Dünyayı Değiştiren Kadınlar! Gerilla Ebe’nin yanında…

Bu yazımda oldukça heyecanlıyım, sizlere tanıtmak istediğim çok özel bir kadın, bir devrimci, dokundukça değişen ve değiştiren, toprak anayı üzmeden, sistemin dışında ve tamamen bağımsız kendi sürdürülebilir sistemini kurmuş...
Dünyayı Değiştiren Kadınlar

Bu yazımda oldukça heyecanlıyım, sizlere tanıtmak istediğim çok özel bir kadın, bir devrimci, dokundukça değişen ve değiştiren, toprak anayı üzmeden, sistemin dışında ve tamamen bağımsız kendi sürdürülebilir sistemini kurmuş bir idealist örnek var. Avustralya yazılarımıza biraz ara verip sizlere Ibu Robin’i yani kendi ismiyle Robin Lim’i tanıtmak istiyorum.

Bundan iki ay önceydi, Endonezya’nın Hinduist adası Bali’de BirGün gazetesinde yazma projesi üzerinde çalışırken kendisiyle tanışmıştım. Robin, inanılmaz bir kadın, hakiki bir örnek. Dünyayı-değiştiren-kadınlarEndonezya genel anlamda fakir bir ülke, insanların sosyal güvenceleri yok, aylık çok düşük maaşlarla çalışıp ancak kiralarını ödeyebiliyor halkın çoğunluğu. Özellikle Bali’de genel ekonomi turizm üzerinden gittiği için, gençlerin okuma imkânı bile olmuyor ne yazık ki, 15-16 yaşma geldiklerinde aile tarafından bir turistik tesiste çalışmaya yönlendirilen bu gençler için hayat nasıl başlıyorsa aynı ritimde devam ediyor, resmi bir devlet dairesinde çalışmadığınız sürece emekliliğin dahi geçerli olmadığı, devletin sosyal yaşama katkısının neredeyse sıfıra yalcın olduğu bir bölgeden bahsediyoruz.

Robin yıllar önce buraya gelmiş ve kadınların güvenli bir biçimde doğum yapabilecekleri, ebelik sisteminin öğretildiği ve uygulandığı bir sistem kurmuş. Küçük bir klinik ama öylesine şirin ve yaşam dolu ki, gönüllü uzmanların da desteğini alarak ideallerine ulaşmak yolunda her gün kararlı adımlar atarak zengin-fakir, yerli-yabancı demeden herkese kapısını açmış, sevgisini vermişler.Robin ile tanışmaya gittiğimde taksi şoförü dahi ismini duyunca saygı dolu bir an geçirmişti. Bali’nin bir nevi Robin Hood’u olarak kendini sevdirmiş, halkın gönlünü kazanmış çünkü açıkça görüldüğü gibi adeta kendini bu ise adamıştı Robin.

Kapıdan içeri girdiğimde, güleryüzlü insanların oturduğu avluda oturdum. Yeni doğmuş birkaç bebek anneleri tarafından muayeneye getirilmiş, bir kadın içerideki odalardan birinde doğum Gerillayapmakta, doktor kontrolü için bekleyen birkaç hamile kadın kanepelerde oturmaktaydı. Herşey sevgi ve sabırla yönetilmekteydi sanki, hani beyaz hastane koridorlarındaki stresimize, asık suratımıza benzer bir şey göremedim. Muhtemelen en heyecanlı bekleyen bendim. Robin geldi, uzun saçlarıyla herkese selam verdi, geldi ve beni kucakladı. Şaşırdım, kim olduğumu ve onu beklediğimi biliyordu ama beni tanımadan gelip beni kucaklayan bir yabancıydı. İşte, kendisi de bu kucaklama kadar sıcak bir kadındı. Ve bütün o lcoşuş-turmacanın arasında, oradaki tüm kadınların, anaların derdine derman olan Robin ile zar zor oturduk, ama keyifle konuştuk… İki kadın…

Biz ‘Gerilla Ebe’ unvanını alan Robin ile bu röportajı yaparken CNN’in dünyanın kahramanları arasında Robin’i aday göstermesi tamamen bir mucize gibiydi. Bu kadar saygı duyduğum birinin oralarda olması beni hem şaşırttı hem sevindirdi.

