Çocuklarda hepatit

Çocuklarda da görülebilen Hepatit A ve Hepatit B oldukça tehlikeli olabilecek hastalıklardır. Ailelerin bu hastalıklar hakkında bilinçli olmaları, çocukların sağlıkları açısından önemlidir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emsal...
Çocuklarda hepatit

Çocuklarda da görülebilen Hepatit A ve Hepatit B oldukça tehlikeli olabilecek hastalıklardır. Ailelerin bu hastalıklar hakkında bilinçli olmaları, çocukların sağlıkları açısından önemlidir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emsal Sahillioğlu çocuklarda Hepatit A ve B hakkında önemli bilgiler verdi.

Hepatit A

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hastalığa yakalanma hızı, 5 yaş altı çocuklarda yüzde 100’dür. Hepatit A virüs (HAV) enfeksiyonu özellikle karaciğeri tutan akut bir hastalıktır. Etken zarfsız RNA virüsüdür. HAV infeksiyonu yüzyıllardan beri bilinen, sarılık salgınlarına neden olan ve genellikle kontamine olmuş hem su hem de gıdaların ağızdan alınması ile bulaşan, akut, kendini sınırlayabilen bir karaciğer hastalığıdır.

Bulaşma: HAV, dezenfektanlara ve ısıya dirençli olduğu için bulaşıcılığı yüksek olan bir mikroorganizmadır. Kötü hijyen koşulları, kontamine yiyecek ve içecekler, çiğ tüketilen deniz ürünleri infeksiyon açısından risk oluşturmaktadır. Parenteral yolla bulaşma, seyrek olmakla beraber ilaç bağımlıları risk altındadır. Cinsel yolla bulaşma çok nadir olup homoseksüellik bulaşma riskini arttırmaktadır. Küçük çocuklarda klinik belirti vermeden geçirilen enfeksiyon, uzun süre virüs yayılımına neden olur ve kişisel hijyenin yeterli olmadığı bu yaş grubu çocuklar hastalığın bulaşmasında önemli kaynak olurlar. Çocuk bakım yurtları ve ana okullarında bu yönden çok dikkatli olunmalıdır.

Kuluçka dönemi: Virüsün vücuda girmesinden yaklaşık bir ay sonra (15-50 gün) hastalığa ait ilk belirtiler görülmeye başlanır.

Klinik bulgular

■ Hafif ya da yüksek ateş, iştahsızlık, halsizlik, bulantı, kusma, aralıklı ve belirsiz karın ağrısı, kas ağrıları

■ Çocuklarda ishal, yetişkinde kabızlık

■ Daha az oranda öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı görülebilir.

■ Karaciğer ve dalak büyüklüğü, boyun arka lenf bezlerinde şişme olabilir

■ hastalığın başlangıcında koyu renkli idrar, açık renk dışkılama olur ve gözden kaçabilir.

Tanı

■ Karaciğer fonksiyon testlerinde artma

■ Serumda HAV tesbiti ile konur.

Hastalığın gidişi

Hastalığın şiddeti yaşla ilişkili olup, çocuklarda sarılık çoğunlukla görülmemektedir. Çoğu enfeksiyon hafif veya hiç klinik bulgu olmadan geçirilmektedir. Erişkinlerde hastalık ağır klinik tablolara yol açabilmektedir. HAV infeksiyonu yukarıda anlatılan tipik klinik tablo dışında vakaların yüzde 7’sinde atipik seyir gösterebilir. Bu atipik tablolar alevlenen (nüks) ya da tekrarlayan hepatit, kolestatik hepatit ve fulminan hepatittir.

Ayrıca hastalığın seyri sırasında, karaciğer dışı bulgularda gelişebilir, otoimmün hepatit tablosu eklenebilir.

Tedavi

Hastalığın başlangıcında yatak istirahati önemlidir. Diyet uygulaması gerekli değilcir, Çocuk zaten bulantı ve karın ağrıları nedeniyle yağlı ve kızartma gibi yiyecekleri tolere edemeyeceği için bu tür gıdalardan kaçınmak gerekir.

Bulaşma: Heryıl dünyada 1,4 milyon yeni Hepatit A vakası bildirilmektedir. Gerçek insidansın bunun 10 katı olduğu tahmin edilmektedir. HAV enfekte kişilerin gaitası içinde fazla miktarda atıldığı için en önemli geçiş şekli kişiden kişiye bulaşma ve ev içi bulaşmadır.

Korunma: Genel temizlik kurallarına uyma dışında bugün için aşı Hepatit A nın önlenmesinde en önemli korunma yöntemidir, ilk aşı çalışmaları 1979 yılında başlamış ve bugün çok ileri noktaya gelinmiştir.

