”Cesur Ses” Sustu

Jean Dominique, sabah 6 sularında radyo binasının önüne geldiğinde üstüne iki namlu çevrildi. Başına, boynuna ve göğsüne 7 kurşun saplandı. “Cesur Ses”, yere yığıldıktan sonra birkaç dakika daha yaşayabildi…...

Jean Dominique, sabah 6 sularında radyo binasının önüne geldiğinde üstüne iki namlu çevrildi.

Başına, boynuna ve göğsüne 7 kurşun saplandı. “Cesur Ses”, yere yığıldıktan sonra birkaç dakika daha yaşayabildi…

Jean Dominique

Jean’ı ve sert politik yorumlarıyla dikkatleri  üzerine çeken karısı Michel Montas’ı, bundan 10 yıl kadar önce, Duvalier sonrası dönem ile ilgili kitabımı yazmakta olduğum sıralarda tanışmıştım. Jean’ın gözleri, derisi kadar açıktı. Michel ise Simone Signoret’yi andırıyordu: bakımlı bir Signoret, ama…

Jean, radyonun kral olduğu Haiti’de en ünlü gazeteciydi ve çevresi oldukça genişti. Onu tanımayan yoktu. Son yarım yüzyıllık dönemdeki bütün gayrimeşru aşk hikâyeleri hakkında yorumlar üretir ve insanlığın kusurlu doğasının çırılçıplak sergilendiği, tüm Haiti yurttaşları arasında “la classe” olarak bilinen politikanın elit kesimi için politikanın aptalları, yalancıları türünden yakıştırmalar yapardı.

Jean Dominique 2Radyodaki programı, haftanın altı günü her sabah yayınlanırdı. Haiti politikasını anlayabilmeniz için, Jean’ın ardarda perdeye bindirdiği karmaşık olaylar zincirini çok dikkatlice izlemeniz gerekirdi.Yorumcunun hayatıyla ne kadar da örtüşüyordu her şey Haiti’de: Jean, Duvalier’in polisleri tarafından dövülmüş ve iki kez sürgüne gönderilmişti. Kardeşi de, bir darbe teşebbüsü sırasında (Papa Doc) gümbürtüye getirilerek öldürülmüştü. 1990 seçimlerinde rahip Jean-Bertrand Aristide’yi desteklemişti, ama o dönemde yetkisini kötüye kullanan yöneticilere karşı sesini ilk yükselten de o olmuştu.

Gerçek şu ki, güç, Haiti’de tehlikeli bir oyun… Jean, bu oyunun kurallarını çok iyi biliyordu. Ama kendini dokunulmaz sandı. Hem 69 yaşında bir ihtiyar hem de çok tanınan biri olması nedeniyle hedef seçilemeyeceğini düşünüyordu. Yanıldı… Çok-yakın tarih: Haiti’de seçimle iş başına gelmiş bir yönetim var, ama Başbakan etkisiz, Meclis işlevsiz. Buna rağmen seçimler ertelenmişti ve silahlı çeteler terör saçıyordu. Bu terör Jean’ı da yedi.

Jean, terörün aşılacağına, güzel günlerin kapıda olduğuna inanıyordu. Sabırsızdı da… Ölümünden birkaç hafta önce, yakın dostu Le Monde muhabirine, “Ellerinde silahlarla konuşan insanlara tahammülüm yok,” demişti.

Son zamanlarda, eleştiri okunu, Haiti yönetiminin etrafındaki şiddet yanlılarına çevirmişti. Birileri oldukça rahatsız olmuş olmalı ki, oku kırdılar. Haiti, tam bir kiralık kaatil cenneti. Normal kelle fiyatı: 150 Amerikan doları. Jean gibi tanınmış simalar için tarifeye bir sıfır daha ekleniyor: 1.500 dolar… Risk yüzdesi sıfır. Haiti polis kayıtlarında hiç bir suikastin zanlısı (bile) yok. Burada bir gelenekten söz ediyoruz: Suikastler ve darbeler, ülkede iktidara gelmenin en etkin iki yöntemi…

Jean’ın ölümü, Haiti’de hiç kimsenin dokunulmazlığı olmadığının bir kanıtı. Stalin’in sözü doğrulandı: “Adam yok, sorun yok!”

Haiti’deki gelenekten söz ettik: Darbeciler darbeyi yaptıktan sonra ilk iş olarak havaalanlarını kapatırlar ve radyoları sustururlardı. Jean’dan sonra, artık sadece havaalanlarını kapatmak yetecek…


New Yorker, April 17, 2000

Kategoriler
Yaşam
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • Hayat Karabekir Feyzioğlu

    “İstanbul Kara Çarşaflılarla Dolacak”

    Kâzım Karabekir bunları söylediğinde, silah arkadaşı Mustafa Kemal, inkılapları gerçekleştiriyordu. Onu hep, Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden biri olarak bildik. Oysa ikisi, cumhuriyetin ilk yıllarında ayrı saflara geçmişti. Mustafa Kemal,...
  • Kent FM’in programcıları, Kaybedenler Kulübü

    Kaybedenler Kulübü

    Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk. Altıkırkbeş Yayınları’nın ve Trip Cafe’nin sahipleri, Kent FM’in programcıları, Kaybedenler Kulübü’nün üyeleri. Olağan bir akşam üstü. Gece insanlarının hazırlık yaptığı saatler. Her vakit geceyi...