Çingeneler ve Getto Savaşları

Çingeneler ve getto savaşları haklarındaki yanlış kanıyı silmek için mücadele eden Çingene Kültürünü Araştırma Federasyonu Başkanı Mustafa Aksu, geçenlerde, Ankara’ya geldi ve başta ANAP olmak üzere bazı kurumları ziyaret...

Çingeneler ve getto savaşları haklarındaki yanlış kanıyı silmek için mücadele eden Çingene Kültürünü Araştırma Federasyonu Başkanı Mustafa Aksu, geçenlerde, Ankara’ya geldi ve başta ANAP olmak üzere bazı kurumları ziyaret etti.

Hedefi yasalar, sözlükler ve kitaplarda Çingeneler aleyhine olan ifadelerin temizlenmesine yönelik kampanyasına destekti.

Çingeneler ve Getto Savaşları

Aksu, raporunda, yaratılan olumsuz Çingene imajının kaynaklarını tek tek açıkladı ve saptamalarda bulundu:

Ülkemizde Çingenelerin kırk asır önceki hurafelerden oluşan önyargılarla inançsız, nikâhsız, sünnetsiz olduklarını, isteseler de inançlı olamayacaklarını, İslamiyet´in Çingenelerle evliliği yasakladığını, bunların Kuran´da yazılı olduğunu zannedenler var. Çingeneler, bazı kitap, sözlük ve ansiklopedilerdeki yazılarla aşağılanmakta ve suçlanmaktalar. Örneğin; Milli Eğitim Bakanlığı ve Türk Dil Kurumu tarafından onaylı bazı sözlüklerde Çingeneler `Cimri, eli sıkı, hasis, arsız, yüzsüz, hayasız ve çığırtkan’ olarak tanımlanmakta. MEB’nin Türk Ansiklopedisi´nde Çingeneler `Pis, ilkel, eğitimsiz, sosyal yaşamları düşük, cellat, çengi, dilenci’ olarak gösterilmekte. Kültür Bakanlığı’nca yayımlanan `Türkiye Çingeneleri’ isimli kitabın 24. sayfasında Çingeneler, dilenci, kavgacı, çok eşli, genelev işletmecisi olarak tanımlanmakta.”

Çingenelerin bu feryatlarını haklı buluyorum. Zira başta İstanbul olmak üzere bazı şehirlerde yaşanan getto savaşlarının sonuçları ortada.

Hejar’a 65 bin dolar

Kültür Bakanı İstemihan Talay, 45 milyar lira ile desteklediği `Büyük Adam, Küçük Aşk’ filminin bakanlığınca değil, Denetleme Kurulu tarafından yasaklandığını söylemişti. Talay, iyi hedeflerle yola çıkılırken, filmin senaryo ve adında değişiklikler olduğunu, hedeflerden sapılmasıyla da filmin efsununun yok edildiğini belirtmişti. Ayrıca film için verilen 45 milyar liralık paranın geri isteneceğini vurgulamıştı.

Kamuoyundan gelen tepkiler yüzünden filmden desteğini çeken Talay, aslında `Büyük Adam, Küçük Aşk’ için daha da büyük paralar vermeye hazırlanıyordu. Kültür Bakanlığı’na bağlı Tanıtma Fonu Kurulu Temsilciliği vasıtasıyla bu filme 65 bin dolar daha verdirmek üzereydi. Bakanlık müsteşar yardımcısı Kemal Fahir Genç imzasıyla, Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu’ndan filmin, Amerika’da, Oscar Ödülü´ne aday gösterilmesi için 65.531 dolar talep ediliyordu. Dilekçede, filmin ilk beş aday arasına girme şansı olduğu gibi şaşaalı sözler yazılıyordu.

Acaba bakan bey hakikaten kandırıldığı için mi, yoksa basın üzerine geldiği için mi `Büyük Adam, Küçük Aşk’, pardon `Hejar’ isimli filme tepki gösterdi?

İçimiz dışımız Latin oldu

21. yüzyıla Avrupa’nın kapısında bekleyerek giren Türkiye, Batı-Doğu ikileminden sıyrılacak gibi görünüyor. Nasıl mı? Özellikle müzikle başlayıp yavaş yavaş sportif, kültürel ve ekonomik alana kayan Latin trendleriyle. Her gün Latin bir şey tüm sıcaklığıyla bizi selamlıyor. Türk insanı, Avrupalının kibrinden çok uzakta, hatta zıt yönünde yeni bir kültürün etkisi altına girmiş durumda. Yakında Türkiye’nin bir Latin ülkesi olduğu ilan edilip Avrupa Birliği’ne sırtını bile dönebilir.

