Her Dem Eğlenceli: Çeşme – Alaçatı

‘Kalabalık’ diye tüm yaz gitmediyseniz, çeşme ve alaçatı’nın eylül güzelliğini kaçırmayın. birbirinden iyi mekânlar, muhteşem deniz, rüzgâr ve elbette mis gibi ege havası ve mutfağı… yaz enerjisi burada sürüyor....
Her Dem Eğlenceli Çeşme – Alaçatı

‘Kalabalık’ diye tüm yaz gitmediyseniz, çeşme ve alaçatı’nın eylül güzelliğini kaçırmayın. birbirinden iyi mekânlar, muhteşem deniz, rüzgâr ve elbette mis gibi ege havası ve mutfağı… yaz enerjisi burada sürüyor.

Onur Baştürk

Çeşme, düne kadar İzmirlilerin arka bahçesiydi. İzmirliler, bu tatil beldesine gelir, yazlıklarında iki ay (Evet, o zamanlar sezon iki aydı) takılır, sonra giderlerdi.

O dönemler Alaçatı değil, tam aksine Ilıca ve Çeşme’nin merkezi modaydı. Ilıca’daki Amerikan tarzı villalar çok konuşulur, kumru yenir, gidip gelmesi vakit alan Çiftlikköy’deki buz gibi denize ise arada bir girilirdi.

Sonra gün oldu, devran döndü. İstanbullular yavaş yavaş Çeşme topraklarını keşfetti. Önce Alaçatı’yı tabii.

İlki bitti, yeni Alaçatı’yı verelim

Alaçatı’nın kendine has taş evlerini o kadar çok sevdi ki İstanbullular, hızla bu tarz taş evler yapılmaya başlandı. Onlar da birer birer satılmaya, satılanlar yavaş yavaş, bir geceliği hayli cep yakıcı butik oteller olmaya başladı.

Alaçatı’nın kalabalıklaşması, elbette çevresine de yansıdı. Önce Alaçatı’ya yakın olan, yani eskiden Babylon’un olduğu koy popülerleşti. Ardından sörf okullarına gitmek çok değerli bir hobi olarak görülmeye başlandı. Hızla yeni sörf okulları açıldı.

Evet, artık Çeşme, Alaçatı ve çevresi patlamıştı. Durdurmak imkânsızdı. Nitekim Çeşme, patlamasını halen bitirmiş değil.

Alaçatı’da şu anda 300’e yakın butik otel var. Köyün içinde, hızla, taş evlerden yeni mahalleler kuruluyor. Bölgenin meşhur inşaat şirketi Veryeriler için, “Bu işin piri” denilebilir. Bir de Alaçatı Port projesi var. Burada da yepyeni bir ikinci Alaçatı doğuyor. Sörf tutkunları “Rüzgârı bitirecek” endişesiyle projeye muhalefet etmeyi sürdürse de, Alaçatı Port’a yapılan Venedik usulü milyon dolarlık evler, peynir ekmek gibi satılıyor.

Kumru yemeye Ilıca’ya

Ilıca ise maalesef eski popülaritesinde değil. Orası halen İzmirlilerin gittiği bir yer. Sheraton, Ilıca, 7800 gibi büyük oteller burada konuşlanmış olsa da, Ilıca en az rağbet gören Çeşme koyu. Buraya ancak kumru yemeye gidiliyor. Ya da 7800’ün plaj partilerine.

Bir diğer meşhur Çeşme koyu ise Aya Yorgi. Buradaki beach’ler, Türkçe pop müzikle eğlenmeyi seven İzmirli genç kitlenin meşhur ettiği yerler. Gecenin bir yarısında oluşan araç trafiği, onlar sayesinde.

Hareketin odağı: Çeşme Marina

Gelelim Çiftlikköy’e… “En iyi plajlar orada” diyebilirim. Özellikle bu civardaki Fun Beach, Çiftlikköy’ü tam anlamıyla patlattı. Fun Beach ve diğerleriyle ilgili ayrıntıyı mekân rehberinde bulacaksınız.

Ve Çeşme merkez… Eskisi gibi mi? Elbette hayır. Çeşme Marina’nın yenilenmesi ve mekânların açılması, merkeze hareket getirdi, ama tam değil.

Son olarak şunu söylemek isterim: Aslında Çeşme, ilk bakışta, (mesela Bodrum gibi) insana çok ‘seksi’ bir yermiş gibi gelmeyebilir. Ama birbirinden farklı özellikteki alternatif mekânlarına, koylarına gittikçe fikri değişiyor insanın.

ALAÇATI MEKÂNLARI

SOBE: Bir evin arka bahçesinden ibaret. Mekân küçük, barı da öyle. Ama geleni gideni çok. Elektronik müzik çalıyor. DJ Aslı Köse’nin çıktığı geceler rast gelinirse, ekstra eğlenceli oluyor. Üstelik Alaçatı barlarının aksine, eğlencesi gece saat 02.00’ye kadar sürebiliyor.

BARBUN: Gurmeler ve yeni lezzetler keşfetmeyi sevenler için ideal bir restoran. Aynı zamanda sörfçü olan mekânın aşçısı ve sahibi Kemal Demirasal, Barbun’un her şeyine yön veren tek adam. Bazen masanıza gelip yemekleri anlatıyor, -ki anlatması iyi oluyor- çünkü bazı yemeklerin nasıl yapıldığını hakikaten merak ediyor insan. Ve merak etmeyin, burada sadece o efsane haline gelmiş ‘yenilebilir çiçek’ yok. Çok daha iyi başka şeyler var, soğuk tütsülenmiş salata gibi mesela.

SALÇA: Kendi halinde mütevazı bir sokak barı. Alaçatı gürültüsüne, karmaşasına çok yakın, ama aynı zamanda gizlenmiş durumda o karmaşadan. Yemek sonrası demlenmeye gidilesi yerlerden.

GÖZ LOUNGE: Sahibinin Ankaralı olması nedeniyle, “Ankaralıların mekânı” diye adı çıkmış durumda. Sobe gibi bir avluya sahip ve barı orası gibi küçük. İyi sosyalleşme olanağı, hoş insanlar ve gecenin sonundaki alkolden kaynaklı mide kazınmasını durdurmak üzere barın üstüne konan haşlanmış yumurtalar, en önemli özellikleri.

BU Bİ OLAY YERİ: Hem konser mekânı, hem bar, hem de kulüp. Bol işlevli yer. Geçen yıllarda, burada Babylon vardı. Babylon, Aya Yorgi Koyu’na taşındı. Burası da böyle bir yer oldu. DJ olarak Indira Taşpınar performans sergiliyor kimi geceler. Ünlü şarkıcılar da konser veriyor arada bir. Her şey var yani.

PICO: Bir sokak arası barı daha. Sanki daha çok tiyatrocular takılıyor gibi buraya.

ASMA YAPRAĞI: En meşhur Alaçatı restoranlarından biri. Sırrı, Ege’ye özgü ev yemekleri yapması. Ve o yemekleri, içerideki mütevazı mutfakta bizzat görüp seçebilmeniz. Geçen seneye göre, bu yıl masa sayılarını da artırdılar. Bulundukları sokağa sığamaz oldular.

KUYTU: Asma Yaprağı benzeri bir restoran daha. Yine ev yemekleri, ama buraya bilen gidiyor. O kadar popüler değil.

Mİ CASA: Sole Mare’nin ortaklarından Selim Kaptan’ın mekânı. Mi Casa, yemekleriyle olduğu kadar barıyla da önemli bir sosyalleşme mekânı. Müziğin sesi gece 24.00’te kısılsa da, gelenler burada sohbet etmeye devam edebiliyor. En çok Jagermeister shot’lar tüketiliyor.

DELİ DELİ: Alaçatı Port’un en popüler noktası/barı… Et ağırlıklı restoranından çok, barmeid Rezzan’ın başında olduğu barıyla, bar muhabbetleriyle ilgi çekiyor. Yemek sonrası herkesin ilk cümlesi illa ki “Deli Deli’nin barına gidelim” oluyor.

KYDONIA VE FERDİ BABA: Karşılıklı iki Alaçatı Port restoranı. Kydonia, Ortaköy’deki Banyan’cıların açtığı Girit mezeleri ağırlıklı bir restoran. Ferdi Baba ise bir İzmir klasiği. Farkları, yemekleri kadar bir de şundan kaynaklanıyor aslında: Ferdi Baba’ya daha çok İzmirliler takılıyorsa, Kydonia’ya tam aksine İstanbullular geliyor.

SUPPER CLUB: İstanbullu Supper Club’ın Alaçatı versiyonu çok yeni açıldı. Ama gece yarısı sıkı elektronik müziği için gidilen yerlerden biri olup çıktı. Mekânın gündüz hali çok iyi değil. Çünkü denizi parlak sayılmaz. Ama akşam üstü partisi yapıyorlarsa, onun hatırına gidilir.

MARIA’NIN BAHÇESİ: Marka İstanbul’dan bildik, meşhur Selanikli Maria’nın restoranı işte. Oğulları Alex ve Pascal’ı da mekânda sıkça görmek mümkün. Yemeklere, mezelere laf yok zaten; Maria, doğal olarak iyi biliyor hem karşı yakanın hem de buranın lezzetlerini. Bahçe de, tam bahçe gibi. Üstelik Alaçatı cangılından uzakta olması da cabası…

BOBOU: Eski Seaside. Yüzölçümü hayli fersah bir plaj. Her gece farklı DJ çalıyor. Kâh Türkçe kâh yabancı. Bir bölümünde, Levendiz Meyhanesi var. Bazen Cenk Eren’in performansları da oluyor. Sürprizli bir Emre Ergani işletmesi Bobou. Her an, her şey olabiliyor.

GERİYE KALANLAR: Tam da Alaçatı kalabalığının orta yerindeki Tuval, El Beso ve Picante; elbette diğer önemli adreslerden, alternatiflerden. Yaya da öyle. Artık bir Alaçatı klasiği. Ama son zamanlarda Alaçatı’nın meşhur yürünemeyen caddesinde yükselişe geçen esas yer, Roka Bahçe. Ot, meze delisi iseniz oraya mutlaka uğrayın.

ÇİFTLİKKÖY MEKÂNLARI

FUN BEACH: Eskiden Kum Beach’ti. Rus milyarder Mikhail Prokhorov aldı ve işletmesini değiştirdi. Adı da Fun Beach oldu. Buranın değişmeyen tek şeyi buz gibi denizi. Fun Beach’in en ilginç yanı, plajın ikiye ayrılmış olması. Bir tarafta ‘halk’, sonlara doğru küçük tarafta ise ‘sosyete’ var. Bunu plajdakiler söylüyor tabii. Normalde böyle bir sınıflama yok. Ama sosyete tarafının şezlonglarına rezervasyon yapılabiliyor. Dolayısıyla orayı hep ünlü oyuncular, birkaç sosyetik isim kapıyor önceden. Fun Beach ile ilgili dikkat edilmesi gereken şey ise şu: Buzlu roze’leri. Ya buzlarından ya da iyi yıkanmamış bardaklarından mide bir süre sonra sarsılabiliyor. Bana öyle olmuştu en azından.

OKAN’S PLACE: Fun Beach’teki gibi yine buz gibi deniz, incecik kum. Ama ortam daha salaş, daha bohem. Bilen gidiyor buraya. Pek ortalıkta görünmek istemeyenler yani.

AYA YORGİ MEKÂNLARI

SOLE MARE: En eski Aya Yorgi mekânlarından. Gündüzleri 20’lik İzmirli kızlar ve erkeklerin sosyalleşme cenneti. Saat 18.00 gibi müzikle bir kopuşları var ki, görmeye değer hani. Geceleri ise bu 20’liklerin yanı sıra olaya başka ünlü kitleler de ekleniyor. Eğlence iyice kopuyor. Tabii ki Türkçe popla.

MARRAKECH: İzmir’in meşhur mekânı, iki-üç yıldır Aya Yorgi’de ve tıpkı Sole Mare gibi Türkçe pop hitleriyle coşturuyor insanları.

PAPARAZZİ: Bir Aya Yorgi klasiği. Koyun ucuna doğru olması en güzel avantajı. Aslına bakarsanız epeydir gitmedim. Eskisi kadar popüler değil.

CAFÉ Pİ: Eski Shayna’nın yerine konuşlanan İstanbullu Café Pi, diğer Aya Yorgi mekânlarını takip ediyor; daha doğrusu onların özelliklerini.
AQUA: Sıcak termal havuz içinde mojito muhabbeti. Evet, buranın olayı bu. Herkes havuza giriyor, birbirini kesiyor, keserken mojito yuvarlıyor. Sonra çok sıkılırsa havuzdan, arada denize girip serinliyor. Aqua’nın gece partileri de fena değil. Gidilesi…

NE ALINIR?

Geleneksel eşe dosta hediye alma seremonisi, Çeşme-Alaçatı’da keyfe dönüşüyor. Seçenek bol ama bu üçünü es geçmemek gerek.

Sabun: Geleneksel yöntemlerle üretilen organik sabunlara gösterilen ilgi, Türkiye sınırlarını aşmış durumda. En beğenilen sabunların başında zeytinyağlı geliyor. Damla sakızlı, papatyalı, kantaronlu çeşitler de çok satılıyor. Alaçatı pazarında seçenek çok.

Zeytinyağı: Ege’nin her yöresi gibi Çeşme de zeytinyağı cenneti. Yerli üreticilerin, şehirde bulamayacağınız ürünlerini denemekte fayda var.

Sakız reçeli: “Çeşme” deyince ilk akla gelenlerden. Mis gibi kokusu, kendine özgü tadıyla, orijinal bir hediye. Sakızlı tatlıları sevenler için harika bir lezzet.

NE YEMELİ?

Çeşme-Alaçatı yemeklerinin tadına doyum olmuyor. Başka yerde bulunamayacaklar listesi uzun.

Langusta (böcek) Izgara: Istakozun akrabası Langusta, sert kabuklu bir deniz canlısı. Haşlandıktan sonra, kömür ateşinde ızgara edilerek hazırlanıyor; ayıklanarak servis ediliyor. Eti, balığa göre biraz daha sert, tadı ıstakozla hemen hemen aynı.

Dondurma: Geleneksel yöntemlerle yapılan dondurmalar, Çeşme’nin spesiyalleri arasında. Özellikle sakızlısı mutlaka tadılmalı.

Sakızlı kurabiye: İlk bakışta un kurabiyesi sanılabilir. Ancak tadı ve kokusuyla, bildiğimiz un kurabiyesinden ayrılıyor; çünkü bu kurabiyelerin özelliği, Çeşme civarında yetişen sakız ağaçlarından üretilen damla sakızıyla yapılıyor olmaları.

Kumru: Kumru, belki de Çeşme’nin en meşhur yiyeceği; fakat Çeşme kumrusunu daha lezzetli kılan, salamın ve sucuğun kömür ateşinde pişerek hazırlanması ve kumru ekmeğinin özel olarak üretilmesi.

Çeşme kavunu: Uzun süre bozulmadığı için kışın da yenilebiliyor. Yalnız Çeşme’ye özgü, zira tohumları başka yerde tutmuyor. Yumuşak, hoş kokulu ve çok tatlı olduğu için tadını anlatmak isteyen herkes lokum benzetmesini kullanıyor. Kek, tatlı ve şerbet yapımında en çok kullanılan meyvelerin başında geliyor. Özellikle kavun şerbeti çok meşhur.

Kategoriler
Tatil
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Nasıl bir bavulla seyahate çıkmalıyım

    Nasıl bir bavulla seyahate çıkmalıyım?

    Büyük veya küçük, tekerlekli ya da normal, tek belki de çift bavul… Yanıma mı alayım, yoksa bagaja mı vereyim? Neleri yanıma alayım, neleri bavulda bırakayım? Daha birçok sorunuza pratik...
  • Amalfi sahilleri

    Limon Kokusuyla Büyülenmiş Amalfi Sahilleri?

    İtalyan olmama rağmen, hakkında çok şey duyduğum Amalfi sahillerine daha önce gitme şansım olmamıştı. Büyük bir heyecanla Paskalya tatili için dört günlük bir program yaptım. Bunca zamandır duyduğum harika...
  • Az Para Harcayarak Çok Yer Gezmek

    Az Para Harcayarak Çok Yer Gezmek

    Genellikle arkadaş ortamlarında dünyayı bedavaya gezmek isteğini hepimiz görüyoruz. Açıkçası bunun çok mümkün olmadığını faka “az para harcayarak çok yer gezmek” ve seyahat etmek daha mümkün olacaktır. Bunun için...
  • Bebeğinizle sorunsuz bir tatil için

    Bebeğinizle sorunsuz bir tatil için?

    Bebeğinizle tatile mi çıkıyorsunuz? Tavsiyelerimiz sayesinde bu iş sizin için çok kolay olacak… Çocuğunuzla tatilin tamamıyla farklı bir tatil olduğu kesinlikle bir gerçek. Eğer bu beraber ilk tatiliniz ise...