YANGIN, CHRISTINE İLE BAŞLADI

Ebe olmaya nasıl karar verdiniz? Bu yolculuğunuzda sizi etkileyen şeyler nelerdi? Anladığım kadarıyla ebelik kavramı hamile kadınları hasta olarak görmemekte, onların yaşadığı geçiş dönemini onurlandırmakta ve ihtiyaç duydukları anda nazik ve sevgi dolu bir şekilde onlarla birlikte olmakta. Bize bu konuda, ebeler eşliğinde doğal doğum ve hastanede doğum yapmak konularındaki farklar konusunda neler söylemek istersiniz?

Ben bundan 35 yıl önce genç bir anne oldum. Kızım Deja evde güvenli bir biçimde doğmuştu. Bebek sahibi olmak konusunda ilk deneyimim doğal doğum nasıl olabilirse öyleydi fakat bu tecrübenin beni bir gün doğum yazarı ve ebeye dönüştüreceğini henüz bilmiyordum.

Çocuk doğurma konusunda tutkulu bir araştırmacı olmuştum. Travmasız doğumla dünyaya gelmek tam bir sevgi ve güven kapasitesinin temel taşını oluşturuyor. Şunu anladım ki sağlıklı bir toplum, sevgi ve güven duyan bireylerden oluşmakta ki bu bireyler dönüşüm içinde yaşadıkları çevreyi korumakta; yaşadığımız toprakların, havanın ve suyun koruyucusu olacak ve savaşmak yerine barış elçisi olacak. Eğer insan olarak neslimizi korumak istiyorsak tam sevme kapasitesi olan bireylerin dünyaya gelmesinin gerekli olduğu sonucuna vardım. Çözüm kaynakta başlıyor. Nazik doğum, anneyi ve bebeği korumak, toplumun pozitif yönde değişimine ilk adımı atmaktır.

Ve bu arada hayatımda bu tutkumu aksiyona dönüştürecek bir yangın başladı. 20 yıl önce, Christine Jehle Kim üçüncü hamileliğinin komplikasyonları esnasında öldü. Gençliğinde başlayan tıbbi müdahaleler kalp ve dolaşım ile ilgili güçlükler çıkartarak hipertansiyona sebep olmuştu. Hamileliğinin sonlarına doğru uykusunda felç inen Christine bir daha asla uyanamadı, Christine benim küçük kız kardeşimdi.

Kız kardeşim ve taşıdığı bebek Birleşik Devletler’de hayata gözlerini yumdu ki burası hamilelik ve doğum teknolojilerine diğer ülkelerden çok daha fazla para harcayan bir ülkedir. İstatistik olarak yeni doğan ölümlerinde 39’un-cu gelir. Bu demek oluyor ki diğer 38 ülkede hamile kalmak ve doğum yapmak çok daha güvenli ve daha az pahalı aynı zamanda…

Kız kardeşimin sağlık sigortası vardı, doktorlar tarafından risk altında olduğu konusunda uyarılmalıydı. Fakat azınlıktı, doktorların ilgilenmediği gruptaydı ve sistem onun için çalışmıyordu.

Doğum ve çocuk sağlığı konusundaki tutkum çalışmalarıma devam etmemi ve ebelik konusunda yol almamı sağladı. Kız kardeşimin ölümünden kısa zaman sonra, ailemle birlikte Bali adasına tasındık. Beşinci hamileliğimde, oğlum Hanoman’a hamileyken buradaki yetersiz sağlık sistemi ile karşılaştım ve tanıdığım diğer kadınların da aynı sorunları yasadığına tanık oldum.

