Duymayan Sanatçıların Hissettikleri Bir Dünya

Uluslararası Deafway festivali, binlerce işitme engelli sanatçıyı buluşturuyor. İlk kez 1989’da düzenlenen Deafway festivalinin 16’ncısı bu yıl Amerika’da izleyenleri büyüleyen muhteşem sanatsal etkinliklerle gerçekleştirildi. Dünyanın 109 farklı ülkesinden 10...
Like-Minded
Kazakistanlı işitme engelli sanatçı Alexey Utkin'in, "Like Minded" adlı eserinden dan detay. (Tuval üzerine yağlıboya)

Uluslararası Deafway festivali, binlerce işitme engelli sanatçıyı buluşturuyor.

İlk kez 1989’da düzenlenen Deafway festivalinin 16’ncısı bu yıl Amerika’da izleyenleri büyüleyen muhteşem sanatsal etkinliklerle gerçekleştirildi.

Dünyanın 109 farklı ülkesinden 10 bine yakın işitme engelli sanatçı, duyamadıkları bir dünyayla yapıtları aracılığıyla iletişim kurabilmek amacıyla, artık her yıl bahar aylarında düzenlenen bir festival çerçevesinde Amerika’da bir araya geliyorlar, sizin pek haberiniz olmadan. İlk kez 1989 yılında aynı yer ve tarihte düzenlenen Deafway I, işitme engellilerin, sorunlarını ön plana çıkarabilecekleri politik, sosyal, artistik ve eğitim temelli bir platform yaratmayı ve sorunlarını meslek edinmiş psikolog, sosyolog ve akademisyenlerle doğrudan buluşabilmelerine olanak tanımayı hedeflemişti. Beş yüz katılımcının beklendiği festivale 5 binden fazla kişi gelmişti.

SİVİL HAREKET

Çocukluğu sahne üstündeki oyuncuların dudaklarını okumakla geçen tiyatro aşığı ve yönetmen Willy Conley unutulmuş bir heyecanı geçen yıl yeniden alevlendirdi. İnanılmaz bir sivil hareket oluştu. Festivalin kayıt davetine 109 ülkeden 8.639 işitme engelli başvuruda bulundu.

Like Minded

Açılış ‘İşitme Engellilerin Gözüyle Tarih’ sergisiyle başladı. Hayvanat Bahçesi’nde İşaret Dili ile hayvanların yüzü ve hareketleri arasındaki ilişkinin resmedildiği tablolar vardı. İşitme engellilerin kültürlerini koruma yöntemlerini irdeleyen ‘Duyan Gözler’ adlı tiyatro oyunu Kennedy Center’da sahnelendi. Festivalden sadece iki hafta önce bir araya gelen ve günde 12 saat çalışarak hazırlanan, Çin, İsrail ve Amerikalı 9 dansçının sergilediği ‘Yine Başka Bir Dünyada’ izleyenleri büyüledi. Yüksek müziğin yarattığı titreşimlerle dans eden sanatçılar salondakileri hayrete düşürecek denli farklı bir algılama biçimini sundular.

Duyan bir erkek ve duyamayan bir kadının aşkı, ‘Kanın Sesi’nde AvustralyalI oyuncular tarafından sahnelendi. İşitmek insanların iletişim sorunları yaşamasına engel değildi ya.

İşitme engelli palyaço Chachelev, “Duyan dünyada çalışmaktan, mücadeleden ve ayrımcılığa uğramaktan yoruldum. Dengeyi bulmak ve kültürümü aramak için geldim” diyordu.

Seminer salonunda değişik uzmanlık alanlarından bilim adamları yenilenen kulak içi cihazlar, dudak okuma yöntemleri, konuşma terapileri ve sinir dokusu onarım ameliyatları hakkında bilgiler sundular izleyenlere.

“DIL” FARKLILIKLAR!

Belki de en zor iş tercümanlık görevi yapan bin gönüllü öğrenciye düştü. Ne sandınız; o kadar farklı ülkeden gelen Hintli, Küba veya MeksikalI sanatçılar aynı işaret diliyle konuşacak değillerdi ya. Farklılıklar tehlikeli yanlışlara bile yol açabilirdi üstelik. Örneğin Avustralya dilinde ‘her zaman’ anlamına gelen işaret Amerikan dilinde ‘kötü kadın(!)’ demek. Oysa duyabilen bir AvustralyalI ile Amerikalı aynı dili konuşuyorlar.

Festivalde Türk temsilciler var idiyse de ses getirecek sanatsal bir katılım, programda yer bulmadı maalesef. Zaten olsa da biz duymazdık ya.

Kategoriler
Bilim&TeknolojiKültür&Sanat

Benzer Konular