Bir -iki yaş arasında aşının ilk dozu yapılır, altı ay- bir sene içinde ikinci dozu tekrarlanır. Aşılananların yüzde 10O’ünde ilk dozdan bir ay sonra koruyucu antikor düzeyi gelişir. Aşılamanın rutin olarak uygulandığı bölgelerde HAV infeksiyonlarında belirgin azalma saptanmaktadır.

Hepatit B

Hepatit B virüs (HBV) enfeksiyonu dünyada ve ülkemizde yaygındır. Tüm dünyada 500 milyon civarında kişi HBV ile kronik olarak enfektedir. Her yıl saptanan karaciğer hücrelerini tutan hepatosellüler karsinom olgularının yarısından çoğu, HBV’ye bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ve her yıl bir milyar kişi HBV enfeksiyonuna bağlı komplikasyonlar nedeni ile hayatını kaybetmektedir. HBV, zarflı DNA virüsüdür ve çok karmaşık bir yapıya sahiptir. Bu virüs eter, düşük pH, ısı, dondurma çözmeye karşı çok dirençlidir. Kimyasal ajanlardan yüzde 0,1 -0.2 gluteraldehit, yüzde 0.5-1 lik sodyum hipoklorit, izopropil veya etilalkol virüsü inaktive eder. HBV içeren kan, plazma ya da diğer kan ürünlerinin ultraviyole ışınlarına tabi tutulmasının infektivite ve antijenik yapı üzerine etkisi yoktur.

HBV infeksiyonunun en önemli risklerinden biri kronikleşmesidir. Akut enfeksiyonun geçirildiği yaş HBV kronik enfeksiyonunun gelişme riski ile ters orantılıdır. Prenatal HBV infeksiyonu geçiren bebeklerin yüzde 90 dan fazlası kronikleşir, bu oran 1 -5 yaş arası yüzde 25-50, çocuk ve erişkinde yüzde 2-6 dır. Kronik HBV enfeksiyonu geçiren çocuklar, kronik karaciğer hastalığı (siroz dahil) ve primer hepatosellüler karsinoma açısından risk altındadır.

Bulaşma: Hastalık, kan ve kan ürünleriyle karşılaşmaya da cinsel temasla bulaşır. Virüsle karşılaşmadan ortalama üç ay sonra (45-160 gün) klinik bulgular görülmeye başlar.

Klinik bulgular

Hepatit B infeksiyonu geniş bir dağılımda seyreden belirti ve bulgularla birlikte gidebilir.

Bunlar

■ Bulantı, kusma, yorgunluk gibi herhangi bir hastalık belirtisi olabilir

■ Koyu renkli idrar yapma, açık renkli veya camcı macunu şeklinde dışkı, yağlı dışkı, karın ağrısı

■ Sarılık ile seyreden (yüzde 25) tipik akut Hepatit bulgusu olabileceği gibi daha ağır tablolarlada ortaya çıkabilir,

■ Sarılık ve hiçbir yakınması olmayan çocuklarda tesadüfi kan tetkikleriyle de hastalık tesbit edilebilir. Bazen de eklem ağrıları, deri döküntüleri bulunabilir.

Tanı

HBV ile ilgili çalışmalar 1940-1950 yılları arasında başlamıştır. Çok sayıda kan transfüzyonu yapılan Avustralya kökenli bir Amerikalı’nın kanında bulunan bir antijene Avustralya (Au) antijeni adı verilmiştir. Daha sonraki çalışmalar, bu antijenin B Hepatit ile ilişkisini ortaya koymuş ve Hepatit B yüzey antijeni ismini almıştır. HBV tanısı önceleri belirli ölçüde yapılan serolojik testlerle sağlanmaya çalışılırken, 1980’li yıllardan sonra yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde hem serolojik hem de molekülertanı feniklerinde büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. HBV ile enfeksiyon oluştuğunda organizmada virüse ait çeşitli antijenlere karşı antikorlar meydana gelir. Enfeksiyonun özgül tanısını yapmak amacıyla, hasta serumunda bu antijenlerin ve antikorların varlığı araştırılmaktadır. Bu temel bilgi üzerine geliştirilen son derece gelişmiş testlerle

■Akutve kronik infeksiyonun ayrımını

■ infeksiyonun hangi evrede olduğunu

■ infektivite değerlendirmesini

■ bağışıklık durumunun tayinini

■ kan ve organ vericilerinin taranmasını artık rahatl ı kla yapabi I mekteyiz.