Geçenlerde Tenis Kulübü’nde karşılaştığım Capital Radyo´nun sahibi İsmet Kalafatoğlu ile bu konuyu konuştuk. Kendisinin Latin akıma sıcak bakmadığını öğrenince de nedenini sorma gafletinde bulundum. Kalafatoğlu, Capital Radyo olarak bir konseptlerinin olduğunu ve yayın akış tarzının tamamen Amerika’dan aktarıldığını belirtirken, “Bizim dinleyicimiz Latin müziğine girmememiz nedeniyle oldukça mutlu” dedi.

Hakikaten de düşündüm, Latin diye diye, biz farklı bir senteze doğru gidiyoruz. İspanyolca bir şarkının ardından Yunanca ya da Arapça bir şarkı, üzerine Fransızca bir melodinin Cezayir veya Tunus asıllı şarkıcısından yorumu.

Turizmciler panikte

Amerika, Irak’a saldıracak mı? Saldırınca kara harekâtı mı, yoksa hava taarruzu mu olur? Bu ve buna benzer birçok soru yanıt ararken, Türk turizmi gelişmelerden hiç de memnun değil. Zira, ABD her an Irak’ı vurabilir düşüncesiyle rezervasyon iptalleri yaşanıyor. Türkiye’yi savaş bölgesinde gören, özellikle Avrupalı turistler tedirginlik içinde. Gerçi ABD Başkan Yardımcısı Cheney’in son Ankara ziyaretinden sonra Irak’a, şimdilik operasyon yapılmayacağına dair rahatlatıcı sözler geldi, ama rezervasyonlar halen normale dönmüş değil. Tüm turizmciler ağız birliği etmişçesine “Müdahale yapılacaksa, eylül ayından sonra yapılsın” diyor ve Körfez Savaşı esnasında yaşadıkları olumsuzlukları örnek veriyor.

İşte bu olumsuzluklara rağmen ülkemizde, turizm adına güzel şeyler de oluyor. MNG Holding´in sahibi Mehmet Nazif Günal’ın 120 milyon dolarlık yatırımıyla, Akkanat Holding´in sahibi Ali Akkanat’ın 60 mmilyon dolarlık yatırımı gibi.

MNG Holding, 3 turizm yatırımına son sürat devam ediyor. İstanbul’da Dünya Ticaret Merkezi içinde bir otelle Antalya’da, Kremlin Palace ve White House Golf Otel´in yapımı kesintisiz sürüyor. 5 bin yataklı bu yatırımların maliyeti ise 120 milyon dolar.

Ali Akkanat ise ülkemizin ilk 7 yıldızlı otelini Antalya Belek’te inşa ediyor. 32 delikli dev golf sahası ve 52 süper lüks villasıyla bu tesis, dünyadaki zenginlere hitap edecek. Birbirinden en az 300 metre uzaklıkta kurulan her villada, yüzme havuzu, özel hizmetçiler ve süper lüks eşyalar olacak. Antalya’da şu an faaliyet gösteren golf sahalarının en büyüğünün 18 delikli olduğunu düşünecek olursanız, Akkanat’ın 32 delikli golf sahasının iki misli büyüklüğe ulaştığını hesaplayabilirsiniz.

Her iki turizmciyi de kutlamak lazım. Zira, ekonomik kriz, Afganistan operasyonu, Irak derken yatırımlarına hız kesmeden devam ediyorlar.

Kategoriler
Köşe Yazıları
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Türk Çingeneler

    Türk Çingeneler çok çok iyi

    Çingeneler üzerine araştırmalar yapan Adrian Mash ile Türk ve dünya Çingenelerini konuştuk… Mash, Greenwich Üniversitesi’nde Çingene kültürü üzerine dersler veriyor ve araştırmalar yapıyor. Mash’a göre, park yasağının ve ırkçılığın...
  • Çingeneler

    Homeros, Libretto Yazarsa ya da ”II Trovatore” Üstüne

    Bu yazıda, Adorno ile Horkheimer’ın “Aydınlanmanın Diyalektiği” adlı eserlerindeki “Odysseus”u, yorumsama yöntemlerine koşut (parallel) bir yaklaşımla, Verdi’nin “Il Trovatore” isimli opera eserinin metni ele alınacaktır. Bu ele alıştan önce,...