Çekim Yasası İşlemiyor

Söz konusu ‘çekim yasası’ Newton’ınki değil elbette. Kuantum dünyasının kapılarından süzülen yeni çağ düşüncesinin ‘yasa’sı. Akıllar çok karışık. Neyi, nasıl, ne kadar etkiliyoruz? Hani her şeyi değiştirmemiz mümkündü; şimdi...

Söz konusu ‘çekim yasası’ Newton’ınki değil elbette. Kuantum dünyasının kapılarından süzülen yeni çağ düşüncesinin ‘yasa’sı.

Akıllar çok karışık. Neyi, nasıl, ne kadar etkiliyoruz? Hani her şeyi değiştirmemiz mümkündü; şimdi ne oldu? ‘Kuantum teorisi’ de neyin nesi? Tüm bunları Dr. Quantum’dan iyi kim bilebilir?

Dr. Quantum

Birkaç yıl öncesine kadar biz sıradan ölümlülerin hayatında, Heisenberg’in belirsizlik ilkesi, Schrödinger’in kedisi, Higgs parçacığı gibi kavramlar yoktu. Bütün bunlarla bilim insanları ilgilenirdi. Newton’ın yer çekimi yasası dışında çekim yasası tanımaz, düşünce gücüyle de, “İyi şey söyle, iyi şey olsun”dan başka işimiz olmazdı. Ama bir gün birileri çıktı; herkesin istediği her şeyin olabileceği, bambaşka bir dünya vaat etti. Üstelik bütün bunların bilimsel temeli olduğunu iddia ediyor, kuantum fiziğinin tam da bunu anlattığını savunuyorlardı. Çünkü kuantum fiziği, atom altı parçacıkların tıpkı ışık gibi yalnız dalgalar halinde değil, bir an bir yerde, başka bir an başka bir yerde belirecek şekilde hareket ettiğini ortaya koyuyordu. Peki, parçacıklar nerede beliriyorlardı? İşte hikâyenin bizi ilgilendiren kısmı burada başlıyor. Çünkü olasılık sonsuz. Dolayısıyla tüm varlıklar gibi insanlar için de sonsuz. Düne kadar yalnız bilim insanlarını ilgilendiren kuantum fiziği de böylece günlük hayatımızda arzı endam etti. Kuantum fiziğini temel alan düşünce teknikleriyle hayatımızı nasıl değiştireceğimize ilişkin yüzlerce kitap, onlarca dvd ve cd raflardaki yerini aldı.

Evreni şekillendiren bilinç mi?

Bu yeni çağ düşüncesinin en önemli temsilcilerinden biri Dr. Fred Alan Wolfe, ya da evren, hayat ve her şeyle ilgili sırların peşinde olanların bildiği adıyla Dr. Quantum. UCLA diplomalı bir fizik doktoru olarak bu konuda tam bir ehliyete sahip. Daha da önemlisi bir iletişim profesyoneli. Teorinin her boyutunu net ve basit bir dille anlatıyor. Türkçede şimdiye kadar üç kitabı yayımlandı. ‘The Secret’, ‘What The Bleep Do We Know’ gibi çok satan belgesellerde, kuantum fiziği ve düşünce/bilinç ilişkisini açıkladı. Dr. Wolfe, geçtiğimiz günlerde de TEDxReset’in ‘Ya Yanılıyorsak?’ başlıklı konferansında konuşma yapmak için İstanbul’daydı. Hazır buradayken, fizik çalışmalarından yeni çağ filozofluğuna giden yolu, teorinin ana hatlarını, olası sonuçlarını, Dr. Quantum’un kim olduğunu kendisine sorduk.

çekim yasası

Sizin için her şey ne zaman başladı?
Çocukken sihir ve ışığa büyük ilgi duyardım; sihirbazlık numaraları yapardım. Ve küçüklüğümden beri hep tek bir sorunun yanıtını merak ettim: Tanrı, evreni ve dünyayı nasıl yarattı? Sihir yaparken, bütün numaraların ışıkla yapıldığını gördüm; o zaman etrafımdaki her şeyin bir çeşit illüzyon olduğunu fark ettim. Bunu anlamak beni çok heyecanlandırdı. Bu nedenle önce Şikago’daki Illinois Üniversitesi’nde fizik öğrenimi gördüm, sonra UCLA’da teorik fizik alanında doktora yaptım; fizik profesörü oldum.

Kuantum fiziği üzerine çalışmaya nasıl başladınız?
Başlangıçta kuantum fiziğine yönelmedim. Ne yapacağım konusunda kararsızdım. Mühendis de olabileceğimi düşündüğüm için, uygulamalı dallarla daha çok ilgilendim. Yapmaktan, inşa etmekten çok hoşlanıyordum. Ama sonra kuantum fiziğiyle ilgilenmeye başladım.

Neden?
Çünkü kuantum fiziğinde çok büyük bir gizemin saklı olduğunu fark ettim. Bize, gerçeklik alanındaki bilinçli gözlemlerimizin, gözlemlediğimiz şeyleri etkileyebildiğini, değiştirdiğini gösteriyor. Dolayısıyla, zihin ya da bilinç, evrenin oluşmasında, şekillenmesinde de rol almış olmalı. İşte benim tam olarak bilinçle, zihinle ilgilenmemin nedeni bu. Kuantum fiziği, bunu anlamada bize yardım ediyor.

Bilinç nasıl bir rol oynuyor? Bu etkileşimi açıklar mısınız?
En açık ve basit tanımı şöyle: Neyi ve nasıl gözlemlediğiniz, gözlediğiniz şeyi değiştirir; nasıl gözlemlendiğiniz de sizi. Gözleyeni değiştirirseniz, gözlenen de değişir. Sizi belli bir şekilde gözlersem, nasıl gözlediğime bağlı olarak değişirsiniz; siz de beni değiştirirsiniz. Evren sürekli değişiyor. Bütün bu değişim yumuşak, ama son derece hızlı oluyor.

Eğer etrafınızdaki insanlara kendilerini küçük ve önemsizmiş gibi görmelerini sağlayacak şekilde bakarsanız, önemsiz ve küçük insanlar gibi davranmaya başlarlar. Eğer onlara Tanrı’nın yarattığı harika insanlar gibi bakar, gözlerseniz, onlar da öyle davranırlar.

Siz, bunu günlük hayatınızın her aşamasında, neyle karşılaşırsanız karşılaşın uygulayabiliyor musunuz?
Evet, her zaman bunu yapıyorum. Bana göre karşılaştığım herkes Tanrı’dır. Etrafımdaki insanların Tanrı’nın gözleriyle bana baktıklarını, beni gözlemlediklerini düşünürüm. Onun için, ben de karşılaştığım her insanı Tanrı’yla karşılaşmış gibi gözlerim. Onlara eşit biçimde nezaketle davranırım. Herkese saygı, neşe, sevgi, anlayış ve hep iyi sürprizlerle karşılaşma isteğiyle yaklaşırım. Bunu gündelik hayatımıza ancak böyle uygulayabiliriz.

“Siz Değişin, Her Şey Değişsin”

Çekim yasası hakkında ne düşünüyorsunuz? Evrenden ne istersek isteyelim sahip olabilir miyiz?
Hayır. Çekim yasasının işlediğine inanmıyorum. Sırf siz istediniz diye istediklerinizin olması mümkün değil. Ama istemeye başladığınızda, dikkatiniz ister istemez zaten isteğinize yönelir. Çevrenize o gözlerle bakar, sizi isteğinize ulaştıracak adımları atmanızı sağlayacak fırsatları, olanakları görmeye başlarsınız. Eğer bu gözlerle bakmazsanız, göremezsiniz. Dolayısıyla, yine her şeyi kendiniz yapmış olursunuz. Ama yalnızca ne istediğinizi gerçekten bilirseniz, sizin istediğiniz yönde bir şeyler olmaya başlar, anlamlandırabileceğiniz şeyler yaşarsınız. Evren, her zaman pek çok olanakla dolu. Bunları görebilme ve onlardan yararlanma olasılığınız var. Ama çok iyi gözlemlemek zorundasınız. Eğer kendinizi değiştirirseniz, etrafınızdaki her şeyi de değiştirirsiniz. Dünyanız değişir. İşte bu kuantum fiziğidir.

Bazı bilim adamları bu konuda kuşkulu. “Bu bir inanç, bilim değil” diyorlar.
Eleştirileri, ‘What The Bleep Do We Know’ gibi benim de yer aldığım filmlerden kaynaklanıyor. İnsanlar bu filmden birçok şey öğrenebilir ve kendilerini çok farklı şekilde değerlendirmeye başlayabilir, ama bu bilimsel değildir. Bir filmi bilimsel açıdan eleştirmek çok saçma. Film filmdir. Ben de filmdeki her şeye inanmıyorum, tıpkı birçok filmde inanmadığım gibi. Ama bu yalnızca film.

Yeni projeleriniz var mı?
Zaman kavramı üzerine yeni kitap çalışmam var. Adı, ‘Time loops, space twists: How God created the universe’.

Kategoriler
RöportajUzay
Henüz Yorum Yok

Cevap bırakın

*

*

Benzer Konular

  • RUHSAL ENERJİ

    RUHSAL-TEKNOLOJİK

    Bir Öze ait Doğal Enerjinin bu Öz’e bağlı olan uydu canın varlığında her halükarda kendi kapasitesine uygun olan tamlıkla bulunması gerekir. Ancak genellikle bu uydu canların Dünya ortamında bedenlenip,...