Tedavi

Diyet ve yatak istirahatinin tedavideyeri yoktur, Taşıyıcı ve kronik hastalar düzenli olarak izlenmeli, gerektiğinde tedavi başlanmalıdır.
Korunma: HBV enfeksiyonu tüm ülkelerin en önemli sağlık sorunlarından biridir. Ülkemiz yüksek-ortaendemik bölgeler arasındadır.

Bu nedenle son yıllarda tüm yenidoğan ve çocuklar aşı programına alınmıtır, Gebelikte de rutin HBV taraması yapılmaktadır. Hepatit B infeksiyonundan korunmada genel sağlık önlemlerinin alınmasının yanısıra aktif ve pasif korunmada büyük önem taşır.

PASİF KORUNMA: Hepatit B immünglobülin (HBIG) 3-6 ay gibi kısa süreli korunma sağlar ve sadece temas sonrası durumlarda kullanılır, Temas sonrası ilk 7 gün içerisinde yapılırsa etkili koruma sağlar, ancak infekte iğne batması gibi durumlarda ilk 48 saat içinde uygulanmalıdır.

Aktif korunma: ilk Hepatit B aşıları 1970’li yılların başlarında, plazma kaynaklı aşılardı ve enfeksiyon taşıma riski açısından tedirginlikyaratmaktaydı. 19901ı yılların başında rekombinant DNA aşıları kullanılmaya başlandı. Bu aşılar güvenilir ve yan etkileri yok denecek kadar azdır.

Aşı şeması, genellikle 0-1-6 ay aşı takvimine göre, 3 dozda uygulanır. Aşının etkili olması için yapılma şekli ve yeri önemlidir. Bu nedenle hekim veya kontrolü altındaki bir hemşire tarafından yapılmalıdır.

Aşılama sonrası bebek ve adölesanların yüzde 95’inde, erişkinlerin ise yüzde 90’nında koruyucu antikor fitresi oluşur. Annesi HBV taşıyıcısı olan bebeklere doğumdan hemen sonra HBIG ile birlikte aşı yapılır ve aşı programı diğer bebekler gibi devam edilir.

Sonuç

Ülkemizde uzun yıllardır çocuk hekimlerinin özel çabalarıyla, son yıllarda da sağlık bakanlığının aşı programı dahilinde olmak üzere ciddi şekilde Hepatit B aşılaması yapılmaktadır. Son aylarda Hepatit A aşısınında ulusal aşı programına girmesi, geri kalmış ülkelerden yoğun göç alan ve göç yolu üzerinde bulunan ülkemiz için sevindiricidir. Her iki viral hepatitin, geçirilen yaşlara ait özellikleri aşı ile korunma yapılmadığı takdirde ölüme kadar varan ciddi ve kronik hastalıklara, maliğniteye yol açabilir. Üsteliktedavi maliyeti aşı ile yapılan harcamaların kat kat üstünde olacaktır,

Kategoriler
Çocuk SağlığıSağlık

Benzer Konular

  • Bulaşıcı sarılık

    Bulaşıcı sarılık, ülkemizde sık görülüyor

    Temiz su ve gıda imkanlarının, yeterli hijyen koşullarının bulunduğu ülkelerde seyrek olarak görülen Hepatit A, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin halkının %70-98 kadarını etkileyebilen bir sağlık sorunudur. Hepatit A...
  • Her derdin bir çaresi var

    Her derdin bir çaresi var

    Doğal güzellik uzmanı Suna Dumankaya sizden gelen soruları yanıtlıyor. 29 yaşındayım yüzümdeki sivilce izlerinden nasıl kurtulabilirim? Sivilce izleri çok derin değilse AHA içeren ürünler kullanırsanız zamanla geçer. 25 yaşındayım...
  • Hepatit B’den korkmayın

    Hepatit B’den korkmayın

    Doğal güzellik uzmanı Suna Dumankaya sizden gelen soruları yanıtlıyor. Soru: Selam. Hepatit B hakkında bitkisel ne önerirsiniz. Duyduğuma göre bu konuda bilgi sahibiymişsiniz. Teşekkürler! Cevap: Hepatit B hastalığı için;...
  • Erkek Kısırlığının Çaresi ve Tedavi Yöntemleri

    Erkek Kısırlığının Çaresi ve Tedavi Yöntemleri

    Erkek Kısırlığının Çaresi ve Tedavi Yöntemleri Erkeklerde Kısırlık Kısırlık her zaman aileler için en büyük sorunlardan biri, belki de birincisi oldu. Bu sorun binlerce ailenin dağılmasına neden oldu. Kısırlığın...