“Çemberimde gül oya”

Okuya okuya sayfalarıın aşındırdığım, okumayı çabucak söktüğüm ve okumayı delicesine sevdiğim için hediye edilen ilk kitabımdı… Samed Behrengi yazıyordu “Bir Şeftali Bin Şeftali” başlığının üzerinde. Ekranda bir dizi izliyordum...
Çemberimde gül oya dizisi

Okuya okuya sayfalarıın aşındırdığım, okumayı çabucak söktüğüm ve okumayı delicesine sevdiğim için hediye edilen ilk kitabımdı…

iclal aydın

İclal Aydın

Samed Behrengi yazıyordu “Bir Şeftali Bin Şeftali” başlığının üzerinde.

Ekranda bir dizi izliyordum cuma gecesi. Gencecik bir öğretmen çocuklarına okusunlar diye kitaplar veriyor. Biri de o kitap işte. “Pıt” ediyor kalbim. “Pıt pıt…”

Sonra sakıncalı buluyor müdür bey ve okul bahçesinde yakıyor kitapları. Öğretmen ağlayarak bakıyor yanan kitaplara…

Genç öğretmenin gözyaşları 24 yıl öncesine götürüyor zihnimi…

Tam da bu mevsimdi… Yaprakların havada savrulduğu, babaların eve dönmediği günlerdi. Banyo sobasında yanan kitaplarına ağlayarak veda eden büyükleri anlamıyordu çocuk aklım. Sevdiklerini neden yakıyordu ki bu insanlar?

Korktukları için diye fısıldıyordu içimde bir ses…

***

“Türkiye’yi sevmeyi yanlış anladılar” dedi ekrandaki öğretmen. “Bu yaşadıklarını ve çocukluğunu sakın unutma. Unutma ki anlatabilesin, yazabilesin bunları.”

Çocuk kara gözleriyle baktı öğretmenine ‘Ya beni de yanlış anlarlarsa?” diye sordu. “Olsun, sen yaz, nasılsa bir doğru anlayan, hak veren çıkacaktır” dedi öğretmen. Çocuk yanından uzaklaşırken “küçük” diye seslendi öğretmen arkasından…

“Senin adın ne?” O sırada kare dondu. “Yazan – yöneten Çağan Irmak” yazdı küçük kara gözlü çocuğun görüntüsünün üzerinde…

***

Geçen hafta ilkokul öğretmenimi ziyaret ettim. Elleri hiç değişmemiş. O eller ne güzel yazılar yazar, çiçekler çizerdi. Şimdi toprak vazolar, vitraylar yapıyormuş…

Oturma odasının duvarında “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” asılıydı. Yıllardır aynı evde oturuyor. Küçük bahçeli evi vermemiş müteahhide. Yıktırmamış ve bir apartman oturtmamış anıların üzerine.

Yağmur yağıyordu, çay içiyorduk.

“Gezdin mi mahalleyi?” dedi. “Gezdim” dedim.

Birbirimize baktık. Semire öğretmenim, ben ve eşi Mehmet abim.

“İyi ki yazıyorsun” dedi.

“O günleri, o sokakları, o anıları yazdıkça sen, nasıl mutlu oluyorum bir bilsen. İyi ki unutmamışsın çocukluğunu. İyi ki kalbinde tutuyorsun birlikte öğrendiklerimizi.”

“Bazen yoruluyorum, beni yanlış anlıyorlar” dedim. “Sakın ha” dedi. “Yazmaya devam et, mutlaka bir anlayan, hak veren, sana inanan olur.”

“Bize öğrettikleriniz bazen canımı acıtıyor” dedim.

Şaşırdı. “Bize ülkeyi sevmeyi öğrettiniz. İnsan olmak, düzgün konuşmak, düzgün yaşamak ve temiz kalmak gerektiğini. Kirli ayakkabıların ayıp olduğunu. Koşulsuz dürüstlüğü ve üretkenliğin namus olduğunu…”

Bir daha baktık birbirimize..

“Sen devam et” dedi öğretmenim. “Yalnız değilsin. İnsan nasıl sevmez doğduğu toprakları? Senin gibi birileri mutlaka vardır” dedi… Sarıldım öğretmenime. Kokusunu çektim içime.

***

Çemberimde Gül Oya diye bir dizi.

Çağan Irmak dizinin yönetmeni ve öykücüsü. Gözlerimde çocukluğumun bütün cam kırığıyla izliyorum yaptıklarını. Çağan bizim sınıftan mıydı diyorum bazen, yoksa aynı kaderden mi?.. Bilmiyorum…

* Ankara Yenimahalle Gazi Osman Paşa İlkokulu 1982 mezunlarından 5-E sınıfının tüm öğrencilerini 8 Ocak 2005te Ankara’ya bekliyorum.

O günlerden kalmış neyiniz varsa alıp gelin…

Kategoriler
Kızlar Klübü
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • İclal Aydın seksi

    Kendine Bakmak Bir Mesaidir…

    Yaz geldi geliyor derken, sonunda kapıyı çaldı. Hayatı benim gibi kahvaltı, akşam yemeği ve çay sofralarında daha çok sevenler için yılın o bir parça endişeli haftaları başladı yani.. Söyleşi...
  • İclal Aydın Resim

    Kapadokya…

    Güneşli ama bir o kadar da soğuk bir Mart sabahında Orta Anadolu üzerinde süzülüyordu uçağımız… Nevşehir’e indiğimizde ise soğuğu iliklerimizde hissetmeye başlamış ancak tertemiz havayı da ciğerlerimize çekiyorduk. Sevgili...
  • İclal Aydın Köşe yazıları

    BİR TEPKİ VER

    Teksir makinesi derlerdi. Yazdıkları bildiriyi çoğaltırlardı bu makineyle. Onlar bildiri çoğaltırken arkadaşları afişlemeye ve duvar yazılarına çıkarlardı. Mor harfli saman kağıt tomarları ile bildirilerini pazar yerlerinde, duraklarda, şehrin kalabalık...
  • iclal aydın yazıları

    İNATÇI SEVİNÇLERİM

    Ben aslında iki yaşındayım. Evet, iki yaşımı biraz geçtim, üçe doğru yol alıyorum. Eğer ömrümün ilk yarısı kırk yaşıma kadar olansa ve bir bu kadar daha yaşayabilirsem demek ki...