temeli üstüne yerleştirir, ve vezin, kelimelerin söylediklerini iletmeye yardımcı olur. “Seyir defteri”nin aşikar düzeni, bu şekilde, İsa ve Kutsal Bakire’nin gözüyle, adım adım, Yaradılış’ın sürekli düzenini yansıtır. Destansı şiirlerin ölçüsel düzensizliklerinin tersine, yeni şiirsel tavır, disiplinin izinde doğuyordu. Ve şair, kendini, azimle, aynı parçasal kalıbın amansız düzensizliğini korumaya verdi. Anlam ve vezin, ustaca bir araya getirilmeliydi: 

Haberlerin alışıldığı üzre dolaşması gibi dünyayı. 

Como suelen las nuevas por el mundo correr. 

Haberler, bu dizenin kanatlarında açık bir hızla akıp gider. İspanyol şiiri, bundan sonra, çocukça saf bir şey olarak değil, bir sanat çalışması olarak resmen başladı. O heybetli summa (1) ve katedral yapılarının yüzyılı olan onüçüncü yüzyılda yazmış bir sanatçıyı “ilkel” olarak değerlendirirsek, asıl biz saflık etmiş oluruz. Sadece “ilerleme” açısından bakılırsa, görüntüler, büyük olgunluk dönemlerinin ürünü olduklarında, ilkel olarak belirirler. Ne Altamira’nın bizonu ne Lascaux’nun geyiği ilkellerin işidir. Bu mağaraların taş duvarlarına çizilmiş olağanüstü gölge-resimler, ilerlemesel gelişim içinde değil, tarihsel bir dizi içinde harcanmış, -Tanrı bilir- ne çok emeğin ürünü olan bir sanata işaret etmektedir. Şimdi, sanatın hiç bir ilerleme çizgisi izlemediği, yaygın bir şekilde kabul görmektedir. Bugünün şiiri -Çorak Toprak- (2), onüçüncü yüzyılınki -Gülün Romanı- üstünde, ya da Berceo, ya da Castile Kralı ya da Bilge Alfonso tarafından anlatılan mucizeler üstünde bir ilerlemeyi temsil etmez. 

Guillén, Jorge (1961). Language and Poetry: Some Poets of Spain (pp.5-7). Cambridge, Massachusets: Harvard University Press. 

Çeviren: Ulaş Başar GEZGİN 

Kategoriler
Kültür&Sanat
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular