Cinsel Sorunları Erken Fark Edip Çözüyoruz

25 yıl önce cinsel sorunların tedavisi için klinik çalışmalar başlatan Arşaluys Kayır değişimi anlattı. Yarım asır önce cinselliği konuşamayan Türk insanı, artık sorunlarını çözmek için çareler arıyor. Doktorlara ve...

25 yıl önce cinsel sorunların tedavisi için klinik çalışmalar başlatan Arşaluys Kayır değişimi anlattı.

Yarım asır önce cinselliği konuşamayan Türk insanı, artık sorunlarını çözmek için çareler arıyor. Doktorlara ve tedavi merkezlerine gidenlerin sayısı on binleri aştı. Kadınlar, orgazm olmanın ya da cinsel isteksizliğin ne anlama geldiğini biliyor ve önemsiyor. Tüm bunlara rağmen, kadınların yıllardır yaşadığı en büyük sorun hâlâ vajinismus…

Arşaluys Kayır

Arşaluys Kayır

Cinsellikle ilgili hazlar, sorular, sorunlar, endişeler insan var olduğu zamandan beri yaşanıyor. Ancak sorunların çözümü için o kadar eski bir tarih vermek mümkün değil. Avrupa’da, bundan 35-40 yıl önce, Türkiye’de ise 25 yıl önce cinsel sorunların tedavisi için klinik çalışmalar başladı. Türkiye’de cinsel sorunların çözümü için ilk adımları atan üniversite ise, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı.

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Cinsel İşlev Bozuklukları Birim Sorumlusu Prof. Dr. Arşaluys Kayır adını da şimdilerde tüm Türkiye biliyor. Çünkü o, Türkiye’nin cinsel sorunlarının portresini tam olarak çıkarabilecek durumda. Tam 24 yıl önce kurulan birimde birçok ilke imza atmış olan Kayır, cinsel sorunların hem psikiyatrlar hem de sorunları olanlar tarafından konuşulabilir hale gelmesini sağlamış bir isim. Çünkü, bunları konuşmanın bir güven ortamı sağlamaktan geçtiğini çok iyi biliyor. Bu güveni sağlamaksa o kadar kolay değil. Öncelikle, tedavi edecek konumda olanların cinsellikle ilgili tüm olumsuz önyargılarından kurtulmaları gerektiğini söylüyor.

Prof. Dr. Arşaluys Kayır ile bu 24 yıllık zaman diliminde Türkiye’nin cinsel portresinde nelerin değiştiğini konuştuk.

Batı ile Türkiye’nin, cinsel sorunlara yaklaşımı arasında tıbbi açıdan bir fark var mı?
1979’da Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği’nde cinsel sorunları görmeye başladık. 1970’li yıllarda Batı’da, doğrudan doğruya cinsel tedaviler başlamıştı. Biz de zaman geçirmeden, 10 yıl sonra başladık. Yani klinik olarak geç kalmış değiliz.

24 yılda sizinle birlikte neler değişti. Türkiye’nin cinsel portresinde ne gibi olumlu ya da olumsuz gelişmeler var?
Klinik çalışmalara başladıktan sonra, sürekli bu konuda çalışıyorum. O dönemde hastanelerde, psikoterapide çalışacak insan sayısı da azdı ve ben bu alana başladım. Dolayısıyla, bu 24 yıllık serüvenden çok memnunum, çünkü yerimizde kalmadığımızı, gelişme kaydettiğimizi biliyorum. Bazen yerimizde saydığımız söyleniyor; ama ben, içinde olan biri olarak, hem tedavicilerin hem de hasta grubunun ilerlediğini görüyorum. Biz gelişip kendimizi ortaya koydukça, hastalar daha çok gelmeye başladılar. Bu, birbirini besliyor. Artık insanlar cinsel sorunlarını bize telefonda bile anlatabiliyor; biz de çok rahat sorabiliyoruz.

Bunca yıla dönüp bakınca, kadınlar mı, erkekler mi daha çok başvuruyor ve hangi sorunlar geliyor?
1979’da bizim kliniğe az sayıda insan doğrudan cinsel sorunla geliyordu. Düzelmeye başlayanlar diğerlerini getirdi. Bunlar, doğrudan doğruya cinsel birleşmelerini tamamlayamamış olarak geliyordu. Ve daha çok kadınlar geliyordu. Vajinismus, Türkiye’de o zaman da en büyük sorundu, şimdi de… Vajinismus vajinanın istemsiz kasılmasıdır ama bizim toplumda birleşememe sorununda çoğu zaman kadın bacaklarını kapatıyor. Yani cinsel birleşmeye kadar her şey normal giderken, tam bir birleşme sağlanamıyor. Bu sorunla gelmeye başlamıştı insanlar. Ama sonra 1986’da Nokta dergisinde bir haber çıktı, ‘cinsel sorunlar tedavi edilebiliyor’ diye ve bu haberin ardından hasta sayısı hemen arttı. Batı’da az olduğu söylenen cinsel birleşme sorununun, Türkiye’de çok fazla olduğu görüldü, çünkü evlenene kadar bakire olmanın zorunlu olduğu ülkelerde bu sayı fazla. Mesela İrlanda’da da aynen Türkiye gibi bu sayı yüksek. Ancak artık bunu tedavi edebiliyoruz. Sorunun başladığı noktadan tedaviye başlamıyoruz, aksine çok daha öncesinden başlıyoruz. Her gün bir adım atılıyor. Cinsel birleşme sorununda biz, sorunu yaşayanlara, birleşmeyi şimdilik hiç denemeyin önerisinde bulunuyoruz.

Prof. Dr. Arşaluys Kayır’a göre: 24 yılda değişen cinsel yaklaşımlar
  • Eskiden daha çok kentli insanlar cinsel sorunların çözümü için başvuruyordu. Şimdi iletişim araçlarının artmasıyla her tür insan cinsel sorununu çözmek için doktora gidiyor.
  • Sorunun çözümü için daha kısa zamanda başvuruluyor.
  • Orgazmla ilgili sorunlar eskiden azdı, şimdi arttı.
  • Eskiden erkekler “Sen orgazm olmuyorsun, ben oluyorum. Bu, senin sorunun” diyebiliyordu, şimdiyse erkek tamamen katılıyor.
  • Erken boşalma ve orgazm sorunlarında, biriken öfkeler ve özellikle de ailelerin, büyüklerinin evde yaşamalarından kaynaklanan öfkeler var. Öfkenin çözümü için ailelerin ortamdan uzaklaştırılması, sorunu çözüyor.
  • Kadınların, eşlerinin az istekli olması durumunu çözmek isteyerek doktora başvurmaları yeni eğilim. Genelde tersi ağırlıklı sanılır ama öyle değil. “Eşimin isteği az, bu sorunu nasıl çözebiliriz” diye gelen kadınlar var. Bunlar 40 yaşa varmamış olan kadınların yaşadığı sorunlar. Yani kadınlar artık cinsel sorunları konusunda uyanık. Bazen bu başvuruların içinde “Eşim az istekli, eşcinsel olabilir mi” diye soranlar var. Artık her şey aile içinde kalmıyor.
  • Ufak çocuklarının eşcinsel olabileceğini düşünerek gelenler var. Anne ve baba doktora gidip bunu tartışabiliyor.
  • Tıp fakültelerinde uzmanlık alanı içine cinsellik ve cinsel işlev bozuklukları girdi. Bunun da eğitimi veriliyor. 8 ay boyunca bunun dersini almak durumunda öğrenciler. Yani uzman olacaklar bu dersleri almaktan sorumlu.

24 yıl önce gelenlerle şimdi gelenler arasındaki farkları özetleyebilir misiniz?
Bunu bir örnekle anlatmak isterim. Geçen yıl bir asistanım geldi ve 7 yıldır cinsel birleşme yapamamış bir evli çiftten söz etti hayretle. Bana göre bu, hayret edilecek bir şey değildi; çünkü eskiden çok daha uzun yıllar birleşme olmayan evliliklerle bize başvurulduğunu biliyorum. Ama şimdi artık bu tarihler aşağı indi. Erkekler sorunlarını çok rahat anlatamaz; hâlâ bu var ama biraz aşıldı. 20 yıl içinde halk, kimlerin dürüst tedavi ettiğini anladı.

Cinsel sorunlarla ilgili olarak eşcinsellerin bir rahatlaması söz konusu mu?
Eşcinsellikle ilgili sorunlarda değişim kesin olarak var; çünkü eskiden en başlarda daha çok, “Benim eğilimim bu yönde ve ben, bunu kabul etmiyorum, düzeltmek istiyorum” gibi isteklerle gelenler çoktu. Şimdiyse kabul edenler geliyor ve ailesine nasıl söyleyebileceğinin yollarını araştırıyor. Ve daha önemlisi, eşcinsel çiftlerin cinsel sorunlarıyla gelmeleri meselesi var ki; bu, ileri bir aşama. Bunlar geliyor ve sorunlarını çözüp gidiyorlar. Eşcinsel olarak hem kadın hem erkek başvuru oranı aynı.

Sadece sizin uyguladığınız bir grup terapisi var sanırım.
Evet. Bir de sadece benim uyguladığım bir tedavi yöntemi var. Aynı cinsel sorunları olanları, aynı gruplarda tedavi ediyorum. İnsanlar sorunlarının başkaları tarafından da yaşandığını görünce şaşırıyorlar ama çözüm daha kolay oluyor. Hatta kadınlar bu terapilerden sonra eşlerinin tavırlarının çok düzeldiğini söylüyorlar. Eşlerin, yani çiftlerin katıldığı durumda daha çok psikolojik ve sosyal sorunlar tartışılıyor.

Kategoriler
Cinsel Sağlık
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Kokunun çekimi

    Kazara Seksi

    Anlamlı bir gülüş, bakış, iltifat veya hafif dokunuş gibi, cinsel birleşmeyi amaçlayarak ilettiğimiz açık işaretlerin nasıl işlediğini hepimiz biliyoruz. Ama her gün, kontrol edemediğimiz bilinçdışı birçok işaret yaydığımızın da...
  • Birleşme Olmadan Seks Olur mu

    Birleşme Olmadan Seks Olur mu?

    İlk defa harika bir orgazm yaşadığım anı dün gibi hatırlıyorum. Yaklaşık 30 yaşındaydım. Evet, biliyorum, birçoğunuz bekâretimi çok geç kaybettiğimi sandı şimdi… İşin gerçeği bu olay sırasında bakire falan...
  • Erkeklerin Cinsel Arzusu, Gerçekten Kadınlardan Farklı mı

    Erkeklerin Cinsel Arzusu, Gerçekten Kadınlardan Farklı mı?

    Arzu miktarı söz konusu olduğunda cinsiyetler arasında bir fark yoktur. Fakat gerçek yaşama bu böyle yansımaz. Toplum, insan cinselliğini kontrol etmek istediğinde, ilk yaptığı kadının arzusunu nizama sokmaktır. Freud’un...
  • Ergenlikte Cinsel Özdeşim

    Ergenlikte Cinsel Özdeşim

    Modern ergenlik psikolojisinin babası olan G.Stanley Hall ergenliği “fırtına ve stres” ; zamanı olarak betimledi ancak bu görüş yeni arastırmalarda desteklenmedi.Ergenlik değişik biçimlerde tanımlandı: ´´Psikoseksüel gelişimin dört evresinin sonuncusu…´´(Blos,1962);...