Dr. Inne Susante evime gelerek UNICEF için anne kayıpları konusunda yürüttüğü çalışmaları sundu. Hamilelik ve doğum komplikasyonlarının yetişkin ölümlerinde en büyük kayıplardan biri olduğunu gösteriyordu. Beni bu konuda bir şeyler yapmam gerektiği konusunda cesaretlendirdi.

Endonezya’daki annelere nazik, güvenli doğum yaptırabilmek için bir fırsat vermek amacıyla kendimi bu ise adadım. Buna inandım, bunun için doğdum diye düşünmeye başladım.

‘’ (Plasenta-Unutulmuş Çakra) adlı kitabınızı okurken hamilelik için seksüel reprodüksiyon tabirini kullanmanız çok hoşuma gitti doğrusu. Hamilelik ve doğum gibi olayların hâlâ cinsellikle ilgili olmasından dolayı kutsal tabir edilen, pek çok insan tarafından konuşulmakta çekinilen bir alan olduğunu hatırlatıyorsunuz. Derneğiniz sayesinde doğal doğum, bebek emzirme, doğum sonrası bakımı gibi konularda sosyal bir bilinirlik yaratmaya çalışıyorsunuz. Ayrıca dünyanın öbür ucundan bazı kadınların gelip derneğinizde ebelik eğitimi aldığını görüyorum. Oldukça yeterli ve güzel görünüyor. Bu derneği nasıl kurdunuz?

Endonezya’daki gönüllüler sayesinde öncelikle benim evimde doğum öncesi bakım sunmaya başladık. Ebeler ile işbirliği içinde çalıştık ve Sağlık Müdürlüğü de bize yardımcı oldu. Ve ‘Yaşayan Bumi Sehat’, Bali’de Halk Sağlığı ve Doğum Kliniğini açmış oldu. Böylece kâr amacı gütmeyen halk hizmeti ona en çok ihtiyaç duyanlar için başlamış oldu.

Endonezya dilinde yani Bahasa’da, ‘Yaşayan’ kâr amacı gütmeyen demek, ‘Bumi’, Toprak Ana demek ve ‘Sehat’ sağlıklı demek yani ‘Sağlıklı Toprak Ana Temeli’ manasına geliyor. Bumi Sehat üç temel prensip üzerine kuruldu. Doğaya saygı, kültüre saygı ve Tıp biliminin bilge uygulamaları. Odağımız reprodüktif sağlıkta eşitlik üzerine, doğum öncesi bakımı, doğum hizmeti, doğum sonrası ve bebek emzirme konularında destek veriyoruz. Klinikler yapıyoruz, bu alanda çalışanları bir araya getiriyoruz, ebelik öğrencilerini eğitiyoruz, yaraları sarıyoruz ve bu dünyaya gelen bebekleri karşılıyoruz. Çevre adalardan, inançlardan, kültürlerden gelen dışlanmış, düşük gelirli insanların avukatlığını yapıyoruz.

Felaketlerle karşılaşıyoruz, fakat bebekler doğmaya devam ediyor. Bütün altyapılar yıkıldığında, hastane teknolojileri yerle bir olduğunda, ebelik kavramı rağbet görmeye başlıyor. Çünkü elektriğin, suyun, alet edevatın olmadığı yerde dahi kadınlara doğum yapmaları konusunda hizmet veriyorlar. Bebek dünyaya gelmeye hazır ise barınak dahi olmazsa olmaz değil.

2004’te 9.3 şiddetinde deprem ve tsunami Endonezya’nin Aceh bölgesini adeta yok etmişti; Sri Lanka, Hindistan, Tayland, Malezya ve Maldivler tamamen etkilendi. Bumi Sehat ilk yardım edenlerden biriydi, ihtiyaçları ulaştırdık, çadırlar götürdük, su ve yiyecek taşıdık..

‘HASTANELERİN KÖLESİ OLUNMASIN’

Anladığım kadarıyla derneğinizde sistemin dışında kendine yeterli bir sistem yaratmışsınız. Fakir ve zengin, yerli yabancı, farklı yaşlardan ve ülkelerden kadınlar gelip sizi buluyor. Bali’de sizin isminizi duyan taksi şoförleri dahi bir dakika için duruyor, saygıyla eğiliyor. Size verilen ‘Gerilla Ebe’ adı simdi buraya gelip sizinle tanıştıktan sonra anlam kazanmaya başladı. Bence sunduğunuz hizmet kadınlara hastanelerin kölesi olmak veya özel hastane masrafları altında ezilmek dışında bir şans sunuyor. Bu dernek nasıl yürüyor, yardıma ihtiyaç duyuyor musunuz?

Yardıma ihtiyaç duyuyoruz, hem de çok. Bebekleri dünyaya getirmekteki yardımın yanı sıra, yaralanmış veya hastalanmış olanlara da yardımcı olabilmek için gittiğim her yerde insanlara para Robin-Lim-Indonesiayardımı yapmalarını rica etmek durumundayım. Bu benim isimin en zor tarafı. Dünyanın bu ucunda eğer doğum masraflarını karşılayamazsanız çocuğunuzu hastanede tutuyorlar, sanki rehineymiş gibi.

Lotus Doğum (göbek bağı kesilmeden yapılan doğum) konusundaki tecrübenizi bizimle paylaşır mısınız? Bu şekilde dünyaya gelen bebelderin sizce farkı var mı?

Bumi Sehat’ta doğan bebekler plasenta ve göbek bağını en azından 3 saat boyunca korumanın keyfini çıkarıyor. Genellikle daha uzun süre kalıyor bağ. Bu ailelerin tercihine bağlı. Ve evet bağı bir süre koruyan bebekle daha farklı…Bumi Sehat’ta nazik doğumla dünyaya gelen bebeklerin sevgi ve güven kapasitesinin tam olduğuna inanıyoruz.

Sizler gibi dünyada başka dernekler var mı?

Şunu biliyoruz ki doğal doğum konusunda geleneksel veriler dışında arşiv dataları bulmak çok kolay değil çünkü bu iş hastanelerin işi değil. Ev doğumları ve doğal doğum merkezleri tarafından gerçekleştiriliyor genellikle.

Daha çok açılıyor gün geçtikçe. Arkadaşlarımız burada Denpasar’da bir doğum merkezi kuruyor. Bir ebe Laos’ta filmimiz Gerilla Ebe’nin (Guerilla Midvvife) gösterimlerinden elde ettiği gelir ile bir doğal doğum merkezi kurdu. Hayalim tüm dünyada bu merkezlerin çoğalması.

‘Ötekileştirilenler’ yine kaybediyor…

ULUSLARARASI Af Örgütü ’nün raporu Deadly Delivery’ye gore Birleşik Devletler’de kadın doğum bakımı konusunda bir kriz yaşanıyor ve bu kriz görmezden geliniyor. Ülkede her gün iki ya da üç kadın hamilelik veya doğum esnasında ölüyor. Dünya çapındaki sayıya bakacak olursak potansiyel olarak çok daha yüksek neredeyse 1.000 kadın her gün aynı sebepten yasama veda ediyor.

İşin kötüsü Uluslararası Af Örgütü’nce bu ölümler Birleşik Devletler’deki bilgi toplama konusundaki yetersizliklerden dolayı bariz bir biçimde eksik sunuluyor.

Risk taşıyan hamile kadınlar bazı tıbbi müdahalelere maruz kalıyor ve hatta hayatlarının baharında yasama veda ediyor. Bunlardan en çok etkilenenler: Azınlıklar, fakirlik içinde yaşayanlar, Kızılderili yerlileri ve göçmen kadınlar ki bazıları çok az İngilizce konuşmakta veya hiç konuşamamakta…

Zehra Özcan/birgün

Kategoriler
Gezi

Benzer Konular